1.
edebiyat camiasının ceyar'ıdır. dergisi notos, yazarlık atölyesi, yayınevi ve jürisinde bulunduğu edebiyat ödülleri ile, edebiyat alanında kendini var etmek isteyen herhangi bir yazar adayının, mecburen onun sofrasından geçtiği bir sistemin kilit taşıdır. yazar adayları, yeterince cici olurlarsa bir öykülerinin notos'ta yayımlanacağını artık öğrenmişlerdir. (zaten öğrenmediyse sittin sene oraya çıkamaz) kitabı çıkmış yazarlar da onu karşılarına almayı göze alamazlar. zira semih gümüş'ün kolu uzundur, taa doğan hızlan'a kadar uzanır. askerlikteki tertipçilik gibi düşünün sistemi. kayıtlarda hiçbir şekilde yok ama bilmeniz ve uymanız gereken çok katı kurallar var.
bu çemberi bir şekilde kırıp, diyelim ki kitabınız yayımlandı. ama durun! neredeyse bütün kitap ekleri doğan hızlan ve bu tayfanın kontrolündedir. hangi gazetenin eki olduğunun hiçbir önemi yoktur. kitabınızla ilgili bir tanıtım ya da eleştiri yazısını asla buralarda göremezsiniz. edebiyat ödüllerine katılsanız dahi, gelen kitapların çoğunu okumayan bu tayfa zaten sizin üzerinizi çizer. mutabık oldukları cici yazarları ya da yayınevleri vardır bu ekibin. ona göre yayınevi düzeyinde adil(!) bir biçimde dağıtırlar ödülleri.
bu çemberi bir şekilde kırıp, diyelim ki kitabınız yayımlandı. ama durun! neredeyse bütün kitap ekleri doğan hızlan ve bu tayfanın kontrolündedir. hangi gazetenin eki olduğunun hiçbir önemi yoktur. kitabınızla ilgili bir tanıtım ya da eleştiri yazısını asla buralarda göremezsiniz. edebiyat ödüllerine katılsanız dahi, gelen kitapların çoğunu okumayan bu tayfa zaten sizin üzerinizi çizer. mutabık oldukları cici yazarları ya da yayınevleri vardır bu ekibin. ona göre yayınevi düzeyinde adil(!) bir biçimde dağıtırlar ödülleri.
devamını gör...
2.
"öykünün bahçesi" adlı kılavuz bir kitabı olan eleştirmen, yazar, edebiyat adamı.
aynı zamanda "yazılarımızda fermantasyon* gibi kelimeler kullanmıyoruz." sözünün de sahibi.
aynı zamanda "yazılarımızda fermantasyon* gibi kelimeler kullanmıyoruz." sözünün de sahibi.
devamını gör...
3.
raymond carver övgüsü ile baymaya başlamış yazar ve yayıncı. işin kötüsü, bunu kişisel zevki olarak tutmuyor. yayınlarında da "carvervari" metinleri öne çıkartamaya çalışıyor. bir nesil bu birey yüzünden kuru kuru öyküler yazıp "ben oldum" diye düşünüyor.
yine de kıymetli bir entelektüel.
yine de kıymetli bir entelektüel.
devamını gör...
4.
türk edebiyat mafyasının doğan hızlan'dan sonra ikinci adamı. edebiyattan anladığı falan da yoktur. işin ticaretini yapar.
devamını gör...
5.
türk yazar, yayıncı ve eleştirmen.
yazar olabilir miyim, yaratıcı yazarlık dersleri isimli kitabından bir alıntıyı şöyle bırakmak isterim naçizane.
sözgelimi en çok görülen kötü alışkanlık, süslü yazmaya eğilim.
yaygın hastalıkların en bulaşıcılarından olan süslü yazma, her cümlede bir marifet gösterme, ağdalı bir dil kullanma, akla gelen birçok benzetmeyi o cümlelerin taşıdığı anlamla nedensellik bağları aramadan savurma, söylenmek isteneni onu güçlendireceği sanılan benzetmelerle tamamlama gibi biçimlerde kendini gösterir.
hemen yanı başında da duygu var. yazar adayını yatağa seren hastalıklardan. başlangıçta duyguya ve içtenliğe nedense çok önem verilir. oysa bunlar yalnızca yazarın kendisinde aranabilecek, yazdığı metindeyse kapıdan içeri sokulmayacak özelliklerdir.
çoğu kez tersi düşünüldüğü için, yaratıcı yazarlık çalışmalarında ilk refleksler kendini şöyle gösterir: dili ve öteki biçimsel özellikleri öne çıkarırken, yazdığımız metnin duygusunu ve ruhunu yok etmiyor muyuz?
yazar olabilir miyim, yaratıcı yazarlık dersleri isimli kitabından bir alıntıyı şöyle bırakmak isterim naçizane.
sözgelimi en çok görülen kötü alışkanlık, süslü yazmaya eğilim.
yaygın hastalıkların en bulaşıcılarından olan süslü yazma, her cümlede bir marifet gösterme, ağdalı bir dil kullanma, akla gelen birçok benzetmeyi o cümlelerin taşıdığı anlamla nedensellik bağları aramadan savurma, söylenmek isteneni onu güçlendireceği sanılan benzetmelerle tamamlama gibi biçimlerde kendini gösterir.
hemen yanı başında da duygu var. yazar adayını yatağa seren hastalıklardan. başlangıçta duyguya ve içtenliğe nedense çok önem verilir. oysa bunlar yalnızca yazarın kendisinde aranabilecek, yazdığı metindeyse kapıdan içeri sokulmayacak özelliklerdir.
çoğu kez tersi düşünüldüğü için, yaratıcı yazarlık çalışmalarında ilk refleksler kendini şöyle gösterir: dili ve öteki biçimsel özellikleri öne çıkarırken, yazdığımız metnin duygusunu ve ruhunu yok etmiyor muyuz?
devamını gör...