yazar: ludwig wittgenstein
yayım yılı: 1921
yirminci yüzyılın etkileyici düşünürlerinden wittgenstein, bu eserinde özelikle dil biliminin üzerinde duruyor. kant'ın yolunu izlediği bu kitapta, kant'ı da aşmaya çalışmıştır. kendisi de russel gibi iyi bir matematikçi olan wittgenstein, eseri geometri üzerinden şekillendirmiştir.
yayım yılı: 1921
yirminci yüzyılın etkileyici düşünürlerinden wittgenstein, bu eserinde özelikle dil biliminin üzerinde duruyor. kant'ın yolunu izlediği bu kitapta, kant'ı da aşmaya çalışmıştır. kendisi de russel gibi iyi bir matematikçi olan wittgenstein, eseri geometri üzerinden şekillendirmiştir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "unnecessary" tarafından 06.03.2021 18:28 tarihinde açılmıştır.
1.
bu eserinde, lisan'ın resim ve kuram'ı üzerinden hareketle geliştirdiği ayrıntılı bir çalışmasıdır. buna göre; " bölünmez önermelere" ayrıla bilmeli ve bu ayrımın sonucunda ortaya çıkan elemanlar da gerçek dünyanın elemanlarına karşılık gelmelidir. aksi halde cümle herhangi bir gerçeği söylemeyecektir.
devamını gör...
2.
ludwig wittgenstein felsefesinin ilk dönem eseridir. 1921 yılında yayınlanmıştır.
viyana çevresi'nin düşünce yapısına büyük bir katkı sağlamış olsa da, çevre, wittgenstein'ın ikinci dönemini kabul etmez. çünkü tractatus logico-philosophicus, felsefenin yalnızca bilime destek olacak önermeler sunması gerektiğini, onun dışındaki konularda ortaya bir şey atamayacağını savunmaktadır. dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır cümlesinde de görüleceği üzere, dünyanın dışında olan etik, estetik, dil, dünya veya diğer idealar hakkında konuşmanın kimseye bir faydası yoktur. wittgenstein bu ilk döneminde, dil ve dünya hakkında, ancak onların dışından bakarak konuşabileceğimizi savunmaktadır. böyle bir şey de mümkün değildir. dilin ve dünyanın dışına çıkamıyorsak, onları düşünce öznesi yapmak anlamsızdır. oysa ikinci dönemde dil oyunları kavramıyla derinden ilgilenen wittgenstein, tractatus'ta savunduğu düşüncelerden farklı bir yol izlemiştir. bu yüzden haliyle, özellikle felsefi soruşturmalar kitabı viyana çevresi'nin tepksini çekmiştir.
tractatus logico philosophicusun yazılma biçimi de, ortaya attığı düşünceyi kanıtlar niteliktedir. zira kitap geometrik biçimde yazılmıştır ve her önerme açılarak kanıtları sunulmuştur. bu bağlamda okuması keyiflidir fakat kitabın içine işlemek oldukça zordur.
benim için kitabın sonu, kitabın temel taşıdır adeta. zira wittgenstein, kitap boyunca konuşulamayacak konuları (dili ve dünyayı) konuşmuştur. bu yüzden kitabın sonunda, söylediklerini merdiven olarak düşünmemizi, kitabın sonunda ise merdiveni devirmemiz gerektiğini söylemiştir. kitabın çevirmeni olan oruç aruoba, buraya çok önemli bir dipnot düşmüştür, ki benim için kitabın en can alıcı kısmı da budur. zira aruoba'ya göre burada bahsedilen merdiveni aşıp arkamızdan atmamız değil, merdivenin en üst basamağındayken merdiveni itmemiz gerektiğidir. yani merdiven ile beraber, bizim de aşağı düşmemiz gerekmektedir.
bu bağlamlarda hem wittgenstein'ın zekasıdan, hem aruoba'nın hermeneutik başarısından etkilenmemek mümkün değil.
viyana çevresi'nin düşünce yapısına büyük bir katkı sağlamış olsa da, çevre, wittgenstein'ın ikinci dönemini kabul etmez. çünkü tractatus logico-philosophicus, felsefenin yalnızca bilime destek olacak önermeler sunması gerektiğini, onun dışındaki konularda ortaya bir şey atamayacağını savunmaktadır. dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır cümlesinde de görüleceği üzere, dünyanın dışında olan etik, estetik, dil, dünya veya diğer idealar hakkında konuşmanın kimseye bir faydası yoktur. wittgenstein bu ilk döneminde, dil ve dünya hakkında, ancak onların dışından bakarak konuşabileceğimizi savunmaktadır. böyle bir şey de mümkün değildir. dilin ve dünyanın dışına çıkamıyorsak, onları düşünce öznesi yapmak anlamsızdır. oysa ikinci dönemde dil oyunları kavramıyla derinden ilgilenen wittgenstein, tractatus'ta savunduğu düşüncelerden farklı bir yol izlemiştir. bu yüzden haliyle, özellikle felsefi soruşturmalar kitabı viyana çevresi'nin tepksini çekmiştir.
tractatus logico philosophicusun yazılma biçimi de, ortaya attığı düşünceyi kanıtlar niteliktedir. zira kitap geometrik biçimde yazılmıştır ve her önerme açılarak kanıtları sunulmuştur. bu bağlamda okuması keyiflidir fakat kitabın içine işlemek oldukça zordur.
benim için kitabın sonu, kitabın temel taşıdır adeta. zira wittgenstein, kitap boyunca konuşulamayacak konuları (dili ve dünyayı) konuşmuştur. bu yüzden kitabın sonunda, söylediklerini merdiven olarak düşünmemizi, kitabın sonunda ise merdiveni devirmemiz gerektiğini söylemiştir. kitabın çevirmeni olan oruç aruoba, buraya çok önemli bir dipnot düşmüştür, ki benim için kitabın en can alıcı kısmı da budur. zira aruoba'ya göre burada bahsedilen merdiveni aşıp arkamızdan atmamız değil, merdivenin en üst basamağındayken merdiveni itmemiz gerektiğidir. yani merdiven ile beraber, bizim de aşağı düşmemiz gerekmektedir.
bu bağlamlarda hem wittgenstein'ın zekasıdan, hem aruoba'nın hermeneutik başarısından etkilenmemek mümkün değil.
devamını gör...
3.
ludwig wittgenstein'in sarsıcı kalemi ve eşsiz zihninden çıkmış 192 sayfalık eser.
ezelden beri sorguladığımız veya hiç sorgulamadan kabul ettiğimiz felsefik kavramlara yeni bir bakış açısı kazandırıyor ve düşündürüyor.

bir zamanlar tanrı'nın her şeyi yaratabileceği,
ama, yalnızca, mantık yasalarına aykırı birşeyi yaratamayacağı söylenirdi.
çünkü "mantıksız" bir dünyanın neye benzediğini söyleyemeyiz.
ezelden beri sorguladığımız veya hiç sorgulamadan kabul ettiğimiz felsefik kavramlara yeni bir bakış açısı kazandırıyor ve düşündürüyor.

bir zamanlar tanrı'nın her şeyi yaratabileceği,
ama, yalnızca, mantık yasalarına aykırı birşeyi yaratamayacağı söylenirdi.
çünkü "mantıksız" bir dünyanın neye benzediğini söyleyemeyiz.
devamını gör...
