yönetmen koltuğunda jim jarmusch'un yer aldığı aynı zamanda senaristliğini üstlendiği film, 1980 yapımlı dram, bağımsız türündedir. konu manhattan'ın ücra köşelerindeki charlie parker hayranı olan bir gencin, girdiği arayışı anlatmaktadır. annesinin akıl hastanesine yatması sonucu, babası ortadan kaybolur ve genç kendini bir yolculuk içerisinde bulur. bu yolculukta tanışacağı yeni insanlar ise, gencin hayatını sorgulamasına ve yeni şeyler öğrenmesine sebebiyet verecektir.
yönetmen:
jim jarmusch
oyuncular:
chris parker
leila gastil
sara driver
jane fire
lisa rosen
ruth bolton
charlie spademan
jim jarmusch
oyuncular:
chris parker
leila gastil
sara driver
jane fire
lisa rosen
ruth bolton
charlie spademan
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "tekrar twin peaks’e başlayacağım galiba" tarafından 18.04.2023 01:27 tarihinde açılmıştır.
1.
permanent vacation (1980)
hiç unutmam, 6 mayıs 2015 akşamı ilk jarmusch filmini izlemiştim. night on earth... izledikten sonra büyülenmiş ve bu adamın filmografisine bakarak ilk filmini izlemeye karar vermiştim, ilk filmi olan permanent vacation'ı izlemeyi denemiş ve yarıda bırakmıştım, bir yıl sonra, 6 mayıs 2016 yılında tekrar başlamış ve sancılar, sıkılmalar eşliğinde zor da olsa bitirmiştim...
jarmusch'un son zamanlarda çektiği filmler dışında çektiği filmleri büyük bir zevkle izleyen bir insan olarak bu filmini bir türlü sevemiyorum. bu akşam ikinci kez izlemek istedim ama yok, bir türlü sevemez ya insan, sıkılır, bunalır, rahatsız olur... hah işte, bu film de benim için böyle bir film. bu filmin güzel olan tek kısmı soluk renkleri ve john lurie'nin bestelediği müzikleri, onun dışında hiçbir kısmı beni ne içerisine çekiyor ne de aklımın bir köşesinde kalıp hatırlanmak istiyor...
filmin konusundan size de bahsedeyim biraz. allie isminde ipsiz, sapsız, işsiz bir ergen var. büyüme sancıları çeken bir ergen. bu ergen okula gitmek yerine bütün gün boş boş dolaşıp kendisi gibi ipsiz sapsızlarla karşılaşıp onlarla muhabbet ediyor, biz de bunları izliyoruz. bu ergeni canlandıran arkadaş gerçek hayatta da canlandırdığı karakter gibiymiş, bi süre jarmusch film çekim aşamasında bulamamış kendisi, ulaşılması zormuş falan... neyse, bu ağzına vurduğum ergeni öylesine kötü bir oyuncu ve o kadar iç gıdıklayıcı, iğrenç bir sese sahip ki keşke bu filmde bi dayak sahnesi olsaydı da kaburgasına tekme yeseydi diyorum. bu filmi sevmiyorsam bu herifin leş oyunculuğu da bunun sebeplerinden birisi... jarmusch'a kızamıyorum çünkü ilk filmi adamın, kötü bir film olması gayet normal... zira night on earth ve mystery train gibi izlemekten asla bıkmayacağım iki ayrı filmin yönetmeni adam...
filmin müzikleri hoş, john lurie var zaten, dinlenir ama bu filmi izlerken zorlanma kısmı gerçekten 3 saatlik tarkovsky filmine bedel.
ayrıca new york'un ara sokakları ne kadar leş gibiymiş ya. gözünü sevdiğim izmir'i, ben göztepe sahile inmeye gidiyorum.
hiç unutmam, 6 mayıs 2015 akşamı ilk jarmusch filmini izlemiştim. night on earth... izledikten sonra büyülenmiş ve bu adamın filmografisine bakarak ilk filmini izlemeye karar vermiştim, ilk filmi olan permanent vacation'ı izlemeyi denemiş ve yarıda bırakmıştım, bir yıl sonra, 6 mayıs 2016 yılında tekrar başlamış ve sancılar, sıkılmalar eşliğinde zor da olsa bitirmiştim...
jarmusch'un son zamanlarda çektiği filmler dışında çektiği filmleri büyük bir zevkle izleyen bir insan olarak bu filmini bir türlü sevemiyorum. bu akşam ikinci kez izlemek istedim ama yok, bir türlü sevemez ya insan, sıkılır, bunalır, rahatsız olur... hah işte, bu film de benim için böyle bir film. bu filmin güzel olan tek kısmı soluk renkleri ve john lurie'nin bestelediği müzikleri, onun dışında hiçbir kısmı beni ne içerisine çekiyor ne de aklımın bir köşesinde kalıp hatırlanmak istiyor...
filmin konusundan size de bahsedeyim biraz. allie isminde ipsiz, sapsız, işsiz bir ergen var. büyüme sancıları çeken bir ergen. bu ergen okula gitmek yerine bütün gün boş boş dolaşıp kendisi gibi ipsiz sapsızlarla karşılaşıp onlarla muhabbet ediyor, biz de bunları izliyoruz. bu ergeni canlandıran arkadaş gerçek hayatta da canlandırdığı karakter gibiymiş, bi süre jarmusch film çekim aşamasında bulamamış kendisi, ulaşılması zormuş falan... neyse, bu ağzına vurduğum ergeni öylesine kötü bir oyuncu ve o kadar iç gıdıklayıcı, iğrenç bir sese sahip ki keşke bu filmde bi dayak sahnesi olsaydı da kaburgasına tekme yeseydi diyorum. bu filmi sevmiyorsam bu herifin leş oyunculuğu da bunun sebeplerinden birisi... jarmusch'a kızamıyorum çünkü ilk filmi adamın, kötü bir film olması gayet normal... zira night on earth ve mystery train gibi izlemekten asla bıkmayacağım iki ayrı filmin yönetmeni adam...
filmin müzikleri hoş, john lurie var zaten, dinlenir ama bu filmi izlerken zorlanma kısmı gerçekten 3 saatlik tarkovsky filmine bedel.
ayrıca new york'un ara sokakları ne kadar leş gibiymiş ya. gözünü sevdiğim izmir'i, ben göztepe sahile inmeye gidiyorum.
devamını gör...
