1.
heideggeryen bir terim olan (bkz: dasein)'in tarih üzerinde kendini gerçekleştirmesi ve açmasıdır. varoluşsal bi imkandır. tekrar ve tekerrür olarak tercüme edilebilir. heidegger diliyle söylemek gerekirse, bir zamanlar 'tam olan dasein'in, bu 'tam'lığı tekrar elde etmesidir. heidegger'de. tarihin öznesi olan dasein için, ''tam dasein'' olmanın mirası geçmişte değildir. bu tekrar veya tekerrürün geçmişle hiçbi bağlantısı yoktur. dasein'in potansiyelini açığa çıkarttığı alan olarak tarih aynı zamanda' tekerrür'ün yatağıdır. tarih bilimi klasik anlamda mümkün değildir bu açıdan. çünkü geçmişe giden yol açık değildir. sadece dasein'ın tarihselliği aracılığıyla tarih hakkında konuşabiliriz.
kavramsal çerçeveye hakimiyeti olan arkadaşlar burada heidegger'in platonik kavramları kullandığını hemen anlayacaktır. heidegger'in bahsettiği şey (bkz: aletheia) sürecinin transendental öğelerinden soyutlanmış halidir. aletheia'nın aristocu bi yorumu gibidir bu. dasein'in potansiyelini tamamen praksis'e indirgemektir aslında. ancak şunu da söylemek gerekir ki, antik yunan'a kadar geri dönmeden, modern felsefe'de de benzer atıflar olmuş. kierkegaard'ın repetition'ı* gibi... günümüz felsefecilerinden john caputo'nun da yaptığı karşılıklı okumalar neticesinde, heidegger'in kierkegaard'ı görmemezlikten gelmesinin sebebi anlaşılmakta.
'tekrarlama', aslında kinesis'in varoluşsal versiyonudur. bireyde vuku bulan devinimdir. (aslında modern felsefenin arkaplanında bulunan merkezi kavramlardan biridir kinesis.) kierkegaard'da ''hatırlama''-platon'un aletheia'sı ve heidegger'in wiederholung'u her ne kadar farklı şeyler olsa da, sesteş kelimeler gibidirler- diğerlerinden farklı olarak 'maruz kalınandır'. tarih karşısında suje edilgendir bu konuda. 'hatırlamak' için -dasein'de olduğu gibi- suje asla tek başına muktedir değildir. kierkegaard'ın bu yorumundan da anlaşılacağı üzere, kendisi bir felsefeci olmaktan ziyade, dindar bir entelektüeldir. heidegger'in ise bu çerçevede kierkegaard'ı yanlış mı anladığı, yoksa basit bi retorikle yok mu saydığı anlaşılamamakta..
kavramsal çerçeveye hakimiyeti olan arkadaşlar burada heidegger'in platonik kavramları kullandığını hemen anlayacaktır. heidegger'in bahsettiği şey (bkz: aletheia) sürecinin transendental öğelerinden soyutlanmış halidir. aletheia'nın aristocu bi yorumu gibidir bu. dasein'in potansiyelini tamamen praksis'e indirgemektir aslında. ancak şunu da söylemek gerekir ki, antik yunan'a kadar geri dönmeden, modern felsefe'de de benzer atıflar olmuş. kierkegaard'ın repetition'ı* gibi... günümüz felsefecilerinden john caputo'nun da yaptığı karşılıklı okumalar neticesinde, heidegger'in kierkegaard'ı görmemezlikten gelmesinin sebebi anlaşılmakta.
'tekrarlama', aslında kinesis'in varoluşsal versiyonudur. bireyde vuku bulan devinimdir. (aslında modern felsefenin arkaplanında bulunan merkezi kavramlardan biridir kinesis.) kierkegaard'da ''hatırlama''-platon'un aletheia'sı ve heidegger'in wiederholung'u her ne kadar farklı şeyler olsa da, sesteş kelimeler gibidirler- diğerlerinden farklı olarak 'maruz kalınandır'. tarih karşısında suje edilgendir bu konuda. 'hatırlamak' için -dasein'de olduğu gibi- suje asla tek başına muktedir değildir. kierkegaard'ın bu yorumundan da anlaşılacağı üzere, kendisi bir felsefeci olmaktan ziyade, dindar bir entelektüeldir. heidegger'in ise bu çerçevede kierkegaard'ı yanlış mı anladığı, yoksa basit bi retorikle yok mu saydığı anlaşılamamakta..
devamını gör...
2.
türkçe tekrarlama anlamına gelen, almanca kelime. artikeli sonundaki -ung 'dan ötürü die'dir.
devamını gör...