ölüm anında beynin son çırpınışları
başlık "örnek vatandaş" tarafından 04.06.2026 22:52 tarihinde açılmıştır.
1.
bu 30 saniye ya da 10 dakikaya kadar sürebiliyor. hani insan şunu düşünüyor. kalp gidince beyin de gidiyor. hayır, kalp gidince beyin daha fazla çalışıyor. hani ölümden dönenler anasını, babasını, dedesini, yani yakınındaki ölenleri gördüklerini anlatıyorlar, birde canlı vaziyette, yakınındaymışcasına, seslerini duyduklarını söylüyorlar, halüsinasyon gibi. hatta rahat ve mutlu olduklarını, ağırlıklarının azaldığını anlatıyorlar. hepsinin anlattıkları ortak, yaprağın daha yeşil, kırmızı rengin daha kırmızı olduğunu. yani bilinç yüksek frekansta. mesela rüyalar 20 saniye ama biz sanki 2 günmüş gibi yaşarız o rüyayı. işte bu da bunun gibi. 15, 20 dakika 1 saat gibi gelecek. ölmüşleriniz, çocukluğunuz, pişmanlığınız, tabi bu ilk dakikalar aktif, sonrası da sönüp gidecek. kalp durduktan sonraki beyin 1 saat boyunca korkunç derece aktif. beyin de öleceğini biliyor ve son çırpınışlar içinde. yani hayat film şeridi gibi akacak bu süre içinde.
devamını gör...
2.
beyin kişiyi hayatta tutmak için tüm enerjisini kişi için önemli hafıza şeritlerini - çocuklarını, mezuniyetini vs- saliseler içinde naklen full hd şekilde aktarır. bu insanın hayatta kalma mekanizması ile alakalı bir durum.
bir akrabam lazarus sendromu yaşadı. tam 18 saat ölü kaldı. bize de geleneksel anlatiyi aktardı. beyaz ışık, görüler ve soğuma, üşüme hissi. fakat o 18 saat yok. ruyasiz uyku hali gibi dedi. yokluk, hiçlik, hafiflik. insan öldüğünü anlamıyor cidden. öldüğümüzü kalanlar anlıyor.
belki ruh, benlik, bilinç tüm bu kavramlar aslında beynin bir illizyonudur. yaşayıp göreceğiz.
bir akrabam lazarus sendromu yaşadı. tam 18 saat ölü kaldı. bize de geleneksel anlatiyi aktardı. beyaz ışık, görüler ve soğuma, üşüme hissi. fakat o 18 saat yok. ruyasiz uyku hali gibi dedi. yokluk, hiçlik, hafiflik. insan öldüğünü anlamıyor cidden. öldüğümüzü kalanlar anlıyor.
belki ruh, benlik, bilinç tüm bu kavramlar aslında beynin bir illizyonudur. yaşayıp göreceğiz.
devamını gör...
3.
hayatımda sadece bir kez beyaz ışığı gördüm galiba dedim. sedyede çırpınamıyordum bile, titrediğimi hatırlıyorum. öyle üşüyordum ki. varla yok arası bir sesle üşüyorum demeye çalışıyordum. sanki sedye kocamandı, ben ortasındaki bir bebektim. çok küçüktüm sanki. ellerim buz kesmişti, beynim bulanıktı. zor konuşuyor, bedenimi çok az hissediyordum. gerçekten beyaz bir ışık huzmesi gördüm. biri anlatsa inanmam. o karanlığın ışıkla dolma halini, o tuhaf tok aydınlığı çok iyi hatırlıyorum. bir şeyler gidiyor ve çok zor geliyordu.
sanki koşturan insanların arasından kendimi, bedenimin çaresizliğini izliyordum. insanların sesleri beynimde yankılanıyordu. her şeyi duyuyor ama algılamakta zorlanıyordum sanki. gözlerim kapanmış yarı baygın bir vaziyette olan biten neyse sonlanmasını umut ediyordum.
ölüm nasıl bir şey bilmiyorum. anestezi aldığımda böyle hissetmemiştim mesela. sadece artık ölümle, hayattan kopmakla ilgili falan düşünmüyorum. hayat güzel. rahat bir nefes alabilmek gibisi yok. yaz gününde terlemek, soğuk bir içecekle serinlemek gibisi yok. ölüm öyle romantik bir şey değil.
sanki koşturan insanların arasından kendimi, bedenimin çaresizliğini izliyordum. insanların sesleri beynimde yankılanıyordu. her şeyi duyuyor ama algılamakta zorlanıyordum sanki. gözlerim kapanmış yarı baygın bir vaziyette olan biten neyse sonlanmasını umut ediyordum.
ölüm nasıl bir şey bilmiyorum. anestezi aldığımda böyle hissetmemiştim mesela. sadece artık ölümle, hayattan kopmakla ilgili falan düşünmüyorum. hayat güzel. rahat bir nefes alabilmek gibisi yok. yaz gününde terlemek, soğuk bir içecekle serinlemek gibisi yok. ölüm öyle romantik bir şey değil.
devamını gör...