nöbetçi öğrenci olunan gün bürünülen diplomat ciddiyeti
başlık "echabrenef7091" tarafından 06.02.2024 16:26 tarihinde açılmıştır.
1.
vardır böyle bir şey. hepimiz öğrenciyken bir günlüğüne nöbetçi öğrenci olarak görevlendirilmiş, dersten işten güçten kaytarmak için güzel bir fırsat edinmişizdir müdür yardımcısı tarafından. o gün sınıfa girmeyip bir köşede oturur, genellikle sınıf defterlerini ilk dersin başında sınıflara dağıtıp son dersin sonlarına doğru da toplamak haricinde pek bir görev verilmediği için istediğimizi yaparız. rahattır yani bu okul içi, sınıf dışı yalnızlık etkinliği. bu etkinlikte boş zamanlarınızda tefekküre dalıp felsefi fikirler de edinebilirsiniz, işi iyice koyuverip oyuna ya da boş aktivitelere de verebilirsiniz kendinizi. inekçe soru da çözebilirsiniz. size kalmış. fakat görevinizi ifa ettiğiniz o kısa dilimlerde adeta ülkeyi yurt dışında temsil eden bir diplomat ciddiyetine bürünür, varsa takım elbisenizi ve kravatınızı düzeltip (bkz: zeki müren) türkçesi ve nezaketiyle hocaların karşısına dikilirsiniz. sınıf defterini hocanın masasına koyduktan sonra sınıfa gelmeyen varsa onların ismini bir kağıda yazıp gider, son ders de defteri alıp müdür yardımcısına teslim etmek üzere tekrar sınıfa girersiniz. bunları yaparken suratınızdaki dünyayı fetheder ifade hiç kaybolmaz. kendimden biliyorum :)
yıl 2015, aylardan nisan. izmir'in nezih bir semtinin nezih bir okulunda 9. sınıf öğrenciliği yapıyorum. güzel de gidiyor öğrencilik. dersler konusunda az sıkıntı yaşıyor ve bu sıkıntıları vakit kaybından azâde bir şekilde telafi edebiliyorum. derken o kutlu gün geldi: nöbetçi öğrencilik günü. evet, sıra bana gelmişti. başta biraz korkmadım değil açıkçası zira ne yapacağımı bilmiyordum. ilk defaydı benim nöbetçi öğrenciliğim. fakat işin içine girince gayet rahat, yer yer eğlenceli de olduğunu anladım. müdür yardımcısının odasına gittim ders başlamadan 20 dakika önce. sınıf defterlerini aldım ve sınıflara dağıtmaya başladım. bunu yaparken daha öğrencilerin çoğu sınıfa girmemiş tabii, daha 10-15 dakika var dersin başlamasına. öğrencilerin bazısı şaşırdı benim bu aşırı çalışkan, ciddi ve işgüzar tavrıma. ''daha erken değil mi ya?'' diye soran oldu gülerek alaycı alaycı. ''bir şey olmaz.'' demekle yetindim. hayır sen maaşlı çalışan mısın orada, terfi mi kovalıyorsun, deli sevmiş gibi 10-15 dakika önceden dağıtmasan o defterleri işten mi kovacaklar be adam :) haklılar yani.
neyse, defter dağıtımı bittikten sonra ders saati gelince ben tekrar düştüm sınıf yollarına, bu sefer de gelmeyenleri not alacağım her sınıf defterinin içindeki küçük kağıda. başladım bizim sınıftan. bizim sınıf tammış garip bir şekilde. almanca hocası söyledi. sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim. sanki bir eğlence vuku bulacakmış da onu kaçıracakmışım gibi geldi. sınıf arkadaşlarımın beni güldürmeye çalışması ve benim o meşhur diplomat ciddiyetimi bozmaya uğraşması da cabası. ama nafile, o ciddiyet görevdeyken asla bozulmaz. bizim sınıftan çıkıp diğer sınıflara gide gele aldım bütün gelmeyenlerin numaralarını. işlerin çoğu bitti tabii, oturdum koridorda bir masaya. test çözmeye başladım. çünkü mayıs ortasına yetişecek bir matematik-geometri kitabı var yani öyle felsefi düşüncelere dalmaya, oyun oynamaya benzemez bu işler :) çözebildiğim kadar test çözüyorum, arada o koridordaki öğrenci ve öğretmenlere denk geliyorum, öğrenciler benim ciddiyetimi ve gerginliğimi yadırgıyor hissettiğim kadarıyla, hocalar ''aferin.'' falan diyor benim soru çözdüğümü görünce. sınıfta aldığım övgüden fazlasını o gün koridorda alıyorum. şımarıyor, havalara giriyorum. ama kısa sürüyor yani sonra yine sorulara devam.
ve son görev, sınıf defterlerini toplama görevi karşılıyor beni bir veda hüznüyle. gidiyorum yine o sınıflara, çalıyorum kapıları ve tüm görev bilincimle, tüm ciddiyetimle hocalardan defterleri istiyorum. ama hoca ve öğrencilerde günün ilk saatlerindeki o ciddiyet kalmamış çünkü yorulma safhasına geçilmiş, dersler bile anlaşılmaz geliyor muhtemelen. bir tane hoca uyuyordu masanın üstünde. hayır uyuyorsun bari defterin üzerine uyuma be adam :) birkaç öğrenci zor kazıdı vallahi masanın üstünden. ben de zor alabildim defteri. alacağım bir defter, çektiğim çile rusya'nın yüz ölçümünü aşmış. ama anlıyorum hocaları da öğrencileri de. ben gün boyu oturmak harici pek bir şey yapmazken sınıflarda hummalı bir bilgi alışverişi hâkim. zor oluyor yani. bu görevin de bitiminde müdür yardımcısına bütün defterleri teslim ettim ve yapacak bir şey kalmadı. işimi bütünüyle ciddiyet ve akışkanlık içerisinde yapmaktan, gün içinde yaşanan tatlı anılardan ve yeni bir olay yaşamış olmaktan mutluydum. özleniyorsun nöbetçi öğrencilik :)
yıl 2015, aylardan nisan. izmir'in nezih bir semtinin nezih bir okulunda 9. sınıf öğrenciliği yapıyorum. güzel de gidiyor öğrencilik. dersler konusunda az sıkıntı yaşıyor ve bu sıkıntıları vakit kaybından azâde bir şekilde telafi edebiliyorum. derken o kutlu gün geldi: nöbetçi öğrencilik günü. evet, sıra bana gelmişti. başta biraz korkmadım değil açıkçası zira ne yapacağımı bilmiyordum. ilk defaydı benim nöbetçi öğrenciliğim. fakat işin içine girince gayet rahat, yer yer eğlenceli de olduğunu anladım. müdür yardımcısının odasına gittim ders başlamadan 20 dakika önce. sınıf defterlerini aldım ve sınıflara dağıtmaya başladım. bunu yaparken daha öğrencilerin çoğu sınıfa girmemiş tabii, daha 10-15 dakika var dersin başlamasına. öğrencilerin bazısı şaşırdı benim bu aşırı çalışkan, ciddi ve işgüzar tavrıma. ''daha erken değil mi ya?'' diye soran oldu gülerek alaycı alaycı. ''bir şey olmaz.'' demekle yetindim. hayır sen maaşlı çalışan mısın orada, terfi mi kovalıyorsun, deli sevmiş gibi 10-15 dakika önceden dağıtmasan o defterleri işten mi kovacaklar be adam :) haklılar yani.
neyse, defter dağıtımı bittikten sonra ders saati gelince ben tekrar düştüm sınıf yollarına, bu sefer de gelmeyenleri not alacağım her sınıf defterinin içindeki küçük kağıda. başladım bizim sınıftan. bizim sınıf tammış garip bir şekilde. almanca hocası söyledi. sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim. sanki bir eğlence vuku bulacakmış da onu kaçıracakmışım gibi geldi. sınıf arkadaşlarımın beni güldürmeye çalışması ve benim o meşhur diplomat ciddiyetimi bozmaya uğraşması da cabası. ama nafile, o ciddiyet görevdeyken asla bozulmaz. bizim sınıftan çıkıp diğer sınıflara gide gele aldım bütün gelmeyenlerin numaralarını. işlerin çoğu bitti tabii, oturdum koridorda bir masaya. test çözmeye başladım. çünkü mayıs ortasına yetişecek bir matematik-geometri kitabı var yani öyle felsefi düşüncelere dalmaya, oyun oynamaya benzemez bu işler :) çözebildiğim kadar test çözüyorum, arada o koridordaki öğrenci ve öğretmenlere denk geliyorum, öğrenciler benim ciddiyetimi ve gerginliğimi yadırgıyor hissettiğim kadarıyla, hocalar ''aferin.'' falan diyor benim soru çözdüğümü görünce. sınıfta aldığım övgüden fazlasını o gün koridorda alıyorum. şımarıyor, havalara giriyorum. ama kısa sürüyor yani sonra yine sorulara devam.
ve son görev, sınıf defterlerini toplama görevi karşılıyor beni bir veda hüznüyle. gidiyorum yine o sınıflara, çalıyorum kapıları ve tüm görev bilincimle, tüm ciddiyetimle hocalardan defterleri istiyorum. ama hoca ve öğrencilerde günün ilk saatlerindeki o ciddiyet kalmamış çünkü yorulma safhasına geçilmiş, dersler bile anlaşılmaz geliyor muhtemelen. bir tane hoca uyuyordu masanın üstünde. hayır uyuyorsun bari defterin üzerine uyuma be adam :) birkaç öğrenci zor kazıdı vallahi masanın üstünden. ben de zor alabildim defteri. alacağım bir defter, çektiğim çile rusya'nın yüz ölçümünü aşmış. ama anlıyorum hocaları da öğrencileri de. ben gün boyu oturmak harici pek bir şey yapmazken sınıflarda hummalı bir bilgi alışverişi hâkim. zor oluyor yani. bu görevin de bitiminde müdür yardımcısına bütün defterleri teslim ettim ve yapacak bir şey kalmadı. işimi bütünüyle ciddiyet ve akışkanlık içerisinde yapmaktan, gün içinde yaşanan tatlı anılardan ve yeni bir olay yaşamış olmaktan mutluydum. özleniyorsun nöbetçi öğrencilik :)
devamını gör...
"nöbetçi öğrenci olunan gün bürünülen diplomat ciddiyeti" ile benzer başlıklar
diplomat
4