1.
arapça kelam; şiir, resim ve herhangi bir el becerisi (ustalığı) alanında bilgisi olmayan. "annesinden doğduğu gibi"
devamını gör...
2.
okuma yazma bilmeyene verilen isim. mektep görmemiş mürekkep yalamamış.
devamını gör...
3.
(bkz: ümmicilik)
devamını gör...
4.
onlar, ellerindeki tevrat’ta ve incil’de yazılı buldukları o elçiye, o ümmî peygambere uyarlar. peygamber onlara iyiliği emreder ve onları kötülükten meneder; yine onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar. ağırlıklarını kaldırır, üzerlerindeki zincirleri çözer. o peygambere inanan, onu koruyup destekleyen, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nura uyanlar, işte bunlardır kurtuluşa erenler. (araf/157)
tanım; okuma yazması olmayan kişi.
tanım; okuma yazması olmayan kişi.
devamını gör...
5.
okuma yazması olmayan insan demektir. peygamber muhammed'in sürekli ümmi olduğuna vurgu yapılır. bu durum nedense hristiyanlarda, hz meryem'in bakire olması gibi bir mucize olarak sunulmuştur. muhammed gerçekten ümmi midir? bilemeyiz. ama olduğuna dair emareler vardır.
hiç bir zaman tevrat veya incil okumadığını biliyoruz. okusaydı kuranı kerimde bir çok kez ''isa ve musa'ya kitap verildi/indirildi'' ayetleri geçmezdi. büyük ihtimalle tüccarlık yaptığı yıllarda, hicaz'da duyduklarıyla şekillenmiştir buralar. ama bazı ayetler de imrul kays gibi şairlerin bire bir cümleleriyle doludur. oralar da kulaktan dolmamı mıdır yoksa okunarak mı yazılmıştır irdelemek gerekir.
hiç bir zaman tevrat veya incil okumadığını biliyoruz. okusaydı kuranı kerimde bir çok kez ''isa ve musa'ya kitap verildi/indirildi'' ayetleri geçmezdi. büyük ihtimalle tüccarlık yaptığı yıllarda, hicaz'da duyduklarıyla şekillenmiştir buralar. ama bazı ayetler de imrul kays gibi şairlerin bire bir cümleleriyle doludur. oralar da kulaktan dolmamı mıdır yoksa okunarak mı yazılmıştır irdelemek gerekir.
devamını gör...
6.
zamanında dinlediğim bir hikaye aklıma geldi;
hz. isa bir yollculuk esnasında bir göl kenarındaki ağacın altında, kucağındaki kuzusunu “allah’ım sen de böyle tatlı ve şirin olsan, seni de böyle sevsem vb.…” diyerek seven bir çoban görür. çoban ile uzun konuşur, nasihat eder; şöyle ibadet edeceksin, böyle yapacaksın vs… çobanın yanından ayrılır ve göl üzerinde yürüyerek yolculuğuna devam eder. çok geçmeden arkasından bir ses işitir, bizim çoban duanın orası öyle miydi burası şöyle miydi vs. diyerek yaklaştığını görünce “gelme, gelme! bildiğin gibi devam et.” diyerek gerisin geri gönderir…
plase: karagöz
hz. isa bir yollculuk esnasında bir göl kenarındaki ağacın altında, kucağındaki kuzusunu “allah’ım sen de böyle tatlı ve şirin olsan, seni de böyle sevsem vb.…” diyerek seven bir çoban görür. çoban ile uzun konuşur, nasihat eder; şöyle ibadet edeceksin, böyle yapacaksın vs… çobanın yanından ayrılır ve göl üzerinde yürüyerek yolculuğuna devam eder. çok geçmeden arkasından bir ses işitir, bizim çoban duanın orası öyle miydi burası şöyle miydi vs. diyerek yaklaştığını görünce “gelme, gelme! bildiğin gibi devam et.” diyerek gerisin geri gönderir…
plase: karagöz
devamını gör...
7.
ahmet kaya'nın gayrı gider oldum parçasında geçer, ilk defa orada duymuştum, okuma yazması olmayan demek...
hepten suya verdik
çünkü suyu yoktu
toprağı, gazı, tuzu, ışığı yoktu
bu köyleri suya verdik
eli, ayağı, tekerleği, kanısı yoktu
ve atı, arabası yoktu
birkaç kıl keçi, bir torba çökelik
ve tulum peynirine hasrettiler
ve de gavur içinde yesirdiler
sanki çarıklarını yemiştiler
gün olmuş ve dut kurusu, süpürge, tohumu
haybedendi yaşamları
ümmiydiler, gurbetciydiler, gülmemişti hiçbiri
ve soğuk asman pulur hıdır öz
ve huni su payniği zalbar
ve pul ve güci kırani haskini
hesinik hulmin kara pınar ecüzlü
vahşin venk ve payamlı ve süderek
haritadan silindiler bir sabah
gayri gider oldum gardaşlar
ve de gız kardaşlar
gayri gider oldum gardaşlar
ve de gız kardaşlar
gayri haram bu can bana
bu toprak damlar bu yollar bana
bu sevdalar, bu ağaçlar haram bana
gayri haram bu can bana
bu yollar bana, bu insanlar bana
bu toprak damlar, bu ağaçlar haram bana
oğul, uşak, bir de karım
kurt bana hastir çeker
yılan bana, çıyan bana
hastir çeker, yılan bana
lan gardaş bu nasıl yara?
lan gardaş bu nasıl yara?
lan gardaş bu nasıl yara?
lan gardaş bu nasıl yara?
kanar her yerimden
dövülmüşüm, sövülmüşüm, kovulmuşum ben
siktir çekilmişim yani kendi öz yurdumdan
çeker giderim
hepten suya verdik
çünkü suyu yoktu
toprağı, gazı, tuzu, ışığı yoktu
bu köyleri suya verdik
eli, ayağı, tekerleği, kanısı yoktu
ve atı, arabası yoktu
birkaç kıl keçi, bir torba çökelik
ve tulum peynirine hasrettiler
ve de gavur içinde yesirdiler
sanki çarıklarını yemiştiler
gün olmuş ve dut kurusu, süpürge, tohumu
haybedendi yaşamları
ümmiydiler, gurbetciydiler, gülmemişti hiçbiri
ve soğuk asman pulur hıdır öz
ve huni su payniği zalbar
ve pul ve güci kırani haskini
hesinik hulmin kara pınar ecüzlü
vahşin venk ve payamlı ve süderek
haritadan silindiler bir sabah
gayri gider oldum gardaşlar
ve de gız kardaşlar
gayri gider oldum gardaşlar
ve de gız kardaşlar
gayri haram bu can bana
bu toprak damlar bu yollar bana
bu sevdalar, bu ağaçlar haram bana
gayri haram bu can bana
bu yollar bana, bu insanlar bana
bu toprak damlar, bu ağaçlar haram bana
oğul, uşak, bir de karım
kurt bana hastir çeker
yılan bana, çıyan bana
hastir çeker, yılan bana
lan gardaş bu nasıl yara?
lan gardaş bu nasıl yara?
lan gardaş bu nasıl yara?
lan gardaş bu nasıl yara?
kanar her yerimden
dövülmüşüm, sövülmüşüm, kovulmuşum ben
siktir çekilmişim yani kendi öz yurdumdan
çeker giderim
devamını gör...