orijinal adı: 채식주의자
yazar: han kang
yayım yılı: 2007
gördüğü bir rüya sonrası vejetaryen olmaya karar veren bir insanın, zihninin derinliklerinde yatan travmalarla yüzleşme süreci tüm çıplaklığıyla bu eserde ortaya koyuluyor. birçok ödül sahibi eser, şiddet nedir sorununun cevabını da bulmaya çalışıyor.
yazar: han kang
yayım yılı: 2007
gördüğü bir rüya sonrası vejetaryen olmaya karar veren bir insanın, zihninin derinliklerinde yatan travmalarla yüzleşme süreci tüm çıplaklığıyla bu eserde ortaya koyuluyor. birçok ödül sahibi eser, şiddet nedir sorununun cevabını da bulmaya çalışıyor.
uluslararası man booker ödülü
uluslararası edebiyat ödülü
uluslararası edebiyat ödülü
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "insan olun biraz" tarafından 01.05.2022 11:28 tarihinde açılmıştır.
1.
vejetaryen benim için insan olmaya katlanamamanın romanı. yonğhe sıradan bir hayatı olan sıradan bir kadın. kocası da onun gibi sıradan ve tekdüze süregelen bir hayatları var. hayatlarını tamamen değiştiren ise yonğhe'nin bir gece gördüğü rüya ve sonra sürekli göreceği rüyalar. yonğhe o rüyadan uyandıktan sonra artık et yemiyor, yumurta da yemiyor. herhangi bir hayvansal gıda yemeyi reddediyor. küçüklüğün beri sürekli et yiyen ve yemeyi seven yonğhe'nin bu davranışına ailesi bir anlam veremiyor. sağlığının bozulmaya başladığını düşündüklerinde ise bir aile yemeği düzenleyip bu duruma sert bir müdahelede bulunuyorlar. işte ne oluyorsa bundan sonra oluyor. insanın kendinden tiksinmesini anlatan harika bir roman. insanın hayvan yönünü reddetme, bir ağaç olmayı dileme, vücudunu reddetme ile olmak istediği hale bürünebileceğine inanan yonğhe'nin acı verici hikayesi. kitap çok etkileyici ve rahatsız edici. önemli bir nokta ise yazarın yonğhe'nin bu hale gelmesinde rol oynayan olayları metnin içinde okuyucuya ufak da olsa göstermesi. çocukların ne kadar hassas canlılar olduklarını, onların en ufak bir şiddetten bile uzak tutulması gerektiğini, küçük bir olayın bile insanın hayatında büyük etkileri olacağını anlatan etkileyici bir metin. hepimiz aslında kendimizi normal sanan birer yonğheyiz. onun tek farkı ise harekete geçmesi. mutlaka okuyun.
devamını gör...
2.
güney koreli yazar han kang’ın 2016 yılında yayımlanan ve 2016 uluslararası man booker ödülünü almış olan 158 sayfalık kitabı.
kitap bana kalırsa roman türünde ancak 3 öyküden oluşuyor. 3 öykü birbirine girift bir halde ve birbirinin devamı şeklinde ilerliyor ama ayrı ayrı okunursa da kendi içinde bir anlatı olabilir.
ilk bölüm olan vejetaryeni yonğhe’nin kocasının kendisinden okuyoruz.
ikinci bölüm olan moğol lekesinde de yonğhe ve yonğhe’nin ablasının kocasının merkezde olduğu bir olayı okuyoruz.
üçüncü bölümde ise yonğhe ve ablasının etrafında geçen kısımla hikayemizi sonlandırıyoruz.
kitabın ana konusu şöyle; kocası ile birlikte gayet sıradan bir hayat süren yonğhe bir gece imgelerle dolu bir rüya görür ve uyandığında evdeki tüm etleri çöpe atarak vejetaryen olur.
bundan sonrasında da bir insanın kendi tercihleri doğrultusunda, kimseye hiçbir etkisi ya da zararı olmayan radikal bir değişim yaşamasının, çevresindekilerle olan ilişkisini etkileyişini okuyoruz.
kadının vejetaryen olmayı seçmesi başka kimseyi ilgilendirmeyen bir tercihken, kadının bu yöneliminden doğan müdahalelerin her şeyi bambaşka bir yöne götürmesini de görüyoruz bir yandan.
hatta kitaptaki karakterlerin de bunu sorguladığını görüyoruz;
o gün aile toplantısında, babası yonğhe’ye tokat atmadan önce babasının kolunu daha sıkı tutsaydı, her şey bambaşka olur muydu? yonğhe evleneceği adamı tanıştırmak için getirdiğinde, nedense soğuk bir intiba bıraktığından beğenmemişti. hislerine güvenerek evliliklerini engelleseydi her şey bambaşka olur muydu? işte böyle, yonğhe’nin kaderini etkileyen değişkenleri düşünerek kafa yorduğu zamanlar olmuştu. kardeşinin hayatına konan dama taşlarını teker teker eline alıp hesaplar yapması sadece nafile olmakla kalmayıp mümkün de değildi. buna rağmen düşünmekten kendini alamıyorduç eğer onunla evlenmeseydi.
kitap boyunca ana karakter olan yonğhe’nin ne düşüncelerini, ne cümlelerini, ne hislerini, ne de vejetaryen olma seçimini rüyalar dışında neyle temellendirdiğini okumadığımız için çevresindekilerin müdahaleleri olmasaydı her şeyin başka şekilde olup olamayacağının izini sürdürüyor kitap bize.
ve genel izlenimime gelirsek kitabın su gibi akışını; okuduğum konunun insan bedenine, insanın vahşi doğasına ve özüne dönüşüne dair çok özgün oluşunu; yazarın maharetli kaleminden çıkan tasvirlerin bir film izliyor hissi vermesini çok sevdim.
insanın doğayla olan bağını düşündürten ve bu bağın sınırlarını merak ettiren yapısı da ayrıca etkileyiciydi.
kitap bana kalırsa roman türünde ancak 3 öyküden oluşuyor. 3 öykü birbirine girift bir halde ve birbirinin devamı şeklinde ilerliyor ama ayrı ayrı okunursa da kendi içinde bir anlatı olabilir.
ilk bölüm olan vejetaryeni yonğhe’nin kocasının kendisinden okuyoruz.
ikinci bölüm olan moğol lekesinde de yonğhe ve yonğhe’nin ablasının kocasının merkezde olduğu bir olayı okuyoruz.
üçüncü bölümde ise yonğhe ve ablasının etrafında geçen kısımla hikayemizi sonlandırıyoruz.
kitabın ana konusu şöyle; kocası ile birlikte gayet sıradan bir hayat süren yonğhe bir gece imgelerle dolu bir rüya görür ve uyandığında evdeki tüm etleri çöpe atarak vejetaryen olur.
bundan sonrasında da bir insanın kendi tercihleri doğrultusunda, kimseye hiçbir etkisi ya da zararı olmayan radikal bir değişim yaşamasının, çevresindekilerle olan ilişkisini etkileyişini okuyoruz.
kadının vejetaryen olmayı seçmesi başka kimseyi ilgilendirmeyen bir tercihken, kadının bu yöneliminden doğan müdahalelerin her şeyi bambaşka bir yöne götürmesini de görüyoruz bir yandan.
hatta kitaptaki karakterlerin de bunu sorguladığını görüyoruz;
o gün aile toplantısında, babası yonğhe’ye tokat atmadan önce babasının kolunu daha sıkı tutsaydı, her şey bambaşka olur muydu? yonğhe evleneceği adamı tanıştırmak için getirdiğinde, nedense soğuk bir intiba bıraktığından beğenmemişti. hislerine güvenerek evliliklerini engelleseydi her şey bambaşka olur muydu? işte böyle, yonğhe’nin kaderini etkileyen değişkenleri düşünerek kafa yorduğu zamanlar olmuştu. kardeşinin hayatına konan dama taşlarını teker teker eline alıp hesaplar yapması sadece nafile olmakla kalmayıp mümkün de değildi. buna rağmen düşünmekten kendini alamıyorduç eğer onunla evlenmeseydi.
kitap boyunca ana karakter olan yonğhe’nin ne düşüncelerini, ne cümlelerini, ne hislerini, ne de vejetaryen olma seçimini rüyalar dışında neyle temellendirdiğini okumadığımız için çevresindekilerin müdahaleleri olmasaydı her şeyin başka şekilde olup olamayacağının izini sürdürüyor kitap bize.
ve genel izlenimime gelirsek kitabın su gibi akışını; okuduğum konunun insan bedenine, insanın vahşi doğasına ve özüne dönüşüne dair çok özgün oluşunu; yazarın maharetli kaleminden çıkan tasvirlerin bir film izliyor hissi vermesini çok sevdim.
insanın doğayla olan bağını düşündürten ve bu bağın sınırlarını merak ettiren yapısı da ayrıca etkileyiciydi.
devamını gör...
3.
son zamanlarda okuduğum açık ara en kötü ama en kötü kitap. bir kere kadın hayvansal gıdaların hiçbirini tüketmiyor yani aslında vejetaryen değil vegan. bir ikincisi kadının başkaldırısını dur durak bilmeksizin erkeklerden okuyoruz.
april yayınlarından okuyorum, bilmiyorum başka bir yayınevinde var mı baskısı. ancak editoryal olarak insanın kalbini kıran bir eser, gırla yanlış yazım ve imla ile dolu. ayrıca araya sıkıştırılmış ve neredeyse osmanlıca kelimeler editörün çeviri zayıflığını gizleyemediğini hissettiriyor.
yazarın başka bir romanını okuyacağımı sanmıyorum ne yazık ki
april yayınlarından okuyorum, bilmiyorum başka bir yayınevinde var mı baskısı. ancak editoryal olarak insanın kalbini kıran bir eser, gırla yanlış yazım ve imla ile dolu. ayrıca araya sıkıştırılmış ve neredeyse osmanlıca kelimeler editörün çeviri zayıflığını gizleyemediğini hissettiriyor.
yazarın başka bir romanını okuyacağımı sanmıyorum ne yazık ki
devamını gör...
4.
2016 yılında güney koreli yazar han kang tarafından yazılmış kitap. kitap 3 bölümden oluşuyor ve yonghe'nin kararını bize anlatmasına rağmen onun düşüncelerini hiç okuyamıyoruz. vejeteryanlık bir kararın yanında aynı zamanda bir metafor olarak işlenmiş gibi, toplumdan aykırı bireye nasıl davranıldığı bireyin kendine yaklaşma kendi olma çabaları nasıl kabul görüyor bunu vejeteryanlık üzerinden anlatmış yazar. normal, sessiz, sakin karakterimizin kendi istediği kişi olma kararıyla kocasının, eniştesinin ve ablasının düşüncelerini okuyoruz yonghe sadece kendi olmak isterken yalnız bırakılmış, sömürülmüş, örselenmiş, kendinden uzaklaştırılıp yanlış olduğuna ikna edilmeye çalışılan bir karakter toplumda hepimizin yaşadığı gibi. son zamanlarda okuduğum en etkileyici kitaplardandı.
devamını gör...
5.
taze bitirmişken yazmazsam olmazdı sanırım. öncelikle güney kore dramalarını çok seven biri olarak edebiyatına giriş yapmayı hep istiyordum. bu da 2024 nobel edebiyat ödülü almış bir kitapla olmalıydı diyerek güney koreli yazar han kang'ın 2016 yılında yayımlanan vejetaryen isimli kitabıyla başladım.
efenim konuya gelirsek kitap 3 öyküden oluşuyor. öyküler ayrı okunsa da değişmeyecek olay örgüsü birlikte de çok güzel birleşiyor aslında. *. ilk öyküde fazlasıyla sıradan hayatı olan yonghe ile eşinin hayatını tamamen değiştiren olayı eşin gözünden okuyoruz. bir gün eve geldiğinde çocukken çok sevdiği etleri yememeye başlayan ve vejetaryen olmaya karar veren karısının dolaptaki tüm etleri hatta yumurta balık ne kadar hayvansal gıda varsa çöpe atmasıyla olarlar başlıyor. * bu durumun ciddiyetini aileyle paylaşan eş bir akşam yemeğinde yonghe'nin babasının zorla et yedirme çabaları ile bileklerini kesmesiyle karısını hastaneye kaldırıp tüm bu olanları gözden geçiriyor ve ilk hikâye sonlanıyor. ikinci hikaye ise kitabın herkes tarafından en rahatsız edici bulunan kısmı sanırım. eniştenin* tarafından anlatılan, insan olmanın sınırını, ahlaki düşünceleri sanatla zorlayan bir öykü. bu da pek güzel bitmiyor sonucu akıl hastanesi. ve son öykü ablanın ağzından. kız kardeşinin gün geçtikçe hiçbir şey yemeyip erimesi, onu düzenli ziyaret edip yemeye ikna etmeye çalışması ve yonghe'nin de dediği gibi kimsenin onu anlamaması ile devam ediyor.
kitap bize asla ana karakter olan yonghe 'nin düşüncelerini onun ağzından vermiyor. hep onu tabiri caizse gözlemleyen yakınındaki kişilerden ve bakış anılarından dinliyoruz. bir kadının rüyasında gördüğü korkunç şeylerin sebebinin et olduğunu düşünmesi aslında et yememesinin temel sebebinin bu içgüdüsel korku olmasını, bir insanın nasıl yok olma yolunda (ama kendine göre yeni bir varoluş bence bu) ilerlediğini okuyoruz. hayvan olmayı , hayvansal hiçbir şeyi kabul etmemeyi, bitki olmak istemeyi okuyoruz. hastalıklı gelebilecek bu düşünceler aslında bizi sorgulamaya itiyor bence. çünkü bazı seçimlerin sebepleri belki de bizim doğuştan, çocukluk döneminde getirdiğimiz saplantılarımız, takıntılarımız, travmalarımız olabilir.
ben kitabı ne kötü ne de rahatsız edici buldum . aksine olayların ana karakter dışındaki gözlerle anlatılmasını, hayal güçleri hep çok farklı çalışan bu korelilerin böyle düşündürücü ve güzel bir hayal gücüne sahip olmasını, bedeni, şiddeti, tercihleri bu kadar güzel anlatmasını sevdim.
tek eleştirim çevirideki hatalar. isimlerin neden yong hee gibi klasik korece şekilde çevrilmediğini, türkçeleştirirken eski kelimelere başvurulduğunu anlamda kaymalar yapıldığını pek anlamamış olsam da yazarı ve yazdıklarını sevdim. kendisinin diğer kitaplarını da muhakkak okuyacağım.
2016 booker ödüllü 2024 nobel edebiyat ödüllü bu kitaba bence şans verilmeli.
efenim konuya gelirsek kitap 3 öyküden oluşuyor. öyküler ayrı okunsa da değişmeyecek olay örgüsü birlikte de çok güzel birleşiyor aslında. *. ilk öyküde fazlasıyla sıradan hayatı olan yonghe ile eşinin hayatını tamamen değiştiren olayı eşin gözünden okuyoruz. bir gün eve geldiğinde çocukken çok sevdiği etleri yememeye başlayan ve vejetaryen olmaya karar veren karısının dolaptaki tüm etleri hatta yumurta balık ne kadar hayvansal gıda varsa çöpe atmasıyla olarlar başlıyor. * bu durumun ciddiyetini aileyle paylaşan eş bir akşam yemeğinde yonghe'nin babasının zorla et yedirme çabaları ile bileklerini kesmesiyle karısını hastaneye kaldırıp tüm bu olanları gözden geçiriyor ve ilk hikâye sonlanıyor. ikinci hikaye ise kitabın herkes tarafından en rahatsız edici bulunan kısmı sanırım. eniştenin* tarafından anlatılan, insan olmanın sınırını, ahlaki düşünceleri sanatla zorlayan bir öykü. bu da pek güzel bitmiyor sonucu akıl hastanesi. ve son öykü ablanın ağzından. kız kardeşinin gün geçtikçe hiçbir şey yemeyip erimesi, onu düzenli ziyaret edip yemeye ikna etmeye çalışması ve yonghe'nin de dediği gibi kimsenin onu anlamaması ile devam ediyor.
kitap bize asla ana karakter olan yonghe 'nin düşüncelerini onun ağzından vermiyor. hep onu tabiri caizse gözlemleyen yakınındaki kişilerden ve bakış anılarından dinliyoruz. bir kadının rüyasında gördüğü korkunç şeylerin sebebinin et olduğunu düşünmesi aslında et yememesinin temel sebebinin bu içgüdüsel korku olmasını, bir insanın nasıl yok olma yolunda (ama kendine göre yeni bir varoluş bence bu) ilerlediğini okuyoruz. hayvan olmayı , hayvansal hiçbir şeyi kabul etmemeyi, bitki olmak istemeyi okuyoruz. hastalıklı gelebilecek bu düşünceler aslında bizi sorgulamaya itiyor bence. çünkü bazı seçimlerin sebepleri belki de bizim doğuştan, çocukluk döneminde getirdiğimiz saplantılarımız, takıntılarımız, travmalarımız olabilir.
ben kitabı ne kötü ne de rahatsız edici buldum . aksine olayların ana karakter dışındaki gözlerle anlatılmasını, hayal güçleri hep çok farklı çalışan bu korelilerin böyle düşündürücü ve güzel bir hayal gücüne sahip olmasını, bedeni, şiddeti, tercihleri bu kadar güzel anlatmasını sevdim.
tek eleştirim çevirideki hatalar. isimlerin neden yong hee gibi klasik korece şekilde çevrilmediğini, türkçeleştirirken eski kelimelere başvurulduğunu anlamda kaymalar yapıldığını pek anlamamış olsam da yazarı ve yazdıklarını sevdim. kendisinin diğer kitaplarını da muhakkak okuyacağım.
2016 booker ödüllü 2024 nobel edebiyat ödüllü bu kitaba bence şans verilmeli.
devamını gör...
"vejetaryen (kitap)" ile benzer başlıklar
vejetaryen
65
