1.
oradan geldi....
devamını gör...
2.
yan masadaki kız erkeğe dert anlatıyor. diyor ki asagilik psikolojisiyle beni bıraktı. annesi bile bu kız sana nasıl baktı demiş.tip yok,maddi kazancı yok ben ona bakmışım o beni bırakamaz diyor.
kendini kötü hissetmiş olabilir ama hak etmiyorum diyor.
lise sonda dersaneye giderken tanışmis ve kız geçen sene uniden mezun olmuş.
aslında karşısındaki çocuk zaman ayiriyorsa aday ama kız oralı değil.
edit: çocuk çokta şiir sevmem ama bir şiir var dedi be... ezberimde tutamadım ama bir dize okudu.
edit 2: goygoya başlamışlar. lan anlaşıyorsunuz,kış günü dusarida oturacak kadar kanınız kaynıyor.kaynasin gençler.
edit 3: kız da oğlan da saglikciymis.
edit 4: erkeğin askerden dönünce almanya'ya gitme işi varmış. askere gitmeden ekim'de bir bodrum'a gitmek istiyormuş.
kendini kötü hissetmiş olabilir ama hak etmiyorum diyor.
lise sonda dersaneye giderken tanışmis ve kız geçen sene uniden mezun olmuş.
aslında karşısındaki çocuk zaman ayiriyorsa aday ama kız oralı değil.
edit: çocuk çokta şiir sevmem ama bir şiir var dedi be... ezberimde tutamadım ama bir dize okudu.
edit 2: goygoya başlamışlar. lan anlaşıyorsunuz,kış günü dusarida oturacak kadar kanınız kaynıyor.kaynasin gençler.
edit 3: kız da oğlan da saglikciymis.
edit 4: erkeğin askerden dönünce almanya'ya gitme işi varmış. askere gitmeden ekim'de bir bodrum'a gitmek istiyormuş.
devamını gör...
3.
ankara'da üniversite okurken komik bir hikayemin olduğu konu.
doğum günü hediyesi olarak anathema'nın eternity albüm kapağı baskılı bir tişört almıştım, fakat anathema'nın bir tek the silent enigma albümünü bilen ve seven biriydim; ki zaten doom metal ile neredeyse hiç alakam yok. o sevdiğim anathema albümünü de normalde bilip sevmezdim herhalde ama o zamanlar hangi metal alt türüne/türlerine meyledeceğim de belli değildi ve her türden albümü dinleyebiliyordum.
neyse, bana bu hediyeyi alan arkadaşım da dahil birkaç arkadaşla bara gidip takılacaktık. ben de bu arkadaşımın hediye ettiği tişörtü giyeyim de belki mutlu olur dedim. neyse, oturduk içiyoruz.
yan masa konusu da burada geliyor. barda yan masadaki biri bana bakıp duruyor. erkek bu arada. ama bayağı aşık gibi falan bakıyor. gay sandım ve işte göz göze geldiğimizde "selam" dercesine mimikler yapıp kafamı çevirdim her seferinde. ama eleman bana sürekli bakmayı sürdürüyor. sonunda dayanamadım ve ben de biraz sert bakışlarla elemana bakmaya başladım. böyle birasını kaldırıp "şerefine" falan diyor, gülümseyerek. dedim, çattık. en sonunda "sen de bendensin kardeşimmmm..." dedi, ayağa kalktı ve üstündeki siyah tişörtü clark kent'in süpermen'e dönüşmesi gibi boynuna kadar sıyırdı ve ne göreyim, altında bendeki tişörtün aynısı...
yanisi eleman beni de anathema hayranı biri sanmış. hatta jukebox'a da anathema'nın eternity albümünden bir parça atıp çaldırıyormuş tam o esnada.
o tarz bir müzikle hiç işimin olmadığı halde eleman hayal kırıklığına uğramasın diye biramı kaldırdım ben de ve "aynen kardeşim" dercesine onun şerefine bir yudum aldım.
bunu sanki sözlükte daha önce anlatmıştım ama olsun. haha.
doğum günü hediyesi olarak anathema'nın eternity albüm kapağı baskılı bir tişört almıştım, fakat anathema'nın bir tek the silent enigma albümünü bilen ve seven biriydim; ki zaten doom metal ile neredeyse hiç alakam yok. o sevdiğim anathema albümünü de normalde bilip sevmezdim herhalde ama o zamanlar hangi metal alt türüne/türlerine meyledeceğim de belli değildi ve her türden albümü dinleyebiliyordum.
neyse, bana bu hediyeyi alan arkadaşım da dahil birkaç arkadaşla bara gidip takılacaktık. ben de bu arkadaşımın hediye ettiği tişörtü giyeyim de belki mutlu olur dedim. neyse, oturduk içiyoruz.
yan masa konusu da burada geliyor. barda yan masadaki biri bana bakıp duruyor. erkek bu arada. ama bayağı aşık gibi falan bakıyor. gay sandım ve işte göz göze geldiğimizde "selam" dercesine mimikler yapıp kafamı çevirdim her seferinde. ama eleman bana sürekli bakmayı sürdürüyor. sonunda dayanamadım ve ben de biraz sert bakışlarla elemana bakmaya başladım. böyle birasını kaldırıp "şerefine" falan diyor, gülümseyerek. dedim, çattık. en sonunda "sen de bendensin kardeşimmmm..." dedi, ayağa kalktı ve üstündeki siyah tişörtü clark kent'in süpermen'e dönüşmesi gibi boynuna kadar sıyırdı ve ne göreyim, altında bendeki tişörtün aynısı...
yanisi eleman beni de anathema hayranı biri sanmış. hatta jukebox'a da anathema'nın eternity albümünden bir parça atıp çaldırıyormuş tam o esnada.
o tarz bir müzikle hiç işimin olmadığı halde eleman hayal kırıklığına uğramasın diye biramı kaldırdım ben de ve "aynen kardeşim" dercesine onun şerefine bir yudum aldım.
bunu sanki sözlükte daha önce anlatmıştım ama olsun. haha.
devamını gör...