zaman tüneli

eskiden çok ünlü olan bir aşk ilanı yöntemiydi. karşısındaki kişiye açılmaya cesareti olmayan insanlar kişinin bulabileceği veya görebileceği yerlere düzenli aşk / iltifat notları bırakırdı. bu notlar rutine bağlandıkça ve kişiler notları okumaya devam ettikçe arada bir bağ kurulur ve en sonunda büyük buluşmalar gerçekleştirilirdi.

düşünsenize biri size sürekli aşk notları bırakıyor ama kim olduğunu bilmiyorsunuz. sadece kişiyi yazım ve hitap biçiminden tanıyabiliyorsunuz.. nasıl bir delilik?

bir de bunun çiçek versiyonları var tabi.. sürekli kadınlara buket buket çiçeklerle notlar gönderen adamlar vardı. çiçeklere iliştirilen not kartında isimler yoktu ama kısa tutulmuş aşk cümleleri vardı.. çiçekler belirli aralıklarla veya her gün aynı saatlerde gönderilirdi.. böylelikle karşıdaki kadın o kişiden geldiğini anlardı.

bir devir sevdalarını böyle yaşadı bu ülkede..
devamını gör...

kasanın boş olduğu anı bekleyin. türk insanı hadsizdir. haddi olmayan her olaya şahitlik eder ve kulak kabartır. siz kasiyerle konuşmaya çalışırken, muhtemelen etrafınızda sıra bekleyenler sizi dinleyeceklerdir. onların dinlemesi kasiyerin size tepkisini değiştirebilir. kız utandığı için veya ayıplanma ihtimaline karşı sizi tersleyebilir.

kasa boşalana kadar reyonlar veya raflar arasında gezinin. gözünüzü dikip, kasanın boşalmasını beklemeyin. kız bu hareketinizden ürkebilir ve sizi takıntılı sanabilir. göz ucuyla kasayı yoklayın ama bir ürünü arıyormuş gibi de sürekli raflar arasında gezinin. bir de garipsenmemek için 1-2 bir şey mutlaka alın.
kasanın en boş anında ve etrafta kimse yokken, gidin ve açılın. mutlaka konuşmaya gülümseyerek girin hatta alakasız bir konudan komik bir espri patlatın fakat espri asla bel altı veya başka anlamlara çekilebilecek kelime gruplarından oluşmasın. amacımız ortamın yumuşaması, kızın sizi sapık sanması değil. bunun ayarını tutturamazsanız, direkt espri olayını pas geçin. gülümseyerek ve kibar şekilde niyetinizi açıklayın.

bunu da yapamazsanız, düzenli olarak markete gitmeye başlayın. kızdan her gün bir şeyler aldıkça, doğal olarak muhabbet kurulur. belirli bir samimiyetten sonra açılırsınız. sonrası kader, kısmet, mukadderat..
devamını gör...

biri beni aradığında, çok rahatsız hissediyorum çünkü hayatımdan/ zamanımdan çalınıyormuş gibi geliyor. başka insanların dertlerini/ sıkıntılarını dinlemek bağların temeli değildir. kimse kimseyle iletişim halinde olduğu için dert/sıkıntı dinlemekle görevlendirilemez.

türkiye'de insanlar birbirlerinin sıkıntısını/ derdini dinlemeye zorunlu bırakılıyor. hele "arkadaş" konseptindeyseniz, bu kaçınılmaz. sanki arkadaşlığın temel görevi karşınızdaki insana psikologluk yapmakmış gibi bir algı var. evet, zor zamanlarımızı tabi ki paylaşmalıyız ama insanlar yaşadıkları her sıkıntıyı da karşısındaki insanı arayarak veya gelerek 7/24 aktaramazlar. bu "karşınızdaki insanın hayatını ve zamanını çalmak" olur. kişinin de yaşaması gereken, kendisine ait bir hayatı var. sizi dinlemeye ayırdığı vakit, kendi hayatından çaldığı vakittir. sizi dinlemeye ayırdığı vakitte, kendi için bir sürü şey yapabilir. basitçe "zaman gaspçısı" oluyorsunuz. neden hayatımı başka biri için harcayayım ki? hemde zaman sadece ileri akıyorken?

bazı arkadaşlarımı yakın zamanda bu yüzden hayatımdan çıkarttım. artık telefonlarım zırt pırt çalmıyor. sadece kendi hayatıma zaman ayırıyorum. hayat kalitemin arttığını söyleyebilirim. bundan sıyrılmış biri olarak söylüyorum " sizi telefonda saatlerce ve sık sık arayarak tutan insanlar ciddi problemlidir." hayatınızı ve kendinizi korumak adına mecburen iletişimi kesiyorsunuz.
devamını gör...

türkiye'de yaşayan insanlara böyle geliyor çünkü türkiye'nin çoğunlukla inandığı din islam. avrupa ve amerika'da ise, ateizm hristiyanlıkla eşleşmiş durumda. yani coğrafyanın inanışı ne ise, ateizm ona ters konumda bulunuyor.

bu arada ateizm bir dini inanış değildir. ateizm felsefi bir görüştür. tıpkı deizm'in , agnostisizm'in olduğu gibi.
devamını gör...

yaş aldın mı dünyada dönüş yok; dün dünde kalıyor hatası ile doğrusu ile ve değiştiremiyorsun.
devamını gör...

öncelikle trump'ın seçim mottosunu normal sözlüğe uyarlamış yazar arkadaşımıza teşekkürlerimi bir borç bilirim fakat normal sözlüğün eski kalitesine dönmesinin artık mümkün olmadığı kanaatindeyim. maalesef, sözlük moderatörleri sözlüğün bozulmasına göz yumdular. başlıklar kontrol edilmedi, cinsel muhabbetlerin fazlasıyla döndürülmesine izin verildi ve böylelikle sözlükte var olmaya başlayan kitle ekşi sözlük vari olmaya başladı. belki oradan buraya bir sürü kullanıcı dadanmıştır bile( üslupları bozuk olduğu için buna dadanma diyorum).

bu insanların varlıkları bu tarz nitelikli tüm online sosyal paylaşım platformlarını mahvediyor. ekşi'nin adı lekelendikten sonra eski prestijini kaybetti. düşünün ki bir grup ahlakı bozuk insan, koskoca platformu yedi..

ekşide yazan ve hesabını bu yüzden kapatmış biri olarak yazıyorum bunları. acımadan, sayısız entry girdiğim hesabımı tarihe gömdüm. pişman değilim. yine olsa yine yaparım. ahlaksızlığa gelemiyorum.

buraya aynısının olmamasını diliyorum fakat artık bu iş moderatörlerin elinde. ya batacağız ya çıkacağız.
devamını gör...

"türkiye'de yaşıyorsunuz. en yakınınız bile çıkarları gerektirdiğinde sizinle ilgili her şeyi satışa çıkarabilir."
devamını gör...

bu konuda en joker kelimeler kesinlikle "güzelim ve yavrumdur."
sevgiliniz veya hoşlandığınız kişi söylediğinde harika bir iltifat, tanımadığınız biri böyle hitap ettiğinde ise taciz veya asılma olur.


aynı şekilde "müsait misin?" çok risklidir. baktığınızda tek kelimeden oluşan bir soru kalıbıdır ama nezaket icabı sorulan bir soru olmasının ötesinde, tek gecelik ilişkiler veya sadece seks yapmak için sorulan soru kalıbı halini almıştır.


"sen ne diyorsun?" cümlesi de baya risklidir. karşınızdaki kişinin kibarca fikrini sorduğunuz bir konseptin ötesinde, kavga/ gürültü çıkartmaya başlamanın ifadesi olarakta kullanılabilir.


"bugün çok güzelsiniz/ yakışıklısınız" müthiş bir kinayedir mesela. gerçeği de yansıtıyor olabilir fakat görünüşünüz sebebiyle aşağılanıyor da olabilirsiniz. buna tonlama ve beden dili karar vermenizi sağlar.
devamını gör...

beni biraz ürkütürler. sebebi yaşadıkları toplumsal izolasyon ve gördükleri toplumsal baskı yüzünden çok agresif olmalarıdır. yanlarından geçerken dahi sizi yanlış anlayıp size tepki gösterebilirler. yani her an sorun yaşayabilme riskiniz olduğu için, ister istemez bir tedirginlik hali doğuyor.

dünyanın en açık görüşlü insanlarından biriyim. her felsefi görüş/ dini inanış/ cinsel eğilimi olan insanla görüşür- konuşurum. uluslararası çevrem de dahil olmak üzere, hayatımda her telden insan bulunur. özünde, insan ayırmam. humanist bir yapım vardır. dolayısıyla, travestilerin de varlığıyla herhangi bir sorunum yok. sonuçta herkesin yaşam hakkı ve insani özgürlükleri var fakat şu agresif yaklaşımlarını değiştirebilseler daha mutlu olacağım. herkes onlara kötü davranmak veya onları aşağılamak için hazırda beklemiyor. iyi/ kötü insanı ayırt edebilmeleri gerekiyor.
devamını gör...

kedilerden hoşlanmam. hep köpek insanı olduğumu söyler dururum çünkü köpekler sadık, duygusal ve sahiplerine düşkün varlıklardır. güçlerine rağmen, kontrollüdürler ve zarar vermekten çekinen bir doğaları vardır.

kediler ise tam tersidir. sahipleri olsanız dahi, size zarar verebilirler. ısırılır, tırmalanır hatta terk edilirsiniz. kafalarına eser sevdirir, kafalarına esmeyince uzak dururlar. doğaları gereği garip hayvanlardır. bu yüzden kedileri bencil bulurum. varlıklarıyla bir derdim yok. gördüğümde de severim ama bireysel olarak evime alıp beslenme yanlısı ( karakterleri sebebiyle) hiç olmadım. insanlar ne kadar aksini iddia ederse etsin, kedilerle duygusal bağ kuramazsınız.

duygusal bağ köpek, at ve karga ile inanılmaz kurulur. sadakat dediğiniz zaman lütfen bu 3 hayvandan biriyle düzenli iletişim kurmayı deneyin.
devamını gör...

ceza alması gereken kişidir. "kamusal huzuru bozmak ve kamu güvenliğini zedelemekten" yargılanmalıdır. kişinin hiçbir şekilde suçunun para cezasına dönüştürülmemesi( daha önce hiç suçu olmasa dahi), minimum 3 ay içeride yatması gerekir. bu tarz durumların bir daha kolay kolay tekrarlanmadığını göreceksiniz.
devamını gör...

yapay zeka sizin iletişim kurma biçiminizi kopyalayan bir yazılıma sahiptir. onunla nasıl konuşursanız, sizinle öyle konuşur. özellikle chatgpt'nin ücretli versiyonunda size nasıl yaklaşmasını istediğinizi seçebildiğiniz bir alan var. ayrıca ses tonuna, cinsiyetine kadar seçebiliyorsunuz. dolayısıyla, daha şaşırtıcı diyaloglara girmişliğim vardır kendisiyle. bu başlıkta bahsedilen olaya da şaşırmadım bu yüzden.
devamını gör...

bu fikir beni nedense çok rahatsız ediyor.
her ne kadar önemsenmese de, sinekler ciddi mikrop taşıyıcılardır. kan emmek için derinizin altına girdiklerinde, kendilerindeki mikrobu size geçirebilirler. evet, karasinekler veya sivrisinekler salmonella (mide mikrobu), e. coli, kan zehirlenmesi yapan bakteriler ile sıtma ve sarıhumma gibi ciddi hastalıklara neden olan virüs ve parazitleri insanlara geçirebilirler. ayrıca kan emiyor oldukları gerçeğini kabul edemiyorum. kendileri mini, mikrobik vampirler olarak hayat sürüyorlar. bu yüzden tür olarak sineklere genelde tahammül edemiyorum. beni ısırmalarına izin verme gibi huyum da yoktur. anatomik olarak sürecin nasıl yürüdüğünü bildiğim için, bir sineğin etrafımda gezmesinden dahi rahatsız olurum.

final cümlesi: kendimi herhangi bir öğünde tabağa konan yemek gibi sunmuyorum.
devamını gör...

aileniz size bir takım şeyler sormaya başladığında ya da aile ile alakalı bir takım hassas görevler ister istemez üzerinize kaldığında, artık yetişkin bir insan olduğunuzu anlıyorsunuz.

türk aile sisteminde çocuk her zaman fikri olarak yok sayılır. çocugun sorumluluk algısının oturtulmasına değer verilse de, bu sorumluluklar sadece çocuğun kendi hayatını kapsayan, minimal düzeyde prensipleri veya değerleri kapsar. misal: ödevlerini zamanında yapmak, derslerine ve sınavlarına sıkı çalışmak, oyun oynamayı limitlendirebilmek, haylaz olmamak vb gibi.

yani cocuga sorumluluk verilse de, bu çocugu tamamen insani anlamda geliştirecek düzeyde olmaz. aslında çocugun yaşının üzerinde gelişebilmesini sağlayacak sorumluluklar ebeveynler tarafından çocuga asla verilmez. örnek vermek gerekirse: bir cocuk gitmek istediği okulu seçemez. bu konuda fikir beyan etse de, ailesi ciddiye almaz. sonunda yine ebeveynin dediği olur. cocugun şahit olduğu herhangi bir olay ciddiye alınmaz. çocuk sayısız kez hakkında konuşsa da, o durum kulak arkası edilir ( cünkü cocuktur ve cocuga güven olmaz diye düşünülür ki en büyük yanılgı burada başlar). cocugun aile içi bir konuda veya herhangi bir hususta verdiği öneri kabul edilmez( cocuk bir birey olarak görülmediği için dikkate alınmaz).

fakat... avrupa ve amerika'nın cocuk yetiştirme sistemine baktığınız zaman ise tam tersini görüyorsunuz. çocuklar en başından birey olarak konumlandırılıyorlar. küçük yaşlarda fikirlerinin ve aile içerisindeki varlıklarının önemli olduğu hususu aşılanıyor ve çocuklar ne istediklerini bilen, özgüveni tam insanlar olarak büyüyorlar. 16-17 yasında araba kullanıp, lisede okurken başka işlerde part time çalışıp, istedikleri üniversiteleri kazanıp bir de üstüne üniversite okurken evlenebiliyorlar. amerika'da sayısız 18-20'li yaşlarda olan bireylerin çocukları var..

sorumluluk algısına bakar mısınız? iyi bir üniversitede okumak? bir eve bakmak, aile kurmak ve baba/ anne olmak?

kısaca: türkiyede bir insanın 25'den sonra ancak yapabildiği her şeyi bizden çok çok önce yapmaya başlıyorlar. bu yetiştiriliş farkıdır. doğal olarakta bu insanlarla dünya görüşümüz ve entelektüel kapasitemiz bir olmuyor. onların 35 yaşındaki bireyleri, kafa olarak bizdeki 60-70'lere denk oluyor. bu yüzden kaybediyoruz.

işin özü: en başından beri yetişen bir birey olduğumuzun hissettirilmesi gerekiyordu. gerçekten koca koca insanlar olduğumuzda değil.
devamını gör...

tuğla gibi veda entrysi yazmadığın için gidişin kimsenin umurunda olmamış
ustalarından ders al biraz fmfm
devamını gör...

sonradan görme müteahhit bebesi adı
herhangi bir espressolabde görebilirsiniz
devamını gör...

hayırdır
devamını gör...

canım.
devamını gör...

eylülü bekleyin size büyük sürprizlerim var
devamını gör...

gerçekten çok itici bir isimmiş gibi geliyor bana.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim