spotify’ın arşivinin çalınması
başlık "systemfailed" tarafından 23.12.2025 20:55 tarihinde açılmıştır.
1.
spotify’ın yaklaşık 300 tb büyüklüğündeki arşivinin çalınarak torrent sitelerine yüklendiği iddia edildi.
anna’s archive adlı hacker grubu, platformda yer alan yaklaşık 256 milyon şarkının neredeyse tamamını kopyaladığını açıkladı.
anna’s archive adlı hacker grubu, platformda yer alan yaklaşık 256 milyon şarkının neredeyse tamamını kopyaladığını açıkladı.
devamını gör...
2.
3.
doğruysa büyük skandal olan olay.
kaynak neydi? kaynak emekti. billboard.com
kaynak 2: cumhuriyet.com
kaynak neydi? kaynak emekti. billboard.com
kaynak 2: cumhuriyet.com
devamını gör...
4.

eskiden şarkıları kasetlerden, cd'lerden yada mp3 şeklinde indirerek dinlerdik. her ay aboneliğe para ödemek zorunda kalmazdık. paramız yoksa bir daha müzik listemize ulaşamama durumunda kalmazdık. son yıllarda abonelik temelli ekonomik değişim son kullanıcıyı inek gibi sağmanın yolu olduğunu iyice kanıtladı. dünya ekonomik forumu'nun da dayattığı bir görüş. "hiç bir şeye sahip olmayacaksınız, ve mutlu olacaksınız."
mesela netflix gibi internetten yayın yapan hizmetler ilk çıktığında kablolu televizyona tonla para vermeden, aylık cüzi bir ücret karşılığında bir sürü içeriğe sahip olacaksınız deniyordu. bu dönemlerde normal tv'ler hala kaliteli işler de çıkarıyordu. zamanla tv'lerin kalitesi düştü, içi boşaldı, dizi ve filmler için netflix gibi envai çeşit daha şirket kuruldu. hbo, disney, amazon, apple vs. ve her şirketin veri tabanında her filmi bulamaz olduk. korsan izlemeyeceksek ve illa fanatiği olduğumuz diziyi izlemek istiyorsak netflix'ten takip ettiğimiz dizinin yanına mecburen başka şirketlere de abonelik almaya başladık. hepsine 3-5 bir şeyler öderken 8-10 oldu. zamanla bu aboneliklerin toplamı kablolu televizyonların fiyatını geçti.
üstüne bu firmalar kendi kar marşları için kafalarına göre bir anda sitelerindeki dizi ve filmleri kaldırmaya başladı. sırf bir dizi için abone olduğun platform habersizce diziyi kaldırıverdi, sen de o ay boşu boşuna para vermiş oldun. halbuki dvd'ye para vermiş olsan yada malum ortamlardan bulsan o diziyi istediğin zaman açıp izlersin. istersen çalıştıracak cihazın varsa 20 yıl sonra bile izleyebilirsin. abd'de insanlar 80'lerden kalma vcr'da bile eski kasetlerini izleyebiliyorlar. 2010'lardan itibaren eskimeyen, tamir edilip ömür boyu kullanabileceğimiz ürünler yapılmaz oldu.
sinema pandemiyle iyice bitti. eskisi kadar kaliteli filmler yapılmaz oldu. sinema, resim, müzik gibi sanat dalları dijital versiyonlarıyla ve bilgisayar destekleriyle sanattan ziyade daha fazla kapitalist ürünlere dönüştü. zaten yeni yapımların çoğu internet servis sağlayıcıları tarafından çekiliyor. her yıl eskiden sinemadan tanıdığımız oyuncuların birer birer internet servis sağlayıcılarının yapımlarına kaydığını görüyoruz.
bu şirketler bu şekilde zenginleştikçe tekelleşmeye başladı. kalitelerini düşürmeye başladı. insanlar telefonlarından alışveriş yaparken yada sosyal medyada takılırken arka planda ses yapacak derecede aptala hitap eden senaryolar yazmaya başladılar. buna ingiliz oyuncu jameela jamil dumming down the tv demişti. idiocracy filmindeki topluma dönüşmemiz 2020'lerde çok hızlandı. şirketlerin ve zenginlerin zenginleşme, sıradan insanların fakirleşme hızları da. netflix'in 100 yıllık warner bros'u satın alması gerçekten büyük bir olay. artık insanlar ya bu tezgahı gördükleri için yada artık paraları yetmediği için 4-5 tane abonelik yerine 1 tanesini bırakıp gerisini iptal etmeye başladı.
oyun şirketleri de benzer şekilde steam, epic games gibi sadece internetten oynanabilen platformlara kaydı. şirketler fiziksel cd'ler üretip dükkanlarda satma maliyetinden korunmuş olsalar bile oyun fiyatlarını düzenli olarak artırdılar. biri zam yapınca aynı kalibredeki diğer oyunlar da fiyatını aynı fiyata çekti. popüler oyunların yeni versiyonlarının fiyatı yeni piyasa fiyatını belirler hale geldi. tıpkı akıllı telefonların, yazılımların, buzdolaplarının, otomobillerin, kıyafetlerin kalitesiz yada planlı eskitme ile üretilmesi gibi insanlar her şeye sürekli para öder hale geldi. netflix'e, spotify'a aylık, tişörtlere 1 yıllık, akıllı telefona 4-5 yıllık, buzdolabına 8-10 yıllık abone oluyor gibiyiz. yenisini satın almazsak microsoft ve apple gibi firmalar yazılım desteğini çekip gayet güzel çalışan makinenizi çöpe haline getirebiliyor. müşteriler istemese bile yapay zekayı dayatıyorlar, fiyatlarına yansıtıyorlar. insanlar diyor ki birkaç uyarlamayla windows 7'ye bile razıyım, yeter ki şu yapay zekayı zorla ürünlerinize koymayın.
o yüzden spotify'ın arşivinin çalınması haberi doğruysa kesinlikle güzel bir haber. insanlar şirketlere, zenginlere ve onları koruyan hükümetlere karşı savaşmak zorunda. yoksa dijital paralarla, dijital kimliklerle, yüz tanıma sistemleriyle iyice distopik bir hayat yaratıp köle gibi yaşamaya başlayacağız. insanların para biriktirmesi, servet biriktirmesini önlemek için alışkanlıkları çok daha kolay takip edilip analiz edilecek ve para biriktirebilme eşiği sürekli yükseltilecek. zaten şimdi bile biraz biraz bunu yaşıyoruz.
her hareketinizin dijital şekilde takip edildiği ortamda insanları gütmek daha da kolaylaşacak. çin'de bunun somut örneği yaşanıyor, sosyal kredi sistemi, kameralar, dijital bankacılık vs. benzerini avrupa ülkeleri de yavaş yavaş uygulamaya başlıyor. ab dijital euro çıkaracağını söylüyor. ingiltere'de bütün verilerinizin tek yerde toplandığı dijital kimlik halka zorla kullandırılacak, yoksa çalışma hayatınız, sosyal güvenceniz bile bitecek deniyor. türkiye zaten enflasyona rağmen büyük banknot basmayarak insanları kredi kartlarına yönlendirdi. dolaylı olarak biz de daha takip edilebilir olan dijitale kaydık. nakit paramız, demir paralarımız pek çok ürün ve hizmet için yetersiz yada geçersiz olmaya başladı. bazı yerler kart yoksa iban'a gönderin diyor, fiziksel para akışı çok düştü. para artık bankaların elinde. o yüzden dijital alışverişi azaltmanız lazım. evde para bulundurmanız lazım bence.
george orwell'in 1984'te bahsettiği gibi bir dünyada yaşamaya başlıyor gibiyiz. devletler sürekli yalandan düşmanlar yaratıp siyaseti ve kitleleri kontrol ediyor, kutuplar sosyal medyada birbirinden nefret etme seansları düzenliyor. propaganda o kadar güçlü yaşanan rezaletler o kadar yaygın ki gerçek düşmanlarımıza ve sorunlarımızın asıl kaynağına odaklanamaz olduk. 1984 kitabına göre en önemli fark, akıllı telefonları, akıllı tv'leri yani ekranları kendimiz satın alarak, kendimiz açarak, bizi izlemelerine kendimiz izin vererek, çerezleri kabul ederek, uygulamalara izin vererek bu köleliği kendimiz normalleştiriyoruz. george orwell bile bunu hayal edememiş. tüm bunlara rağmen korsanlık gibi aktivitelerle ufak ufak direnç gösterenleri görmek sevindirici. fransız çiftçilerin devlet binalarını bastığı, her yere gübre döktüğü görüntüler de mutlu etmişti. bu eylemler en azından süper zenginlere, büyük şirketlere ve yolsuz hükümetlere tamamen teslim olmamızı geciktiriyor diye umuyorum.
devamını gör...
