roman yazarlarının yarattığı karakterin etkisinde kalması
başlık "karanliktakimum" tarafından 11.11.2021 22:59 tarihinde açılmıştır.
1.
merak ettiğim konu. rolüne kendini fazla kaptıran ünlüleri okumuştum. mesela deli rolünü oynayan birinin, iyi bir oyuncuysa, bir deli gibi düşünüp davranması normal. sonrasında benzer özellikleri de sergiledikleri oluyormuş. joker’i oynayan heath ledger’ı da jack nicholson ,karakterin zorluğu ve etkisinden kolay çıkılamadığı nedeniyle rolü kabul etmemesi konusunda uyarmış. kendisinin ölümü kaza olarak kayda geçmiştir.
peki roman yazarları, bir deliyi romanlarının kahramanı yaptıklarında benzer özellikler sergiliyorlar mı? yani uzun zaman bir deli gibi düşündükleri zaman, bir süre sonra akıl sağlıklarında bir problem oluyor mu? ya da bencil veya cani veya aşık bir karakter yarattıklarında etkisinde kalıyorlar mıdır?
peki roman yazarları, bir deliyi romanlarının kahramanı yaptıklarında benzer özellikler sergiliyorlar mı? yani uzun zaman bir deli gibi düşündükleri zaman, bir süre sonra akıl sağlıklarında bir problem oluyor mu? ya da bencil veya cani veya aşık bir karakter yarattıklarında etkisinde kalıyorlar mıdır?
devamını gör...
2.
bence bu, film oyuncusunun aksine bir yazar için tersi yönde işliyor. yani şöyle söyleyebilirim ki-düşüncem bu yönde-hemen her yazar yazdıklarına fark etmeden de olsa kendinden bir parça katar. o yüzden yazar yarattığı karakterin etkisine kapılıyor değil, yazar zaten içinde taşıdığı bir şeyi ya da düşünüp savunduğu bir görüşü karakterinin ruhsal ya da fiziksel anlatımında veya olayların işleyişinde bunu okura sunuyor. belki ömrü boyunca belki de gündelik yaşantısında etkisinde kaldığı bir olay sonucu yönlenen görüşlerini karakterine aktarabiliyor. fakat biz bunu kitabın yazarını şahsi olarak tanımadığımız için genelde fark edemiyoruz. kısacası şöyle diyeyim, karakter ve olaylar yazardan etkileniyor çünkü yazar zaten bu unsurlarla anlattığı şeyi daha önceden düşünebiliyor. o sebepten biz yarattığı karakterden etkilenen bir yazarın hissiyatı ya da yaşadıklarını değil, yaşadıklarından etkilenip karakterini şekillendiren bir yazarın yapıtını okuyabiliyoruz.
devamını gör...
3.
bir zaman kurgusal metinlerle uğraşmış biri olarak fikrimce karakterlerin etkisinde kalmak çok olağan. yani ruhsal bozukluğu olan birini yansıtabilmek için onun gibi düşünmek onun gibi bir şeyleri aktarmak gerekiyor. bu konuda oyuncularla yazarların arasında pek bir fark olduğunu düşünmüyorum. bir taraf yazdıklarıyla sözleriyle o kişiyi yaşarken diğer taraf hareketleri konuşma tarzı ile yapıyor bunu.
kurgu yazarlarının bir avantajı aynı anda birçok farklı kişi olmaları, birçok farklı kişiyi yansıtmaları gerekmesidir bence. tabi ki ana karakter özellikle en üst noktada olsa da sürekli birileri gelip çıkar ya da kalıcı yan karakterler olur onların da nasıl düşündüğünü düşünmek zorunda kalır yazar. bazen içine girdiği dünyayı eline alıp şöyle bi evire çevire bakması gerekir. bu arada sırada kafasındakileri evirip çevirmesi de tamamen olayın içine girmesine engel olabilir.
kurgu yazarlarının bir avantajı aynı anda birçok farklı kişi olmaları, birçok farklı kişiyi yansıtmaları gerekmesidir bence. tabi ki ana karakter özellikle en üst noktada olsa da sürekli birileri gelip çıkar ya da kalıcı yan karakterler olur onların da nasıl düşündüğünü düşünmek zorunda kalır yazar. bazen içine girdiği dünyayı eline alıp şöyle bi evire çevire bakması gerekir. bu arada sırada kafasındakileri evirip çevirmesi de tamamen olayın içine girmesine engel olabilir.
devamını gör...