1.
devamını gör...
2.
bu versiyonu orijinalinden ve de akustik versiyonundan daha güzelmiş!
t: blackie lawless'ın biz ölümlülere büyük armağanı!
t: blackie lawless'ın biz ölümlülere büyük armağanı!
devamını gör...
3.
blackie lawless'ın can alıcı vokalinin yanında doug blair'in gitarı tabiri caizse ağlatarak çaldığı ve mümkünse ölmek üzereyken dinlemek isteyeceğim son gitar solosuna ev sahipliği yapan bir w.a.s.p. başyapıtı. grubun the crimson idol albümündeki jonathan steele’in hikayesinin en can acıtan yerlerinden birini anlatır.
jonathan, çocukluğunda ailesinden göremediği sevgiyi hayatı boyunca başka yerlerde arayan bir adam. sonra büyüyor, rock yıldızı oluyor; para geliyor, şöhret geliyor, binlerce insan onun adını bağırıyor. dışarıdan bakınca bir insanın isteyebileceği her şeye sahip. ama mesele şu ki jonathan aslında hiçbir zaman şöhret istemiyordu. görülmek istiyordu. özellikle de babası tarafından. the idol tam olarak bunun fark edildiği yer biraz. dünyanın seni sevmesinin, sevmesini istediğin tek kişinin sevgisinin yerini tutmadığını anlıyorsun...
ve insanın içini asıl burası burkuyor: jonathan zirveye çıktığında bile hâlâ çocukken eksik kalan aynı şeyi arıyor. bazı insanlar başarıya ulaşmaz aslında; sadece yaralarından çok uzağa koşarlar.
tıpkı sen, tıpkı ben, ha?
"where is the love to shelter me?
only love, love, love – love set me free"
jonathan, çocukluğunda ailesinden göremediği sevgiyi hayatı boyunca başka yerlerde arayan bir adam. sonra büyüyor, rock yıldızı oluyor; para geliyor, şöhret geliyor, binlerce insan onun adını bağırıyor. dışarıdan bakınca bir insanın isteyebileceği her şeye sahip. ama mesele şu ki jonathan aslında hiçbir zaman şöhret istemiyordu. görülmek istiyordu. özellikle de babası tarafından. the idol tam olarak bunun fark edildiği yer biraz. dünyanın seni sevmesinin, sevmesini istediğin tek kişinin sevgisinin yerini tutmadığını anlıyorsun...
ve insanın içini asıl burası burkuyor: jonathan zirveye çıktığında bile hâlâ çocukken eksik kalan aynı şeyi arıyor. bazı insanlar başarıya ulaşmaz aslında; sadece yaralarından çok uzağa koşarlar.
tıpkı sen, tıpkı ben, ha?
"where is the love to shelter me?
only love, love, love – love set me free"
devamını gör...