zaman tüneli
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
seviyorum seni.
devamını gör...
başıma iş gelmeyecekse hiç ahmet kaya dinlemiyorum
bu cümle doğrusu bana biraz tuhaf geldi. çünkü ahmet kaya’yı dinlemek bir güvenlik meselesi değil, bir kulak ve kalp meselesidir. insan sevdiğini dinler, sevmediğini dinlemez, bu kadar basit.
ahmet kaya, geniş halk kesimi tarafından tanınıp kabul edilmeden çok önce dinlenen bir isimdi zaten. başım belada klibinin kral fm’de dönmesiyle görünür oldu, evet, ama ondan önce kasetçilerin arka raflarında, arkadaş evlerinde, düşük sesle açılan teyplerde vardı. onu sonradan keşfetmek biraz da şartların sonucu oldu.
kürt olmak, doğulu olmak gibi kimlikler üzerinden müzik sevmek ya da sevmemek başlı başına anlamsız. ben de değilim ama müziğini seviyorum. çünkü derdi gerçekti, sesi samimiydi. ahmet kaya’yı dinleyenler 90’larda gerçekten de “başını belaya sokardı” çoğu zaman. ama mesele tam da buydu zaten. dinlediğin şey yüzünden sorgulanıyorsan, sorun müzikte değil ortamda olur.
bugün dinlemem, başıma iş gelmesin demek biraz tersine bir ironi gibi. çünkü dinlenmediğinde sorun olmaması, o müziğin artık zararsız hale gelmesi değil, toplumun biraz olsun normalleşmiş olmasıyla ilgili.. müzik zevki bir suç unsuru değildir, olmamalıdır da. tartışılacak bir konu hiç değildir.
ahmet kaya’yı dinlemek bir duruş göstergesi olmak zorunda değil. bazen sadece bir şarkıyı seversin. bazen bir cümlesi sana denk gelir. hepsi bu. gerisini büyüten biziz.
ahmet kaya, geniş halk kesimi tarafından tanınıp kabul edilmeden çok önce dinlenen bir isimdi zaten. başım belada klibinin kral fm’de dönmesiyle görünür oldu, evet, ama ondan önce kasetçilerin arka raflarında, arkadaş evlerinde, düşük sesle açılan teyplerde vardı. onu sonradan keşfetmek biraz da şartların sonucu oldu.
kürt olmak, doğulu olmak gibi kimlikler üzerinden müzik sevmek ya da sevmemek başlı başına anlamsız. ben de değilim ama müziğini seviyorum. çünkü derdi gerçekti, sesi samimiydi. ahmet kaya’yı dinleyenler 90’larda gerçekten de “başını belaya sokardı” çoğu zaman. ama mesele tam da buydu zaten. dinlediğin şey yüzünden sorgulanıyorsan, sorun müzikte değil ortamda olur.
bugün dinlemem, başıma iş gelmesin demek biraz tersine bir ironi gibi. çünkü dinlenmediğinde sorun olmaması, o müziğin artık zararsız hale gelmesi değil, toplumun biraz olsun normalleşmiş olmasıyla ilgili.. müzik zevki bir suç unsuru değildir, olmamalıdır da. tartışılacak bir konu hiç değildir.
ahmet kaya’yı dinlemek bir duruş göstergesi olmak zorunda değil. bazen sadece bir şarkıyı seversin. bazen bir cümlesi sana denk gelir. hepsi bu. gerisini büyüten biziz.
devamını gör...
çeyrek gönül
yanına cin biber ayran lütfen.
devamını gör...
çocuğuna kendi mesleğinden isim vermek
çocuğum olursa adını mihengir koyacağım. cihangir var da mihengir niye olmuyor?
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
az önce oyundan yenildiğim biri.
devamını gör...
temu
aynen paypal gibi tehditle,türkiye pazarından zorla çıkarıldıgını düşünüyorum.bu kadar agresif bir ihracat politikası izleyen bir çin,üstelik son birkaç yıldır çok ciddi üretim stoguna ulaşmış iken çinin en büyük tüketici e-ticaret platformlarından biri türkiye gibi genç bir pazarı öyle kolay kolay bırakmazdı.
devamını gör...
keko erkekle sevgili olan kıza yardım etmemek
bırakın sürünsün, rezil rüsva olsun heheh.. hele hele.
devamını gör...
gözlüklü erkeklerin çok çirkin olması
sanki ponulu korno çekiyoruz.
devamını gör...
keko erkekle sevgili olan kıza yardım etmemek
yardım etmeye değmeyecek durumdan kaynaklı eylem.
devamını gör...
oytun erbaş
herbokolog gibi geziyor orada burada. bilim insanı böyle olmamalı. sözlerin hükmü kalmaz.
biraz egoist. ciddiye alasım gelmiyor.
biraz egoist. ciddiye alasım gelmiyor.
devamını gör...
counter strike
b 3 - 1
o 4- 2
öççöçöçöç
o 4- 2
öççöçöçöç
devamını gör...
counter strike
şu anda oynuyorum. 23 kill 1920 hasar.
devamını gör...
counter strike
deli oynardım. güzel zamanlardı. 1.3 1.5 efsaneydi.
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
(bkz: bakışlarla sevmek)
devamını gör...
kelenderis (yazar)
çeyrek gönül ne aga ya ahahahaah.
ulan hiç güleceğim yoktu. akşam akşam ilahiii yaaaa. ulen kelenderiz. ahahaha.
ulan hiç güleceğim yoktu. akşam akşam ilahiii yaaaa. ulen kelenderiz. ahahaha.
devamını gör...
tarçın
tarçın’la aynı evde yaşamak, kelimesiz bir anlaşmaya dahil olmak gibi. zamanla öğrendim.. her hareketinin bir cümlesi, her bakışının küçük bir anlamı var. mesela gözlerini yavaş yavaş kısarak bana baktığında durup kalıyorum. çünkü o an söylediği şey çok net, “buradayım ve seni seviyorum.” karşılık vermeyi unutursam, biraz daha uzun bakıyor. hatırlatıyor..
bazen içimde bir huzursuzluk varken yanıma geliyor. sessizce. dizlerime tırmanıp patileriyle hamur yoğurur gibi bastırmaya başlıyor. ne acıtıyor ne de rahatsız ediyor, tam tersine, sanki “fazla düşündün” der gibi.. kendini iyi hissetmediğinde değil, beni iyi hissettirmek istediğinde yapıyor bunu... kedilerin empati kurmadığını söyleyenlere hiç inanmıyorum bu yüzden.
şımarmak istediği günler var. hiçbir sebep yokken gelip yere uzanıyor, göbüşünü açıyor. o an bir davet bu. “şimdi beni sev” diyor. elimi çekince başını hafifçe kaldırıp bakıyor, bu bakışta sitem var. göbeğini sevmenin riskli bir iş olduğunu bilerek yine de elimi uzatıyorum. çünkü tarçın bazen kuralları askıya alıyor.
evin içinde eksilen şeyleri de ilk o fark ediyor. maması bitmişse, su kabı boşalmışsa kapının önünde durup miyavlıyor. rastgele bir ses değil bu, tonu değişik, ısrarcı. “bir şey unuttun” diyor. haklı da oluyor.
tabii evin kuralları onun kuralları. kendi koltuğu var mesela. oraya yanlışlıkla ben oturmuşsam, büyük bir drama gerek duymuyor. yanıma gelip hafifçe ısırıyor. can yakmayan, ama çok net bir uyarı bu. “kalk!” genelde kalkıyorum. tartışmaya girmiyoruz.
bazı günler bir sinek bütün evreni oluyor. dakikalarca onun peşinde hoplayıp zıplıyor, koltuktan perdeye, yerden masaya… sanki dünyadaki tüm ciddiyeti askıya almış gibi. başka günler ise durduk yere hızlanıyor. evde koşular, ani dönüşler, görünmez bir düşmanla oyunlar… o an anlıyorum: bugün oyun günü.
tarçın bana şunu öğretti: sevgi hep sakin değil. bazen hareketli, bazen ısırıkla, bazen sessiz bir bakışla geliyor. onu anlamak için çok şey bilmek gerekmiyor. sadece dikkat etmek yeterli. çünkü tarçın zaten her şeyi anlatıyor.
bazen içimde bir huzursuzluk varken yanıma geliyor. sessizce. dizlerime tırmanıp patileriyle hamur yoğurur gibi bastırmaya başlıyor. ne acıtıyor ne de rahatsız ediyor, tam tersine, sanki “fazla düşündün” der gibi.. kendini iyi hissetmediğinde değil, beni iyi hissettirmek istediğinde yapıyor bunu... kedilerin empati kurmadığını söyleyenlere hiç inanmıyorum bu yüzden.
şımarmak istediği günler var. hiçbir sebep yokken gelip yere uzanıyor, göbüşünü açıyor. o an bir davet bu. “şimdi beni sev” diyor. elimi çekince başını hafifçe kaldırıp bakıyor, bu bakışta sitem var. göbeğini sevmenin riskli bir iş olduğunu bilerek yine de elimi uzatıyorum. çünkü tarçın bazen kuralları askıya alıyor.
evin içinde eksilen şeyleri de ilk o fark ediyor. maması bitmişse, su kabı boşalmışsa kapının önünde durup miyavlıyor. rastgele bir ses değil bu, tonu değişik, ısrarcı. “bir şey unuttun” diyor. haklı da oluyor.
tabii evin kuralları onun kuralları. kendi koltuğu var mesela. oraya yanlışlıkla ben oturmuşsam, büyük bir drama gerek duymuyor. yanıma gelip hafifçe ısırıyor. can yakmayan, ama çok net bir uyarı bu. “kalk!” genelde kalkıyorum. tartışmaya girmiyoruz.
bazı günler bir sinek bütün evreni oluyor. dakikalarca onun peşinde hoplayıp zıplıyor, koltuktan perdeye, yerden masaya… sanki dünyadaki tüm ciddiyeti askıya almış gibi. başka günler ise durduk yere hızlanıyor. evde koşular, ani dönüşler, görünmez bir düşmanla oyunlar… o an anlıyorum: bugün oyun günü.
tarçın bana şunu öğretti: sevgi hep sakin değil. bazen hareketli, bazen ısırıkla, bazen sessiz bir bakışla geliyor. onu anlamak için çok şey bilmek gerekmiyor. sadece dikkat etmek yeterli. çünkü tarçın zaten her şeyi anlatıyor.
devamını gör...
counter strike
efsanedir.
devamını gör...
counter strike
oynayabileceğimiz server kaldı mı acaba?
hiç de beceremem ama yine de çok eğlenceliydi.
hiç de beceremem ama yine de çok eğlenceliydi.
devamını gör...
bu çağın insanı
tüketim toplumunun hızlı insanlarını barındırır. tanıdıkça nefret edersin. nefret ettikçe yalnızlaşırsın.
devamını gör...
