1.
tıp fakültesi öğrencisi olarak açayım biraz bunu son zamanlarda bu konuyu daha çok araştırdığım günlerdeyim çünkü..
regülasyon=düzenleme, dengeleme
regülasyon kaybı, kişinin/sistemin dengeyi koruma ve kontrolü sürdürme becerisini geçici/kalıcı olarak yitirmesi.
psikolojik rolünü inceleyelim; kişi duyguları yönetemiyor.
örneğin;
ani öfke patlamaları
aşırı kaygı, ağlama
mantıklı düşünememe
ben ne yaptım, ne yapıyorum, ne yapacağım hissi
(yoğun stres, kaygılı dönemler, travma, bağlanma problemleriyle görülür.)
fizyolojide yani bedensel olarak;
vücudun iç dengesini (homeostaz) koruyamaması
nefes alış-veriş, ritim bozuklukları, hormonlarda dengesizlik, uyku-uyanıklık
yine yorgunluk, stresin, kaygının, anksiyetenin sonucu
ilişkilerdeki rolü; kişi vereceği reaksiyonları ayarlamaz= çünkü ayarlayamaz!
kuracağı yakınlık derecesi, bağlanma metodlarını uygulayamaz, ya çok kaçar ya çok bağlanır gibi ama bu tip kişilerde özellikle tutarsızlık çoktur. güvensiz bağlanırlar özetle.. yoğun baskı sonucu ilişkilerde de regülasyon kaybı yaşanabilir e bu da biraz temele yani aileye, öze, çocukluğa inmek gerek demektir.
regülasyon kaybı ilişkilerde duygudan kaçmak ve cinsellik üzerinden bağ kurmadan bağ kurmaya çalışmaya da evrilebiliyor, dürtü kontrol bozukluklarına da sebebiyet verdiğini net olarak gözlemleyebiliyoruz. çevrenizde mutlaka vardır bu tarz insanlar özellikle hayatınıza aldığınız insanlarda, günümüzde bu bahsettiklerimi gözlemlemek mümkün.
cinsellikteki rolünü biraz daha açarsak; yine temelde içindeki çocuğun onay ihtiyacı aslında, değersizlik hissi, çocuklukta duygusal ihmal, cinselliği yakınlık sanmak. dopamin sistemi bozukluğu zihin hızlı tatmin ister bir uyaran ihtiyacı, sabırsızlık, tatmini alınca da pişmanlık/kopuş gerçekleşir. beyin uzun vadeli bi şey istemez. yoğun stresli dönemlerde prefrontal korteks kontrol merkezi baskılanır ve en nihayetinde normalde yapmayacağınız şeyleri yaparken bulursunuz kendinizi.
özetle bedenin freni tutmaz arkadaşlar
yanlış olduğunu bilse bile duyguyu 2. planı bırakın bellek 5. plana falan atıyor.
bu kişilerin duygusal zeminleri, duvarları aşırı kalınlaşmış oluyor genelde. aile dinamiklerine bu durumu çok yansıttıklarını sanmıyorum. hele aile baskıcıysa hiç yansıtamazlar ama farklı yerlerden patlak verecektir. bu kişilerin iç dünyalarında kendilerini anlayabildiklerini sanmıyorum. bırakın ikili ilişkileri insan ilişkilerinde bile zorlandıkları, zorlanacakları aşikar. bu insanlar çevresindeki insanlara zarar vermesinin yanı sıra kendilerini bile patlatabilirler bir noktada.
regülasyon=düzenleme, dengeleme
regülasyon kaybı, kişinin/sistemin dengeyi koruma ve kontrolü sürdürme becerisini geçici/kalıcı olarak yitirmesi.
psikolojik rolünü inceleyelim; kişi duyguları yönetemiyor.
örneğin;
ani öfke patlamaları
aşırı kaygı, ağlama
mantıklı düşünememe
ben ne yaptım, ne yapıyorum, ne yapacağım hissi
(yoğun stres, kaygılı dönemler, travma, bağlanma problemleriyle görülür.)
fizyolojide yani bedensel olarak;
vücudun iç dengesini (homeostaz) koruyamaması
nefes alış-veriş, ritim bozuklukları, hormonlarda dengesizlik, uyku-uyanıklık
yine yorgunluk, stresin, kaygının, anksiyetenin sonucu
ilişkilerdeki rolü; kişi vereceği reaksiyonları ayarlamaz= çünkü ayarlayamaz!
kuracağı yakınlık derecesi, bağlanma metodlarını uygulayamaz, ya çok kaçar ya çok bağlanır gibi ama bu tip kişilerde özellikle tutarsızlık çoktur. güvensiz bağlanırlar özetle.. yoğun baskı sonucu ilişkilerde de regülasyon kaybı yaşanabilir e bu da biraz temele yani aileye, öze, çocukluğa inmek gerek demektir.
regülasyon kaybı ilişkilerde duygudan kaçmak ve cinsellik üzerinden bağ kurmadan bağ kurmaya çalışmaya da evrilebiliyor, dürtü kontrol bozukluklarına da sebebiyet verdiğini net olarak gözlemleyebiliyoruz. çevrenizde mutlaka vardır bu tarz insanlar özellikle hayatınıza aldığınız insanlarda, günümüzde bu bahsettiklerimi gözlemlemek mümkün.
cinsellikteki rolünü biraz daha açarsak; yine temelde içindeki çocuğun onay ihtiyacı aslında, değersizlik hissi, çocuklukta duygusal ihmal, cinselliği yakınlık sanmak. dopamin sistemi bozukluğu zihin hızlı tatmin ister bir uyaran ihtiyacı, sabırsızlık, tatmini alınca da pişmanlık/kopuş gerçekleşir. beyin uzun vadeli bi şey istemez. yoğun stresli dönemlerde prefrontal korteks kontrol merkezi baskılanır ve en nihayetinde normalde yapmayacağınız şeyleri yaparken bulursunuz kendinizi.
özetle bedenin freni tutmaz arkadaşlar
yanlış olduğunu bilse bile duyguyu 2. planı bırakın bellek 5. plana falan atıyor.
bu kişilerin duygusal zeminleri, duvarları aşırı kalınlaşmış oluyor genelde. aile dinamiklerine bu durumu çok yansıttıklarını sanmıyorum. hele aile baskıcıysa hiç yansıtamazlar ama farklı yerlerden patlak verecektir. bu kişilerin iç dünyalarında kendilerini anlayabildiklerini sanmıyorum. bırakın ikili ilişkileri insan ilişkilerinde bile zorlandıkları, zorlanacakları aşikar. bu insanlar çevresindeki insanlara zarar vermesinin yanı sıra kendilerini bile patlatabilirler bir noktada.
devamını gör...