1.
okuma yazmayı 2,5 yaşında öğrenmiş, 4-6 yaş arası girdiği zeka testlerinde en son 171 iq'yu görmüş ve döneminin basınında "harika çocuk" lakabıyla yer almıştır. aynı zamanda yalanın siyaseti isimli kitabın da yazarıdır kendisi. konuşmalarını dinlerken sesli kitap dinliyormuş hissine kapılırsınız, tane tane ve akıcı konuşmasıyla insanı kendine hayran bırakır.
devamını gör...
2.
flu tv sayesinde tanıdım kendisini. o kadar güzel anlatıyor ki, bilmediğim, ilgilenmediğim konuları bile büyük bir şevkle dinliyorum.
devamını gör...
3.
ufuk açıcı konuşmalarını pürdikkat dinlediğim çok donanımlı bir entelektüel. zihnimde düşünce girdapları oluşuyor. hep konuşsun hep dinleyeyim diyorum.
devamını gör...
4.
okan bayülgen in uykusuzlar kulübünün post truth bölümünü izleyince dikkatimi çekti, aslında söylediği şeyler, çok önemli konular, ama adam o kadar mimiksiz ve tonlamasız konuşuyorki, birazda donuk bir tipi var ama muazzam bir zeka, muazzam bir vizyon var o belli, yalnız kendisini dinletmesi için, diksiyon konusunu da halletmesi lazım, hakkında yazılanlara bakınca, konuşması herkesin dikkatini çekmiş, bende izlediğim ve okuduğum herşeyden sıkıldığım şu günlerde, boş modern sohbetler video serisine başladım, gerçekten nefes almadan izleniyor dinleniyor, dinledikçe her cümlesinden birşeyler öğreniyorsunuz, çünkü sizi bekletmiyor, içinden bir cümle çıkaracağınız 30 dakikalık bir konuşmayı dinlemiyorsunuz, her cümlesi esas mevzuyu söylüyor, normalde bende bir fikri, düşünceyi anlatan bir yazı yazıyorsam, tekrar okurum, gereksiz cümleleri çıkarırım, komple yazdığım cümlelerin hepsi bir şey söylesin isterim ama bu hemen olmaz,
bu adam konuşurken üst üste çok anlamlı, derin cümleler kuruyor, durup iyice anlamak üzerine düşünmek gerekiyor, yani hakkında hep yazılan, "sanki kitap okuyor gibi konuşması var" lafı, normalde insanların okuyup yazıp üzerine çalışıp, düzeltip, kontrol edip sunduğu kitapları düşünün, bu adamın normal konuşması bu seviyede, boş modern sohbetlerde de soru soruluyor, bir saniye filan düşünüyor, sonra tarihten giriyor, romanlardan örnek veriyor, magazinden bile haberi var, e tabi bu kadar zekaya, komikmiş de,
bugün izlediğim bir bölümde, mutlaka siyasete atılacağını söyledi, çok mutlu oldum, neden böyle genç akıllı insanlar siyasete girmiyorki zaten,
aşkla ilgili bir bölümde de o kadar iddialı konuştuki kendiside iddialı olduğunu belirterek, bilimsel olarak bir konuda bu kadar çok bilgi sahibi olmanın, uygulayabildiği anlamına gelmediğini ve kadınların kendisine aşırı ilgisinin olduğunu da belirtip, "ben zannettiğiniz gibi biri değilim" dedi, hemde baya detaylı belirtmesi dikkatimi çekmişti, sonra öğrendimki aslan burcuymuş, yine de bir aslan erkeğine göre gayet mütevazı birisi, şu diksiyonunu biraz düzeltse ve birazda kımıldasa konuşurken, daha çok insana ulaşacağını düşünüyorum, çünkü gözünü kırpmıyor, put gibi,
kişisel bir sempatisi, cazibesi de yok, ben çekici olmayan, güzel yada çirkin hiç farketmez, alımlı, gösterişli olmayan bir aslan burcu insanına ilk defa rastlıyorum doğrusu,
ama kafası süper, iki gündür izliyorum, dinliyorum, yarın koşa koşa gidip, nitche nin güç istenci kitabını alıcam, roman hiç sevmem, michel diye bir adamın soyadını unuttum "değişme" diye bir romanını tavsiye etti, feci halde merak ettim, bana bunları not alıp yazdırdı, beynim yandı açıkcası, kafasını çok beğendim, bu aralar yalın alpay mode on durumundayım, ve huyum kurusun kusana kadar izlerim okurum ederim, öyle rahatlarım.
25.04.2021
edit : +4 gündür izliyorum videolarını, sinan canan da benim gibi ağzı açık izlerken buluyormuş kendini (gerçek anlamda)
bu adamın karşısına oturmak için, söylediklerini bir defada anlayacak hızda bir algı lazım, karşısına oturanlara da bakıyorum, tamamını anlamıyorlar, çünkü çok uzun ve çok fiilli, dallı budaklı cümleler kuruyor, adam herkesten ileride... bayaa ilerde bir yerde,
birde çok ürkütücü, sabit standart bir ifadesi var, ama çok da sevecen birisi galiba, program partneri bay ilker için çok tatlı bir veda yazısı yazmış, beraber çektikleri videolarda da sık sık çok iyi arkadaş olduklarını, kendisini ve dostuklarını çok sevdiğini belirtiyor, zaten flu tv den ayrılmayı da istememiş, çok ilgi gördüğü ve oluşan potansiyeli kendi hesabına kullanmak varken... bir videoda kendisini romantik bohemlere yakın bulduğunu söylemişti, ben pek ihtimal vermemiştim ama, öyle görünüyor,
bugün atölye çalışmalarına baktım, online şeylerden pek hoşlanmıyorum ama en yakın zamanda kendisiyle tanışmak ve beyin fırtınası yapma isteği uyandırdı bende, çok enteresandır, merak ettiği araştırdığı bir konunun peşinde değilse, isimler ve başlıklar, rakamlar hiç aklında kalmıyormuş benim gibi, yalnız herkeste aynı şaşkınlık, kendisine birşey sorulduğunda, hiç düşünmeden, ara vermeden, o cevap hazırmı orda, bu konuda bir araştırmam olmadı daha önce, bunu hiç düşünmemiştim daha önce diyor, ama böyle bir sesli düşünmek yok yani, adamın normal muhabbetini kaydet, yaz, bastır, kitap olarak sat, o içerde, kafada neler varki, bunlar böyle "kolay" ve bu kadar "hızlı" yazıcıdan çıkar gibi... nasıl yani ya dedirtiyor insana... bir videosunda bazen bir hafta, bir şekilde hasbelkader, hiç kimseyle konuşmadığı zamanlar oluyormuş, ve bu bir kere iki kere değil, çok sık oluyormuş, bugün bir paylaşımında el yazısını gördüm, amatör olarak ilgilenmiştim bir ara, biraz inceliycem, abarttım bende farkındayım ama, insan dinlerken, sürekli bilgi akan bir şelalenin altında gibi hissediyor kendini, hani bir yeriniz ağrıyordur filan, birisi size biraz masaj yapıyım der, ve masaj da ne tatlı bir şeydir, hiç bitmesin istersiniz, ama o insanın sürekli o masajı sürdürmesi gerekir, yorucudur, işte tamda bunun gibi, bu adamın masaj yaparken sıfır enerji sarfettiğini düşünün, hem masaj yapan, hem hiç yorulmayan birisi gibi, sürekli bana masaj yapılıyormuş, yada her saniye çikolata yiyormuşum gibi hissettiriyor, bütün vücudu kas yapmış birinin ağırlıkları çok kolay kaldırması gibi, çok kolay ve hızlı düşünüyor, beyninin heryerini kullanıyor onu anladım, ama o biyonik tavır, o çok soğuk görünüyor, birini dinlerken donuyor, sanırım dinlediği şeylere tam odaklandığı için, şimdi yazarken aklıma geldi, uzaylı olabilir diye düşünüyorum (ciddi)
serdar kuzuloğlu ve agah aydın ı geçti şu an bende, ama açık konuşayım, yalın alpay ı biraz dinleyip ara verip, anlayıp düşünüp, sindire sindire devam etmek gerekiyor, çünkü cümleleri uzadıkça ağırlaşıyor, ve gerçekten onun konuşması benim algımdan hızlı, tamam o anlattığı şeyleri zaten biliyorda, ben çoğunu ilk defa duyuyorum, bu arada bir sürü kelime, bir sürü yeni kavram öğrendim, yoruldum sözlük yeminlen yoruldum, ama doymadım, bazen insan ne aradığını onu bulunca anlarmış ya, o hesap, bu yalın efendi, zaten karışık olan kafamı iyice açtı, şimdi serdar kuzuloğlu yavaş geliyor bana, az geliyor, benim çıta fena bir yerde değildi zaten, hayatım da, az zordu, çok iyi oldu, tamda güzel oldu böyle, süper oldu, farkı görürsünüz yeni tanımlarımda, az uzun yazıyordum, şimdi artık, sayfalarca, tanımlarca yazarım, görüyormusunuz yine sözlüğe yarayacak bu kadar mesai, helal olsun, yarasın :)
edit 2 : üstün zeka olarak doğduğunu bilmeyen yoktur heralde, zekası sanırım 7 yaşında en son 171 e çıkmış birisi, üniversiteyi bitirdiğimde iş bulamadım diyor bir sohbetinin arasında, dondum kaldım inanamıyorum, çağrı merkezinde çalışmış, iktisat mezunu, tarih sosyoloji yüksek lisanslı, doktoralı bir insan, bin tane kitabı okumuş "anlamış" bir insanın donanımı, yetkinliği, iş görüşmesinde nasıl farkedilmez, iş nasıl ona teklif edilmez... yine videolarından birinde, kendisine yeni gelir kaynakları yaratmak için senaryo atölyesine katılmış, ve orada biz fanilerden çok çok ileride bir yerde olduğu farkedilmiş,
gerçekten çocukluğundan itibaren, zekası, kapasitesi üstün bir insanın yanına, türkiye de sadece haber yapmak için gidiliyor, 7 yaşındaki çocuğa, ehe ühe şunu biliyomusun, bunu biliyomusun diye sormaktan öteye gidemeyen bir magazin için gidiliyor, her işin magazinini çıkarmakta ustayız, böyle bir insanın sıradışı durumu için sağlıklı bir destek yok, çünkü öyle bir bilinç yok, kendisi bile diyorki, "normal insandan tek farkım veriler arası daha çok bağlantı kurmam, bu kadarcık şey için afişe edilecek bir şey yok bence" veri dediği de normal bir insanın hayatı boyunca okuduğu kitabı 7 yaşında yemiş içmişlik... veri dediği uzay, hızlı bağlantı dediği de, mesela bir soru soruyorsunuz, yazıcıdan kitabı çıkıyor çıtır çıtır, o yani, veriler arası hızlı bağlantıya indirgemek zorunda bırakılmış... inşallah hepimizden intikam alır...
bu adam konuşurken üst üste çok anlamlı, derin cümleler kuruyor, durup iyice anlamak üzerine düşünmek gerekiyor, yani hakkında hep yazılan, "sanki kitap okuyor gibi konuşması var" lafı, normalde insanların okuyup yazıp üzerine çalışıp, düzeltip, kontrol edip sunduğu kitapları düşünün, bu adamın normal konuşması bu seviyede, boş modern sohbetlerde de soru soruluyor, bir saniye filan düşünüyor, sonra tarihten giriyor, romanlardan örnek veriyor, magazinden bile haberi var, e tabi bu kadar zekaya, komikmiş de,
bugün izlediğim bir bölümde, mutlaka siyasete atılacağını söyledi, çok mutlu oldum, neden böyle genç akıllı insanlar siyasete girmiyorki zaten,
aşkla ilgili bir bölümde de o kadar iddialı konuştuki kendiside iddialı olduğunu belirterek, bilimsel olarak bir konuda bu kadar çok bilgi sahibi olmanın, uygulayabildiği anlamına gelmediğini ve kadınların kendisine aşırı ilgisinin olduğunu da belirtip, "ben zannettiğiniz gibi biri değilim" dedi, hemde baya detaylı belirtmesi dikkatimi çekmişti, sonra öğrendimki aslan burcuymuş, yine de bir aslan erkeğine göre gayet mütevazı birisi, şu diksiyonunu biraz düzeltse ve birazda kımıldasa konuşurken, daha çok insana ulaşacağını düşünüyorum, çünkü gözünü kırpmıyor, put gibi,
kişisel bir sempatisi, cazibesi de yok, ben çekici olmayan, güzel yada çirkin hiç farketmez, alımlı, gösterişli olmayan bir aslan burcu insanına ilk defa rastlıyorum doğrusu,
ama kafası süper, iki gündür izliyorum, dinliyorum, yarın koşa koşa gidip, nitche nin güç istenci kitabını alıcam, roman hiç sevmem, michel diye bir adamın soyadını unuttum "değişme" diye bir romanını tavsiye etti, feci halde merak ettim, bana bunları not alıp yazdırdı, beynim yandı açıkcası, kafasını çok beğendim, bu aralar yalın alpay mode on durumundayım, ve huyum kurusun kusana kadar izlerim okurum ederim, öyle rahatlarım.
25.04.2021
edit : +4 gündür izliyorum videolarını, sinan canan da benim gibi ağzı açık izlerken buluyormuş kendini (gerçek anlamda)
bu adamın karşısına oturmak için, söylediklerini bir defada anlayacak hızda bir algı lazım, karşısına oturanlara da bakıyorum, tamamını anlamıyorlar, çünkü çok uzun ve çok fiilli, dallı budaklı cümleler kuruyor, adam herkesten ileride... bayaa ilerde bir yerde,
birde çok ürkütücü, sabit standart bir ifadesi var, ama çok da sevecen birisi galiba, program partneri bay ilker için çok tatlı bir veda yazısı yazmış, beraber çektikleri videolarda da sık sık çok iyi arkadaş olduklarını, kendisini ve dostuklarını çok sevdiğini belirtiyor, zaten flu tv den ayrılmayı da istememiş, çok ilgi gördüğü ve oluşan potansiyeli kendi hesabına kullanmak varken... bir videoda kendisini romantik bohemlere yakın bulduğunu söylemişti, ben pek ihtimal vermemiştim ama, öyle görünüyor,
bugün atölye çalışmalarına baktım, online şeylerden pek hoşlanmıyorum ama en yakın zamanda kendisiyle tanışmak ve beyin fırtınası yapma isteği uyandırdı bende, çok enteresandır, merak ettiği araştırdığı bir konunun peşinde değilse, isimler ve başlıklar, rakamlar hiç aklında kalmıyormuş benim gibi, yalnız herkeste aynı şaşkınlık, kendisine birşey sorulduğunda, hiç düşünmeden, ara vermeden, o cevap hazırmı orda, bu konuda bir araştırmam olmadı daha önce, bunu hiç düşünmemiştim daha önce diyor, ama böyle bir sesli düşünmek yok yani, adamın normal muhabbetini kaydet, yaz, bastır, kitap olarak sat, o içerde, kafada neler varki, bunlar böyle "kolay" ve bu kadar "hızlı" yazıcıdan çıkar gibi... nasıl yani ya dedirtiyor insana... bir videosunda bazen bir hafta, bir şekilde hasbelkader, hiç kimseyle konuşmadığı zamanlar oluyormuş, ve bu bir kere iki kere değil, çok sık oluyormuş, bugün bir paylaşımında el yazısını gördüm, amatör olarak ilgilenmiştim bir ara, biraz inceliycem, abarttım bende farkındayım ama, insan dinlerken, sürekli bilgi akan bir şelalenin altında gibi hissediyor kendini, hani bir yeriniz ağrıyordur filan, birisi size biraz masaj yapıyım der, ve masaj da ne tatlı bir şeydir, hiç bitmesin istersiniz, ama o insanın sürekli o masajı sürdürmesi gerekir, yorucudur, işte tamda bunun gibi, bu adamın masaj yaparken sıfır enerji sarfettiğini düşünün, hem masaj yapan, hem hiç yorulmayan birisi gibi, sürekli bana masaj yapılıyormuş, yada her saniye çikolata yiyormuşum gibi hissettiriyor, bütün vücudu kas yapmış birinin ağırlıkları çok kolay kaldırması gibi, çok kolay ve hızlı düşünüyor, beyninin heryerini kullanıyor onu anladım, ama o biyonik tavır, o çok soğuk görünüyor, birini dinlerken donuyor, sanırım dinlediği şeylere tam odaklandığı için, şimdi yazarken aklıma geldi, uzaylı olabilir diye düşünüyorum (ciddi)
serdar kuzuloğlu ve agah aydın ı geçti şu an bende, ama açık konuşayım, yalın alpay ı biraz dinleyip ara verip, anlayıp düşünüp, sindire sindire devam etmek gerekiyor, çünkü cümleleri uzadıkça ağırlaşıyor, ve gerçekten onun konuşması benim algımdan hızlı, tamam o anlattığı şeyleri zaten biliyorda, ben çoğunu ilk defa duyuyorum, bu arada bir sürü kelime, bir sürü yeni kavram öğrendim, yoruldum sözlük yeminlen yoruldum, ama doymadım, bazen insan ne aradığını onu bulunca anlarmış ya, o hesap, bu yalın efendi, zaten karışık olan kafamı iyice açtı, şimdi serdar kuzuloğlu yavaş geliyor bana, az geliyor, benim çıta fena bir yerde değildi zaten, hayatım da, az zordu, çok iyi oldu, tamda güzel oldu böyle, süper oldu, farkı görürsünüz yeni tanımlarımda, az uzun yazıyordum, şimdi artık, sayfalarca, tanımlarca yazarım, görüyormusunuz yine sözlüğe yarayacak bu kadar mesai, helal olsun, yarasın :)
edit 2 : üstün zeka olarak doğduğunu bilmeyen yoktur heralde, zekası sanırım 7 yaşında en son 171 e çıkmış birisi, üniversiteyi bitirdiğimde iş bulamadım diyor bir sohbetinin arasında, dondum kaldım inanamıyorum, çağrı merkezinde çalışmış, iktisat mezunu, tarih sosyoloji yüksek lisanslı, doktoralı bir insan, bin tane kitabı okumuş "anlamış" bir insanın donanımı, yetkinliği, iş görüşmesinde nasıl farkedilmez, iş nasıl ona teklif edilmez... yine videolarından birinde, kendisine yeni gelir kaynakları yaratmak için senaryo atölyesine katılmış, ve orada biz fanilerden çok çok ileride bir yerde olduğu farkedilmiş,
gerçekten çocukluğundan itibaren, zekası, kapasitesi üstün bir insanın yanına, türkiye de sadece haber yapmak için gidiliyor, 7 yaşındaki çocuğa, ehe ühe şunu biliyomusun, bunu biliyomusun diye sormaktan öteye gidemeyen bir magazin için gidiliyor, her işin magazinini çıkarmakta ustayız, böyle bir insanın sıradışı durumu için sağlıklı bir destek yok, çünkü öyle bir bilinç yok, kendisi bile diyorki, "normal insandan tek farkım veriler arası daha çok bağlantı kurmam, bu kadarcık şey için afişe edilecek bir şey yok bence" veri dediği de normal bir insanın hayatı boyunca okuduğu kitabı 7 yaşında yemiş içmişlik... veri dediği uzay, hızlı bağlantı dediği de, mesela bir soru soruyorsunuz, yazıcıdan kitabı çıkıyor çıtır çıtır, o yani, veriler arası hızlı bağlantıya indirgemek zorunda bırakılmış... inşallah hepimizden intikam alır...
devamını gör...
5.
herhangi birşeyi herhangi bir kişiye en basit düzeyde anlatabilecek kişi.
devamını gör...
6.
tuhaf tuhaf adamlar meşhur oluyo adam hiçbi şey anlatmadan bi şeyler anlatıyo.. gider ayak nevzat kaya'ya bile meze olmuş.
devamını gör...
7.
iyidir kötüdür, kendisi hakkında derinlemesine bilgi sahibi değilim ama twitter'da denk geldikçe profili acayip itici bulduğum tanınmış kişi. yazar mı, düşünür mü, tarihçi mi neci; hadi ben bilmiyorum ama görünüşe göre kendisi de bilmiyor. adresine giriyorsun, kişinin kendisini tanıtması için ayrılmış kısımda* aldığı ödüller yazıyor. abi bana ne bunlardan, velev ki ben senin profini ilk defa görüyorum. kimmiş ki bu eleman, neden bu kadar takipçisi var diye merak edip bakıyorum ve sonuç: aldığı ödüller! ha, flu tv'deki yayınlarını yine de ilgiyle dinlerim çünkü en azından canikligil ile attıkları kahkahalar bana samimi geliyor.
devamını gör...
8.
adamın sanki matrix’de beynine kablo ile yükleme yapmışlar gibi bir hali var. neo dövüş sanatları sekmesinden tek tek yüklenen stiller sonrasına i know kung - fu diye uyanıyordu ya buna da sanki bütün varoluşu yüklemişler mübarek.
kafa açıyor ona sözüm yok ama sohbeti sıkıcı geliyor.
kafa açıyor ona sözüm yok ama sohbeti sıkıcı geliyor.
devamını gör...
9.
kendisini bir çok youtube kanalı üzerinden takip ettiğim ve bolca takdir ettiğim yazar-düşünürdür. gerçek manada saygı beslesem de "yalanın siyaseti: yalanın meşrulaştırılması, hakikatin önemsizleştirilmesi ve hileli akıl yürütme teknikleri" adlı kitabı benim açımdan başarısız bir eserdir. bu eserdeki (standart okuyucu ve post-truth meselesine görece hâkim olarak) kendi hayal kırıklıklarımı bırakayım:
1-21.baskısı olan eserde hâla harf ve virgül hataları bulunmakta, pdf halinde 21'e kadar getirmişler sanırım. önceden her baskıda en azından gözden geçirme olurdu, olmamış,
2-bazı yerlerde çok öznel ve genel kalmış, açmamış-zenginleştirmemiş, sanki yazıp geçmiş gibi. buradan kaynakçaları pert demiyorum, dediğim " abd özelinde ve doğu avrupa" özelinde örnekler yer yer sıralandırılmış, tamam "ileri demokratik ülke"lere girme onu da anlarım ancak örneği verip geçmiş, bunun nedeni sonucu ya da olası etkileri? yok.
3-kitap kabaca 2 bölümden ibaret, birinci bölümde post-truth'un tanımı ve onun etkilediği/etkilendiği değişkenler terim şeklinde ve kısa kısa adaş başlıklarında anlatılmış. yani hoca bağlamlar arasında bağ kurmadan, "bunlar bağlantılı ve bunlarda kısaca şu" şeklinde yazım yapmış. bu ne işe yarar, ne demektir? "bu kitabı giriş seviyesinde tuttum ve bağlamlar arasında köprü kurma ihtiyacı duymadım" demektir, en azından bence.
4-bazı durumlarda da 3. md. yer alan durumu fark etmişcesine yer yer paragraflar altında eklemeler yapmış. eklemelerin sonradan olduğunu nereden çıkardığımı da anlatayım: üst cümle ile arasında konu-anlam köprüleri zayıf yeni cümlelerden.
öz sözle: sözlü anlatımdaki derli-toplu halinden uzak bir yazım oluşturulmuş. hani ters bir şekilde "bu herif bu kadar başarılı kitabı nasıl yazmış? kesin gölge yazar kullanmıştır" şeklinde dedikodular olur ya hah bu kitap içinde "hoca, bu ham kitabı nasıl yazmış? o kadar başarılı ve zeki bir kişi bu kadar basit ve ham nasıl bırakmış?" dedirtti.
buradaki basitlik ya da hamlık dilin sade ya da anlatımın basit olması değil, hamlık konunun daha detaylı ve kaliteli bağlamları kurmak varken hep bir eksik hep bir atlama hissi uyandırması.
örneklendireyim: abd-trump, macaristan-polonya örneklerine girse de mesela brezilya-venezuela örneklerini "güney amerika" şeklinde geçiştirirken, hindistan örneğine girmemiş. çok köşede kalan veya mikro örneklemeler denilebilecek: orta-asya ve uzak asya örneklerine de girmemiş. ya da mağduriyet edebiyatı ya da gerçek halk başlıklarında hitler ya da musolini örnekleri verilmemiş ancak bu küçük başlıklardan sadece birinde bu isimlerin adı geçiyor. sanki diğer başlıklarda uygulanmamış gibi bir anlam çıkıyor. ya da filtre balonları başlığında not olarak bile "yankı odaları" na girilmemiş.
öz sözle: kitap genel okuyucu ile akademik okuyucu arasında kalmış ve bana kalırsa ikisinide memnun edemeyecek durumda olmuş. 21. baskı olmasına rağmen ne şekilsel ne de içerik olarak yukarıda yazılanlar giderilmemiş, belki hatalar daha çoktu ve bu giderilmiş hali? o kadarını bilemem...bunu yalın alpay değilde x alpay yazsaydı bu kadar hayal kırıklığı olur muydu? pek sanmıyorum, sanırım ben fazla olumladım kafamda ondan bu düş kırıklığı. ^^
1-21.baskısı olan eserde hâla harf ve virgül hataları bulunmakta, pdf halinde 21'e kadar getirmişler sanırım. önceden her baskıda en azından gözden geçirme olurdu, olmamış,
2-bazı yerlerde çok öznel ve genel kalmış, açmamış-zenginleştirmemiş, sanki yazıp geçmiş gibi. buradan kaynakçaları pert demiyorum, dediğim " abd özelinde ve doğu avrupa" özelinde örnekler yer yer sıralandırılmış, tamam "ileri demokratik ülke"lere girme onu da anlarım ancak örneği verip geçmiş, bunun nedeni sonucu ya da olası etkileri? yok.
3-kitap kabaca 2 bölümden ibaret, birinci bölümde post-truth'un tanımı ve onun etkilediği/etkilendiği değişkenler terim şeklinde ve kısa kısa adaş başlıklarında anlatılmış. yani hoca bağlamlar arasında bağ kurmadan, "bunlar bağlantılı ve bunlarda kısaca şu" şeklinde yazım yapmış. bu ne işe yarar, ne demektir? "bu kitabı giriş seviyesinde tuttum ve bağlamlar arasında köprü kurma ihtiyacı duymadım" demektir, en azından bence.
4-bazı durumlarda da 3. md. yer alan durumu fark etmişcesine yer yer paragraflar altında eklemeler yapmış. eklemelerin sonradan olduğunu nereden çıkardığımı da anlatayım: üst cümle ile arasında konu-anlam köprüleri zayıf yeni cümlelerden.
öz sözle: sözlü anlatımdaki derli-toplu halinden uzak bir yazım oluşturulmuş. hani ters bir şekilde "bu herif bu kadar başarılı kitabı nasıl yazmış? kesin gölge yazar kullanmıştır" şeklinde dedikodular olur ya hah bu kitap içinde "hoca, bu ham kitabı nasıl yazmış? o kadar başarılı ve zeki bir kişi bu kadar basit ve ham nasıl bırakmış?" dedirtti.
buradaki basitlik ya da hamlık dilin sade ya da anlatımın basit olması değil, hamlık konunun daha detaylı ve kaliteli bağlamları kurmak varken hep bir eksik hep bir atlama hissi uyandırması.
örneklendireyim: abd-trump, macaristan-polonya örneklerine girse de mesela brezilya-venezuela örneklerini "güney amerika" şeklinde geçiştirirken, hindistan örneğine girmemiş. çok köşede kalan veya mikro örneklemeler denilebilecek: orta-asya ve uzak asya örneklerine de girmemiş. ya da mağduriyet edebiyatı ya da gerçek halk başlıklarında hitler ya da musolini örnekleri verilmemiş ancak bu küçük başlıklardan sadece birinde bu isimlerin adı geçiyor. sanki diğer başlıklarda uygulanmamış gibi bir anlam çıkıyor. ya da filtre balonları başlığında not olarak bile "yankı odaları" na girilmemiş.
öz sözle: kitap genel okuyucu ile akademik okuyucu arasında kalmış ve bana kalırsa ikisinide memnun edemeyecek durumda olmuş. 21. baskı olmasına rağmen ne şekilsel ne de içerik olarak yukarıda yazılanlar giderilmemiş, belki hatalar daha çoktu ve bu giderilmiş hali? o kadarını bilemem...bunu yalın alpay değilde x alpay yazsaydı bu kadar hayal kırıklığı olur muydu? pek sanmıyorum, sanırım ben fazla olumladım kafamda ondan bu düş kırıklığı. ^^
devamını gör...
"yalın alpay" ile benzer başlıklar
alpay
5
alpay özalan
33