herkeslesmeyen yazar profili

herkeslesmeyen kapak fotoğrafı
herkeslesmeyen profil fotoğrafı
rozet
karma: 2740 tanım: 275 başlık: 60 takipçi: 42
me vs. 'me'

son tanımları


güne bir söz bırak

eksiklikler gözünüzü açar, bakış açınızı genişletir. bu yüzden duvardaki birkaç eksik tuğlaya pencere diyoruz.
devamını gör...

kozmik mikrodalga arka plan ışıması

evrenin bebeklik fotoğrafı.

ama burada “bebeklik” derken bile biraz insafsız davranıyoruz. çünkü bugün yaklaşık 13,8 milyar yaşında olduğunu düşündüğümüz evrenin, henüz 380 bin yaşlarındaki halinden bahsediyoruz. yani insan ömrüne uyarlarsak, 80 yaşındaki bir adamın aşağı yukarı bir günlük haline bakmak gibi.

büyük patlamadan sonraki ilk dönemlerde evren, bugün gece gökyüzüne baktığımız o sakin ve karanlık yer değildi. her taraf aşırı sıcak ve yoğun bir parçacık çorbasıydı. elektronlar, protonlar ve fotonlar sürekli birbirleriyle etkileşiyordu. ışık vardı ama bir yere gidemiyordu. çünkü foton dediğimiz ışık parçacıkları daha birkaç adım atmadan serbest elektronlara çarpıp yön değiştiriyordu. bir nevi sisli havada uzun farları açmak gibi, şık var, fakat önünü göremiyorsun.

sonra evren genişledikçe soğumaya başladı. yaklaşık 380 bin yıl geçtiğinde sıcaklık, elektronların protonlara bağlanıp hidrojen atomlarını oluşturabileceği seviyeye kadar düştü. serbest elektronların ortadan büyük ölçüde çekilmesiyle fotonların önü açıldı ve evren, ilk kez şeffaf hale geldi.

işte o anda serbest kalan ışığın bir kısmı halaburada.

kozmik mikrodalga arka plan ışıması dediğimiz şey tam olarak bu.

tabii “hala burada” derken sanki milyarlarca yıldır aynı ışık odanın içinde dönüp duruyormuş gibi düşünmemek lazım. uzay genişledikçe bu ışığın dalga boyu da uzadı. başlangıçta çok daha yüksek enerjili olan bu ışık, milyarlarca yıllık kozmik genişlemenin ardından bugün mikrodalga bölgesine kadar gerildi. sıcaklığı da yaklaşık 2,7 kelvin, yani mutlak sıfırın yalnızca birkaç derece üzerinde.

daha acayibi şu:

bu ışık belirli bir yerden gelmiyor. gökyüzünde teleskobu nereye çevirirsen çevir, onu görüyorsun. çünkü aslında baktığımız şey uzayın içinde duran uzak bir cisim değil. baktığımız her yönde, evrenin ışığa karşı şeffaf hale geldiği o eski sınırı görüyoruz. biraz sisin içinde durup çevrene baktığında her yönde sisin son görebildiğin yüzeyini görmek gibi. bu yüzden kozmik mikrodalga arka plan ışıması bana kalırsa astronomideki en tuhaf şeylerden biri. çünkü bir teleskopla galaksiye baktığında geçmişe bakarsın. ama cmb*'ye baktığında neredeyse “ışıkla görebileceğimiz geçmişin son duvarına” bakarsın. daha gerisini normal ışıkla göremeyiz. çünkü daha öncesinde evren zaten şeffaf değildi.

bir de internette mutlaka görmüşsünüzdür; kırmızı, sarı, mavi lekelerden oluşan oval bir evren haritası vardır. işte o harita cmb'nin sıcaklık haritasıdır. ilk bakışta rastgele lekeler gibi görünür ama aslında o küçücük sıcaklık farkları, erken evrendeki çok küçük yoğunluk farklılıklarını gösterir. ve işin en güzel tarafı burada başlıyor: o küçücük düzensizlikler olmasaydı, bugün galaksiler de olmayabilirdi. bazı bölgelerde madde çok az daha yoğundu. kütle çekim zamanla buralara daha fazla madde topladı. yüz milyonlarca, milyarlarca yıl boyunca o küçücük farklılıklar büyüdü; galaksiler, galaksi kümeleri, yıldızlar, gezegenler ortaya çıktı. dolayısıyla o haritadaki lekeler bir bakıma bugün gördüğümüz bütün kozmik yapıların çocukluk hali.

samanyolu'nun da.

güneş'in de.

dolaylı olarak bizim de.

işin bir başka güzel tarafı, bunun büyük patlama fikrinin sonradan uydurulmuş bir süsü olmaması. sıcak ve yoğun bir başlangıç fikrinden hareket eden fizikçiler, böyle bir kalıntı ışınımın evrenin her tarafında bulunması gerektiğini daha gözlemlemeden önce öngörmüşlerdi. sonra 1960'larda gerçekten bulundu. üstelik keşfin kendisi de biraz komik: arno penzias ve robert wilson antenlerinde nereden geldiğini anlayamadıkları inatçı bir parazit yakalıyorlar. cihazı kontrol ediyorlar, çevresel kaynakları araştırıyorlar, hatta antene yuva yapan güvercinlerin bıraktığı pisliği bile temizliyorlar.

ses gitmiyor.

çünkü sorun antende değil.

anten, evrenin bebekliğini dinliyor.

bugün cmb'yi ölçerek evrenin yaşını, geometrisini, içindeki normal madde ve karanlık madde miktarlarını ve ilk dönemlerdeki yoğunluk dağılımını inanılmaz hassasiyetle sınayabiliyoruz. yani gece gökyüzündeki en eski şey bir yıldız değil. bir galaksi de değil... her yönden üzerimize gelen, yaklaşık 13,8 milyar yıldır yolculuk eden ve artık gözümüzün göremeyeceği kadar soğumuş bir ışık.

televizyonların analog olduğu dönemleri hatırlayanlar için daha şiirsel bir detay da bırakayım:

eskiden televizyon boş kanalda karıncalandığında gördüğümüz o rastgele parazitin çok küçük bir kısmının kaynağı gökyüzünden gelen mikrodalga ışınımdı. bunu doğrudan “ekranda büyük patlamayı izliyorduk” diye anlatmak biraz romantize etmek olur ama fikir olarak insanın hoşuna gidiyor. çünkü cmb'nin bana kalırsa en güzel tarafı bilimsel tarafından bile önce şu:

evren, çocukluğundan kalma bir fotoğrafı hâlâ yanında taşıyor.

ve biz yaklaşık 13,8 milyar yıl sonra dönüp o fotoğrafa bakarak nereden geldiğimizi anlamaya çalışıyoruz :)
devamını gör...

30 ağustos zafer bayramı

"elbet bir gün beni unutturmaya çalışanlar olacaktır ama türk gençliği buna izin vermeyecektir."

daim olsun paşam.
devamını gör...

cengiz aytmatov

bir kitabında şöyle yazar:

biri tanrı'ya sormuş:
"eğer her şey zaten kaderde yazılıysa neden dilek dileyeyim ki?"

tanrı gülümseyerek şöyle demiş:
"belki de bazı sayfalara 'dilediğin gibi olsun' yazmışımdır."

bu dünyada asla kaybetmemeniz gereken tek şey umudumuzdur.

hem koca çınar* da "umutsuz durumlar yoktur umutsuz insanlar vardır, ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim." dememiş mi?
devamını gör...

acı ama gerçek bir şey

ona yazdığın o mektubu, ayağı kırık bir at götürecek. seni unutacak. atı da vurması gerekecek...
devamını gör...

ankara

diğerleri şehir, sen yuvasın.
devamını gör...

sözlük yazarlarının koleksiyonları

naçizane.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

içmedeyiz normal sözlük

nefis bir robusto; cao brasilia gol serisi. eşlikçisi ise “gin basil smash
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şu yaşa kadar hiç yapılmayan şeyler

herkesleşmedim :)
devamını gör...

para en iyi dostundur

az önce balkonda puro içerken evin içinde son ses çalan sıradaki parçanın keişan'dan günahsız parçası olması ve bu parçanın başlangıcındaki skit bana bu başlığı açma isteği uyandırdı. şarkı aktıkça kendi hayatımı anımsadım...


para bütün kapıları açar
"para her şey değildir" deseler bile para her şeydir
çünkü zenginsen fakir olduğundan farklı muamele görürsün
ancak o zaman seni tanırlar, bu yüzden dışarı çıkarız
acı çekmiş, aç kalmış ve sık sık dalmış insanlarız
hepimiz aynıyız.

* sahi, neden şu an bu şehirdeyim? para için. neden yıllarımı buraya bağladım? para için. neden dostlarımı arkada bıraktım? para için. sevdiğim kadını bile mi? evet, para için. evden 19 yaşında çıktığımda her şey ne içindi? para için...


oh, düşündüm, arkamda çok şeyi bıraktım
birçok kadın, birçok dostumu bıraktım
ama sanmadım sizin gibi günahsız.

* nedense eskisi kadar üzmüyor. unutamıyoruz ama alışabiliyoruz ha?

gözlerim artık parlamıyo' içimde his geberince
modum hep "bitsе de gitsek", travma bir tenеfüs, kek
unutmam, tanrı isterse kafamdan bin sene silse

*peki ne geçti elime? para? eh. arkada bıraktıklarım, bıraktığıma değmedi. ne kazandım? birçok kayıp :)

sonra bi' kız tanıdım, dedim ki "tamam, budur"
zaten onu da kaybettim olmadığında param pulum

*en nihayetinde insanın içinde bi' karamsarlık olmuyor değil. ama her şeye rağmen mücadele etmek zorundayız di'mi?

artık belki yorulmuşumdur, ne dersin?
kendimden çok ödün verdim hem de hep bedelsiz
devamını gör...

anne

bir yaşar kurt şaheseridir.

ilk dinleyişte annesine sığınmak isteyen, büyümekten korkmuş bir çocuğun şarkısı gibi gelir. oysa biraz dikkatli dinleyince, o çocuğun büyümekten değil; büyüdüğü dünyanın ondan istediği adama dönüşmekten korktuğunu anlarsınız. çocuk büyümüştür. evler, yollar, pabuçlar büyümüştür. fakat dünya da onunla beraber büyümüş ve artık karşısına devlet, ordu, savaş, televizyon, propaganda ve itaat olarak dikilmiştir. bir zamanlar annesinin kucağında güvende olan çocuğun eline şimdi silah verilir ve başka bir insanı öldürmesi istenir. ne zaman yatacağına, ne zaman kalkacağına, ne düşüneceğine birileri karar vermektedir. ve bütün bunların karşısında adamın sığındığı tek yer hala annesidir. bu yüzden “anne” aslında anneye yazılmış bir şarkıdan çok, yetişkinliğe zorlanmış bir çocuğun dünyaya ettiği itirazdır. şarkı boyunca “anne” bir kişiden fazlasına dönüşür; insanın henüz emir almadığı, öldürmesinin istenmediği, kandırılmadığı son güvenli yerdir. yaşar kurt burada savaş karşıtlığını büyük laflarla anlatmaz. vatan, millet, ideoloji tartışmasına girmez. çok daha ağır bir yerden vurur: bir insanın başka bir insanı öldürmeye ikna edilmesinin saçmalığını, korkmuş bir çocuğun annesine şikayeti kadar yalın hale getirir. ve şarkının sonunda mesele artık yalnızca askere gitmek değildir. televizyon da konuşmaktadır, siyaset de konuşmaktadır, herkes bir şeylere inanmanı ve bir taraf seçmeni istemektedir. çocuğun annesinden son isteği bu yüzden artık kendisini koruması değildir. kendisini de korumasıdır.

belki de parçanın bütün derdi budur:
insan büyüyor, dünya büyüyor; ama insanın içine sinmeyen şeyler de onunla birlikte büyüyor. ve bazen otuz yaşında bir adamın bütün politik itirazı, çocukken kurduğu kadar basit bir cümleye sığıyor:

“korkuyorum anne.”

11.07.2024
devamını gör...

λcdm kozmoloji modeli

günümüzde evrenin büyük ölçekte nasıl davrandığını açıklamak için kullandığımız standart kozmoloji modeli.

ismi korkutucu ama temel fikri aslında gayet anlaşılır. λcdm = lambda + cold dark matter. bu tanımdaki "λ (lambda)" = karanlık enerji, "cdm" (cold dark matter) = soğuk karanlık madde demek. ama model bunlardan ibaret değil; normal maddeyi, radyasyonu, nötrinoları, evrenin genişlemesini ve başlangıç koşullarını da hesaba katıyor. bugün evreni kabaca %68-69 karanlık enerji, %26-27 karanlık madde, %5 normal madde, geri kalan çok küçük bir oranda ise fotonlar ve nötrinolar vb. maddeler ile dolu. yani yıldızlar, gezegenler, dünya, ben, kahve, bunu okuyan yazarlar, hayalimdeki araba... atomlardan oluşan bildiğimiz her şey evrenin yalnızca yaklaşık %5'i. işin absürt tarafı şu: evrenin yaklaşık %95'inin ne olduğunu doğrudan bilmiyoruz. model onların etkilerini son derece başarılı şekilde açıklıyor ama fiziksel doğaları hâlâ açık problem...

λ-lambda dediğimiz şey; einstein'ın genel görelilik denklemlerinde bulunan kozmolojik sabit. cdm'de λ, gözlediğimiz karanlık enerji davranışını temsil ediyor. 1990'ların sonunda uzak tip ıa süpernovaları gözlemlendiğinde çok önemli bir sonuç çıktı; evren sadece genişlemiyor; genişlemesi hızlanıyor. normalde maddenin kütle çekimi genişlemeyi yavaşlatmalıydı. fakat gözlemler tam tersini gösteriyor... bu hızlanmayı açıklayan en basit çözüm: boş uzayın kendisinin bir enerji yoğunluğu olması. işte buna karanlık enerji diyoruz. λcdm'nin λ'sı bunu matematiksel olarak temsil ediyor.

cdm-cold dark matter ise; çok daha tuhaf. galaksilerin dönüş hızlarına baktığımızda yalnızca görebildiğimiz yıldızların ve gazın oluşturduğu kütle çekim yeterli değil. örneğin bir galaksinin dışındaki yıldızların beklenenden çok daha yavaş dönmesi gerekirdi. ama dönmüyorlar... sanki galaksilerin çevresinde görünmeyen devasa bir kütle var, yani karanlık madde diye isimlendirdiğimiz şey. bu karanlık madde; ışık yaymıyor, ışığı soğurmuyor veya yansıtmıyor ve elektromanyetik olarak neredeyse hiç etkileşmiyor gibi görünüyor. ama kütle çekim etkisini görüyoruz. "cold" yani soğuk denmesinin sebebi de sıcaklığı değil. burada "cold", evrenin erken döneminde karanlık madde parçacıklarının ışık hızına kıyasla yavaş hareket ettiği anlamına geliyor. bu çok önemli çünkü yavaş hareket eden karanlık madde kümelenebiliyor. ve böylece erken evrende: karanlık madde kümeleri-gazın toplanması-yıldızlar-galaksiler-galaksi kümeleri gibi bir yapı oluşabiliyor... karanlık maddeyi bir anlamda evrenin görünmez iskelesi gibi düşünebilirsin.

aslında bu konu hakkında anlatacak ve öğrenecek çok fazla şey var... insanoğlu teknolojimizin elverdiği ölçüde bu karmaşık denklemleri bir mantık terazisine oturtmaya çalıştıkça kafamızdaki soru işaretleri kalkacaktır diye düşünüyorum.
devamını gör...

gözlemlenebilen evrenin 40 milyar ışık yılı olması

gözlemlenebilen evren 40 milyar değil, yaklaşık 93 milyar ışık yılı çapında. evrenin yaşı ise yaklaşık 13,8 milyar yıl. ayrıca bu sorunuzun cevabı da uzayın kendisinin sürekli genişlemesi.

şöyle düşünün; büyük patlama'dan kısa süre sonra çok uzak bir galaksi ışık yaydı. o ışık bize doğru 13 milyar küsur yıl boyunca yol aldı. ama ışık bize gelirken galaksiyle bizim aramızdaki uzay da genişlemeye devam etti. dolayısıyla o galaksinin 13 milyar yıl önce gönderdiği ışığı bugün görüyoruz ama galaksi şu anda 13 milyar ışık yılı uzakta değil. kozmik genişleme nedeniyle bugün yaklaşık 46 milyar ışık yılına kadar uzakta olabilir. kabaca; her yöne 46 milyar ışık yılı genişlediğini düşünürsek, 46+46 aşağı yukarı 93 milyar ışık yılı çap demektir.

buradaki kritik fikir şu: ışık uzayın içinde en fazla ışık hızında hareket eder; fakat uzayın kendisinin genişlemesi bu hız sınırına tabi değildir. yani çok uzaktaki iki nokta arasındaki mesafe, uzayın genişlemesi nedeniyle saniyede 300.000 km'den daha hızlı artabilir. bu, einstein'ın özel göreliliğini ihlal etmez çünkü hiçbir cisim bulunduğu yerde uzayın içinden ışık hızını aşarak geçmiyor. bir de daha acayip kısmı var; 93 milyar ışık yılı tüm evrenin büyüklüğü değil. bu yalnızca gözlemleyebildiğimiz bölümün çapı.

gerçek evren bundan inanılmaz derecede büyük olabilir, hatta sonsuz bile olabilir. şu an bunun cevabını bilmiyoruz. ve "13,8 milyar yaşında olduğunu nereden biliyoruz?" kısmı da ayrı güzel; kozmik mikrodalga arka plan ışıması, evrenin genişleme hızı, galaksilerin kırmızıya kayması ve λcdm kozmoloji modeli (lambda soğuk karanlık madde) birlikte kullanıldığında yaklaşık 13,8 milyar yıl sonucuna ulaşıyoruz.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının yaptığı yürüyüşler

hüznün isyan olur

"kavgadan uzak kalmışsan, sevdadan da uzaksın demektir".

çok dayak yedik be ahmet abi :)
devamını gör...

ulcerate

ekstrem metal dünyası içerisinde doğmuş ve bu kültürün en testosteronlu temsilcilerinden birisi, kanaatimce en iyisi. jamie saint merat isminde manyak bir davulcuya sahip olması bile başlı başına bir fark yaratıyor. sen o davulu hangi kafayla yazıyorsun birader? ayrıca dissolved orders parçasının 4:20'sinden sonra giren riff bana çok farklı hissettiriyor...

not: tez konusu bulmakta zorlanan yüksek lisans öğrencileri için; komadaki herhangi bir hastaya kulaklık takıp bu üç kel dostumuzun stare into death and be still albümünden birkaç parçayı dinletip vücut fonksiyonlarının incelendiği bir tez araştırması bile yapılabilir.
devamını gör...

bir üstteki yazar hakkında düşünülenler

#3408165 bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp dostum.
devamını gör...

her sevr'in bir lozan'ı vardır

son zamanlarda ülke gündeminde bulunan koskoca bir 'kara leke' neticesinde, böyle bir başlık açılmamış olması şahsıma bir yıl sonra sözlüğe bir şeyler karalatma isteği doğurdu. neyse... kısa ve net, uzun uzadıya da yazasım yok. zamanı geldiğinde elini taşın altına koyacak her vatan evladına şimdiden selam olsun... şehitler ölmez, vatan bölünmez!
devamını gör...

accept

almanya çıkışlı heavy metal grubu accept, 1976 yılında solingen’de kurulmuştur. yani alman çeliğinin doğduğu şehirde... tesadüf değil. grubun müziği, 80’lerin başında judas priest ve iron maiden’la birlikte klasik heavy metalin temel taşlarını döşemiştir. kurucu gitarist wolf hoffmann, müziğe “rammstein disiplini + ac/dc enerjisi + beethoven’ın alman ruhu” karışımı bir çizgi getirmiştir.

grubun en ikonik dönemi; hiç kuşkusuz, vokalist udo dirkschneider’ın o zımpara sesiyle öne çıktığı 1980–1986 arasıdır. “restless and wild” (1982) ve “balls to the wall” (1983) albümleri, avrupa metalinin çehresini değiştirmiştir. özellikle “balls to the wall” 'ki neredeyse her alman metalcinin milli marşıdır' güç, özgürlük ve isyan temalarını taşır. klibiyle bile o dönemin mtv kuşağında “bu ne lan?” dedirtmiştir.

ama bence en baba parçaları kill the pain, the best is yet to come ve stalingrad parçalarıdır.
devamını gör...

sözlük yazarlarının kahveleri

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim