zaman tüneli

her zaman alışveriş yaptığım bir şarküteri var. hanımla gittik alacağımızı aldık kasaya geldik, neyse kartı çıkarttım cüzdandan kasadaki kız dedi ki sanırım temassız yoktu yok dedim bu kartta var, ha dedi o zaman o mor kartta temassız yoktu falan.

tövbe tövbe şu sohbetin gereksizliğine bak, konu git gide detaylanıyor hani bir de ne alaka yani kasiyer artık kartlarımın rengine kadar hakim. hanım arkamda düdüklü tencere gibi oldu, neyse çıktık dışarı hoca direkt selâ okumaya başladı ulan dedim herşeyin böyle absürd bir şekilde üst üste gelmesi ve bununla ilgili zerre kusurumun olmaması halis mi?

canım, güzelim kartı çarşafa sarıp mı okutmalıyım renkler aklında kaldıysa bunda benim ne suçum var diyerek zor bela sakinleşti.

ama yine de o kıza düşman oldu ve ne zaman oradan birşey alınacak olsa artık kendisi gidiyor beni göndermiyor. aslında işime de geldi ha pazardan da böyle birisini bulsam da gitmesem mis gibi olur hahah.
devamını gör...

gereksiz derken....
arkadaşlarını mı küçümsemeliler ? memeliler....
"arkadaş" ...
"o ne zalim bir yarmış".... zuhahahha... hangısı ????
gizli eşcinsellik der dururuz da inandıramıyoduk... feyk de olabilir tabii...

gereksiz derken ?
kim için gereksiz ????? amme mi sevgilisi mi...
aaa neden ?????

edit hakkım bitmiş olabiler.
kıskanç kim doğru seçmek icap eder....
hanginiz.... hangileriniz...

"ayrıldınız mı" ?

nedeni önemsiz !!!!!
devamını gör...

sürekli övgü bekleyen insanlar, günümüzde özellikle sosyal medyanın etkisiyle ortaya çıkan karakter zaaflarından biri olarak görülebilir.
insanlar, çoğu zaman gerçek bir birikim, çaba veya bilgi gerektirmeyen konularda takdir görmek istiyor. örneğin dış görünüşleri, cinsiyetleri veya doğal yetenekleri üzerinden iltifat bekliyorlar.
bu durum, bir tür hak edilmiş övgü algısı yaratıyor. sanki sahip oldukları şeyler takdir edilmeyi doğal olarak hak ediyormuş gibi.. sosyal medya bunun dozunu artırıyor çünkü beğeni ve yorum sayısı kısa sürede görünür başarıya dönüşüyor ve insanlar gerçek emek yerine görünürlük üzerinden onay aramaya başlıyor.
devamını gör...

tahammül edilebilirliği sıfır, anlık bir kaçış her zaman bulunamıyor mecbur aktif dinleme modunu kapatıyoruz.
devamını gör...

sosyal hayatta avantajlı bir durum. ancak yönetici pozisyonunda çok tercih edilen bir durum değil. türk geleneğinde aksakallılardan kalma kerli ferli adamlardan emir, söz alma huyumuz var malesef. genç gösterenler biraz dezavantajlı o nedenle.
devamını gör...

aaa ne kadar ilginç. siz kesin konuk da alırsınız diye düşünüyorum.
devamını gör...

görmüş geçirmiş birisi olduğunu düşünüyorum. sizin elek biraz sık eledi sanırım ama yine de güzel, geriye güzel bir öz bırakmış.
devamını gör...

shaun of the dead
devamını gör...

ben ilk defa bugün gördüm tanımlarını ancak sanırım eski yazarlardan biriymiş. çalışkan, kalemi kuvvetli bir yazara benziyor, iyi sözlükler dilerim.
devamını gör...

benim hoşuma gider bu durum, yaşından büyük durmaktansa tercihim budur(yaşımızda gözükmeyelim küçük göstermek iyidir)
devamını gör...

bazı insanlar kıskançlığı, sahip olduklarını koruma içgüdüsünün abartılı bir yansıması olarak gösterir. türk kadınında da var bu durum erkeğinde de doğal olarak. türk kadını kıskanç olmayagörsün gözünden ateş çıkarırken dilinden lav püskürtür allah korusun. o nedenle dikkat edin de kaşınız gözünüz ayrı oynamasın..*
devamını gör...

kişiye göre muamele başlığa gelsin. dozunda bazı şeylerin olması gerekir kıskançlıkta bunlardan biri.
devamını gör...

genellikle doğu felsefesi ve tasavvuf anlatılarında geçen bir öğreti hikayesidir. çoğu kaynak bunu budist öğretilere veya zen hikâyelerine dayandırır.. hikayenin özeti kısaca şöyle;

bir gün mutsuz ve sürekli şikâyet eden bir öğrenci öğretmenine gider. hayatın çok zor olduğunu, sorunlarının onu bunaltığını söyler. öğretmen öğrenciden bir bardak su getirmesini ister ve içine bir avuç tuz atıp içmesini söyler. öğrenci bir yudum alır ve hemen tükürür: “çok acı!” der.
sonra öğretmen öğrenciyi bir gölün kenarına götürür, aynı miktarda tuzu göle atar ve “şimdi buradan su iç” der. öğrenci suyu içer ve tadının normal olduğunu söyler. bunun üzerine öğretmen şöyle der:
“hayattaki acılar tuz gibidir. miktarı çoğu zaman aynıdır. ama acının tadı, onu hangi kapta taşıdığına bağlıdır. eğer kalbin bir bardak kadar küçükse acı seni yakar; ama kalbini göl kadar genişletirsen aynı acı seni zehirlemez.”
devamını gör...

tadinda kiskanclik iyidir, fazlasi her zaman ki gibi zarar ama artik bu sadece turk kadinlarina ozgu bir durum degil.
devamını gör...

tepeyi terketmemis olsalardi daha da altindi.
devamını gör...

tabii kıskanacağız erkeğimizi. napalım bırakalım da kurda, kuşa yem mi olsun?
devamını gör...

her zombi filminin zombisi de kendine özgü oluyor. benim en sevdiğim zombi filmi world war z.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

one battle after another filmindeki rolüyle en iyi yardımcı erkek oyuncu oscar'ına layık görülen sean penn, dün geceki törene katılmadı.
daha önce iki kez en iyi erkek oyuncu oscar ödülü'nü kazanmış. bu, sean penn'in aday gösterildiği bir ödül törenine dördüncü kez katılmayışı olmuş.
ben oyunculuğunu çok beğeniyordum zaten de oscarı tınlamayan bu haliyle de takdirimi kazandı yeniden.
devamını gör...

coup de grace atom bombası hakkında ne düşünüyor merak ediyorum.
devamını gör...

dün akşam şunu düşündüm, kendisine hitaben "sevgili ölüm" diye cümleye başlamak oksimoron yaratır, duygudan duyguya sürükler. bu sebeple ben ses etmeyeyim dedim.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim