roman / tarih / polisiye / edebiyat
9 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

ahmet ümit in 2000 yılında everest yayın evinden çıkardığı polisiye romanı.
roman gaziantep yakınlarında hitit antik kentinde yapılan bir kazıda meydana gelen cinayetle başlıyor. cinayeti kimin işledigiyle paralel olarak ayrıca kazıda ilk defa bulunan patasana isminde hitit kralının basyazmanı patasana nın bir ilki gerceklestirip yasak oldugu halde kendi yaşadıklarını tabletlere yazması konu ediliyor. okudukca ilginclesen tabletler ve köy halkının arkeologlara yaklasımı, bilim insanlarının kendi icinde iliskileri derken roman öyle hızlı akıp gidiyorki bitmesin diye kendimi frenliyorum şuan.
spoiler vermemek icin kitabı bitirmeden hakkında entry girmek de adetim oldu. keyifli bir hikaye, ahmet ümit in her kitabı gibi.
devamını gör...
ahmet ümit'in, yine geçmiş ve gelecek bağlantısını, arkeoloji, kozmopolit yapı, sosyolojik denklemler ve insan üçleminde kurguladığı romanı. çözümü, okuyucuya bırakıyor. hem geçmişi hem geleceği izliyor, işlenen suça, insan gözünden bakmaya çalışıyorsunuz. gah bir ermeni oluyorsunuz, gah bir türk, gah bir alman olup, sade pragmatist yaklaşımla ne oluyoru sorguluyorsunuz.

ben covidken okumuştum. itiraf etmeliyim; bir tarihçi olarak beni, içine en çok çeken ahmet ümit romanı da bu oldu. yargılamayı bırakmıyor ki insanoğlu, kurgulamayı anlayabilsin. herkes haklı. herkes haksız.

bu topraklarda diye bir tabir var ya, gerçekten yüzlerce yıldır değişmeyen tek şey, işte o, bu topraklar tabiri.
her an, o ilk yakıcılığıyla üstelik, dipdiri. cinayetin, kanının o toprağa düştüğü ilk anın canlılığıyla ayna gibi karşınızda duruyor. habil ve kabil yok bu romanda. ama var alt metinde, hissediyorsunuz.

aletler değişir, kıyam değişir, rüku değişir ama secde hep aynıdır bu topraklarda.

geçmişten geleceğe hiç değişmez üstelik. bu'nun ekseni kayar, paraleli, meridyen aksar ama bu topraklar hiç değişmez. kuzey, güney olur, doğu, battı, hatta sıcak ve soğuk olur ama değişmez, bilirsiniz. herkesin bu toprakları başkadır.

ahmet ümit, bunu anlatmış işte. patasana adlı rahiple bugünü bağdaştırmış ve sonunun daha baştan bilindiği bir aşkı da almış içine.
patasana'nın aşkına hayranlık duymamak elde değil. astsubayın aşkı yarım kalacak belli. ama hiçbir şeye değinilmemiş sonunda. okuyucuya bırakılmış.

yalnız romanın sorunu şu ki başta yavaş yavaş ilerlerken son anda, birden, hoop bitmesi. o son, biraz daha sündürülebilirdi. sanki yazar sıkılmış, ay hadi hemen bitireyim, yayınevi sıkıştırıyor demiş gibi.
daha yavaş, daha embesil, içeriğe yakışır, sakin bir son olabilirdi. o aleni içeriğe biraz suç işlenmiş bence bu hızlandırılmış sonla.

onun dışında, ahmet ümit'in onca romanına rağmen, bana onu sevdiren, merak ettiren tek romandır bu. ki -e kitaba geçmiş olan ben bile koleksiyonumdan kesinlikle eksiltemem bunu. kimselere de veremem. gelsin evimde okusun. hatta bilmiyorum ruhu var romanın sanki. benden başkası dokunsa, bozulacakmış büyüsü... bana sunduğu büyülü evren bu. okunmasını kesinlikle tavsiye ederim. hepimiz bu topraklarda yaşıyoruz.
devamını gör...
satır aralarında ermeni tezlerinden de bahsedilmiştir kitapta. denmiştir ki bu satır aralarında, türk-ermeni meselesinde, ermeniler herşeyi iyi biliyordur, türk vatandaşları ise devletleri ne bilmelerini istiyorsa onları biliyordur. böyle diyorum, zira bu konuyla ilgili romanın üniversite mezunu türk karakterlerinin, ermeni iddiaları karşısındaki cevapları ya da savunması, ortalama bir mahalle kahvesinde okey atmakla, çift okeye gitmek arasında kararsız kalan, ilk okul mezunu vatandaşla aynıdır.

okurken sıkılmazsınız. ancak en son yaprağı bitirip, kitabı kapattığınızda sizde bir şeyler bırakmaz. zihninizi meşgul etmez. konusuyla, kurgusuyla, olayların örgüsüyle, üslubuyla içinizde bir yerleri harekete geçirmez, duygularınızı yönlendirmez, sizi acıtmaz, sevindirmez ya da ne bileyim böyle işte.
devamını gör...
okumaktan kendimi alamadığım, tekrar tekrar okumaktan keyif aldığım kitap. ahmet ümit'in bu kitabı yazarken en çok etkilendiği ismin muazzez ilmiye çığ olduğunu okudukça anlıyoruz. derin hitit bilgileri tamamen ilmiye hocanın yol göstericiliğinde ustaca işlenmiş. zaten yine sümerli ludingirra kitabından şiir alıntısının kitapta yer alması beni her seferinde epey mutlu ediyor.

kitabın içeriğine gelince beni en çok cezbeden şeylerden bir tanesi yüzbaşı eşref'in yaşantısının bazı noktalarında kendimi görmem oldu. onun haricinde aşkın anlatıldığı diyaloglar epey başarılı işlenmiş. benzetmeler her zaman olduğu gibi üst seviyede. bunlar hikayenin genel akışının dışında kitabı süsleyen güzel unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.

bundan sonrası spoiler...

ahmet ümit çok fazla tahmin edilebilir bir yazar bence. eğer kitaplarına hakimseniz ilk 50-100 sayfa arasında katili tahmin edebilirsiniz. başarısız tutuklamalar, yanlış adamı öldürmeler ile başlayan serüvenin devamında oklar ilk olarak bernd'in üzerine çekiliyor ana karakter tarafından. fakat genelde ekipteki en serinkanlı kişi kimliğini gizleyen bir katil olarak karşımıza çıkıyor. mesela en son kayıp tanrılar ülkesi kitabında da benzer bir hikaye çizdi ahmet ümit. tim'in katil çıkması ve kendini gizlemesi beni hiç şaşırtmasa da kitap okundukça kendini içine çekiyor. ayrıca patasana'nın yaşadıklarını nedense çok derinde hissediyorum her okuduğumda.

kitabın sonu ise bir miktar aceleye gelmiş hissi yaratıyor. yani o kadar aksiyon, o kadar yükselişe bu final beni tatmin etmiyor. çok sessiz bir final. insan aksiyon bekliyor ama sükunet havası bu görkemli kitabın sonuna pek yakışmıyor diyebilirim.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim