1.
öğrencileri büyük sıkıntıya sokabilen, öğretmenler tarafından uygulanan bir tür psikolojik şiddet ve işkence yöntemidir.
sözlü yapmak ile öğrenciyi bir suçlu gibi sorguya çekmek arasında bence pek bir fark yoktu. bilememek neden bizde suçluluk duygusu uyandırırdı?
işte bunlar hep psikolojik baskılar.
bilginin bile sınanma şeklinde vardı bir yamukluk.
bilmiyorsan otur evladım, çalış, yine sorucam. bak şimdilik eksi vermiyorum. çalışmazsan da kendin bilirsin deyip anlayış göstermek varken.
'' eveeeet, seni dinliyoruuum. cevap verecek misiin???? vıdı vıdı vıdı vıdı vıdı vıdı nasıl gerçekleşir? bunların temel özelliklerini sıralayıp, tanımını yapabilecek misin? eeveeeet! bak kaç dakikadır seni bekliyoruz...''
tabii siz o sırada kan ter içinde kalmışsınız, mahcupluktan ananız ağlıyor. herkes biliyor ama ben bilmiyorum duygusunu dibine kadar yaşıyorsunuz. aşağılanmış hissediyorsunuz...
bunun bir benzeri de matematikte tahtaya kaldırılırken olurdu...
hoca konuyu anlatır. hemen içimizden birini tahtaya kaldırır, çözülmesi gereken işlemi tahtaya yazar başımızda zebellah gibi nöbet tutardı. en ufak yanlışımızda,
''al o silgiyi al al al al al!!! sil şunu, böyle mi anlattım ben!!! diye çemkirirdi. o öyle mi oluyor! öyle mi çarpılır, nerde bunun bilmem nesi, böyle mi gösterdim ben demin!!!!'' aklın nerede!!! diyerek itin dötüne sokardı. arkadan da kikirdeme sesleri gelince yine aptal gibi hissederdiniz kendinizi.. allaahıııım bu işlemi hayırlısıyla bir bitireyim de yerime oturayım diye dua ederdik!!!
biraz allah'ın yardımıyla biraz hocanın korkutmasıyla bir şekilde o işlemi yapardık.
insanlara bir şeyi sevdirmenin ve öğretmenin yolu korku ve aşağılamayla nasıl kesişebilir anlamıyorum.
insan daha sabırlı ve nezaketli olabilir. beni niye psikolojik baskıya alıyorsun allahın kadını!!
işte böyle öğretmenler hep suçlu psikolojisine soktular bizim kuşağı.
z kuşağı dua etsin. valla. böyle modellerle biz uğraştık hep...
lan ezme, zaten yerin dibine geçmişiz ezme.. arsız, yüzsüz bir model olsak hadi neyse. çocuk ne diyor sonra?
hay dersine de sana da bilmem ne yapayım. öğrenmeyeceğim ulan deyip kendini kapatıyor..
al o silgiyi eline, al al al al al! hadi çabuuuk!! ne düşünüyorsun oğlum hadiseneeee!
ananın bilmem nesini düşünüyorum. çok biliyosan kendin yap. bana ne ulan. hallah hallaaaah.
sözlü yapmak ile öğrenciyi bir suçlu gibi sorguya çekmek arasında bence pek bir fark yoktu. bilememek neden bizde suçluluk duygusu uyandırırdı?
işte bunlar hep psikolojik baskılar.
bilginin bile sınanma şeklinde vardı bir yamukluk.
bilmiyorsan otur evladım, çalış, yine sorucam. bak şimdilik eksi vermiyorum. çalışmazsan da kendin bilirsin deyip anlayış göstermek varken.
'' eveeeet, seni dinliyoruuum. cevap verecek misiin???? vıdı vıdı vıdı vıdı vıdı vıdı nasıl gerçekleşir? bunların temel özelliklerini sıralayıp, tanımını yapabilecek misin? eeveeeet! bak kaç dakikadır seni bekliyoruz...''
tabii siz o sırada kan ter içinde kalmışsınız, mahcupluktan ananız ağlıyor. herkes biliyor ama ben bilmiyorum duygusunu dibine kadar yaşıyorsunuz. aşağılanmış hissediyorsunuz...
bunun bir benzeri de matematikte tahtaya kaldırılırken olurdu...
hoca konuyu anlatır. hemen içimizden birini tahtaya kaldırır, çözülmesi gereken işlemi tahtaya yazar başımızda zebellah gibi nöbet tutardı. en ufak yanlışımızda,
''al o silgiyi al al al al al!!! sil şunu, böyle mi anlattım ben!!! diye çemkirirdi. o öyle mi oluyor! öyle mi çarpılır, nerde bunun bilmem nesi, böyle mi gösterdim ben demin!!!!'' aklın nerede!!! diyerek itin dötüne sokardı. arkadan da kikirdeme sesleri gelince yine aptal gibi hissederdiniz kendinizi.. allaahıııım bu işlemi hayırlısıyla bir bitireyim de yerime oturayım diye dua ederdik!!!
biraz allah'ın yardımıyla biraz hocanın korkutmasıyla bir şekilde o işlemi yapardık.
insanlara bir şeyi sevdirmenin ve öğretmenin yolu korku ve aşağılamayla nasıl kesişebilir anlamıyorum.
insan daha sabırlı ve nezaketli olabilir. beni niye psikolojik baskıya alıyorsun allahın kadını!!
işte böyle öğretmenler hep suçlu psikolojisine soktular bizim kuşağı.
z kuşağı dua etsin. valla. böyle modellerle biz uğraştık hep...
lan ezme, zaten yerin dibine geçmişiz ezme.. arsız, yüzsüz bir model olsak hadi neyse. çocuk ne diyor sonra?
hay dersine de sana da bilmem ne yapayım. öğrenmeyeceğim ulan deyip kendini kapatıyor..
al o silgiyi eline, al al al al al! hadi çabuuuk!! ne düşünüyorsun oğlum hadiseneeee!
ananın bilmem nesini düşünüyorum. çok biliyosan kendin yap. bana ne ulan. hallah hallaaaah.
devamını gör...