1.
deneysel rock ürünleriyle müzik dünyasına yeni tatlar kazandırmış amerikalı müzisyen.
devamını gör...
2.
ecnebi müziğine hareketli bazı parçalar dışında pek aşina olmasam da çoğu şarkısında şiirsel bir haz duyduğum amerikalı müzisyen. bilhassa (bkz: green grass) tuhaf bir tat bırakır insanda.
devamını gör...
3.
invitation to the blues şarkısı hiçbir şey söylemese bile çok şey söyleyen sanatçı. bu arada o kadar viskiyle iyi yaşamış.
devamını gör...
4.
dead and lovely ve soldier's things ile yorgun gecelerde viski eşlikçisi müzisyen.
devamını gör...
5.
lise yıllarımda hayatıma giren, gün geçtikçe sevgimin de artarak devam ettiği müthiş sanatçı. kendisiyle coffee and cigarettes filmindeki gibi bir kahve sigara yapmak isterdim. şarkılarını yazmaya anlatmaya gerek yok. yaptığı boş iş yok. green grass ve dead and lovely şarkılarını ayrı bir severim. seven psychopaths filminde de çok iyi oynamıştır.
devamını gör...
6.
devamını gör...
7.
bu adamın müzikleri eşliğinde arkadaşla alkole yumulduğumuz günler geliyor aklıma. bende yeri ayrıdır, ne dertler ne eğlenceler dönmüştü bu adamın sesiyle beraber.
devamını gör...
8.
going out west adlı parçası dövüş kulübü'nün bar sahnesinde çalmaktadır.
buradan
buradan
devamını gör...
9.
(bkz: dead and lovely)
devamını gör...
10.
coffee and cigarettes'de iggy pop'la oynamıştır. ayrıca drunk on the moon'da çok güzeldir.
devamını gör...
11.
green grass şarkısı benim için özel olan şarkılardan biridir. değişik bir sesi var, severim.
devamını gör...
12.
en sevdiğim 3 sanatçıdan biri olan amerikalı üstad. her derde deva bu herif. keyifliyken dinle, hüzünlenmek istediğinde dinle, dertliyken dinle. hepsinin çaresi bu herif.
büyük insan ya.
don't you know there ain't no devil, there's just god when he's drunk.
i don't have a drinking problem ‘cept when i can't get a drink.
i'm so goddamn horny, the crack of dawn better be careful around me!
büyük insan ya.
don't you know there ain't no devil, there's just god when he's drunk.
i don't have a drinking problem ‘cept when i can't get a drink.
i'm so goddamn horny, the crack of dawn better be careful around me!
devamını gör...
13.
her halinizde, her anınızda, her zaman dinlenecek efsanevi bir müzisyendir. harika bir sestir, inanılmaz bir keyiftir. istanbul'dan da bir telefon çağrısı almıştır.*
devamını gör...
14.
çok güzel şiirler yazmış ve şarkı yapmıştır. her şarkısı kendi gibidir. bazı şarkıları çok keyifli iken bazılarını dinlerken nefret edersiniz.
devamını gör...
15.
alternatif amerika'nın şiirel sesi.
şarkılarında beat yazınının ve caz müziğinin eşsiz sentezini kotaran bir ozan.
(bkz: jack kerouac) ve (bkz: charlie parker)'ın ruh kardeşi.
tom waits ilk kez, 1970'lerin başında california'daki küçük gece kulüplerinde sahneye çıktı. country ve folk unsurlarının ağırlık taşıdığı ilk albümü closing time'ın ardından yaptığı plaklarda; cool caz şarkılarına ve hüzünlü blues baladlarına yöneldi. bu çalışmalarında waits'in vokal ve piyanosuna çoğu zaman saksafonun alt yapısını olşturduğu bir caz dördülü eşlik ediyordu. 76'da yaptığı small change albümünden itibaren ise kentin kıyılarında yaşayan yersiz yurtsuzların aylak yaşamları üzerindeki gözlemlerini yoğunlaştırdı.
waits, 80'lerde yaptığı albümlerden sonra daha konvansiyonel bir tarzda elektrikli rock sounduna yaklaştı.1983'de gerçekleştirdiği ve en ilginç albümlerinden biri olan "swordfishtrombones" ise değişik seslerin kolajıydı adeta.
tom waits yine 80'lerde sinemayla da yakın ilişki içine girdi. coppola, jim jarmush,hector bobenca gibi önemli yönetmenlerin filmlerinde rol aldı. jack kerouac'ın yakın dostu olan beat yönetmeni robert frank'ın candy mountain filminde tom waits milyoner bir plak şirketi sahibi rolüyle yer aldı.ne ironi ama.)
tom waits şarkıları amerikan düşünün birer parodisi olarak tanımlanabilir.onun şarkılarının sakinleri solgun anılar taşıyan ve toplumun bütününden soyutlanmış oluşlarının bilincinde olan serserilerdir* ve bu izolasyon onları bir araya getirerek aralarında dayanışma ve kardeşlik doğurmuştur.
şarkılarında beat yazınının ve caz müziğinin eşsiz sentezini kotaran bir ozan.
(bkz: jack kerouac) ve (bkz: charlie parker)'ın ruh kardeşi.
tom waits ilk kez, 1970'lerin başında california'daki küçük gece kulüplerinde sahneye çıktı. country ve folk unsurlarının ağırlık taşıdığı ilk albümü closing time'ın ardından yaptığı plaklarda; cool caz şarkılarına ve hüzünlü blues baladlarına yöneldi. bu çalışmalarında waits'in vokal ve piyanosuna çoğu zaman saksafonun alt yapısını olşturduğu bir caz dördülü eşlik ediyordu. 76'da yaptığı small change albümünden itibaren ise kentin kıyılarında yaşayan yersiz yurtsuzların aylak yaşamları üzerindeki gözlemlerini yoğunlaştırdı.
waits, 80'lerde yaptığı albümlerden sonra daha konvansiyonel bir tarzda elektrikli rock sounduna yaklaştı.1983'de gerçekleştirdiği ve en ilginç albümlerinden biri olan "swordfishtrombones" ise değişik seslerin kolajıydı adeta.
tom waits yine 80'lerde sinemayla da yakın ilişki içine girdi. coppola, jim jarmush,hector bobenca gibi önemli yönetmenlerin filmlerinde rol aldı. jack kerouac'ın yakın dostu olan beat yönetmeni robert frank'ın candy mountain filminde tom waits milyoner bir plak şirketi sahibi rolüyle yer aldı.ne ironi ama.)
tom waits şarkıları amerikan düşünün birer parodisi olarak tanımlanabilir.onun şarkılarının sakinleri solgun anılar taşıyan ve toplumun bütününden soyutlanmış oluşlarının bilincinde olan serserilerdir* ve bu izolasyon onları bir araya getirerek aralarında dayanışma ve kardeşlik doğurmuştur.
devamını gör...