90'larda, 2000'lerin başında çocukluğunu yaşayanlar iyi bilir. yaz demek; sokakta akşama kadar oynamak, arada eve girip anne terliği yemeden soğuk bir su içip geri çıkmaktı. en büyük lüksümüz vantilatördü, o da sıcak havayı yüzümüze üflerdi sadece.

o dönemler mesela temmuz sıcağı dediğin bir haftalık, bilemedin on günlük bir mevzuydu. o bunaltıcı günler gelir, terletir, sonra bir akşamüstü rüzgarı eser, bir yaz yağmuru patlar ve hayat normale dönerdi.
peki ne değişti de, o tatlı yaz meltemlerinin yerini sahra çölünden fön makinesiyle üfleniyormuş gibi bir hava aldı?

mesele aslında dedelerimizin dedelerinin zamanına, sanayi devrimi'ne kadar uzanıyor. o günden beri insanoğlu olarak müthiş bir hızla enerji üretmek, ulaşım sağlamak ve fabrikalar çalıştırmak için durmadan fosil yakıtları, yani kömürü, petrolü ve doğal gazı yaktık. hala da buna devam ediyoruz. bu yakma işlemi, atmosfere devasa miktarlarda karbondioksit pompaladı. bu gazın şöyle kötü bir huyu var; güneş ışınlarının içeri girmesine izin veriyor ama yeryüzünden yansıyan ısının uzaya kaçmasını engelliyor. tıpkı bir arabanın camlarının, güneş altında içini fırına çevirmesi gibi, atmosferdeki bu ekstra karbondioksit katmanı da gezegeni yavaş yavaş ısıtan görünmez bir cam görevi görüyor.

işin içine bir de gezegenin doğal klimaları olan ormanları acımasızca yok etmemizi ekleyon. ağaçlar, havadaki karbondioksiti emen en büyük müttefikimizdi. biz hem atmosfere daha çok duman salıp hem de o dumanı temizleyecek mekanizmayı ortadan kaldırarak adeta kendi bindiğimiz dalı kestik.

işin en can sıkıcı kısmı ise bu sorunu düzeltmek için geç kalmış olabileceğimiz. yani bugün sihirli bir şekilde tüm emisyonları sıfırlasak bile, atmosfere çoktan saldığımız ve orada biriken gazlar daha onlarca yıl boyunca gezegeni ısıtmaya devam edecek. bu, yokuş aşağı ilerleyen dev bir tankeri durdurmaya çalışmak gibi, motoru kapattıktan sonra bile kilometrelerce ilerlemeye devam eder.

işte o her yaz biraz daha çekilmez hale gelen sıcaklar, buharlaşan barajlar, kuruyan topraklar ve "bu nem nedir arkadaş!" isyanlarımız, hep bu yüz-yüz elli yıllık birikimin bize kestiği faturanın bir parçası.

o yüzden aranızda benim gibi "eskiden böyle değildi" diyen varsa sonuna kadar haklı, gerçekten de değildi. ve ne yazık ki, gidişatı yavaşlatmak için topyekün bir çabaya girmezsek, gelecek yıllar da eskisinden daha serin olmayacak.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yazların artık daha sıcak olması" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim