the lady of shalott
başlık "bana böyle birşey söylenmedi" tarafından 29.04.2021 12:14 tarihinde açılmıştır.
1.
john william waterhouse'un 1888 tarihli tablosu.*
tablodaki kadın, kral arthur'un krallığında shalott adasında, camelot şehrinin yakınlarında bir kulede lanetlenmiş ve hapsolmuş halde yaşayan elaine isimli bir leydi. lanetlendiği için camdan dışarıya bakamaz, tüm vaktini aynasının yansımasından dışarıyı izleyerek ve dokuma yaparak geçirir.
bir gün kralın şövalyelerinden sir lancelot kulenin yanından şarkı söyleyerek geçer. leydi bunu aynasının yansımasından görür ve kendini tutamayarak onu görmek için cama çıkar. ama aynası çatlayınca lanetlendiğini, artık geri dönüş olmadığını farkeder. bunun üzerine kuleden çıkar ve bir kayığa binerek şehre, aşık olduğu lancelot'a ulaşmaya çalışır. nitekim lanet peşini bırakmayacaktır, lancelot'a ulaşamadan kayıkta ölmüştür.
kaynak: wikimedia
şimdi tabloya bakalım. waterhouse bize elaine'in laneti göze alarak kayığa bindiği ve ölmeden önceki anını resmetmiş. yüzünde acı, çaresizlik, laneti ve öleceğini bilmenin verdiği umutsuzluk gibi bir çok duyguyu okuyabiliriz. kıyafetinin detaylarına ve saçlarına da bayıldım ben. tablonun kahverengi ve altın renklerinin tonlarıyla çizilmiş olması da kasvet havasını çok iyi yansıtıyor.

leydinin sağ elinde bir zincir var, zincir kuleye hapsolmasını ve lanetini temsil ediyor, ilerleyebilmesi için zinciri bırakması gerekecek. bu da öleceğini bilmesine rağmen lanete aykırı davranışını ve cesaretini temsil ediyor.
bir diğer detay ise kayığın önündeki üç mum. mumlar onun hayatını anlatıyor bize, ikisi sönmüş ve birisi de o öldüğünde sönecek. yaşamının sonuna doğru ilerliyor çünkü.

hikayesini okumadan önce ızdırap içindeki bir kadını anlatan kasvetli bir tablo olduğunu düşünmüştüm. tablonun hikayesine bakınca kurallara ve kaderine karşı gelen, lanetlendiğini ve sonunu bilmesine rağmen özgürlüğü için* zincirleri reddeden bir kadın görüyorum.
kaynak
tablodaki kadın, kral arthur'un krallığında shalott adasında, camelot şehrinin yakınlarında bir kulede lanetlenmiş ve hapsolmuş halde yaşayan elaine isimli bir leydi. lanetlendiği için camdan dışarıya bakamaz, tüm vaktini aynasının yansımasından dışarıyı izleyerek ve dokuma yaparak geçirir.
bir gün kralın şövalyelerinden sir lancelot kulenin yanından şarkı söyleyerek geçer. leydi bunu aynasının yansımasından görür ve kendini tutamayarak onu görmek için cama çıkar. ama aynası çatlayınca lanetlendiğini, artık geri dönüş olmadığını farkeder. bunun üzerine kuleden çıkar ve bir kayığa binerek şehre, aşık olduğu lancelot'a ulaşmaya çalışır. nitekim lanet peşini bırakmayacaktır, lancelot'a ulaşamadan kayıkta ölmüştür.
kaynak: wikimediaşimdi tabloya bakalım. waterhouse bize elaine'in laneti göze alarak kayığa bindiği ve ölmeden önceki anını resmetmiş. yüzünde acı, çaresizlik, laneti ve öleceğini bilmenin verdiği umutsuzluk gibi bir çok duyguyu okuyabiliriz. kıyafetinin detaylarına ve saçlarına da bayıldım ben. tablonun kahverengi ve altın renklerinin tonlarıyla çizilmiş olması da kasvet havasını çok iyi yansıtıyor.

leydinin sağ elinde bir zincir var, zincir kuleye hapsolmasını ve lanetini temsil ediyor, ilerleyebilmesi için zinciri bırakması gerekecek. bu da öleceğini bilmesine rağmen lanete aykırı davranışını ve cesaretini temsil ediyor.
bir diğer detay ise kayığın önündeki üç mum. mumlar onun hayatını anlatıyor bize, ikisi sönmüş ve birisi de o öldüğünde sönecek. yaşamının sonuna doğru ilerliyor çünkü.

hikayesini okumadan önce ızdırap içindeki bir kadını anlatan kasvetli bir tablo olduğunu düşünmüştüm. tablonun hikayesine bakınca kurallara ve kaderine karşı gelen, lanetlendiğini ve sonunu bilmesine rağmen özgürlüğü için* zincirleri reddeden bir kadın görüyorum.
kaynak
devamını gör...
2.
lord alfred tennyson'un şiirini muhtemelen john william waterhouse'ın eşsiz tablosundan* ilhamla besteleyen, 1991 yılına ait, loreena mckennitt'in yaklaşık on iki dakikalık, insana huzur veren şarkısı.
devamını gör...
3.
tek bir mumum kaldı, yolun sonuna geldik gibi hissediyorum bu konuda...
devamını gör...