1.
" susmak rüzgâr çığlığı gibiydi bende;
konuştukça bir yaprak dökümü sende... "
1914 / 1988 yılları arasında yaşayan türk şair ve yazar oktay rifat imzalı eser; şiir türünde yer almakta iken 1969 yılında yayınlanmıştır.
hayatın akışını etkileyen duygu ve durumların sarsıcı bir şiir formuyla karşımıza çıkarıldığı şiirlerdi çoğunlukla.
aşık olmayı da aşktan men edilmeyi de derinden hissettiren şiirlerdi benim için, insanın neşesini yitirdikten sonra başka biri olduğunu, eskisi gibi olamadığını hissettiren şiirler de vardı.
anlam aramayı, her şeye uzak, ölüme yakın olmayı, kendi tükenişini izlemeyi, yılgın, esrik ve tek kalmayı yansıtan şiirlerdi genellikle.
ayrıca unutmadan söylemek gerekir ki, onur akın imzalı geceyi sana yazdım şarkısında geçen bir söz de bu kitapta yer almaktadır, şaşırtıcı ve güzel bir tesadüftü o açıdan; oktay rifat'in yaşamını ve hislerini yansıtma biçimi oldukça farklı ve iyiydi.
suskunluğun verdiği acıyı, payına sadece yokluğunun düşmesinin verdiği hüsranı ve kederi derinden hissettiren şiir ve dizeler bence oldukça keskindi.
kesinlikle okunulası bir eserdi.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.
" başkaları gitmiş olur gidince
bir sen yakınsın, uzakta kalınca... "
onur akın
geceyi sana yazdım

susmak rüzgâr çığlığı gibiydi bende;
konuştukça bir yaprak dökümü sende.
yokluğun düşüyordu ellerime.
yüzüne bakmadığım zaman,
başka gözüm var seni gören.
eski bir resimde yaşıyorum, silik.
değilim, yabancı değilim!
bir yüzük gibi geçiyorum kentin parmağına,
yerde taş, havada bulut, eriyorum.
bir ses gibi geçmiş ve yaşanmış, ölüm.
artık ne varsa boş.
anlamak için aynalara koşmak neye!
aynaya bakan kim, sen misin, ben miyim?
ölümle yüklü, yaşamla içli dışlıyım.
uzaktayım ben artık, ben artık ordayım..
bir ölüm ayırsın ikimizi!
konuştukça bir yaprak dökümü sende... "
1914 / 1988 yılları arasında yaşayan türk şair ve yazar oktay rifat imzalı eser; şiir türünde yer almakta iken 1969 yılında yayınlanmıştır.
hayatın akışını etkileyen duygu ve durumların sarsıcı bir şiir formuyla karşımıza çıkarıldığı şiirlerdi çoğunlukla.
aşık olmayı da aşktan men edilmeyi de derinden hissettiren şiirlerdi benim için, insanın neşesini yitirdikten sonra başka biri olduğunu, eskisi gibi olamadığını hissettiren şiirler de vardı.
anlam aramayı, her şeye uzak, ölüme yakın olmayı, kendi tükenişini izlemeyi, yılgın, esrik ve tek kalmayı yansıtan şiirlerdi genellikle.
ayrıca unutmadan söylemek gerekir ki, onur akın imzalı geceyi sana yazdım şarkısında geçen bir söz de bu kitapta yer almaktadır, şaşırtıcı ve güzel bir tesadüftü o açıdan; oktay rifat'in yaşamını ve hislerini yansıtma biçimi oldukça farklı ve iyiydi.
suskunluğun verdiği acıyı, payına sadece yokluğunun düşmesinin verdiği hüsranı ve kederi derinden hissettiren şiir ve dizeler bence oldukça keskindi.
kesinlikle okunulası bir eserdi.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.
" başkaları gitmiş olur gidince
bir sen yakınsın, uzakta kalınca... "
onur akın
geceyi sana yazdım

susmak rüzgâr çığlığı gibiydi bende;
konuştukça bir yaprak dökümü sende.
yokluğun düşüyordu ellerime.
yüzüne bakmadığım zaman,
başka gözüm var seni gören.
eski bir resimde yaşıyorum, silik.
değilim, yabancı değilim!
bir yüzük gibi geçiyorum kentin parmağına,
yerde taş, havada bulut, eriyorum.
bir ses gibi geçmiş ve yaşanmış, ölüm.
artık ne varsa boş.
anlamak için aynalara koşmak neye!
aynaya bakan kim, sen misin, ben miyim?
ölümle yüklü, yaşamla içli dışlıyım.
uzaktayım ben artık, ben artık ordayım..
bir ölüm ayırsın ikimizi!
devamını gör...