1.
beni etkileyen ve gerçekten sürükleyici bir kitaptı sonu beni çok şaşırtmıştı
devamını gör...
2.
(bkz: zülfü livaneli) nin efsane kitaplarından biridir. kesinlikle okumalısınız. son ada'yı, kardeşimin hikayesi'ni, huzursuzluk'u, serenad'ı...
son ada'dan bir alıntı
--- alıntı ---

“biz insanlar sınırlarımızı bilmeden kendi aklımızı beğeniyoruz, öğrenmiyoruz, akıllanmıyoruz.
her şeyi anladığımız zaman da genellikle iş işten geçmiş oluyor...”

--- alıntı ---
devamını gör...
zülfü livaneli nin yine yazarlığını konuşturduğu bir kitap.
devamını gör...
''zaten bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur.''


--! spoiler !--


bir gün, adaya görevden ayrılan albayın gelmesiyle ada kabusa dönüşüyor. işte tüm olay burada başlıyor. geldiği günden itibaren "medeniyet" ve "demokrasi" adı altında yaptıkları doğa ve toplumun tüm dengesini bozuyor. sözde bunların hepsini oy birliği ile milletin birlik ve beraberliği için yaptığını söylüyor. ancak alınan kararların sonucu umdukları gibi olmuyor. adayı git gide bir felakete sürüklüyor. bu sırada ada halkı ise sonuçta devlet adamı diye düşünerek bir sonraki kurtarıcı projeyi heyecanla destekliyor. karşı çıkanlara düşman gözüyle bakılıyor, ötekileştiriliyor. bir zamanlar neşeyle sohbet ettikleri insanlar, zenginlik vaadi için dostlarının yüzüne bakmıyor.
kitapta geçen bu olaylar bana günümüz düzenini hatırlattı. hatta kitapta belli bir yer adının olmaması ve karakterlerin noterci, bakkal, başkan, yazar, müzisyen gibi isimlerle geçmesinin de buna bağlı olduğunu düşünüyorum. akıcı bir üslupla sorgulayarak okuyabilirsiniz.
devamını gör...
(bkz: zülfü livaneli) tarafından 2008 yılında yazılmış, bitene kadar elimden düşmeyen kitaptır. düzensiz, acımasız, kötü dünyadan kopmak isteyen insanların bir adada, uzakta kurdukları dünyayı ve gelişimi anlatan bir kitap. fazla sade bir dil anlatımı var keşke biraz daha edebi bir anlatımı olsaydı

--! spoiler !--

doğanın mükemmel uyumunun içinde kötülükten uzakta, uyum içinde yaşayan insanların, satılığa çıkarılan bir evi yaşlanan başkan'ın alması ile değişen hayatlarını anlatan roman.ada sakinlerinin uzaktan izledikleri, manzarasına hayran kaldıkları martılarla bile düşman olmasını hatta öldürmeye yeltenmesini ve bu düşünceye karşı olanları anarşist diyebilecek kadar değişebileceğini, cennet olarak tasvir edilebilecek yerin insan eliyle nasıl bozulduğunu mükemmel bir dille anlatmış zülfü livaneli. bu ada sakinleri ile bize ütopik bir dünyanın nasıl distopyaya dönüşebileceğini ve bunun ne kadar kolay olabileceğini anlatmış yazar.

"gündelik yaşamımız içinde küçük boyun eğişlerimizden oluşan küçük günahların hikayesi bu"



--! spoiler !--

okudukça içinde günümüzden ve geçmişten kesitler bulanan bir roman.
devamını gör...
"aynı denizde aynı çevre koşullarında yaşayan köpek balıklarının kötü, yunusların iyi olmasını neyle açıklayabilirdik? aslında köpek balığı neye göre kötü yunus neye göre iyiydi? belki de iyilik ve kötülük diye bir şey yoktu." gibi daha birçok cümleyi tekrar tekrar okutturan zülfü livaneli romanıdır.
devamını gör...
kitapta sonradan adaya gelerek adanın düzenini tarumar eden kişinin kenan evren olduğu adanın da türkiye olduğunu düşündüm hep.
devamını gör...
zülfü livaneli'nin okunması ve okutulması gereken nadide eseri. kitabı okurken kendinizi eşleştireceğiniz karakter size hayatla ilgili güzel çıkarımlar yaptırabilir. herkes olabilirsiniz romanda, halktan, zalimlerden hatta martılar ya da yılanlardan biri bile olabilirsiniz, ama kitap bittiğinde eminim yutkunmakta zorlanacaksınız.
devamını gör...
livaneli'nin okuduğum ilk ve şimdilik tek romanı.

neredeyse hiçbir beklentim olmadan başladım, belki bundan sebep, belki de gerçekten iyi bir roman olmasından sebep beğendim diyebilirim.

anlatım dili basit, karakterler sıradan ama bir yazar yeteneği varsa o sıradanlığın arkasına sakladığı ve okuyucuya etkili bir şekilde hissettirdiği derinlik. sıkılmadan, bunalmadan bir nefeste okunur.

okuyunuz, öneriniz.
devamını gör...
okudukça sanki günümüzden bahsediyormus gibi gelen kitap
devamını gör...
zülfü livaneli'nin en güzel kitaplarından biri bence. distopik bir romandır. son ada denilen yer; cennet gibi, huzurlu, sessiz sakin bir adadır. adaya taşınan başkan lakabındaki adam manipülatif kişiliğiyle adadaki düzenin tüm gidişatını değiştirir. beni çok etkileyen bir roman olmuştu, günümüze bakılınca da bir benzeriyle karşı karşıyayız aslında.
devamını gör...
dün bitirdiğim kitap. zülfü livaneli'nin şaheserlerinden biri gerçekten ve benim de en beğendiğim kitabı. okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. bazen deriz ya insanlar nasıl bu kadar kör, nasıl olanları hızlıca unutuyorlar, olayların çıkış nedenini nasıl göremezler diye işte bu kitapta hepsi o kadar güzel anlatılıyor ki. gözünüzün önünde dönen sahterkarlıklar ve sizin hiçbir şey yapamamanız sonucu. okurken gözünüzde türkiye canlanacak.
devamını gör...
zülfü livaneli'nin kitabı bir çok kitabını okudum henüz bunu okuyamadım merak ettiklerimden
devamını gör...
ailemin baskısıyla başladığım fakat okumaya vakit bulamadığım; söylediklerine göre muhteşem olan zülfü livaneli kitabı.
devamını gör...
livaneli'nin bu romanı edebiyat dünyasının en kıdenli edebiyatçılarından geçer not almıştır. yaşar kemal'in tabiri ile " livaneli edebiyatın büyük kapısından geçmiştir." diğer bir referans ise orhan kemal ödülü almasıdır. yazar kendi benliğini katarak oluhşturduğu bu dünyada aşina olduğu müziği kullanmıştır. en çarpıcı özelliklerinden biri de şu dur: gezi olaylarının tam anlamıyla kitabın basımından 5 yıl sonra yaşanmasına karşı kitabın ağaç kesimiyle afallayan bir insan topluluğunun ve doğanın ekolojisinin bozulmasıyla sarsılmanın yaşanmasıyla başlamasıdır. sanatçının önsezileri gerçekten güçlüdür. politik bir eserdir.

alegorik olarak ele alınmış ve klasik eserlerin tadını veren çok güzel bir kitaptır.
devamını gör...
tıpkı bir masal gibi okuyucuyu içine alıp, o güzelim ada’yı gezdiren, üzerinde martıların uçuştuğu gökyüzüyle buluşturan, adanın o temiz kokusunu içinize çektirip, 1 numaralı evden başlayıp bütün ada sakinlerini tek tek ziyaret ettiren, ve o güzelim bahçelerdeki enfes, samimi sohbetlere sizi de dahil eden keyifli bir roman. taa ki, pek sevgili devlet büyüğü! adaya gelesiye kadar.

kanun ve nizam adı altında insanların zihinlerini ve kalplerini nasıl da satılığa çıkardığını, insanların anlamsızca içine düştüğü çaresizlik hissini ve ardından gelen sürü psikolojisini sade ve güzel bir şekilde anlatan, bir oturuşta okunacak ve farkındalık sahibi insanların muhakkak kendinden bir şeyler bulacağı bir roman.

belki edebi olarak üzerinde duracak yapıya sahip bir kitap değil. ama ortaya koyduğu gerçeklik ve hadiseleri ele alışı çok başarılı.


aslında biz bu yaşamın güzel olduğunu düşünmüyorduk bile artık; o kadar alışmıştık ki, yaşayıp gidiyorduk işte. insan her gün gördüğü denizin, evinin önündeki kayanın üstüne konan martının güzel olduğunu düşünmez. iki tarafı ağaçlıklı toprak yoldan yürürken, tepede buluşup birbirine girmiş olan dalların nasıl bir gölgelik yarattığını, akşamsefalarının bir mucize gibi birden açıverdiği bahçelerdeki alçak sesli sohbetleri, bazı evlerden belli belirsiz duyulan aşk fısıltılarını da.


"halk dediğin değişken birşeydir" dedi. bugün böyle davranır yarın tam tersini yapar. teşvik ve tehdide bağlı...”


“ahmaklardan kaçıyorum... çünkü onlarla baş edemem.”
devamını gör...
bir zülfü livaneli kitabı.


zengin bir adam tarafından yıllar önce cennet gibi içinde doğal güzellikler barındıran bir ada satı n alması üzerine ve bu adada tek yaşamak için dostlarını adaya davet etmiştir. bu adada toplam kırk tane ev bulunur. adada yaşayan insanlara oturdukları evin numarasına göre hitap edilmiştir. bu adada herkes huzur içinde yaşamaktadır. bir gün bir kişinin ölmesi ölen kişinin evine kimin taşınacağı büyük bir merak konusu olmuştur. bu ev satılığa çıktığında evi satın alan kişi ise emekliye ayrılmış bir darbeci başkandır. adaya yerleştiğinde orada da huzurlu ve mutlu günlerden eser kalmamıştır. başkan ada halkına turizm bakımından gelişebileceği kanısında söylentiler çıkarmıştır. ardından bu söylentiler üzerine birkaç kişi hariç bu duruma büyük bir inanç içerisinde yolda bile gölge yapan ağaçları kesmeye başlar. ondan sonra herkes martıları öldürmek için seferber olurlar. ama bu sefer de adanın doğal güzelliğini yitirmesi an meselesidir. önce kendileri tüfeklerle martı avı gerçekleştirip beceremeyince adaya martı yumurtalarını yemek için tilki getirtirler. martılar azaldığı için bu kez de ortaya yılanlar çıkar. yılanlar evlere girerek insanlara zarar vermeye başlarlar, bunun önüne geçmek için yılanlara yedirmek amacıyla siyanürlü et getirtirler. fakat bu etleri sadece yılanlar değil, diğer etçil hayvanlarda yer ve zehirlenirler. bir çare daha düşünüp, adaya leylekleri getirerek yılanları azaltmayı amaçlarlar. bunun için bir uzman çağırıp direkler diktirirler ama gelen kişi ada halkını dolandırarak kaçar. ormanı yakmaktan başka çare kalmaz artık. yangında kaçan tilkileri öldüreceklerdir. fakat bu plan da başarılı olamaz ve yangın evleri dahil her yeri yakıp kül eder.
yapacak bir şey kalmayınca başkan adadan ayrılmaya karar verir. adadan ayrılırken adsız yazarımızın sevgilisi ile bir tartışma yaşarlar, bu esnada adanın tek bakkalının dilsiz oğlu başkanın üstüne atlar ve ikisi birlikte uçurumdan düşerek ölürler. adaya gelen askerler halkı tutuklar ve doğa insanlarla verdiği savaşı kazanır.
devamını gör...
bir zülfü livaneli kitabıdır.

ege’de emekli olmayı beklerken birden darbe söylentilerinin çıkması ile tuhaf bir şekilde yolu açılan ve genelkurmay başkanlığına yükselen bir orgeneral bu terfinin ardından darbe yaparak kendini devlet başkanı ilan eder.

atatürkçü olduğunu iddia eden, hatta atatürk uluslararası barış ödülünü bile kazanan bu asker siyasetçi ülkeyi babasının çiftliği gibi yönetmekle kalmaz, üstüne üstlük ülkeyi düze çıkaracağı iddiasıyla insanların kesilip biçilmesine, işkencelerle can vermesine de zemin hazırlar.

ortaya çıkarttığı ucube bir anayasa ile baskıcı rejimini güçlendiren asker siyasetçiye halk da büyük bir destek verir, ister gerçek bir sevgiden deyin, ister korkudan, isterse yalakalıktan.

kötü resimler yapan asker siyasetçi, ne kadar yeteneksiz olduğunun farkına asla varamaz çünkü herkes resimlerine bayılır, hatta yaptığı atatürk resmi rekor bir fiyata satılır ve ülkenin yaşayan en pahalı ressamı bile olur. kötü ressamlardan neler çekti bu dünya! sanırım başka bir ülkede başka bir asker daha vardı hem kötü ressam hem de diktatör olan.

yıllar sonra artık güçten düştüğünde hakkında yapılan suçlamalar sonucunda müebbet hapis cezasına çarptırılan ve rütbesi erliğe kadar düşürülen bu zat öldüğünde cenazesinde sadede bir avuç insan bulunur. ne kadar yüksekten düşerse insanoğlu şiddeti o kadar büyük olur elbet düşüşün.

velhasıl, zülfü livaneli bu romanında benzer bir hikaye anlatır. belki rütbeler birbirini tutmamaktadır ama hikaye çok benzer. benim güzel ülkemde gerçeklik kurgudan daha tuhaftır her zaman.
devamını gör...
livaneli'nin inkılap yayın evine geçince alternatif finali ile yayınladığı romanıdır. ben kendisinin bu hareketini hoş karşılamadım açıkçası. yeni bir yayınevin'e geçti diye satış yapmak için böyle ucuz bir numaraya gerek yoktu bence.
devamını gör...
livaneli’nin kitapları arasında en sevdiğim kitaplardan birisi olmuştur. aşırı akıcıydı birkaç saat içinde bitti ve kitabın düşünce tarzıda hoşuma gitti.
devamını gör...
Bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

"son ada" ile benzer başlıklar

Normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
portakal radyo & dergi renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan yardım başlıkları puan tablosu sıkça sorulan sorular istatistikler iletişim