1.
satırlarıma sosyal medyada gördüğüm bir alıntı yazı ile başlamak istiyorum;
“hayatımın en güzel anılarını, artık hiç konuşmadığım, konuşmayacağım insanlarla yaşadım. hayatın garip tarafı bazı bölümler kahkalarla, aşkla sabaha kadar süren sohbetlerle doludur. ama yine de yarım kalır, bir kapanışı olmaz. her zaman bir veda yaşanmaz; bazı insanlar sesssizce geri çekilir. bir zamanlar her şey olan anılar ise içimizde yankı olarak kalır. can yakan şey, o anıların gerçek olmaması değil; bağın kalıcı olmaması. birbirimize sırlarımızı açtık, tutulmayacak sözler verdik, hiç gerçekleşmeyecek gelecekler kurduk. ama yine de onları silmek istemezdim. çünkü o anlarda, geçici bile olsa, birbirimizin hayatında olmamız gereken kişilerdik. şunu öğrendim; herkes hikayende sonsuza dek kalmak için gelmiyor. bazıları ders, bazıları mucize, bazıları ise ikisi birden oluyor. artık konuşmuyor olmamız onları unuttuğum anlamına gelmiyor. içimde bir öfke veya kırgınlıkta yok. sadece bazı anıların geçmişte ait olduğu ânda kalmasına izin verdim. bu yazıyı okuduğumda kendimle çok özdeşleştirmemin haricinde şunu diyebilirim ki hayatın paradigması asla aynı kalmaz.
hayatın paradigması asla aynı kalmaz. özetle nelerin geçebileceğini, nelerinde değişebileceğini bazen biz bazen de akış belirliyor. geçtiğimiz pazartesi derslerim başladı. ilk haftanın ders yükünün hafif olmasından kaynaklı 1 haftada fiziksel dinlenme kafa tatili vermemin sonucunda 3sezon dizi izledim, 2 kitap okudum,bol bol uyudum, köpeğimle ilgilendim, ailemle zaman geçirdim. içinde bulunduğum stk ile evsizlere çorba yapıp dağıttık, ben 3 yetim 5. sınıf kız öğrencilerine gönüllü türkçe dersi vermeye başladım bana edilen bir teşekkürün bir allah razı olsun denmesinin kalbimi ne kadar ısıttığını ve yaşadığım manevi tatmini anlatmam mümkün değil. sonrasında mekanda çocukluk arkadaşımın 23. yaş gününü kutladık aynı zamanda arkadaşlığımızın da 17.senesiymiş birbirimizin tüm kişisel gelişimine fiziken veya iletişim yoluyla hakim olmamızın yanı sıra birbirimize karşı hem saygı, sevgi çerçevemizin yüksek olmasının haricinde birbirimize emeğimiz, özverimiz ve toleransımızda bu arkadaşlığı uzun süre devam ettirebilmeyi ve birbirimize karşı olan görünürlüğün artmasıyla devamlılığını kıldı. arkadaşlıkların önemli olduğunu vurgulamamızın haricinde birbirinin iyi veya kötü gününde yanında yer alabilmek hem bir ayrıcalık hemde kendi kişisel gelişiminizin karakterinizin yansıması. akışta gelen güzelliklerdeyse tramvayda yaşlı, bastonlu bir teyzeye yer vermek ve bir amcadan aferin kızım lafını duyabilmenin verdiği derin hissiyatla gün güneşli, manzara şahane ve sağlığım el verdikçe duyarlı olmaya devam edicem. tüm bunlar ihtiyaç veya bir gereklilik değil manevi tatmin ve karakterinizin yansımasıdır. bazen sevdiğiniz insanlar için geri durabilmek ne kadar kıymetliyse, bir adım atabilmekte o kadar o kadar kıymetli…
ben her tekme yediğimde kalkıp gülümsemeye devam edemeseydim işlerim ras gitmezdi buna inanıyorum.
şimdi arkada hafif plağım çalıyor, yanımda köpeğim uyuyor bense bu notlarımı, yaşadıklarımı buraya dökerken her şey olacağına varıyor bilinciyle yaşadıklarımızdan daimi olarak notlarımız ve öğrenilerimiz olsun. şimdiyse sabah uyandığımda yoğun bir haftaya giriş yapacağımın bilinciyle üretmeye ve ilerlemeye devam. bir sonraki yazımda görüşmek üzere kendinize nazik davranın.
“hayatımın en güzel anılarını, artık hiç konuşmadığım, konuşmayacağım insanlarla yaşadım. hayatın garip tarafı bazı bölümler kahkalarla, aşkla sabaha kadar süren sohbetlerle doludur. ama yine de yarım kalır, bir kapanışı olmaz. her zaman bir veda yaşanmaz; bazı insanlar sesssizce geri çekilir. bir zamanlar her şey olan anılar ise içimizde yankı olarak kalır. can yakan şey, o anıların gerçek olmaması değil; bağın kalıcı olmaması. birbirimize sırlarımızı açtık, tutulmayacak sözler verdik, hiç gerçekleşmeyecek gelecekler kurduk. ama yine de onları silmek istemezdim. çünkü o anlarda, geçici bile olsa, birbirimizin hayatında olmamız gereken kişilerdik. şunu öğrendim; herkes hikayende sonsuza dek kalmak için gelmiyor. bazıları ders, bazıları mucize, bazıları ise ikisi birden oluyor. artık konuşmuyor olmamız onları unuttuğum anlamına gelmiyor. içimde bir öfke veya kırgınlıkta yok. sadece bazı anıların geçmişte ait olduğu ânda kalmasına izin verdim. bu yazıyı okuduğumda kendimle çok özdeşleştirmemin haricinde şunu diyebilirim ki hayatın paradigması asla aynı kalmaz.
hayatın paradigması asla aynı kalmaz. özetle nelerin geçebileceğini, nelerinde değişebileceğini bazen biz bazen de akış belirliyor. geçtiğimiz pazartesi derslerim başladı. ilk haftanın ders yükünün hafif olmasından kaynaklı 1 haftada fiziksel dinlenme kafa tatili vermemin sonucunda 3sezon dizi izledim, 2 kitap okudum,bol bol uyudum, köpeğimle ilgilendim, ailemle zaman geçirdim. içinde bulunduğum stk ile evsizlere çorba yapıp dağıttık, ben 3 yetim 5. sınıf kız öğrencilerine gönüllü türkçe dersi vermeye başladım bana edilen bir teşekkürün bir allah razı olsun denmesinin kalbimi ne kadar ısıttığını ve yaşadığım manevi tatmini anlatmam mümkün değil. sonrasında mekanda çocukluk arkadaşımın 23. yaş gününü kutladık aynı zamanda arkadaşlığımızın da 17.senesiymiş birbirimizin tüm kişisel gelişimine fiziken veya iletişim yoluyla hakim olmamızın yanı sıra birbirimize karşı hem saygı, sevgi çerçevemizin yüksek olmasının haricinde birbirimize emeğimiz, özverimiz ve toleransımızda bu arkadaşlığı uzun süre devam ettirebilmeyi ve birbirimize karşı olan görünürlüğün artmasıyla devamlılığını kıldı. arkadaşlıkların önemli olduğunu vurgulamamızın haricinde birbirinin iyi veya kötü gününde yanında yer alabilmek hem bir ayrıcalık hemde kendi kişisel gelişiminizin karakterinizin yansıması. akışta gelen güzelliklerdeyse tramvayda yaşlı, bastonlu bir teyzeye yer vermek ve bir amcadan aferin kızım lafını duyabilmenin verdiği derin hissiyatla gün güneşli, manzara şahane ve sağlığım el verdikçe duyarlı olmaya devam edicem. tüm bunlar ihtiyaç veya bir gereklilik değil manevi tatmin ve karakterinizin yansımasıdır. bazen sevdiğiniz insanlar için geri durabilmek ne kadar kıymetliyse, bir adım atabilmekte o kadar o kadar kıymetli…
ben her tekme yediğimde kalkıp gülümsemeye devam edemeseydim işlerim ras gitmezdi buna inanıyorum.
şimdi arkada hafif plağım çalıyor, yanımda köpeğim uyuyor bense bu notlarımı, yaşadıklarımı buraya dökerken her şey olacağına varıyor bilinciyle yaşadıklarımızdan daimi olarak notlarımız ve öğrenilerimiz olsun. şimdiyse sabah uyandığımda yoğun bir haftaya giriş yapacağımın bilinciyle üretmeye ve ilerlemeye devam. bir sonraki yazımda görüşmek üzere kendinize nazik davranın.
devamını gör...
2.
yaşadığın mevzulara dair farkındalıklar her ne kadar güzelse bu olaya dair olan farkındalıkların varlığını inkar etmeye çalışırmış gibi kabullenemiyor olmak bi o kadar kötü.
devamını gör...