zaman tüneli
metehan baltacı
devamını gör...
moderasyon açıklamalarının inandırıcı olmaması
açıklama yapmıyorlar ki.
devamını gör...
otobüsü son saniye yakalamak
taksiyi son saniye yakalayıp daha güzel bir gün geçirme sağlana bilir..
devamını gör...
kahve sigara ikilisi
kahve şekerli olmaz, sigarayı da çakmak öldürür. kibrit. ça çaa çaaııorrr. huup diye dumanı çekerken, ağzından dumanı vermeden bir kaç kelime söyleyeceksin. karşı taraf söze girerken dinler gibi burundan dumanı salarken, karşı tarafın yorumuna ihtiyatlı yaklaşır gibi ağzından kalan dumanı fuuufffff diye öfleyeceksin. şimdi bi yudum alabilirsin.
devamını gör...
normal sözlük moderasyon hataları
eskiden sözlüktaş mantığında anlamaya çalışırdım fakat yok bu arkadaşlar duygusal zekayla yönetiyor siteyi.
ha belki aralarında bunu yapan bir kişidir fakat sonuçta sistem zarar görüyor mu? görüyor.
sempati ve empati iyi anlamda gelişiyor mu? hayır.
edit: kendileri hakkında ki başlıkları akışta göremiyorum.
ne bu yaşınız 3 mü yoksa 4 mü?
ha belki aralarında bunu yapan bir kişidir fakat sonuçta sistem zarar görüyor mu? görüyor.
sempati ve empati iyi anlamda gelişiyor mu? hayır.
edit: kendileri hakkında ki başlıkları akışta göremiyorum.
ne bu yaşınız 3 mü yoksa 4 mü?
devamını gör...
otobüsü son saniye yakalamak
özellikle sabah olursa gününüzün güzel geçeceğine delalettir.
devamını gör...
poşeti tek seferde açmak
herkesin yapamayacağı harekettir.
devamını gör...
guilty pleasure
reelslerde facebook dayılarının yorumları ile yapılan seslendirmeleri dinlemek/izlemek.
bir dönem dayı da trollüyordum.
bir dönem dayı da trollüyordum.
devamını gör...
kahve sigara ikilisi
kaçamak yaptığım bir zevk.. kahve işi kolayda sigara bulma işi zor oluyor.. içmeyince birinden istemek falan neyse..
varsa alırım bir dal..
varsa alırım bir dal..
devamını gör...
bence hamburger sağlıklı çünkü içinde et var
"bir şeyi yemeye niyet varsa, buna diyet uydurmaya gerek yoktur." - anonim
devamını gör...
aniden gelen o tanıdık parfüm kokusu
anlık sevindirip sonra üzebilir. zor bir durum.
devamını gör...
ömer erdem
" sesimi rüzgâr olarak sakla... "
garson adlı şiirinden.
1967 doğumlu türk şair olarak bilinir;
şair olmasının yanı sıra edebiyat fakültesi mezunu olduğu bilinmekte iken yayınlanmış çok sayıda eseri vardır.

bazı kitapları
olmayan şeyden konuşuyoruz seninle
dolayımlar
günler çözüldükçe
yakınlıklar
istanbul'a
evvel
kireç
garson şiiri
garson adlı şiirinden.
1967 doğumlu türk şair olarak bilinir;
şair olmasının yanı sıra edebiyat fakültesi mezunu olduğu bilinmekte iken yayınlanmış çok sayıda eseri vardır.

bazı kitapları
olmayan şeyden konuşuyoruz seninle
dolayımlar
günler çözüldükçe
yakınlıklar
istanbul'a
evvel
kireç
garson şiiri
devamını gör...
metehan baltacı
tahliye edilmiş.
devamını gör...
aniden gelen o tanıdık parfüm kokusu
bazen hatırlattıkları üzebilir..
devamını gör...
ülkem için savaşırım diyenlerin oranı
ülkem ve bayrağım için elbette sonuna kadar savaşırım ama amerikan kuklası arap ve apo aşıkları gittikten sonra.
devamını gör...
fatih terim’in saçma sapan düşmeli canlı yayın kazası
euro 2004’te trt’ye yorumculuk yapan fatih terim’in, sunucu erdoğan arıkan ve terim’in hemen diğer yanındaki sunucu platformda dengesini kaybettiği anda ikisini de tuttuğunu düşündüğü canlı yayın kazasıdır.
imparatorun ben ikinizi de tuttum diye düşünüyorum ve bizim yanımızdakiler düşmez sözleri geceye damgasını vurmuştur.
imparatorun ben ikinizi de tuttum diye düşünüyorum ve bizim yanımızdakiler düşmez sözleri geceye damgasını vurmuştur.
devamını gör...
yokuşu tırmanır hayat
bana daha çok hayat yokuşu koyar ve biz tırmanırız gibi geliyor.
devamını gör...
kötü bir insan olmaya karar vermek
karar verilerek kötü olmak mümkün değildir. mesele her zaman vicdandır. insanı vicdanı yönlendirir. inanç dediğiniz şey de vicdandır, ahlâkî değer dediğiniz şey de vicdandan geçer.
devamını gör...
yokuşu tırmanır hayat
" mutluluk sendin... "
1948 doğumlu türk yazar ışıl özgentürk imzalı eser; öykü türünde yer almakta iken ilk olarak 1980 yılında yayınlandığı bilgisi verilmiştir.
ışıl özgentürk'ün hançer (kitap) adlı eserinden sonra okuduğum ikinci kitabı bu oldu.
çınaraltı değişti mi? adlı ilk öyküde mâziyi hatırlayan birinin monologları, iç dünyasını şekillendiren özlem duygusu, zamanın her şeyi, herkesi ve her yeri değiştirmesinin yarattığı yıkım etkisi derinden hissediliyor.
şaşmak adlı ikinci öyküde ise artık hiçbir şeye şaşırmadığı ve her şeyi kabullendiği sezilen bir kadının iç dünyası yansıyor, düşündürücü ve etkileyici bir öyküydü benim için.
türkü pencerenin dışında kaldı öyküsünde ise mutsuz bir ailenin sıradan bir akşamı anlatılıyor, yoksul bir aile, tek lüksleri televizyon, aile bireylerinin vâr olma çabası göze çarpıyor, benim için sıradan bir öyküydü.
vay televizyoncular gelmiş! adlı öyküde ise gülsüm adlı bir kadının trajik yaşamı, hayalleriyle vâr olma mücadelesi, istediği hayatı yaşayamamış olmasının verdiği eksiklik hissi seziliyor,
etkileyici bulduğum bir öykü olmasa da birkaç cümlesi oldukça iyiydi.
oğlak öyküsü ise bir oğlağın işçiler üzerindeki etkileri, varlığıyla onları birtakım sorgulamalara itmesi konu ediniliyor,
sıradan bir öyküydü.
söylenmemiş bir türkü öyküsünde ise belki de hiçbir zaman yaşanmayacak bir aşkın hayalleri, aşık olan adamın iç dünyası karşımıza çıkıyor, şaşırtan bir öyküydü.
eski bir dost öyküsünde ise geçmişi bir anda önüne çıkan, eski bir dostunu gören ve bir karar vermesi istenen adamın yaşadığı ikilemler aktarılıyor, kararlar ve kararsızlıkların hayatımız üzerindeki etkisi üzerine düşündüren bir öyküydü.
seni yitirdim öyküsünde ise sınıf farklılıklarının bir aşkı nasıl yıkıma uğrattığı, iki aşığın hikâyesiyle aktarılıyor, zengin kız fakir oğlan aşkı uzun sürmeyecektir, birisi diğerini mutlak şekilde yitirecektir, aslında ikisi de birbirini kaybeder, hayatta da bu böyledir, en etkileyici bulduğum öykü bu oldu.
yazarın anlatım tarzını iyi bulduğum öykülerdi, hayatı keskin algılayan bir insanın algıladıklarını öyküselleştirme biçimi bence iyiydi, en çok seni yitirdim ve çınaraltı değişti mi? öykülerini yüreğe dokunur etkide buldum.
okurken seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum çünkü yokuşu tırmanır hayat...

senin tanıdık sesini duyabilmek için bir an gözlerimi kapayıp bekledim.
en çok denizi özlemişsindir bilirim.
bir de beni.
beni bekleyen kimse yok. bir dostun kapısını çalacağım 'belki, belki yatağıma girip şiir okuyacağım. şiir okursam ağlarım mutlaka. burnumu çeke çeke ağlarım.
acılardan bana kalan ne?
telefon çalsa şimdi. deniz maviliğinde bir ses.
«nasılsın» diye sorsa. boşuna, telefonda seslerin rengi olmaz. uzak, yabancı bir merhaba. duraksama, sessizlik.
ölümü anımsatan bir şey. deniz mavi değil artık, çok uzakta kaldı o mavilik.
yaşamasını öğrenmek belki bu; şaşmamak.
benim için intihar edecek biri bulunur mu?
ölmekten korkardım, onu bir daha hiç görememekten korkardım.
dayanma gücü neydi bilmiyordu, sınamamıştı hiç. nereye, nereye kadar dayanabilir insan?
artık mutluluk yoktu. mutluluk oyunu oynamak vardı. mutluluk sendin. mutluluk senin yanında, senin gözlerinle dünyaya bakmak, çocuk gülümsemelerinin sürmesi için dövüşmekti.
bunu yitirdim...
bu yüzü unutmaktan korkuyorum.
1948 doğumlu türk yazar ışıl özgentürk imzalı eser; öykü türünde yer almakta iken ilk olarak 1980 yılında yayınlandığı bilgisi verilmiştir.
ışıl özgentürk'ün hançer (kitap) adlı eserinden sonra okuduğum ikinci kitabı bu oldu.
çınaraltı değişti mi? adlı ilk öyküde mâziyi hatırlayan birinin monologları, iç dünyasını şekillendiren özlem duygusu, zamanın her şeyi, herkesi ve her yeri değiştirmesinin yarattığı yıkım etkisi derinden hissediliyor.
şaşmak adlı ikinci öyküde ise artık hiçbir şeye şaşırmadığı ve her şeyi kabullendiği sezilen bir kadının iç dünyası yansıyor, düşündürücü ve etkileyici bir öyküydü benim için.
türkü pencerenin dışında kaldı öyküsünde ise mutsuz bir ailenin sıradan bir akşamı anlatılıyor, yoksul bir aile, tek lüksleri televizyon, aile bireylerinin vâr olma çabası göze çarpıyor, benim için sıradan bir öyküydü.
vay televizyoncular gelmiş! adlı öyküde ise gülsüm adlı bir kadının trajik yaşamı, hayalleriyle vâr olma mücadelesi, istediği hayatı yaşayamamış olmasının verdiği eksiklik hissi seziliyor,
etkileyici bulduğum bir öykü olmasa da birkaç cümlesi oldukça iyiydi.
oğlak öyküsü ise bir oğlağın işçiler üzerindeki etkileri, varlığıyla onları birtakım sorgulamalara itmesi konu ediniliyor,
sıradan bir öyküydü.
söylenmemiş bir türkü öyküsünde ise belki de hiçbir zaman yaşanmayacak bir aşkın hayalleri, aşık olan adamın iç dünyası karşımıza çıkıyor, şaşırtan bir öyküydü.
eski bir dost öyküsünde ise geçmişi bir anda önüne çıkan, eski bir dostunu gören ve bir karar vermesi istenen adamın yaşadığı ikilemler aktarılıyor, kararlar ve kararsızlıkların hayatımız üzerindeki etkisi üzerine düşündüren bir öyküydü.
seni yitirdim öyküsünde ise sınıf farklılıklarının bir aşkı nasıl yıkıma uğrattığı, iki aşığın hikâyesiyle aktarılıyor, zengin kız fakir oğlan aşkı uzun sürmeyecektir, birisi diğerini mutlak şekilde yitirecektir, aslında ikisi de birbirini kaybeder, hayatta da bu böyledir, en etkileyici bulduğum öykü bu oldu.
yazarın anlatım tarzını iyi bulduğum öykülerdi, hayatı keskin algılayan bir insanın algıladıklarını öyküselleştirme biçimi bence iyiydi, en çok seni yitirdim ve çınaraltı değişti mi? öykülerini yüreğe dokunur etkide buldum.
okurken seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum çünkü yokuşu tırmanır hayat...

senin tanıdık sesini duyabilmek için bir an gözlerimi kapayıp bekledim.
en çok denizi özlemişsindir bilirim.
bir de beni.
beni bekleyen kimse yok. bir dostun kapısını çalacağım 'belki, belki yatağıma girip şiir okuyacağım. şiir okursam ağlarım mutlaka. burnumu çeke çeke ağlarım.
acılardan bana kalan ne?
telefon çalsa şimdi. deniz maviliğinde bir ses.
«nasılsın» diye sorsa. boşuna, telefonda seslerin rengi olmaz. uzak, yabancı bir merhaba. duraksama, sessizlik.
ölümü anımsatan bir şey. deniz mavi değil artık, çok uzakta kaldı o mavilik.
yaşamasını öğrenmek belki bu; şaşmamak.
benim için intihar edecek biri bulunur mu?
ölmekten korkardım, onu bir daha hiç görememekten korkardım.
dayanma gücü neydi bilmiyordu, sınamamıştı hiç. nereye, nereye kadar dayanabilir insan?
artık mutluluk yoktu. mutluluk oyunu oynamak vardı. mutluluk sendin. mutluluk senin yanında, senin gözlerinle dünyaya bakmak, çocuk gülümsemelerinin sürmesi için dövüşmekti.
bunu yitirdim...
bu yüzü unutmaktan korkuyorum.
devamını gör...
