zaman tüneli
sert erkek seven kadın
2ye ayırmasın dediğimiz kızlar keko sevenler değil miydi? ne zamandan beri kekolara sert diyoz la :d
devamını gör...
converse
çok sevdiğim ayakkabı markası.
#3509104 yazar arkadaşıma katılıyorum. uzun süre ayakta kalınca burnunun kauçuk olması ve tabanının sert olması dolayısıyla klasik modelleri rahatsız ediyor ama geçen sezon çıkan platform topuklar bu anlamda çok konforlu. renk renk, model model olsun asla hayır demem. tüm parayı gömdüğüm iflah olmaz zevkim.
#3509104 yazar arkadaşıma katılıyorum. uzun süre ayakta kalınca burnunun kauçuk olması ve tabanının sert olması dolayısıyla klasik modelleri rahatsız ediyor ama geçen sezon çıkan platform topuklar bu anlamda çok konforlu. renk renk, model model olsun asla hayır demem. tüm parayı gömdüğüm iflah olmaz zevkim.
devamını gör...
küçük kızıyla dudaktan öpüşen anneler
doğru bir davranış değil. ancak çok masum, içten bir ana-kız fotosundan, ahlak ve çocuk eğitimine dair çağdışı yaklaşım aforizmaları da üretilmesin.
biz toplum olarak, beş yaşındaki öz kızını babası yaşında müridiyle gerdeğe sokanlarla, seri çocuk tecavüzlerini din eğitimi maskesiyle görmezden gelenleri meclisinde alkışlayarak ödüllendirenler değil miyiz. oyun parkından alınıp dedesi yaşında insanlara üç-beş koyun parasına satılan kız çocukları bu toplumun gerçeği değil mi.
sizce bu işe başlaya başlaya, böyle bir fotograf ve buradan mı başlamalıyız. gerçek tehlike hangisi, çözüm nerede ve sizin bu gerçekler konusundaki düşünceleriniz ne..
asıl onları duymak istiyoruz.
yoksa yeriniz mi dar...
biz toplum olarak, beş yaşındaki öz kızını babası yaşında müridiyle gerdeğe sokanlarla, seri çocuk tecavüzlerini din eğitimi maskesiyle görmezden gelenleri meclisinde alkışlayarak ödüllendirenler değil miyiz. oyun parkından alınıp dedesi yaşında insanlara üç-beş koyun parasına satılan kız çocukları bu toplumun gerçeği değil mi.
sizce bu işe başlaya başlaya, böyle bir fotograf ve buradan mı başlamalıyız. gerçek tehlike hangisi, çözüm nerede ve sizin bu gerçekler konusundaki düşünceleriniz ne..
asıl onları duymak istiyoruz.
yoksa yeriniz mi dar...
devamını gör...
süzen 92
sigar ağızlığı / filtresi markası. yıllardır aynı model, aynı paket şekliyle satılır. 1992 yılından beri üretilmektedir.
normal sigara içindir esasında fakat sonradan daha ince sigaralar için slender ve slim modelleri çıkmıştır.
işe yarıyor mu bilmiyorum ama bununla sigara içmek rahatlık. en azından parmaklar kokmuyor.
normal sigara içindir esasında fakat sonradan daha ince sigaralar için slender ve slim modelleri çıkmıştır.
işe yarıyor mu bilmiyorum ama bununla sigara içmek rahatlık. en azından parmaklar kokmuyor.
devamını gör...
sert erkek seven kadın
(bkz: ayıyla yatağa girmek)
devamını gör...
öğlen rakısı
devamını gör...
varlama
kim yok diye bakıyoruz işte, yoklama. var olanları saymak mı kolay, yok olanları mı? yokları saymak daha iyi sanki.
devamını gör...
yazarların en sevdiği türk sanat müziği eserleri
(bkz: tatyos efendi)
devamını gör...
süsen erkek
devamını gör...
converse
evet moda, ikon. tarz bir ayakkabı. ben de giydim zamanında.
ama çok sert abi, uzum süre ayakta durunca tabanlarım ağrıyordu hemen. özellikle topuk dikeni gibi sorunları olanlar uzak durmalı.
ama çok sert abi, uzum süre ayakta durunca tabanlarım ağrıyordu hemen. özellikle topuk dikeni gibi sorunları olanlar uzak durmalı.
devamını gör...
süsen erkek
peynir markası gibi mübarek.
süsen erkek peynirleri. daş gibi. ahahaha.
süsen erkek peynirleri. daş gibi. ahahaha.
devamını gör...
süsen erkek
devamını gör...
sana ne oldu böyle
sözleri ve bestesi erhan güleryüz’e ait olan güzel bir ayna şarkısı. 2000 yılında ayna grubunun çıkardığı ‘çayımın şekeri’ albümünde bulunur.
erhan güleryüz ve cemil özeren düetidir.
gözlerin bulut olmuş sana ne oldu böyle
görüşmeyeli çok değişmiş hallerin
haberlerde gördüğün o yılgın suretler mi
yoksa çaresiz terkettiğin düşlerin mi
bana her şeyi anlat ne varsa aklında
aklından zorun varsa onu da anlat
bana derdini anlat kim kaldı yanında
yanında kim olmalıydı aslında
kötünün kötüsü de var anla
unutursun zamanla
unutursun
hayat böyle alışırsın zamanla
erhan güleryüz ve cemil özeren düetidir.
gözlerin bulut olmuş sana ne oldu böyle
görüşmeyeli çok değişmiş hallerin
haberlerde gördüğün o yılgın suretler mi
yoksa çaresiz terkettiğin düşlerin mi
bana her şeyi anlat ne varsa aklında
aklından zorun varsa onu da anlat
bana derdini anlat kim kaldı yanında
yanında kim olmalıydı aslında
kötünün kötüsü de var anla
unutursun zamanla
unutursun
hayat böyle alışırsın zamanla
devamını gör...
küsen erkek
bazıları iri yarı oluyor. komik duruyor. küslük üstlerine oturmuyor. sonuçta panda onlar. olmamalı...
devamını gör...
güne bir türkü bırak
aşık veysel -uzun ince bir yoldayım
devamını gör...
tatyos efendi
tatyos efendi deyince şöyle bi duracaksın. hani bazı adamlar vardır ya, yaşadıkları zamanın önüne geçmişlerdir, işte bu adam da onlardan. osmanlı’nın son demleri, istanbul’un o kadife sesli sokakları, meyhane köşeleri, balıkçı tekneleri... hepsi onun bestelerinde yaşıyor hâlâ. bu adamın müziği sadece notadan ibaret değil, resmen bir hayat tarzı.
tatyos enrico efendi, ermeni asıllı ama ruhu bildiğin istanbul. ne millet fark eder, ne din... müziğe gelince adam hepsini eritmiş aynı potada. sanırsın istanbul’un kalbini açmış da oraya udunu dayamış.
düşünsene, “gamzedeyim deva bulmam” diye bir eser var ki... ulan bunu yazan adam başka türlü biri olamaz.
“gamzedeyim deva bulmam, garibim bir çare bilmem
feryâde kimseden imdâd, istemem allah’tan bulmam...”
bu ne ya? kalbinden kan sızıyor sanki. o kadar zarif, o kadar derin... aşkı yaşamış, acıyı ciğerine kadar çekmiş, sonra almış kalemi, dökmüş notaya. bi meyhane köşesinde yalnız içen adamın gözünden damlayan yaş olmuş bu eser. ama öyle arabesk değil ha, klas bir efkâr, yakışıklı bir hüzün.
tatyos efendi’nin külliyatı öyle üç beş parçadan ibaret değil bak, adam tam bir müzik hazinesi. nihavend longa desen, cümle alemin dilinde, düğün dernekten meyhaneye, her yerde çalar. hicaz saz semaisi var, ehl-i keyif olan anlar. rast makamı, sûzinak, hicazkar... ne ararsan var.
bir nevi osmanlı müziğinin cevher kutusu gibi,
bir açıyorsun, her bir bestede başka bir istanbul, başka bir ruh hali çıkıyor. adam makamlara yeni can vermiş be.
külliyat dedik ya, orada da öyle sabun köpüğü şeyler yok. tam anlamıyla bir musiki mektebi gibi. oturup da iki satır okuyayım dersen, makamlar arası geçişler, usuller, güftelerdeki zarafet... vallahi adam çağın ötesinde yürümüş. bir yerde sesli divan edebiyatı gibi çalışmaları. dinledikçe içinde bir şeyler titriyor.
bu devirde tatyos dinlemek, biraz da kendine kıyak geçmek gibi. herkes gürültüde kaybolmuşken, sen usulca tatyos açıyorsun... sazlar başlıyor, sen yavaşça yudum alıyorsun, gözün uzaklara dalıyor. belki bir eski aşkı hatırlıyorsun, belki de hiç yaşanmamış bir hikâyeye üzülüyorsun. işte o an, tatyos efendi elini omzuna koyuyor gibi. diyor ki: “ben de çok sevdim be bilader... ama bak geçiyor hepsi.”
tatyos enrico efendi, ermeni asıllı ama ruhu bildiğin istanbul. ne millet fark eder, ne din... müziğe gelince adam hepsini eritmiş aynı potada. sanırsın istanbul’un kalbini açmış da oraya udunu dayamış.
düşünsene, “gamzedeyim deva bulmam” diye bir eser var ki... ulan bunu yazan adam başka türlü biri olamaz.
“gamzedeyim deva bulmam, garibim bir çare bilmem
feryâde kimseden imdâd, istemem allah’tan bulmam...”
bu ne ya? kalbinden kan sızıyor sanki. o kadar zarif, o kadar derin... aşkı yaşamış, acıyı ciğerine kadar çekmiş, sonra almış kalemi, dökmüş notaya. bi meyhane köşesinde yalnız içen adamın gözünden damlayan yaş olmuş bu eser. ama öyle arabesk değil ha, klas bir efkâr, yakışıklı bir hüzün.
tatyos efendi’nin külliyatı öyle üç beş parçadan ibaret değil bak, adam tam bir müzik hazinesi. nihavend longa desen, cümle alemin dilinde, düğün dernekten meyhaneye, her yerde çalar. hicaz saz semaisi var, ehl-i keyif olan anlar. rast makamı, sûzinak, hicazkar... ne ararsan var.
bir nevi osmanlı müziğinin cevher kutusu gibi,
bir açıyorsun, her bir bestede başka bir istanbul, başka bir ruh hali çıkıyor. adam makamlara yeni can vermiş be.
külliyat dedik ya, orada da öyle sabun köpüğü şeyler yok. tam anlamıyla bir musiki mektebi gibi. oturup da iki satır okuyayım dersen, makamlar arası geçişler, usuller, güftelerdeki zarafet... vallahi adam çağın ötesinde yürümüş. bir yerde sesli divan edebiyatı gibi çalışmaları. dinledikçe içinde bir şeyler titriyor.
bu devirde tatyos dinlemek, biraz da kendine kıyak geçmek gibi. herkes gürültüde kaybolmuşken, sen usulca tatyos açıyorsun... sazlar başlıyor, sen yavaşça yudum alıyorsun, gözün uzaklara dalıyor. belki bir eski aşkı hatırlıyorsun, belki de hiç yaşanmamış bir hikâyeye üzülüyorsun. işte o an, tatyos efendi elini omzuna koyuyor gibi. diyor ki: “ben de çok sevdim be bilader... ama bak geçiyor hepsi.”
devamını gör...
küsen erkek
(bkz: süsen erkek)
devamını gör...
güne bir türkü bırak
devamını gör...


