komedi / drama / western / romantik / kara mizah
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yine bu sabah, babamın televizyon karşısındaki dedektiflik hünerleriyle çözdüğü bir sinema dosyasıyla güne başladık. kahvaltı sofrasında yumurtalı ekmek, zeytin, çay ve charles bronson. öyle bir kombinasyon ki, mideyle kalbin aynı anda çalışmasına neden oluyor.

film 1976 yapımı, from noon till three, yani türkçesiyle öğleden üçe kadar. yönetmen frank d. gilroy, senarist frank d. gilroy, kitap da frank d. gilroy. bir de müzikleri elmer bernstein yapmış. tabi ki bu isimlerin hic birini tanımıyorum, hepsini wikipedia üzerinden araştırıp burada bilmişlik taslıyorum. yani bu filmde bana tanıdık tek isim charles bronson. her neyse, film ekranda akmaya devam ederken annem kahvaltı masasının ilk muhalif tepkisini patlattı;
"değiştir şunu lütfen, haber maber aç."
babam hemen gard aldı;
"zaten zor bulunuyor, izleyelim işte."
ben de babama verdim desteği tabii. zira film izlemek bahane, yazısını yazmak benim için mühim olan.

ama annem ikna olmadı.
"filmde çok az at var" dedi.
kadıncağız haklı aslında. onun sinemasında kovboy = at. yani at az varsa kovboyluk da yoktur. yani bu mantığa göre, clint eastwood bir kovboy filminde sabah bakkala yürüyerek gitse, anneme göre bu kovboy filmi olmaya layık değil. o an düşündüm, acaba anneme göre at olan her film kovboy filmi mi? ve acaba tarantino’nun atlı filmi var mıydı hiç?

lucien ballard’ın (kendisi filmin görüntü yönetmeni edindiğim bilgiye göre) sinematografisi o kadar eski ki, sanki görüntüler filmden değil, annemin düğün albümünden çıkmış gibi. maury winetrobe’un (yine wikinin dipsiz bilgi hazinesinden ulaşmış olduğum bilgiye göre kendisi filmin kurgucusu) kurgusu da "aman canım, zaten üç saatlik hikayeyi doksan dokuz dakikaya sığdırıyoruz" anlayışında. ve charles bronson (işte bu adamı tanıyorum) öyle bir suratla bakıyor ki, sanki biri sabah çayına limon yerine gözyaşı sıkmış. karşısında jill ıreland (kaynak wiki, filmin hanımı) var ama öyle klasik hollywood aşkı bekleme, buradaki ilişki daha çok "bugün tanıştık, iki saat sonra efsaneyiz" formatında, tam da sözlük yazarlarının fotoğrafları başlığında takılan erkek yazarların hayali gibi yani.

film boyunca düşündüm; bu adam bir suçlu mu, kahraman mı, yoksa öğle saatlerini daha verimli geçirmeye çalışan biri mi? hikayenin özü zaten tam üç saatte geçiyor. yani film bittiğinde, saat yine öğleden sonra üç oluyor gibi. zamanı bükmüşler resmen.

filmin sonunda annem döndü, bana şöyle dedi:
"bak at yine çok az vardı."
"anne" dedim, "bu filmde at azdı ama aşk çoktu, efsane vardı, mit yaratımı vardı. hem zaten atlar da charles bronson’un tipinden korkmuş olabilir." tabi bu cümleden sonra "ne diyor acaba bu dengesiz" der gibi bir bakış attı.

velhasıl, film bitince annem mutfağa gitti, babam kumandayı sakladı, ben de düşündüm; herkesin içinde bir frank d. gilroy vardır. kimi onu yazar, kimi yönetir, kimi izler. ama annem? o hala atı az olan filmi kovboy filmi saymaz. neyse. atlar bir gün geri gelir belki. ama bu film sadece öğleden üçe kadar sürüyor işte, yine de yetişemeyecekler filmin kovboy filmi yapmak için.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"öğleden üçe kadar" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim