orijinal adı: the color purple
yazar: alice walker
yayım yılı: 1982
siyahi bir kadın olan celie'nin erkek egemen ve ırkçı toplumda hayatta kalma mücadelesini celie'nin mektupları üzerinden anlatan roman, yazıldığı döneme damga vurmuş bir kitaptır.
yazar: alice walker
yayım yılı: 1982
siyahi bir kadın olan celie'nin erkek egemen ve ırkçı toplumda hayatta kalma mücadelesini celie'nin mektupları üzerinden anlatan roman, yazıldığı döneme damga vurmuş bir kitaptır.
- pulitzer kurgu ödülü (1983)
- national book award kurgu ödülü (1983)
- townsend kurgu ödülü (1984)
- national book award kurgu ödülü (1983)
- townsend kurgu ödülü (1984)
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "rene" tarafından 30.12.2025 14:46 tarihinde açılmıştır.
1.
bu kitap hakkında bir şeyler demeye hangi noktadan başlasam bilemiyorum gerçekten. okuması çok zor bir kitaptı ama dilinden dolayı değil, celie'nın yaşadıklarından...
kitap celie'nin mektuplarından oluşuyor, celie amerika'nın kırsalında siyahi bir kız çocuğu. başta mektuplar tanrıya hitaben yazılıyor, sonrasında ise kız kardeşi nettie'ye.
celie'nin yaşadıkları o kadar korkunç ki kitabı okurken bol bol nefes almak için duraklamak gerekiyor. ist**m*r, her türlü ş**det... önce kendi ailesi tarafından sonra zorla verildiği koca ve onun ailesi tarafından.
en zoru da çocuk haliyle bir şeylere asla anlam verememesi, o saf ve masum haliyle gücünün hiç yetmeyeceği mücadelelere girmek zorunda bırakılması.
shug avery, celie'nın kocasının metresiyken olaylar öyle bir gelişiyor ki celie'nın mentoru ve sevgilisi haline geliyor. kadın kadının yurdudur ve kadının kadından başka dostu yoktur. bunun en güzel örneği oluyor bu ikili arasındaki ilişki. küllerinden doğan kadınlar her zaman içimi ısıtır ve kalbimi coşkuyla doldurur zaten.
kitaptaki erk*kler hakkında fazla bir şey söyleyemeyeceğim, hepsi belalarını bulsun... bir insanın herhangi bir insana bile yapmayacağı şeyleri kendi ailelerine nasıl yapabiliyorlar aklım almıyor. almayacak, almasın da.
kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri de celie'nın tanrıyı orta yaşlı beyaz bir adam olarak tanımlaması. çünkü öyle olduğuna ben de yemin edebilirim.
kitap her açıdan çok güzeldi bu yüzden de 2025 kitaplarımın en üstlerinde yer aldı. 10/10.
kitap celie'nin mektuplarından oluşuyor, celie amerika'nın kırsalında siyahi bir kız çocuğu. başta mektuplar tanrıya hitaben yazılıyor, sonrasında ise kız kardeşi nettie'ye.
celie'nin yaşadıkları o kadar korkunç ki kitabı okurken bol bol nefes almak için duraklamak gerekiyor. ist**m*r, her türlü ş**det... önce kendi ailesi tarafından sonra zorla verildiği koca ve onun ailesi tarafından.
en zoru da çocuk haliyle bir şeylere asla anlam verememesi, o saf ve masum haliyle gücünün hiç yetmeyeceği mücadelelere girmek zorunda bırakılması.
shug avery, celie'nın kocasının metresiyken olaylar öyle bir gelişiyor ki celie'nın mentoru ve sevgilisi haline geliyor. kadın kadının yurdudur ve kadının kadından başka dostu yoktur. bunun en güzel örneği oluyor bu ikili arasındaki ilişki. küllerinden doğan kadınlar her zaman içimi ısıtır ve kalbimi coşkuyla doldurur zaten.
kitaptaki erk*kler hakkında fazla bir şey söyleyemeyeceğim, hepsi belalarını bulsun... bir insanın herhangi bir insana bile yapmayacağı şeyleri kendi ailelerine nasıl yapabiliyorlar aklım almıyor. almayacak, almasın da.
kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri de celie'nın tanrıyı orta yaşlı beyaz bir adam olarak tanımlaması. çünkü öyle olduğuna ben de yemin edebilirim.
kitap her açıdan çok güzeldi bu yüzden de 2025 kitaplarımın en üstlerinde yer aldı. 10/10.
devamını gör...
