1.
ing. quiet quitting
son dönemlerde bundan bahsedilmeyen kurumsal şirket, insan kaynakları departmanı yok. çalışanın sorumluluk almaması, minimum verimlilikte çalışması, sadece mecburi işlerini yaparak fayda/değer üretmeyi umursamaması şeklinde tanımlanıyor. kapitalist dünyanın bu durumu tanımlayıp kavramlaştırması sonra da bunu öcüleştirmeye çalışması elbette beklediğimiz bir durum. takkelerini önlerine koyup biz üç kuruş paraya çalışanlarımızın sadece mesai saatlerini değil bütün hayatlarını çalıyoruz, yetmiyor ruh sağlıklarının da içinden geçiyoruz demeyeceklerdi elbette.
son dönemlerde bundan bahsedilmeyen kurumsal şirket, insan kaynakları departmanı yok. çalışanın sorumluluk almaması, minimum verimlilikte çalışması, sadece mecburi işlerini yaparak fayda/değer üretmeyi umursamaması şeklinde tanımlanıyor. kapitalist dünyanın bu durumu tanımlayıp kavramlaştırması sonra da bunu öcüleştirmeye çalışması elbette beklediğimiz bir durum. takkelerini önlerine koyup biz üç kuruş paraya çalışanlarımızın sadece mesai saatlerini değil bütün hayatlarını çalıyoruz, yetmiyor ruh sağlıklarının da içinden geçiyoruz demeyeceklerdi elbette.
devamını gör...
2.
sessiz istifa kavramı son günlerde ortaya atılan bir tanımlama biçimi.
bunu örneklendirecek olursak özellikle 25 yaşları ile 30 aralığıdaki gençlerde gözlenen durumdur. bu gençler iş yerlerinden bir beklentisi olmadan işe bir katkı sunmadan ama eldeki ile idare edelim fikrinden de çıkmadan çalışan tipler. aslında çalışır gibi yaparlar.
peki neden? iş yerinde onu işin parçası yapmayan, doğru işler yaptığında değerli hissettirmeyen daha önemlisi bir kariyer sunmayan yönetim anlayışı varsa orada sıkça karşılaşılan durumdur.
bu çok ama çok büyük sorundur ki işletmeyi batırabilir. oransal olarak bunun o yaş aralığında %60 bandında olduğu söyleniyor.
bunu örneklendirecek olursak özellikle 25 yaşları ile 30 aralığıdaki gençlerde gözlenen durumdur. bu gençler iş yerlerinden bir beklentisi olmadan işe bir katkı sunmadan ama eldeki ile idare edelim fikrinden de çıkmadan çalışan tipler. aslında çalışır gibi yaparlar.
peki neden? iş yerinde onu işin parçası yapmayan, doğru işler yaptığında değerli hissettirmeyen daha önemlisi bir kariyer sunmayan yönetim anlayışı varsa orada sıkça karşılaşılan durumdur.
bu çok ama çok büyük sorundur ki işletmeyi batırabilir. oransal olarak bunun o yaş aralığında %60 bandında olduğu söyleniyor.
devamını gör...
3.
yöneticilerin sessiz mobbing ile cevap verdikleri durum
devamını gör...
4.
ekşide bir kaç gün önce benzerini okuyup beğendiğim başlık. burada yazanlar çok tatminkar olmamış, beğenmedim.
devamını gör...
5.
günümüzün profesyonellikten uzak, günü kurtarmak için uğraşan, vizyonu dar yönetici ya da patronların çalışanlarını getirdiği durumdur. çalışan iş yerine aidiyet duygusunu yitirir, işi sahiplenmez, umursamaz ve sadece kovulmayacak kadar çalışmaya başlar. çünkü çalıştığı iş yeri fedakârlıklar istiyor ama karşılığını vermiyordur. bu karşılık bir çok şekilde olabilir. maaş zammı, prim, terfi, takdir etme vb.
çalışan işi için heyecan duymamaya başlar, sorumluluk almak istemez, üretkenliği/verimi düşer.
günümüzde insan eksenli değil de sadece cebini doldurmaya yönelik düşünce içerisinde olan patronlara duyurulur.
çalışan işi için heyecan duymamaya başlar, sorumluluk almak istemez, üretkenliği/verimi düşer.
günümüzde insan eksenli değil de sadece cebini doldurmaya yönelik düşünce içerisinde olan patronlara duyurulur.
devamını gör...
6.
özellikle pandemi döneminde insanların eve ve daha ziyade kendilerine dönmesi ile körüklenmiş kavramdır.
insanlar, ben dahil, ne yapıyorum burada, buna değer mi, gibi farkındalıklara erişip yaptığı işten ve enflasyon karşısında günden güne eriyen maaşlarından da tatmin olmayınca ne kadar ekmek o kadar köfte mantığı ile işini yapıyor ama potansiyelinin tamamını kullanmıyor.
20 senedir özel sektörde süpürge ettiğim, son 5 senesinde rengi dahi değişmeye başlayan saçlarımdan bu vesile ile özür dilemek isterim.
değmez arkadaşlar.
önce biz.
insanlar, ben dahil, ne yapıyorum burada, buna değer mi, gibi farkındalıklara erişip yaptığı işten ve enflasyon karşısında günden güne eriyen maaşlarından da tatmin olmayınca ne kadar ekmek o kadar köfte mantığı ile işini yapıyor ama potansiyelinin tamamını kullanmıyor.
20 senedir özel sektörde süpürge ettiğim, son 5 senesinde rengi dahi değişmeye başlayan saçlarımdan bu vesile ile özür dilemek isterim.
değmez arkadaşlar.
önce biz.
devamını gör...
7.
bu sürece dahil olmak mı yoksa iş değiştirmek mi? bir karar aşamasındayım
devamını gör...
8.
quiet quitting
sessiz istifa, kişilerin sadece görev tanımında yer alan görevleri yerine getirmesi ve diğer tüm sorumlulukları reddetmesi olarak tanımlanır.
çalıştığı kurumdan alınmış minik bir intikam olarak da düşünülebilir. işleri kaytarmak, kendini çok yormamak, mecburi olmayan tüm işleri halletmemek olarak bilinir.
sessiz istifa, kişilerin sadece görev tanımında yer alan görevleri yerine getirmesi ve diğer tüm sorumlulukları reddetmesi olarak tanımlanır.
çalıştığı kurumdan alınmış minik bir intikam olarak da düşünülebilir. işleri kaytarmak, kendini çok yormamak, mecburi olmayan tüm işleri halletmemek olarak bilinir.
devamını gör...
9.
ing. 'quiet quitting' = sessiz istifa.
işgörenin minimum gerekli işleri yapıp diğer iş yüklerine el vermemesi, sorumluluktan kaçınmasını tanımlar.
işveren-işgören ilişkilerini değerlendiren 'işyönetimi' bilim alanında geçen, 'sessiz istifa/boşa alarak bırakış/sessiz çekiliş' gibi karşılık bulabildiğim yaygın sorunlardan birisidir.
mahalle eczanemizde üst üste satış elemanı arayışlarında duyduğum işveren yakınmasıyla gündemime gelen konudur.
işyerinde öğle yemeği yenmekte eczacı karı koca evden getirdikleri yemeği, işgören çıraklar ise isterlerse aynı yemeği istemezlerse de sipariş verdikleri şeyi yiyerek bu işi halletmekteymişler. çıkan bulaşığı yıkama işinde işverenlere yardım etmeyi reddeden çıraklarla yaşanan tartışma işten ayrılmayla üst üste iki kez sonuçlanınca olayı ciddiye aldım ve okuma yaptım.
bu bir işgören tutumudur ancak 'no future generation/geleceksiz kuşak/ z kuşağı' umutsuzluğu ve umursamazlığının sosyolojik ip uçlarını bünysinde taşımaktadır. bu yeni kuşağın tutumu hayatın her alanında olduğu gibi iş yönetimi alanında da kendini göstermekte ve genç nesilde belirgin işsizliğe yol açmaktadır: %25 ev genci tanımlanan bir ülkede yaşıyoruz. dünya da eşi benzeri olmayan bir oran bu.
benzer deneyimlerin ifade edilmesine ve irdelemelere gersinim bulunmaktadır.
işgörenin minimum gerekli işleri yapıp diğer iş yüklerine el vermemesi, sorumluluktan kaçınmasını tanımlar.
işveren-işgören ilişkilerini değerlendiren 'işyönetimi' bilim alanında geçen, 'sessiz istifa/boşa alarak bırakış/sessiz çekiliş' gibi karşılık bulabildiğim yaygın sorunlardan birisidir.
mahalle eczanemizde üst üste satış elemanı arayışlarında duyduğum işveren yakınmasıyla gündemime gelen konudur.
işyerinde öğle yemeği yenmekte eczacı karı koca evden getirdikleri yemeği, işgören çıraklar ise isterlerse aynı yemeği istemezlerse de sipariş verdikleri şeyi yiyerek bu işi halletmekteymişler. çıkan bulaşığı yıkama işinde işverenlere yardım etmeyi reddeden çıraklarla yaşanan tartışma işten ayrılmayla üst üste iki kez sonuçlanınca olayı ciddiye aldım ve okuma yaptım.
bu bir işgören tutumudur ancak 'no future generation/geleceksiz kuşak/ z kuşağı' umutsuzluğu ve umursamazlığının sosyolojik ip uçlarını bünysinde taşımaktadır. bu yeni kuşağın tutumu hayatın her alanında olduğu gibi iş yönetimi alanında da kendini göstermekte ve genç nesilde belirgin işsizliğe yol açmaktadır: %25 ev genci tanımlanan bir ülkede yaşıyoruz. dünya da eşi benzeri olmayan bir oran bu.
benzer deneyimlerin ifade edilmesine ve irdelemelere gersinim bulunmaktadır.
devamını gör...
10.
köleliğin normal olduğu dönemlerde bile emarelerine rastlanan bir durumdur. işçinin hakkını arama yolu olarak sessiz protesto hakkıdır.
yıllarca hizmet verdiğim bir şirkette, sayısız kere "bu işi almamız lazım, sunum sende, hadi aslan" modunda yaklaşıp, maaş artışları vb haklarda sürekli zorluk çıkaran bir yönetim vardı. gün geldi, kriz dönemi oldu, toplantıya çağırdılar.
durumumuz zorda, maaşları yetiştiremeyeceğiz, eksik vereceğiz filan diyorlar, ben ve ekibimdeki herkese de bunu kabul ettirmek istiyorlar. "şirkete bugüne kadar kazandırdığımız işlerden pay aldık mı hiç?" diye sordum, ekiptekiler hayır dedi, yönetimde ses yok. "kazandığınız zaman kara ortak değilsek, kaybettiğiniz zaman da zararınız bizi ilgilendirmemeli" diyerek devam ettim.
ertesi ay maaşlar gecikmeye başladı, normalde mesaiye kalan ekibi, tam saatinde çıkardım, işleri acil olarak kabul etmeyip, olağan sürelerinde bitirecek şekilde planlamaları yaptım. tabii gerginlik arttı, toplantı ayarladılar, önce avukatımla görüştüm, sonra da ekip arkadaşlarımla. olası süreçleri konuştuk, anlaştık, ardından toplantıya avukattan aldığım donelerle girdim. istifa vermedik, onlar da kovamadılar, sonra da kıyıma başladılar.
avukatımla beraber hukuki süreci başlattık. ekipteki arkadaşların elimden geldiği kadar da yardımcı oldum. çok değil, 1 sene içinde ekibimdeki herkesle beraber, o zamana kadar edinilmiş haklarımızın hepsini faizi ile aldık.
yıllar geçti. hala bu ekipten arkadaşlarla görüşür, dertleşiriz. 3 ay önce birisinin nikahında şahitlik yaptım, bir diğeri de yıl sonuna kalmadan evleniyor, sözüm var, hiç oynamayan adam olan ben göbek atacağım.
özetle sessiz istifa, iş yavaşlatma gibi olgular bir haktır, ve ben bir işveren olarak çalışanıma haklarını vermediğim sürece çalışan da bana bunu yaptığında ses çıkarmam abesle iştigaldir.
yıllarca hizmet verdiğim bir şirkette, sayısız kere "bu işi almamız lazım, sunum sende, hadi aslan" modunda yaklaşıp, maaş artışları vb haklarda sürekli zorluk çıkaran bir yönetim vardı. gün geldi, kriz dönemi oldu, toplantıya çağırdılar.
durumumuz zorda, maaşları yetiştiremeyeceğiz, eksik vereceğiz filan diyorlar, ben ve ekibimdeki herkese de bunu kabul ettirmek istiyorlar. "şirkete bugüne kadar kazandırdığımız işlerden pay aldık mı hiç?" diye sordum, ekiptekiler hayır dedi, yönetimde ses yok. "kazandığınız zaman kara ortak değilsek, kaybettiğiniz zaman da zararınız bizi ilgilendirmemeli" diyerek devam ettim.
ertesi ay maaşlar gecikmeye başladı, normalde mesaiye kalan ekibi, tam saatinde çıkardım, işleri acil olarak kabul etmeyip, olağan sürelerinde bitirecek şekilde planlamaları yaptım. tabii gerginlik arttı, toplantı ayarladılar, önce avukatımla görüştüm, sonra da ekip arkadaşlarımla. olası süreçleri konuştuk, anlaştık, ardından toplantıya avukattan aldığım donelerle girdim. istifa vermedik, onlar da kovamadılar, sonra da kıyıma başladılar.
avukatımla beraber hukuki süreci başlattık. ekipteki arkadaşların elimden geldiği kadar da yardımcı oldum. çok değil, 1 sene içinde ekibimdeki herkesle beraber, o zamana kadar edinilmiş haklarımızın hepsini faizi ile aldık.
yıllar geçti. hala bu ekipten arkadaşlarla görüşür, dertleşiriz. 3 ay önce birisinin nikahında şahitlik yaptım, bir diğeri de yıl sonuna kalmadan evleniyor, sözüm var, hiç oynamayan adam olan ben göbek atacağım.
özetle sessiz istifa, iş yavaşlatma gibi olgular bir haktır, ve ben bir işveren olarak çalışanıma haklarını vermediğim sürece çalışan da bana bunu yaptığında ses çıkarmam abesle iştigaldir.
devamını gör...
11.
sonu kovulmaya, mobbinge ya da olmadı istifaya giden süreç.
devamını gör...
12.
bir önceki şirketimde yaklaşık 2-3 yıl kadar yaptığım şey. ilk başlarda dozu çok azdı. son zamanlarda, çay var içersen, semizotu var yersen kıvamına geldim. herkesin bunu yapmasını savunuyorum. birileri size hakkınızı vermediği zaman, bunu söylemek kadar doğal bir şey yok. yaptıkları bokun sorumluluğu alıp, işten çıkartacak göte de sahip olmalılar. hem benimle cima eyleyeceksin hem de para vermeyeceksin. evli ya da sevgili olmadığımıza göre yok öyle bir dünya güzel kardeşim.*
devamını gör...
"sessiz istifa" ile benzer başlıklar
sessiz gemi
24