#ödüllü filmler
orijinal adı: underground
yönetmen koltuğunda emir kusturica'nın yer aldığı 1995 yapımlı savaş-dram filmidir. konu; bir yeraltı silah üreticisinin yaşadığı macerayı ele almaktadır.
yönetmen koltuğunda emir kusturica'nın yer aldığı 1995 yapımlı savaş-dram filmidir. konu; bir yeraltı silah üreticisinin yaşadığı macerayı ele almaktadır.
*mansiyon ödülü (1995) / en iyi yabancı film
*bsfc ödülü (1997) / en iyi yabancı film
*altın palmiye ödülü (1995)
*kinema junpo ödülü (1997)/ en iyi yabancı film yönetmeni
*lumiere ödülü (1996) / en iyi yabancı film
film, toplam 8 ödüle sahiptir.
*bsfc ödülü (1997) / en iyi yabancı film
*altın palmiye ödülü (1995)
*kinema junpo ödülü (1997)/ en iyi yabancı film yönetmeni
*lumiere ödülü (1996) / en iyi yabancı film
film, toplam 8 ödüle sahiptir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "flavius belisarius" tarafından 24.11.2020 02:49 tarihinde açılmıştır.
1.
1995 yılında gösterime girmiş emir kusturica filmi. tanımı yaptıktan sonra geçeyim filmle ilgili düşüncelerime.
efenim kendileri benim en sevdiğim film olmaktadır. nedenlerini yazmadan önce; ekşi sözlükteki film başlığında okuduğum bir entry'i geliştirerek ve kendi düşüncelerimle değiştirerek yazacağımı belirtmek isterim. sonra bana demeyin, bu entry özgün değil diye. bozuşuruz.
kusturica filmlerinde görülen mistizmin doruk noktalarda gezdiği bir filmdir. film alternatif bir ikinci dünya savaşı senaryosu çizer. burdan sonrası izlemeyenler için spoiler olacaktır.
--- spoiler ---
ikinci dünya savaşı öncesinde yakın arkadaş olan peter blacky ve marko; komunist parti üyesi iki yakın arkadaştır. belgrad'ın bombalanmasının ardından marko; blacky, blacky'nin ailesi ve kendi ailesinden kimseleri yeraltında bir sığınağa saklar. onlara malzeme tedarik eder ve onların silah üretmesini sağlar. bu sırada kendisi yukarıda faşistlerle savaşmaktadır. yıllar geçer, savaş biter. marko parti içinde çok büyük güç elde etmiştir fakat yeraltındaki arkadaşlarına bundan bahsetmez. kendisi artık güçlü bir politikacı, silah kaçakçısı olmuştur. blacky'nin metresi natalya ile gününü gün etmektedir. filmin konusu kabaca budur ancak yönetmen her karakterin geri kalanına farklı bir özellikler yükler.
--- spoiler ---
burdan sonrasında kısımda; ekşideki entry ile ilgili söylediklerimi aklınızda bulundurunuz.
--- spoiler ---
peter popora aka blacky aka crni: deli dolu, baba yiğit, çılgın bir kimse olan bu karakterimiz özelinde yugoslavya ve balkan halkları simgeleştirilmiştir. eğlenmeyi seven, saf, popülist söylemlerle kandırılmaya çok müsait karakterimiz seneler boyu yeraltına itilerek, politikacıların çıkarları için çalışmaya devam edecektir. uyanıp gözünü açtığında ise hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır. peki kimdir peter popora'nın hizmet ettiği politikacılar? elbette marko. kurnaz, çıkarcı, yalancı, ağzı iyi iş yapan, sinsi karakter. bence filmdeki en iyi oyunculuk performansı bu karakteri canlandıran miki manojlović abimize aittir. filmin başında yer alan bir sahnede bir fahişe ile sevişen marko abimiz bir türlü orgazm olamaz fakat cima işlemine devam ederken başlayan alman bombelerinin sesini dinleyerek mastürbasyon yapar ve orgazma ulaşır. marko'nun ve politikacıların karakteri hakkındaki çok güzel bir sahnedir. petar popora'nın hanımı ablamız anavatanı temsil eder. şişman, doğurgan ve bereketli. halkına çok güzel bir oğlan çocuğu, cumhuriyet doğurur ve ölür. fakat blacky abimizin aklı metresi natalya'dadır. yani iktidarda. natalya karakteri ile iktidar simgelenmiştir. çünkü natalya bir gün blacky abimizi sevip, ondan kıymetli hediyeler ve paralar alırken halk gücünü kaybedince marko abimizle takılmaktadır.
dönem dönem ülkeyi işgal eden (bkz: dış güçler)'in yani franz karakterinin kollarına kendini atmaktadır. ne diyorduk; blacky abimizin oğluyla temsil edilen cumhuriyet; yer altında zihnen fazla gelişmemiş bir karakterdir. kendisi gibi yeraltında doğmuş bir kadınla evlenir. demokrasidir bu kadın. düğün esnasında natalya'nın yani iktidarın kendisiyle değil halen daha politikacılarla oynaştığını gören blacky abimiz delirir. memleketi faşistlerden kurtarmak için yeryüzüne çıkmaya karar verir. kendi yaptıkları silahların üzerlerinde patladığı bir zamanda cumhuriyeti de yanına alır ve yeryüzüne çıkar. gencecik müstakbel kocası cumhuriyetin ortadan kaybolması üzerine demokrasi intihar eder. ve cumhuriyet yeryüzünde (daha ayın ve güneşin ne olduğunu birbirinden ayıramazken ) ortadan kaybolur. artık herkes çıldırır ve olay bir iç savaşa dönüşür.
ve blacky abimiz seneler sonra cumhuriyetini ararken şu efsane repliği söyler; "kardeş kardeşi vurmadığı sürece, hiç bir savaş, savaş değildir". marko'nun kardeşi ivan; ki bence bu karakter vatanseverliği ve insanlığı temsil etmektedir. ki bunu da filmin başında hayvanat bahçesinin bombalandığı sahnede hayvanları kurtarmaya çalışırken görebilirsiniz. filmin sonunda yeryüzüne çıktığında duyduğu artık yugoslavya yok sözüne verdiği tepki ile anlayabiliriz. filmin sonunda tüm karakterler ölür ve hayali bir adada buluşurlar. blacky iktidarı politikacılara bırakıp anavatanıyla yani karısıyla ilgilenmeye başlamıştır. cumhuriyet ve demokrasinin düğünü kaldığı yerden, hayali bir adada devam etmektedir.
--- spoiler ---
uzun ve karışık olmamıştır umarım ama bu bahsettiğim şeyler,müthiş oyunculuklar, müzikler ve gayet dozunda giden komedi unsurlarıyla benim için yeri çok çok ayrı bir filmdir. filmin soundtracklari hakkında iki kelam etmezsem olmaz. zannımca; goran bregovic'in yaptığı en iyi albümdür bu filmin soundtrack albümü.
(bkz: mesecina)
(bkz: ausencia)
(bkz: kalasnjikov)
(bkz: wedding cocek),
(bkz: cajesukarije) gibi enfesler enfesi şarkılar barındırmaktadır. her şeyiyle çok çok başka, çok çok özel bir filmdir. kusturica reyizin en iyi filmidir.
efenim kendileri benim en sevdiğim film olmaktadır. nedenlerini yazmadan önce; ekşi sözlükteki film başlığında okuduğum bir entry'i geliştirerek ve kendi düşüncelerimle değiştirerek yazacağımı belirtmek isterim. sonra bana demeyin, bu entry özgün değil diye. bozuşuruz.
kusturica filmlerinde görülen mistizmin doruk noktalarda gezdiği bir filmdir. film alternatif bir ikinci dünya savaşı senaryosu çizer. burdan sonrası izlemeyenler için spoiler olacaktır.
--- spoiler ---
ikinci dünya savaşı öncesinde yakın arkadaş olan peter blacky ve marko; komunist parti üyesi iki yakın arkadaştır. belgrad'ın bombalanmasının ardından marko; blacky, blacky'nin ailesi ve kendi ailesinden kimseleri yeraltında bir sığınağa saklar. onlara malzeme tedarik eder ve onların silah üretmesini sağlar. bu sırada kendisi yukarıda faşistlerle savaşmaktadır. yıllar geçer, savaş biter. marko parti içinde çok büyük güç elde etmiştir fakat yeraltındaki arkadaşlarına bundan bahsetmez. kendisi artık güçlü bir politikacı, silah kaçakçısı olmuştur. blacky'nin metresi natalya ile gününü gün etmektedir. filmin konusu kabaca budur ancak yönetmen her karakterin geri kalanına farklı bir özellikler yükler.
--- spoiler ---
burdan sonrasında kısımda; ekşideki entry ile ilgili söylediklerimi aklınızda bulundurunuz.
--- spoiler ---
peter popora aka blacky aka crni: deli dolu, baba yiğit, çılgın bir kimse olan bu karakterimiz özelinde yugoslavya ve balkan halkları simgeleştirilmiştir. eğlenmeyi seven, saf, popülist söylemlerle kandırılmaya çok müsait karakterimiz seneler boyu yeraltına itilerek, politikacıların çıkarları için çalışmaya devam edecektir. uyanıp gözünü açtığında ise hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır. peki kimdir peter popora'nın hizmet ettiği politikacılar? elbette marko. kurnaz, çıkarcı, yalancı, ağzı iyi iş yapan, sinsi karakter. bence filmdeki en iyi oyunculuk performansı bu karakteri canlandıran miki manojlović abimize aittir. filmin başında yer alan bir sahnede bir fahişe ile sevişen marko abimiz bir türlü orgazm olamaz fakat cima işlemine devam ederken başlayan alman bombelerinin sesini dinleyerek mastürbasyon yapar ve orgazma ulaşır. marko'nun ve politikacıların karakteri hakkındaki çok güzel bir sahnedir. petar popora'nın hanımı ablamız anavatanı temsil eder. şişman, doğurgan ve bereketli. halkına çok güzel bir oğlan çocuğu, cumhuriyet doğurur ve ölür. fakat blacky abimizin aklı metresi natalya'dadır. yani iktidarda. natalya karakteri ile iktidar simgelenmiştir. çünkü natalya bir gün blacky abimizi sevip, ondan kıymetli hediyeler ve paralar alırken halk gücünü kaybedince marko abimizle takılmaktadır.
dönem dönem ülkeyi işgal eden (bkz: dış güçler)'in yani franz karakterinin kollarına kendini atmaktadır. ne diyorduk; blacky abimizin oğluyla temsil edilen cumhuriyet; yer altında zihnen fazla gelişmemiş bir karakterdir. kendisi gibi yeraltında doğmuş bir kadınla evlenir. demokrasidir bu kadın. düğün esnasında natalya'nın yani iktidarın kendisiyle değil halen daha politikacılarla oynaştığını gören blacky abimiz delirir. memleketi faşistlerden kurtarmak için yeryüzüne çıkmaya karar verir. kendi yaptıkları silahların üzerlerinde patladığı bir zamanda cumhuriyeti de yanına alır ve yeryüzüne çıkar. gencecik müstakbel kocası cumhuriyetin ortadan kaybolması üzerine demokrasi intihar eder. ve cumhuriyet yeryüzünde (daha ayın ve güneşin ne olduğunu birbirinden ayıramazken ) ortadan kaybolur. artık herkes çıldırır ve olay bir iç savaşa dönüşür.
ve blacky abimiz seneler sonra cumhuriyetini ararken şu efsane repliği söyler; "kardeş kardeşi vurmadığı sürece, hiç bir savaş, savaş değildir". marko'nun kardeşi ivan; ki bence bu karakter vatanseverliği ve insanlığı temsil etmektedir. ki bunu da filmin başında hayvanat bahçesinin bombalandığı sahnede hayvanları kurtarmaya çalışırken görebilirsiniz. filmin sonunda yeryüzüne çıktığında duyduğu artık yugoslavya yok sözüne verdiği tepki ile anlayabiliriz. filmin sonunda tüm karakterler ölür ve hayali bir adada buluşurlar. blacky iktidarı politikacılara bırakıp anavatanıyla yani karısıyla ilgilenmeye başlamıştır. cumhuriyet ve demokrasinin düğünü kaldığı yerden, hayali bir adada devam etmektedir.
--- spoiler ---
uzun ve karışık olmamıştır umarım ama bu bahsettiğim şeyler,müthiş oyunculuklar, müzikler ve gayet dozunda giden komedi unsurlarıyla benim için yeri çok çok ayrı bir filmdir. filmin soundtracklari hakkında iki kelam etmezsem olmaz. zannımca; goran bregovic'in yaptığı en iyi albümdür bu filmin soundtrack albümü.
(bkz: mesecina)
(bkz: ausencia)
(bkz: kalasnjikov)
(bkz: wedding cocek),
(bkz: cajesukarije) gibi enfesler enfesi şarkılar barındırmaktadır. her şeyiyle çok çok başka, çok çok özel bir filmdir. kusturica reyizin en iyi filmidir.
devamını gör...
2.
dün sevdicekim sayesinde izleyip bayıldığım ve hakkında yorum yapacak kadar derin düşünemediğim için sadece bana hissettirdiği şeylerden bahsedebileceğim mükemmel ötesi bir film.
filmde çok fazla detay, çok fazla bilgi ve çok fazla derinlik var. ne yazık ki o kadar sinemadan , filmden anlayan birisi olmadığım için bunları size açıklayan kişi ben olamayacağım.
ekşi sözlükte bile ufak bir araştırma ile bu bilgilere sahip olabilirsiniz.
bana hissettirdiği şeylere gelecek olursam koskoca bir hüzün, hüsran diyebilirim kısacası.
ben bu tarz dram filmlerini, acı çektiren tarzda filmleri severim. izlediğim filmin bana acı çektirmesinden zevk alırım fakat öyle bir filmdi ki o kadarının bana bile fazla geldiği noktalar oldu.
film sadece dram içerikli de değil aslında, marko karakteri sağ olsun filmin komedi kısmının birçoğunu kendisi üstlenmiş resmen.
aynı zamanda en sevdiğim kötü karakterlerden birisi olmaya da hak kazanmıştır sevgili marko..
beni en çok hüzne boğan sahneler ivan karakterinin bulunduğu sahnelerdi, o yüzden ivan'ın da yeri bende çok ayrı.
üç saate yakın , savaş konulu bir filmi sıkılmadan izleyip beğenebildiğim ve bu kadar etkilenebildiğim nadir filmlerden biri oldu.
özellikle filmin müziklerine de ayrı bir hayran kaldım.
filmde çok fazla detay, çok fazla bilgi ve çok fazla derinlik var. ne yazık ki o kadar sinemadan , filmden anlayan birisi olmadığım için bunları size açıklayan kişi ben olamayacağım.
ekşi sözlükte bile ufak bir araştırma ile bu bilgilere sahip olabilirsiniz.
bana hissettirdiği şeylere gelecek olursam koskoca bir hüzün, hüsran diyebilirim kısacası.
ben bu tarz dram filmlerini, acı çektiren tarzda filmleri severim. izlediğim filmin bana acı çektirmesinden zevk alırım fakat öyle bir filmdi ki o kadarının bana bile fazla geldiği noktalar oldu.
film sadece dram içerikli de değil aslında, marko karakteri sağ olsun filmin komedi kısmının birçoğunu kendisi üstlenmiş resmen.
aynı zamanda en sevdiğim kötü karakterlerden birisi olmaya da hak kazanmıştır sevgili marko..
beni en çok hüzne boğan sahneler ivan karakterinin bulunduğu sahnelerdi, o yüzden ivan'ın da yeri bende çok ayrı.
üç saate yakın , savaş konulu bir filmi sıkılmadan izleyip beğenebildiğim ve bu kadar etkilenebildiğim nadir filmlerden biri oldu.
özellikle filmin müziklerine de ayrı bir hayran kaldım.
devamını gör...
"yeraltı (1995)" ile benzer başlıklar
1995
11
