1.
"anadolu'nun alkatrazı" tabiri ile de tanınan ve 1999 yılında kapatılarak müzeye çevrilen cezaevidir.
üç yanı deniz olan ve tarihî sinop kalesi duvarlarının içerisinde yer alan cezaevine ev sahipliği yapan kale yaklaşık 4000 yıl önce bölgenin hakimi gaskalılar tarafından yapılmıştır.
sabahattin ali, "aldırma gönül" şiirinde bu binayı yazmıştır.
üç yanı deniz olan ve tarihî sinop kalesi duvarlarının içerisinde yer alan cezaevine ev sahipliği yapan kale yaklaşık 4000 yıl önce bölgenin hakimi gaskalılar tarafından yapılmıştır.
sabahattin ali, "aldırma gönül" şiirinde bu binayı yazmıştır.
devamını gör...
2.
pardon (film)'un çekimlerinin yapıldığı mekan.
devamını gör...
3.
vaktiyle düşünce suçluları ve ünlü şairlerin yattığı bir cezaevi. ne şartlarda yaşamaya çalıştıklarını görmek için ziyaret edilmesi gereken bir mekan. öyle hücreler var ki klostrofobik bir insan olarak sadece görmek bile beni darladı.
devamını gör...
4.
güzel memleketimin tarihi mekanlarından biridir. içinde parmaklıklar ardında adlı dizi çekilmiştir. birçok ünlü ismin yattığı bir cezaevi olmakla birlikte çok eski bir yapıdır. mahkumların elleriyle yaptıkları incik boncuklar da cezaevinin girişinde minik bir dükkanda satılmaktadır hala. *
devamını gör...
5.
pardon filmini izlediğimde tarihi dokusuna hayran kaldığım yapı. mahkumu olmak istenmeyecek kadar kötü, gezip görülesi kadar iyi duruyor.
buradan
buradan
devamını gör...
6.
karadeniz turunun vazgeçilmez uğrak noktalarından birisidir. üst tanımlarda yazarlarımız bahsetmiş bazı filmlerin ve dizilerin çekildiği yerlerden birisi olmuştur zamanında. bunlar dışında, sanırım kanal 7 ye yayınlanmış, bilinmeyen eşkiya dünyaya hükümdar olmaz filmi ile tatar ramazan dizisi de burada çekilmiştir.
derlermiş ki giren bir daha çıkamazmış buradan, sabahattin ali de boşyere aldırma gönül dememiş zamanında.
bahçesinde hikayesi olan bir dut ağacı vardır. ağaç eski mahkumlardan hüseyin pehlivan tarafından dikilmiştir. ağacın hemen yanında da hikayesi zaten paylaşılmaktadır. hikayesi de kendi kaleminden şu şekildedir:
--- alıntı ---
"dut ağacı bu! dikmek için müdüriyete yazı yazmam lazım. 'maruzat' deriz biz ona. yazı gider müdürün önüne, müdür bana bakar; 'hüseyin pehlivan' yazı yazmış. cezaevinde birçokları 'yazar' derdi bana. öyle çağırırlardı beni. müdür beni çağırıp 'yazı yazmışsın söyle bakalım ne istiyorsun?' dedi. 'sayın müdürüm, ben bir dut ağacı dikmek istiyorum' dedim. 'nereye dikeceksin? neden ? ne yapacaksın dut ağacını ? yani dut ağacı büyüyecek, dut verecek, herkes bunun dutundan yiyecek , sana dua edecek öyle mi?' dedi.
ben de ' bu dut ağacı büyüdüğü zaman 20 sene, 30 sene, 50 sene sonra neyse , kaç yıl sonra olursa olsun, büyüdüğü zaman buraya gelen mahkumlar diyecekler ki ; ' bu dut ağacını diken kişi idamdan kurtulmuş, müebbet cezaya çarptırılmış. müebbet cezayı da bitirmiş çıkmış buradan.' bu şekilde teselli kaynağı olacak onlar için. ben bunu düşünüyorum, daha ümidimi yitirmedim.
ben bir gün çıkacağım buradan, hiç ümidimi yitirmedim' dedim."
--- alıntı ---
mutlu son: teselli ağacını diken hüseyin pehlivan umutlarındaki gibi tahliye olmuştur.
derlermiş ki giren bir daha çıkamazmış buradan, sabahattin ali de boşyere aldırma gönül dememiş zamanında.
bahçesinde hikayesi olan bir dut ağacı vardır. ağaç eski mahkumlardan hüseyin pehlivan tarafından dikilmiştir. ağacın hemen yanında da hikayesi zaten paylaşılmaktadır. hikayesi de kendi kaleminden şu şekildedir:
--- alıntı ---
"dut ağacı bu! dikmek için müdüriyete yazı yazmam lazım. 'maruzat' deriz biz ona. yazı gider müdürün önüne, müdür bana bakar; 'hüseyin pehlivan' yazı yazmış. cezaevinde birçokları 'yazar' derdi bana. öyle çağırırlardı beni. müdür beni çağırıp 'yazı yazmışsın söyle bakalım ne istiyorsun?' dedi. 'sayın müdürüm, ben bir dut ağacı dikmek istiyorum' dedim. 'nereye dikeceksin? neden ? ne yapacaksın dut ağacını ? yani dut ağacı büyüyecek, dut verecek, herkes bunun dutundan yiyecek , sana dua edecek öyle mi?' dedi.
ben de ' bu dut ağacı büyüdüğü zaman 20 sene, 30 sene, 50 sene sonra neyse , kaç yıl sonra olursa olsun, büyüdüğü zaman buraya gelen mahkumlar diyecekler ki ; ' bu dut ağacını diken kişi idamdan kurtulmuş, müebbet cezaya çarptırılmış. müebbet cezayı da bitirmiş çıkmış buradan.' bu şekilde teselli kaynağı olacak onlar için. ben bunu düşünüyorum, daha ümidimi yitirmedim.
ben bir gün çıkacağım buradan, hiç ümidimi yitirmedim' dedim."
--- alıntı ---
mutlu son: teselli ağacını diken hüseyin pehlivan umutlarındaki gibi tahliye olmuştur.
devamını gör...
7.
kaleden zindana, zindandan cezaevine dönüşmüş tarihi sinop cezaevini sabahattin ali, en kısa ve anlamlı haliyle şöyle özetler:
“...denizin sesini duyup, mavisini görememek insanoğlunun çekeceği en büyük işkencelerdendir…”
“...denizin sesini duyup, mavisini görememek insanoğlunun çekeceği en büyük işkencelerdendir…”
devamını gör...
8.

sabahattin ali'nin "aldırma gönül" diye seslendiği, "anadolu'nun alkatraz'ı" olarak da anılan 4000 yıllık bir yapıdır.

sinop kalesi duvarları içinde yer alan bu yapı, 4000 yıl önce gaskalılar tarafından yapılmıştır. sırasıyla grek, pontus, roma, bizans, selçuklu ve osmanlı hakimiyetine geçmiştir. kale önce zindana daha sonra da cezaevine dönüştürülmüştür.
evliya çelebi seyahatnamesi'nde bu zindandan şöyle bahseder: "büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice azılı mahkûmları vardır. burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar."
devamını gör...
9.
deniz kenarında tarihi sinop kalesinin duvarları içindedir. kalenin zindanlarını oluşturan en alt katı deniz seviyesinin de altındadır. bu nedenle hiç ışık görmeyen, ıslak ve rutubetli hücreler bu bölümdedir. kaçmanın imkansız olduğu cezaevi olarak bilinirdi.
kapatılıp müzeye dönüştürüldüğü 1999 yılına kadar ağır suçlardan mahkum olanlar burada kalmıştır. birçok ünlü de burada mahkumiyet süresini geçirmiş olup; bunlardan sabahattin ali 1936 yılındaki hapishane günlerini duvar adlı öyküde, refik halid karay 1915'deki sinop hapishanesini memleket hikayeleri adlı kitabının şaka adlı öyküsünde, refii cevad da 1913'de sürüldüğü sinop cezaevini sayılı fırtınalar adlı romanında uzun uzun anlatmışlardır.
kapatılıp müzeye dönüştürüldüğü 1999 yılına kadar ağır suçlardan mahkum olanlar burada kalmıştır. birçok ünlü de burada mahkumiyet süresini geçirmiş olup; bunlardan sabahattin ali 1936 yılındaki hapishane günlerini duvar adlı öyküde, refik halid karay 1915'deki sinop hapishanesini memleket hikayeleri adlı kitabının şaka adlı öyküsünde, refii cevad da 1913'de sürüldüğü sinop cezaevini sayılı fırtınalar adlı romanında uzun uzun anlatmışlardır.
devamını gör...
10.
dışarıda deli dalgaların gelip duvarlarını yaladığı "meşhur" cezaevidir.
hamiş: selam olsun büyük üstad sabahattin ali'ye.
hamiş: selam olsun büyük üstad sabahattin ali'ye.
devamını gör...
11.
“büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı, dev gibi gardiyanları, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin biyığından 10 adam asılır güzel azlı mahkûmları vardır. burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırmak değil, kuş bile uçurtmazlar.” evliya çelebi - seyahatname
yaklaşık 4000 yıl önce gaskalılar tarafından yapılmış kale.
yaklaşık 4000 yıl önce gaskalılar tarafından yapılmış kale.

devamını gör...
12.
dışarda azgın dalgalar
gelir duvarları yalar
seni bu sesler oyalar
aldırma gönül aldırma'
demiş sabahattin ali. ne zaman cezaevini ziyarete gitsem içime oturur bu mısralar..
gelir duvarları yalar
seni bu sesler oyalar
aldırma gönül aldırma'
demiş sabahattin ali. ne zaman cezaevini ziyarete gitsem içime oturur bu mısralar..
devamını gör...
13.
pardon filminin çekildiği cezaevidir. ayrıca şuayipler ölmez.
devamını gör...
14.
zamanında türkiyenin alcatrazı olarak düşünülmüşen tehlikeli tutuklular buraya gönderilmiştir.,maskotu karşıki parkta bulabileceginiz paladır.
devamını gör...