yazar: barış bıçakçı
yayım yılı: 2016
niteliksiz bir adam olduğunu hisseden bir kitap kahramanı olan rıfat'ın hikayesinin anlatıldığı eserdir.
yayım yılı: 2016
niteliksiz bir adam olduğunu hisseden bir kitap kahramanı olan rıfat'ın hikayesinin anlatıldığı eserdir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "insan olun biraz" tarafından 15.03.2024 12:57 tarihinde açılmıştır.
1.
bir barış bıçakçı kitabıdır.
barış bıçakçı iyi bir yazardır. kendi anlatım tarzı, kendi öykü dili vardır. ama okumak -benim için en azından- her zaman keyifli olmaz. bazı kitapları bana hitap etmedi dersem hem yazara haksızlık etmiş olmam hem de kendime.
bu kitabı sevdim yine de. rıfat'ın bir hikaye kahramanı olmak için girdiği mücadele bu kitapta anlatılan. ya da gerçek bir insan olmak için.
bir kitapçıda çalışmak, bir kitapçı işletmek insanı bambaşka bir düşünce dünyasına sokuyor. bunu deneyimledim ve ben de kendi hikayemi aradım o zamanlar. onlarca kitap arasında dolaşırken insan kendini o kitap kahramanlarından biri gibi hissediyor bazen. işte belki de o kitap kahramanları da bazen kendilerini gerçek dünyada yaşayan bir insan gibi hissediyordur.
çok ümitli ve istekli başlamamıştım bu kitabı okumaya. ilk paragrafta söylediğim gibi yazar beni bazen hayal kırıklığına uğratmıştı. ama bu kitapta böyle olmadı. seyrek yağmur altında şemsiye açmadan yürümek gibiydi. insanı düşündüren ve ferahlatan bu kitabı herkese tavsiye ederim.
barış bıçakçı iyi bir yazardır. kendi anlatım tarzı, kendi öykü dili vardır. ama okumak -benim için en azından- her zaman keyifli olmaz. bazı kitapları bana hitap etmedi dersem hem yazara haksızlık etmiş olmam hem de kendime.
bu kitabı sevdim yine de. rıfat'ın bir hikaye kahramanı olmak için girdiği mücadele bu kitapta anlatılan. ya da gerçek bir insan olmak için.
bir kitapçıda çalışmak, bir kitapçı işletmek insanı bambaşka bir düşünce dünyasına sokuyor. bunu deneyimledim ve ben de kendi hikayemi aradım o zamanlar. onlarca kitap arasında dolaşırken insan kendini o kitap kahramanlarından biri gibi hissediyor bazen. işte belki de o kitap kahramanları da bazen kendilerini gerçek dünyada yaşayan bir insan gibi hissediyordur.
çok ümitli ve istekli başlamamıştım bu kitabı okumaya. ilk paragrafta söylediğim gibi yazar beni bazen hayal kırıklığına uğratmıştı. ama bu kitapta böyle olmadı. seyrek yağmur altında şemsiye açmadan yürümek gibiydi. insanı düşündüren ve ferahlatan bu kitabı herkese tavsiye ederim.
devamını gör...
2.
" hepimiz bir mucizenin kırıntılarını toplamaya gelmişiz. "
sf / 68
bizim büyük çaresizliğimiz ve sinek ısırıklarının müellifi gibi unutulmaz eserlere de imza atmış olan türk yazar barış bıçakçı imzalı 100 sayfalık eser olup 2016 yılında yayınlanmıştır.
bence hâletiruhiye açısından nuri bilge ceylan ya da zeki demirkubuz filmlerinden fırlamış izlenimi veren rıfat adlı 50 yaşında ve nihilist olduğunu düşünmenin olağan karşılanacağı bir adamı konu ediniyor.
bir hikâyesinin olması gerektiğine karar veriyor rıfat.
kitabımız kurgusal açıdan roman veya öykü türlerinden biraz farklı ilerliyor, bir sürü bölümlere ayrılmış ama her bölüm tamamen birbirinden bağımsız değil sanki,
rıfat gerçekten bir hayatının olup olmadığını merak ediyor gibiydi.
babası onun öz oğlu olduğundan şüphe ediyor kimi sayfada, kimi zaman sevgilisi onu terk etmiş, bazen de yeğeni ali ile felsefik konuşmalar içerisine giriyor, insanlarla hemen uzlaşamayan biri olduğu görülüyor rıfat'ın, ruhunda dikenleri var gibi duruyor ve bu dikenler sanki tüm sevdiklerine batıyor istemese de bazen.
rıfat'ın hayat karşısındaki şaşkınlığı, miskinliği, boşvermişliği de zaman zaman hissediliyor.
rıfat'ın başına gelen bir olay ile kitabın sonuna doğru yaklaşıyoruz...
şimdi ise kitapla ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum;
konu açısından farklı bulduğum bir kitaptı ama umduğum kadar derin bulmadım,
çok ciddi bir şeyler yazmaktan ziyâde insana bir şeyler hatırlatmayı, sorgulatmayı ve düşündürmeyi amaçlayan bir kitap tadındaydı benim için.
barış bıçakçı aslında pek çok konuda saatlerce sohbet edilecek kadar donanımlı ve bu ülkenin, dünyanın, gerçeklerin, siyâsetin, felsefenin, acının, hayatın ne demek olduğunu hissettirir iken aynı zamanda bazı gerçekleri kendine özgü bir bakış açısıyla yansıtıyor.
bazı cümleleri bence oldukça etkileyiciydi.
okurken seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

rıfat, günleri işe yarar bir biçimde biriktirebilmek için bir hikayeye ihtiyaç olduğuna karar verdi. ''benim bir hikayem olmalı! '' dedi, ''bir hikayenin içinde olmalıyım ki, günler aynı kaba damlasın.
''kitapçı rıfat. hikayesi çok hazin.
bütün ömrü seyrek bir yağmurun peşinde koşmak ile geçiyor."
''ben hatırlamadıklarımı daha derinden hissediyorum.''
kadınlar sigarayı, hayatın özünü emer gibi içiyorlar.
uyandığımda gün bitmiş oluyor, hayat azalarak sonsuza gidiyor, azalarak sonsuza gidiyor, azalarak sonsuza, azalarak ... "
... çünkü edebiyat eleştirmenlerinin hep belirttiği gibi, hiçbir şey söylemeye çalışmamaktan doğuyor şiir.
sessizlik...
''çünkü geçmiş bir insanı kuran değil,
yıkan şeydir. daha doğrusu bir yandan kurarken bir yandan yıkar.
bir enkazız yalnızca.
rıfat ölmüş olabileceğinden şüphe ediyor. öldü ve bunu anlamadı. şöyle düşünüyor: gayet mümkün, çünkü ölen hiç kimse öldüğünü anlamaz.
hepimiz bir mucizenin kırıntılarını toplamaya gelmişiz.
bir an önce yaşlanmayı istiyordu, çünkü yaşamak bir süredir vakitsiz bir uykudan uyanmaya benziyordu.
şimdi rıfat, ölümlü olduğu gerçeğiyle birlikte artık bir sevgilisinin olmadığı gerçeğini de düşünmemeye çalışıyor. sevgilisini unutmaya çalışıyor.
insanı için için kemiren düşünce de hayattır. hayatın ta kendisidir.
sf / 68
bizim büyük çaresizliğimiz ve sinek ısırıklarının müellifi gibi unutulmaz eserlere de imza atmış olan türk yazar barış bıçakçı imzalı 100 sayfalık eser olup 2016 yılında yayınlanmıştır.
bence hâletiruhiye açısından nuri bilge ceylan ya da zeki demirkubuz filmlerinden fırlamış izlenimi veren rıfat adlı 50 yaşında ve nihilist olduğunu düşünmenin olağan karşılanacağı bir adamı konu ediniyor.
bir hikâyesinin olması gerektiğine karar veriyor rıfat.
kitabımız kurgusal açıdan roman veya öykü türlerinden biraz farklı ilerliyor, bir sürü bölümlere ayrılmış ama her bölüm tamamen birbirinden bağımsız değil sanki,
rıfat gerçekten bir hayatının olup olmadığını merak ediyor gibiydi.
babası onun öz oğlu olduğundan şüphe ediyor kimi sayfada, kimi zaman sevgilisi onu terk etmiş, bazen de yeğeni ali ile felsefik konuşmalar içerisine giriyor, insanlarla hemen uzlaşamayan biri olduğu görülüyor rıfat'ın, ruhunda dikenleri var gibi duruyor ve bu dikenler sanki tüm sevdiklerine batıyor istemese de bazen.
rıfat'ın hayat karşısındaki şaşkınlığı, miskinliği, boşvermişliği de zaman zaman hissediliyor.
rıfat'ın başına gelen bir olay ile kitabın sonuna doğru yaklaşıyoruz...
şimdi ise kitapla ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum;
konu açısından farklı bulduğum bir kitaptı ama umduğum kadar derin bulmadım,
çok ciddi bir şeyler yazmaktan ziyâde insana bir şeyler hatırlatmayı, sorgulatmayı ve düşündürmeyi amaçlayan bir kitap tadındaydı benim için.
barış bıçakçı aslında pek çok konuda saatlerce sohbet edilecek kadar donanımlı ve bu ülkenin, dünyanın, gerçeklerin, siyâsetin, felsefenin, acının, hayatın ne demek olduğunu hissettirir iken aynı zamanda bazı gerçekleri kendine özgü bir bakış açısıyla yansıtıyor.
bazı cümleleri bence oldukça etkileyiciydi.
okurken seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

rıfat, günleri işe yarar bir biçimde biriktirebilmek için bir hikayeye ihtiyaç olduğuna karar verdi. ''benim bir hikayem olmalı! '' dedi, ''bir hikayenin içinde olmalıyım ki, günler aynı kaba damlasın.
''kitapçı rıfat. hikayesi çok hazin.
bütün ömrü seyrek bir yağmurun peşinde koşmak ile geçiyor."
''ben hatırlamadıklarımı daha derinden hissediyorum.''
kadınlar sigarayı, hayatın özünü emer gibi içiyorlar.
uyandığımda gün bitmiş oluyor, hayat azalarak sonsuza gidiyor, azalarak sonsuza gidiyor, azalarak sonsuza, azalarak ... "
... çünkü edebiyat eleştirmenlerinin hep belirttiği gibi, hiçbir şey söylemeye çalışmamaktan doğuyor şiir.
sessizlik...
''çünkü geçmiş bir insanı kuran değil,
yıkan şeydir. daha doğrusu bir yandan kurarken bir yandan yıkar.
bir enkazız yalnızca.
rıfat ölmüş olabileceğinden şüphe ediyor. öldü ve bunu anlamadı. şöyle düşünüyor: gayet mümkün, çünkü ölen hiç kimse öldüğünü anlamaz.
hepimiz bir mucizenin kırıntılarını toplamaya gelmişiz.
bir an önce yaşlanmayı istiyordu, çünkü yaşamak bir süredir vakitsiz bir uykudan uyanmaya benziyordu.
şimdi rıfat, ölümlü olduğu gerçeğiyle birlikte artık bir sevgilisinin olmadığı gerçeğini de düşünmemeye çalışıyor. sevgilisini unutmaya çalışıyor.
insanı için için kemiren düşünce de hayattır. hayatın ta kendisidir.
devamını gör...
