normalde postallarımı çeker, kaldırım taşlarını eze eze yürürdüm ama bugün o meşhur yönetim kurulu sunumu var diye stiletto denilen o modern zaman prangalarına mahkum ettim kendimi. o sivri uçlu insafsızlıklar her adımda topuğuma değil, doğrudan sınıf bilincime batıyor sanki..! servis de o egzoz dumanını yüzüme bir veda busesinden çok bir hakaret gibi savurup kaçınca, sırılsıklam bir halde kendimi ofise attım. saçlarım, yağmurun azizliğiyle üretimden hatalı çıkmış bir hammadde gibi omuzlarıma çökmüş..

içeri girer girmez şef tepemde bitti, hazırladığım excel tablosuna bakıp, "canım, bu birim maliyet analizinde vlookup ile çektiğin verilerde hata var. amortisman paylarını da yeni vergi mevzuatına göre güncellememişsin, bu haliyle kar marjımız olduğundan yüksek görünüyor, derhal düzelt" dedi.

ulan o "kar marjı" dediğin şey benim on iki saatlik uykusuzluğum, formül hataları dediğin ise yorgunluktan kararan gözlerimin feryadı! sen benim artı-değerimi bir hücreye sığdırmaya çalışırken, ben burada o tablonun her satırına ömrümü gömmüşüm. gelmiş bana sermayenin o buz gibi rakamlarıyla ders veriyorsun.. sanki o hücreler kendiliğinden doluyor, sanki o pivot tablolar gökten iniyor!

hırsımdan ve açlıktan gözüm döndü; "gideyim de çekmecedeki o saklı cennetime, o son kalemiz olan gofretlerime sığınayım" dedim. çekmeceyi bir açtım ki ne göreyim? yerinde yeller esiyor. bizim yan masadaki o oportünist arkadaş, mülkiyet sınırlarını paspas edip bütün zulayı kamulaştırmış.

lan hani sosyalisttik, hani "herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar"dı? senin ihtiyacın benim kan şekerimden daha mı kutsal be vicdansız..? senin bu yaptığın paylaşım değil, bildiğin gizli sömürgeciliktir!! öğle yemeği de acil veri girişi saçmalığıyla yalan oldu, mide özsuyum rosa luxemburg’un devrim ateşi gibi kavuruyor içimi..

ama yine de o stiletto üzerinde dik duracağım. ayakkabım vuruyor, karnım gurulduyor, emeğim karmaşık formüllerin arkasına saklanıp gasp ediliyor ama yağsın bakalım bu yağmur. ben bu çarkın dişlileri arasında ezilirim ama asla o dişliye yağ olmam!..

elbet bir gün o servis benim için vaktinde duracak, o pabuçlar ayağımı sıkmayacak ve o çalınan gofretlerin hesabı bu düzenden tek tek sorulacak. enseyi karartmak yok, kalemim kılıçtan, excel’im sömürüden keskindir. bu devran elbet dönecek..!
devamını gör...
ne okudum bilmiyorum ama keyifli bi deneyimdi.
devamını gör...
hayrına özet:

ayakkabı vurmuş, gofretini de sosyalistler yemişler. birde servisin diyalektik marka kornası var ama orayı anlamadım.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"stiletto işkencesi ve bir gofretin diyalektiği" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim