bir ara babamla marketten çıktık dondurma,ampul aldık ama kasiyer bir önceki müşterinin sigarasını bizden geçirmişti fişi kontrol edince baktık aldığımız ürün 2 tane fişte 3 tane ürün var babam bu durumu hemen kasiyere bildirince kasiyer dedi ki “siz sigara da almışsınız bu sigara “ babam “iyi de ben sigara içmiyorum ve 2 ürün aldık bakın dedi poşedi ve ceplerini gösterdi”. kasiyer şöyle dedi ve direndi “hayır siz aldınız kaybettiniz sakladınız sigarayı şimdi beni kandırıyorsunuz ben iade yapamam” zaten biz de girmemizle çıkmamız bir oldu marketten hatalı fiş yüzünden kasiyerle babam orta derece tartıştı ve babam marketteki yönetici olsa gerek ya da müdür ona gitti aynı şikayeti söyledi müdür de başka kasiyere götürdü bizi dedi beyefendiye yardımcı ol diğer kasiyer yardım edip para iadesi yaptı acaba bu olaydan sonra kasiyer fırça yedi mi allah bilir hahahahaahhaha
devamını gör...
meslekteki yıllarım.. birini anlatayım da anlayın.
uyuduğu için karşıdan gelen tırla çarpışan ve onu aşkın insanın ölümüne yol açan tutuklu kaptan şöför yargılanıyor. duruşma salonu ölen yakınlarıyla dolu. (ben sıradaki dava avukatıyım, aslında sıra benim davamda iken, tutuklu sanık cezaevinden geç getirilebildiği ve dönüşleri uzamasın diye öncelikli bakılıyor.o nedenle izlemek zorundayım. kaptanın ifadesi alınıp bitse benim duruşmam görülecek.) yargıç, nedense kürsüden rahatsızlığını belli edecek oranda mutsuz, sıkıntılı ve "evet anlat bakalım" diyerek sanığa söz veriyor. şöför, -belki derdimi anlatabilirim umuduyla- başlıyor: "efendim sabah 06'da van'dan hareket ettim. bir arkadaş rahatsızlandığı için ben uykumun ikinci saatinde uyandırıldım da aldım otobüsü.." yargıç sanığın sözünü kesip, yanındakinin önce kulağına bir şey söyleyip sonra hızla kürsüden ayrılıyor.. bekliyoruz.. biraz sonra geldiğinde yeniden sanığa "evet sen devam et" diyor. sanık -kendince önemli bulduğu için giriş ayrıntısında ısrarcı- "efenim daha bir saat uyumamıştım ki, beni 06'da uyandırıp sefere çıkardılar.." "nereden çıkardılar" "efendim van'dan dedim ya az önce" yargıç koltuğunda oldukça sıkıntılı bağırıyor garibe " kim çıkardı yahu.. oooff" sonra yine yanındakilerle fısıldaşıp apar topar kürsüden ayrılıyor.. bekliyoruz..
hülasa.. şöför vandan sonra zinhar iki vilayet geçemiyor ki.. yargıç firarda.. herkes beklemede..
ve yaklaşık bir saat böyle geçmiş durumda.
özetle sonuç mu.? hikaye mi ne..?
bu şoför izmire gidecek(miş), ama yolun yarısında ankarayı geçtiğinde mi ne kaza yapmış.. yargıç ise fena halde ishalmiş, motoru bozmuş ama yerine birini bulamamışlar..
gel gelelim salon dolusu insan, avukat, yargıcın motor arızası nedeniyle, en az onun kadar sıkılmış muzdaribiz. içimizde en kötü durumda olansa, belki mazeretimi dinlerler de, hem vicdan yüküm hem cezam hafifler diye umut eden zavallı tutuklu şöför.
öğlen tatili sonuna gelinmesine rağmen, süren duruşmada, asla kaza mahalline ulaşamıyoruz.
yargıca mı gülersin, üzülürsün..vatandaşa mı acırsın, kendine mi acırsın ağlarsın.. tarifsiz duygular yaşıyorsun.. avukatlık sandığınız kadar eğlenceli bir meslek değil.. işte böyle bazen o
an an olmaktan çıkıyor, sinir bozucu bir gün sahibi oluyorsun...
devamını gör...
#3887804 bir aralar bana almanca öğretmem için bir eve gidip a1-b2 arası ders vermem söylendi.ben de kabul ettim.gittim eve ders vermeye başladık. kaynaklar kitaplar vs hep telefonumda pdf olarak notlar olarak. tabletim yok ama laptop var yük oluyor diye telefon kullandım. kaynaklar telefonda önümde a4 var oradan yararlan yaz ki bunu her hoca yapıyor zaten tahtaya yazıyor kitaba bakarak özellikle bayan öğretmenler elinde tablet tahtaya yazıyor bir de fotokopi ödev verdim ek kaynaktan.çıktı demişler biz bundan daha iyi almanca biliyoruz çünkü kitaba bakarak anlatıyor ve bize fotokopi olarak çalışma egzersiz kağıdı verince oturup onları kendi yazmıyor kitaptan fotokopi çekiyor bize yaptırıyor. bunun üzerine derslerim ani iptal oldu müdür beni yanına çağırdı ve dedi ki bunların almancası senden iyiymiş ben almanca bilmiyorum bu yüzden veli ne derse o olur sen de benim gözümde almancacı değilsin artık dedi dedim diplomalarım sertifikam ortada bana şöyle dedi 10 sene evvel gidip sertifika almışsın almancacıyım diye ortalıkta geziyorsun bundan sonra ben çıkmak istedim kendisine söyledim dedi ki ben bilmiyom almancan nasıl veli ne derse o o yüzden öyle dedim.istifamı verdim işleme sokmadılar beni azıcık çalışmaya zorladılar falan ben de hemen şöyle dedim “madem o kadın benden iyi almanca biliyor abicim beni niye ona ders vermem için evine gitmemi istediniz öyle birşey varsa ben çıkıyorum istifa edecem ona verin tebeşir kalem o gesin anlatsın burada 12 yaşından beri almancayla haşır neşir olan birisi var ve siz kalkıp böyle cümle söylüyorsunuz o kadın anca evde karılığını yapsın dedim” . bende telc c1 var müdür diyor ki onu aldın ama almanca bilmeden de almış olabilirsin almanca bilmeden nasıl alayım ki telc c1 zor bir akademik sınav diyor veliye göre bilip bilmeme önemli burada konuştu konuştu konuştu sağa sola baktım yüzüne bakmadım kalktım gittim
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yazarların yaşadığı sinir bozucu anılar" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim