yel değirmenlerine karşı don kişot olmak istemek
başlık "kırk küp kırkının da kulpu kırık küp" tarafından 09.11.2025 08:50 tarihinde açılmıştır.
1.
yel değirmenlerine karşı don kişot olmak istiyorum…
ama rüzgar yok.
yel değirmeni de yok.
kaldı bir ben, bir de kafamda dönüp duran neden yaşıyoruz pervaneleri.
bir zamanlar don kişot, idealizmin delisi sayılırdı; şimdi kişisel gelişim kitaplarında örnek vaka olarak geçiyor. adam lan mızrakla yel değirmenlerine saldırdı, biz bugün motivasyon videosuna yorum atıyoruz: kanka gerçekten ilham oldun, ama işe yine gitmek zorundayım.
değirmenler dijitalleşti, savaşlar sanallaştı, kahramanlık artık bir story uzunluğunda.
ama ben hala o saçma mücadeleyi istiyorum.
dünyayı kurtarmak değil belki ama en azından kendimi kurtaramayışımda anlam bulmak istiyorum.
yel değirmenine değil, bankaya, sisteme, ilişkilere, beklentilere, mutluluk zorunluluğuna mızrak sallamak istiyorum.
ama mızrak olarak elimde sadece kredi kartı var, son ödeme tarihi yarın.
bir zamanlar don kişot yel değirmenine at sürerdi; ben kahve makinesine atıyorum kendimi her sabah.
o sancho panza’yla tartışırdı, ben kendi iç sesimle bugün işe gitmesem mi? tartışmasındayım.
o bir rüya uğruna delirirdi, ben gerçek uğruna depresyondayım.
belki de delirmek, don kişot’un haklı olduğu tek şeydi.
çünkü aklı başında kim, bu kadar saçma bir dünyada doğruyu bulmaya çalışır ki?
belki de bütün mesele şu:
yel değirmenlerine saldırmak değil, onların dönmesine aldırmadan kendi iç pervanelerini susturabilmek.
ama yine de...
yine de içimden bir ses, sabah trafikte kırmızı ışıkta dururken, camda kendi yansımama bakarken fısıldıyor:
rüzgar yoksa, sen üfle.
değirmen yoksa, git kendini çevir.
ve ben gülüyorum.
çünkü fark ettim ki, bu çağda don kişot olmak değil mesele
don kişot olmaya çalışırken farkında olmadan bir yel değirmenine dönüşmek.
ama rüzgar yok.
yel değirmeni de yok.
kaldı bir ben, bir de kafamda dönüp duran neden yaşıyoruz pervaneleri.
bir zamanlar don kişot, idealizmin delisi sayılırdı; şimdi kişisel gelişim kitaplarında örnek vaka olarak geçiyor. adam lan mızrakla yel değirmenlerine saldırdı, biz bugün motivasyon videosuna yorum atıyoruz: kanka gerçekten ilham oldun, ama işe yine gitmek zorundayım.
değirmenler dijitalleşti, savaşlar sanallaştı, kahramanlık artık bir story uzunluğunda.
ama ben hala o saçma mücadeleyi istiyorum.
dünyayı kurtarmak değil belki ama en azından kendimi kurtaramayışımda anlam bulmak istiyorum.
yel değirmenine değil, bankaya, sisteme, ilişkilere, beklentilere, mutluluk zorunluluğuna mızrak sallamak istiyorum.
ama mızrak olarak elimde sadece kredi kartı var, son ödeme tarihi yarın.
bir zamanlar don kişot yel değirmenine at sürerdi; ben kahve makinesine atıyorum kendimi her sabah.
o sancho panza’yla tartışırdı, ben kendi iç sesimle bugün işe gitmesem mi? tartışmasındayım.
o bir rüya uğruna delirirdi, ben gerçek uğruna depresyondayım.
belki de delirmek, don kişot’un haklı olduğu tek şeydi.
çünkü aklı başında kim, bu kadar saçma bir dünyada doğruyu bulmaya çalışır ki?
belki de bütün mesele şu:
yel değirmenlerine saldırmak değil, onların dönmesine aldırmadan kendi iç pervanelerini susturabilmek.
ama yine de...
yine de içimden bir ses, sabah trafikte kırmızı ışıkta dururken, camda kendi yansımama bakarken fısıldıyor:
rüzgar yoksa, sen üfle.
değirmen yoksa, git kendini çevir.
ve ben gülüyorum.
çünkü fark ettim ki, bu çağda don kişot olmak değil mesele
don kişot olmaya çalışırken farkında olmadan bir yel değirmenine dönüşmek.
devamını gör...