zaman tüneli
alışmak
kesinlikle zamanla olan bir eylem. bir ayda bir yere alışılır mı? ben ki kaç şehir gezmişim, kaç ev değiştirmişim sanki alışamayacakmışım gibi geliyor. ama his tabi sadece. belki de çoktan alıştım farkında değilim. belki bundan sonra böyle.
devamını gör...
millete dert anlatıp başkasını dinlemeyen tip
bir daha görüşülmeyecek tiptir.
devamını gör...
millete dert anlatıp başkasını dinlemeyen tip
kötü çıkarcı olmaya meyillidir
devamını gör...
dert anlatmakla rahatlamayan insan
derdi öyle birşeydir ki ne bulunur ne satın alınır gibi birşey olsa gerek hahaahhaahahhahahahaahha
devamını gör...
dert anlatmak
ben anlatmam çünkü geçmişin aksine günümüzde farkettim ki sen anlattığın dertte haklı da olsan millet sana sorunlu gözüyle bakıyor ve senden kaçıyor ben zorda kalmadıkça ailemle de paylaşmam. bu durum anlatan kişiden kaynaklanmıyor ancak ve ancak kişi anlattıklarında haklıysa ama karşıdakinden kaynaklanır ve itibarın zedelenir
devamını gör...
mert müldür’e verdiğim ibretlik ayar
bir beyan.
bunu okuyan ağır işsizdir.
bunu okuyan ağır işsizdir.
devamını gör...
asker kızı
var komutanım.
bu fosil şakayı hatırlamanızı beklemiyorum.
bu fosil şakayı hatırlamanızı beklemiyorum.
devamını gör...
asker kızı
siz demiş hep...nasıl bir disiplin.
devamını gör...
mert müldür’e verdiğim ibretlik ayar
beyler toplanın, dünden beri mert müldür’ün telefonları kapalı, menajeri beni arıyor mert futbolu bırakıp fırın açmaya karar verdi, ne dedin bu çocuğa diye. başlık açıp kaçan liselilerden değilim.
geçen cumartesi esenler’de bizim berber hayati’nin dükkandayım. yüzümde yeşil kil maskesi var, kafama streç film sarılmış, kulaklarıma alevli pamuk tutuluyor. yüzüm beton gibi kurumuş, tıpkı shrek gibi oturuyorum koltukta, karizma eksi milyon.
derken kapı açıldı. içeriye pırıl pırıl parlayan, altın kaplama krampon kutusuyla mert müldür girdi. bak yemin ediyorum mert. kolunda euro 2024 kaptanlık bandı takılı, sırtında kendi forması, arkasından gelen arkadaşı da telefondan bağıra bağıra uefa euro jenerik müziğini çalıyor.
hayati usta hoş geldin hemşerim geç otur dedi. mert dükkandaki traş koltuğuna bakıp burun kıvırdı. usta ben bu koltuğa oturmam, benim saçımın aerodinamiği çok hassas. gürcistan’a attığım o füze var ya, o topun falso açısı saçımın fön açısıyla birebir aynıydı. yanları al ama rüzgar tüneli testine uygun kes dedi.
sonra cebinden telefonu çıkardı. dükkandaki 70 yaşındaki gazete okuyan muzaffer amca’ya, çırağa ve bana gürcistan golünün videosunu 45. kez izletmeye başladı.
bakın beyler, şurada topa gelişine vururken saçım sağa doğru 12 derece yatıyor, hava sürtünmesi sıfıra iniyor, top füzeye dönüşüyor. ben sadece futbolcu değilim, aerodinamik profesörüyüm deyip hava atmaya başladı.
hayati usta adama bakıyor, çırak elindeki alevli pamukla dondu kaldı, muzaffer amca da oğlum siz maçı kaç kaç bitirdiniz, bilet kaç paraydı falan diyor, dükkanda ıq seviyesi yerlerde geziniyor.
mert iyice coştu. traş önlüğünü pelerin gibi arkasına bağladı, dükkanın ortasında hayali vole talimleri yapmaya başladı. bak usta, şuradan fönü tutarsan gürcistan golünün kopyasını çekeriz diye böbürleniyor.
işte tam o an bende ipler koptu. içimdeki öz evlat sözlük ruhu devasa bir volkan gibi patladı.
yüzümdeki yeşil kil maskesi kuruduğu için suratım beton gibi, gözlerimde sadece iki delik var. koltuktan yavaşça ayağa kalktım. tıpkı korku filmindeki yaratıklar gibi mert’e doğru yürüdüm. mert ne oluyor amk diye bir adım geri kaçtı.
sesimi tıpkı kadir inanır gibi kalınlaştırıp, mert’in gözlerinin tam içine bakarak konuştum: mert, kardeşim.
dükkanda fön makineleri sustu. hayati usta makası dondurdu.
sen o gün gürcistan’a o füze golünü attığında, almanya’da rüzgar kuzeyden 8 knot esiyordu. gürcü stoperinin bel fıtığı vardı, kaleci de o sırada stadyumun çatısına konan güvercine baktığı için top içeri girdi. sen o topa saçının aerodinamiğiyle değil, kramponunun altındaki çamur parçası denk geldi diye vurdun. o gol tamamen doğanın bir kaza anıydı, fizik kuralları o saniye grevdeydi. bak, bizim muzaffer amca omuz hizasından terlik fırlatsa sineği doksandan vuruyor, o bile senin kadar böbürlenmedi. ayrıca gürcistan golünü anlatmayı bırak da, defansa dönerken arkanda bıraktığın 40 metrelik esenler otogarı kadar boşluğu kim kapatacak? çabuk o önlüğü çıkar, kademeye gir.
beyler ortam bir anda uzay boşluğuna döndü. mert’in elindeki telefon yere düşüp ekrandan pat diye ses çıkardı. gürcistan golü arkada sessizce oynamaya devam ediyor.
mert’in gözleri doldu. şoktan konuşamadı, ama voleye çok güzel oturmuştu diye fısıldadı.
ben hiç bozmadan, yüzümdeki beton yeşil maskeyle, kademeye gir mert. saça fön değil, defansa önlem al. diye gürledim.
çırak o sırada şaşkınlıktan elindeki alevli pamuğu mert’in eşofmanının paçasına çok yaklaştırdı. mert kademeyi kaybettik diye çığlık atarak dükkandan fırladı. koşarken hayati usta'nın dükkanın önündeki döner tabureye takılıp yere yuvarlandı, kalkıp esenler caddelerinde depar atmaya devam etti. muzaffer amca arkasından bakıp çocuk hızlı ama kademe anlayışı zayıf dedi.
geçen cumartesi esenler’de bizim berber hayati’nin dükkandayım. yüzümde yeşil kil maskesi var, kafama streç film sarılmış, kulaklarıma alevli pamuk tutuluyor. yüzüm beton gibi kurumuş, tıpkı shrek gibi oturuyorum koltukta, karizma eksi milyon.
derken kapı açıldı. içeriye pırıl pırıl parlayan, altın kaplama krampon kutusuyla mert müldür girdi. bak yemin ediyorum mert. kolunda euro 2024 kaptanlık bandı takılı, sırtında kendi forması, arkasından gelen arkadaşı da telefondan bağıra bağıra uefa euro jenerik müziğini çalıyor.
hayati usta hoş geldin hemşerim geç otur dedi. mert dükkandaki traş koltuğuna bakıp burun kıvırdı. usta ben bu koltuğa oturmam, benim saçımın aerodinamiği çok hassas. gürcistan’a attığım o füze var ya, o topun falso açısı saçımın fön açısıyla birebir aynıydı. yanları al ama rüzgar tüneli testine uygun kes dedi.
sonra cebinden telefonu çıkardı. dükkandaki 70 yaşındaki gazete okuyan muzaffer amca’ya, çırağa ve bana gürcistan golünün videosunu 45. kez izletmeye başladı.
bakın beyler, şurada topa gelişine vururken saçım sağa doğru 12 derece yatıyor, hava sürtünmesi sıfıra iniyor, top füzeye dönüşüyor. ben sadece futbolcu değilim, aerodinamik profesörüyüm deyip hava atmaya başladı.
hayati usta adama bakıyor, çırak elindeki alevli pamukla dondu kaldı, muzaffer amca da oğlum siz maçı kaç kaç bitirdiniz, bilet kaç paraydı falan diyor, dükkanda ıq seviyesi yerlerde geziniyor.
mert iyice coştu. traş önlüğünü pelerin gibi arkasına bağladı, dükkanın ortasında hayali vole talimleri yapmaya başladı. bak usta, şuradan fönü tutarsan gürcistan golünün kopyasını çekeriz diye böbürleniyor.
işte tam o an bende ipler koptu. içimdeki öz evlat sözlük ruhu devasa bir volkan gibi patladı.
yüzümdeki yeşil kil maskesi kuruduğu için suratım beton gibi, gözlerimde sadece iki delik var. koltuktan yavaşça ayağa kalktım. tıpkı korku filmindeki yaratıklar gibi mert’e doğru yürüdüm. mert ne oluyor amk diye bir adım geri kaçtı.
sesimi tıpkı kadir inanır gibi kalınlaştırıp, mert’in gözlerinin tam içine bakarak konuştum: mert, kardeşim.
dükkanda fön makineleri sustu. hayati usta makası dondurdu.
sen o gün gürcistan’a o füze golünü attığında, almanya’da rüzgar kuzeyden 8 knot esiyordu. gürcü stoperinin bel fıtığı vardı, kaleci de o sırada stadyumun çatısına konan güvercine baktığı için top içeri girdi. sen o topa saçının aerodinamiğiyle değil, kramponunun altındaki çamur parçası denk geldi diye vurdun. o gol tamamen doğanın bir kaza anıydı, fizik kuralları o saniye grevdeydi. bak, bizim muzaffer amca omuz hizasından terlik fırlatsa sineği doksandan vuruyor, o bile senin kadar böbürlenmedi. ayrıca gürcistan golünü anlatmayı bırak da, defansa dönerken arkanda bıraktığın 40 metrelik esenler otogarı kadar boşluğu kim kapatacak? çabuk o önlüğü çıkar, kademeye gir.
beyler ortam bir anda uzay boşluğuna döndü. mert’in elindeki telefon yere düşüp ekrandan pat diye ses çıkardı. gürcistan golü arkada sessizce oynamaya devam ediyor.
mert’in gözleri doldu. şoktan konuşamadı, ama voleye çok güzel oturmuştu diye fısıldadı.
ben hiç bozmadan, yüzümdeki beton yeşil maskeyle, kademeye gir mert. saça fön değil, defansa önlem al. diye gürledim.
çırak o sırada şaşkınlıktan elindeki alevli pamuğu mert’in eşofmanının paçasına çok yaklaştırdı. mert kademeyi kaybettik diye çığlık atarak dükkandan fırladı. koşarken hayati usta'nın dükkanın önündeki döner tabureye takılıp yere yuvarlandı, kalkıp esenler caddelerinde depar atmaya devam etti. muzaffer amca arkasından bakıp çocuk hızlı ama kademe anlayışı zayıf dedi.
devamını gör...
bel dövmesi olan erkek
gülerim ya, görürsem hönkürerek gülerim
devamını gör...
hatşepsut (yazar)
fellah köftesi yollamadın, anca ağlatırsın beni...
devamını gör...
konsol oyun taner
varoşun tekidir. bomboş adam. ağzı her laf yapan ünlü oluyor memlekette ak.
devamını gör...
kafaya takmak
her şeyden öte, hasta eder. rahat olun dostlar, kendinize bu şekilde telkin verin.
devamını gör...
bel dövmesi olan erkek
dövdürmüştür.
edit: yine aklıma geldi how i met your mother'ın dövme sahnesi.
edit: yine aklıma geldi how i met your mother'ın dövme sahnesi.
devamını gör...
bel dövmesi olan erkek
bel soğukluğuna çözüm diye bir arkadaşı dövme yaptır demiştir, o da yaptırmıştır zaar. üzücü.
devamını gör...
dusan vlahovic
şanlı beşiktaş’ın gomez etkisi yaratacak çiçeği burnunda santraforu. vurduğun gol olsun yiğidim.
devamını gör...
kadınların kafalarında erkeklere verdikleri süreler
sözleşmeyi feshetmeden önce karşı tarafa yaptığı bildirim süreleridir. 6 ay görev yapmışsa 2 hafta 3 yıldan fazla görev yapmışsa 8 haftadır.
devamını gör...
bıçaklı saldırıya karşı yapılacaklar
konuşarak anlaşabiliriz’e ikna etmek.
devamını gör...

