zaman tüneli
eylül ayında silinecek olmak
eylül olmasa bile çok uzun bi gelecek yok... özellikle yıllardır burada yazdığınız, bir daha asla okumayacağınızı düşündüğünüz entryleri bile saklayın... her ne kadar bir şekilde geri getirebilecek olsanız da kalsın elinizin altında.
yani gidişat iyi bi yere gitmiyor gibi gösteriyor, özellike sözlük kurucusunun birkaç ay önce üzerine atılan taciz iftirasıyla çileden çıkmasını düşünüyorum, böyle bir saçmalıkla başı ağrıyorken bile gidip gerçekten insanları taciz etmiş bir yazarı kim ne der diye hiç düşünmeden tekrar geri alabiliyorsa sözlükle alakalı bir sorun var demek ki diye düşünüyor insan.
aslında bize güzel bir ders de oldu bu süreç. bir yeri ayakta tutanın sadece kurucusu olmadığını, orada bulunan insanların neyi kabul edip neyi normalleştirdiğinin de en az yönetim kadar önemli olduğunu gördük. çünkü sürekli aynı şeyleri yaşayıp her seferinde biraz daha fazlasını sineye çektiğinizde, bir süre sonra ortada tek tek insanların yaptığı hatalardan daha büyük bir şey kalıyor ortada... bütün bunların artık kimseyi şaşırtmıyor olması.
sözlük kapanır mı bilmiyorum ama kapanmış kadar değersiz bir yere dönüşebiliyor insanın gözünde. yani bir yerin eskisi gibi olmadığını fark ediyorsun, bu düzeltilebilir diyorsun ama eskisi gibi olmayacağını fark edince dananın kuyruğu kopuyor tabi, kapansa da kapanmasa da bir şey fark etmiyor.
şunu fark ediyorum açıkçası bir şeyleri yönetmek her insanın harcı değil. ben mesela burayı yönetemez, moderasyonda yer alamazdım, bundandır ki 2023'te moderasyon teklifini kazıya gideceğim bahanesiyle reddettim... başta okaydim falan, sonra anladım ki gelene geçene ceza veririm, canımını sıkana ban yedirirdim falan. yapardım yani, şımarık bi çocuk gibi gelenle geçenle uğraşırdım burada... hah işte yoldaş da benim gibi tamamen. tek çocuk şımarıklığımızı çok benzetiyorum.
yani gidişat iyi bi yere gitmiyor gibi gösteriyor, özellike sözlük kurucusunun birkaç ay önce üzerine atılan taciz iftirasıyla çileden çıkmasını düşünüyorum, böyle bir saçmalıkla başı ağrıyorken bile gidip gerçekten insanları taciz etmiş bir yazarı kim ne der diye hiç düşünmeden tekrar geri alabiliyorsa sözlükle alakalı bir sorun var demek ki diye düşünüyor insan.
aslında bize güzel bir ders de oldu bu süreç. bir yeri ayakta tutanın sadece kurucusu olmadığını, orada bulunan insanların neyi kabul edip neyi normalleştirdiğinin de en az yönetim kadar önemli olduğunu gördük. çünkü sürekli aynı şeyleri yaşayıp her seferinde biraz daha fazlasını sineye çektiğinizde, bir süre sonra ortada tek tek insanların yaptığı hatalardan daha büyük bir şey kalıyor ortada... bütün bunların artık kimseyi şaşırtmıyor olması.
sözlük kapanır mı bilmiyorum ama kapanmış kadar değersiz bir yere dönüşebiliyor insanın gözünde. yani bir yerin eskisi gibi olmadığını fark ediyorsun, bu düzeltilebilir diyorsun ama eskisi gibi olmayacağını fark edince dananın kuyruğu kopuyor tabi, kapansa da kapanmasa da bir şey fark etmiyor.
şunu fark ediyorum açıkçası bir şeyleri yönetmek her insanın harcı değil. ben mesela burayı yönetemez, moderasyonda yer alamazdım, bundandır ki 2023'te moderasyon teklifini kazıya gideceğim bahanesiyle reddettim... başta okaydim falan, sonra anladım ki gelene geçene ceza veririm, canımını sıkana ban yedirirdim falan. yapardım yani, şımarık bi çocuk gibi gelenle geçenle uğraşırdım burada... hah işte yoldaş da benim gibi tamamen. tek çocuk şımarıklığımızı çok benzetiyorum.
devamını gör...
karşı cinse daha fazla anlatmak
aslında bir iletişim kurmak, yüzyüze de sanalda da, genelde konuşma yolundan geçiyor bir şeyler paylaşma yolundan. eskiden çok daha bağlantısız bir diyalog şeklim vardı, anlık aklıma ne gelirse konudan konuya zıplamalar adhd at it’s finest yani.
ama büyüdükçe bu ayağıma dolanmaya başladı, daha gençken bu karşı tarafa “sen ne quirky ne komik bi çocuksun” olarak geçerken sanki zaman içinde “mal mı lan bu”ya döndü biz de içimizdeki çocuğu öldürdük.
ha bu versiyon çok işe yarıyor mu, hayır fkakfksk ama experiment etmek lazım. kim olduğuna dair sahip olduğun kurgunun gerçek bir temeli olmadığından yani insanın bir özü olmadığından haftadan haftaya, günden güne bile değişim olabilir.
belki de hiç düşünmemek en akılcı ve düz tavsiye gibi görünebilir ama onun için önce istek ölmeli, eğer iletişimde bulunma ve bir şeyler paylaşma / yaşama isteğim tamamen biterse zaten düşünmemeye çabalamama gerek kalmaz, otomatik olarak düşünmem
ama büyüdükçe bu ayağıma dolanmaya başladı, daha gençken bu karşı tarafa “sen ne quirky ne komik bi çocuksun” olarak geçerken sanki zaman içinde “mal mı lan bu”ya döndü biz de içimizdeki çocuğu öldürdük.
ha bu versiyon çok işe yarıyor mu, hayır fkakfksk ama experiment etmek lazım. kim olduğuna dair sahip olduğun kurgunun gerçek bir temeli olmadığından yani insanın bir özü olmadığından haftadan haftaya, günden güne bile değişim olabilir.
belki de hiç düşünmemek en akılcı ve düz tavsiye gibi görünebilir ama onun için önce istek ölmeli, eğer iletişimde bulunma ve bir şeyler paylaşma / yaşama isteğim tamamen biterse zaten düşünmemeye çabalamama gerek kalmaz, otomatik olarak düşünmem
devamını gör...
yazarların popüler olmayan görüşleri
omuz.
zaten popüler olmasın, bize kalsın.
zaten popüler olmasın, bize kalsın.
devamını gör...
türkiye'nin yaşanılabilir küçük ve huzurlu ilçe ya da kasabaları
alaçatı*
devamını gör...
yazarların popüler olmayan görüşleri
gece görüşüm.
devamını gör...
yazarların popüler olmayan görüşleri
kadınların bu sınırsız istek,arzu ve özentilikleri (azınlık,istisnalar hariç onlar baş tacı) nedeniyle ilerle evllik ve doğum oranlarının kat kat düşeceği kanaatindeyim.
erkekler de el mahkum gerçeğe yakın yapay zekalı robotlarla takılacak gibi duruyor.
erkekler de el mahkum gerçeğe yakın yapay zekalı robotlarla takılacak gibi duruyor.
devamını gör...
geriye ne kaldı
benim ceplerim delik. benden geriye ne kalır bilmiyorum. bir şey kalmasını istemem gerçi.
devamını gör...
karşı cinse daha fazla anlatmak
bir erkeğe anlatıyorum:
-s. et kuzen ya geçer
bir kadına anlatıyorum:
-detayları sor sor sor sor sor, fazla bunaltıcı.
en güzeli sokak köpeklerine anlatmak.
oturduğu yerden sana yaslanıyor hem öpüp yanaklarını ısırabiliyorsun da*
-s. et kuzen ya geçer
bir kadına anlatıyorum:
-detayları sor sor sor sor sor, fazla bunaltıcı.
en güzeli sokak köpeklerine anlatmak.
oturduğu yerden sana yaslanıyor hem öpüp yanaklarını ısırabiliyorsun da*
devamını gör...
geriye ne kaldı
insan bir zaman geliyor düşünüyor şeyleri genelde üzülüyoru
devamını gör...
tinder
bir arkadaşım var, cidden yakışıklı bir çocuk, yaşı da şimdi 35 civarında.. bu, zor bir boşanma yaşadı ve sonra tinder’a düştü.. düştü derken, yoğunlaştı anlamında..
fake profiller var, vesaire denilmiş; bu çocuk bir sevgililik süreci yaşadı, bir sevgililik süreci yaşadı; akla hayale gelmez güzellikteki kadınlarla üç rakamlı ilişki sayısına belki 2-3 ayda erişmiştir, diyeceğim ve abartı olmayacak. o kadar ki, buna mesaj atan profilleri gördüğümde üzülüyordum, “ulan biz böyle güzel bir ilişkimiz olsun diye dua ediyoruz, piyasanın geldiği hale bak”, diyerek..
ben bununla resmen el sıkışmaya korkar oldum ve yüzüne de söyledim.
uzun bir aradan sonra geçen gün görüştük, “yine devam mı, o işler?”, dedim.. “abi, o bir geçiş dönemiydi, facebook’a kadar ne bulduysam sildim” dedi..
diyeceğim.. eğer herkes benim arkadaşım gibiyse;
1. profiller fake değildir ama muhatabın güzellik-yakışıklılık seviyesine göre erişilebilir olabilir.
2. buradaki insanlar için ekseriyetle geçiş dönemi herhangi bir insansınızdır, değer vermeyi bilemem ama değer göreceğinize inanmıyorum.
3. yine de ortalıkta serseri mayın gibi dolaşan tiplerin olduğuna inanıyorum. tinder’da olan tinder’da kalır ama kan hastalıkları hariç, onlar sizinle gelir.
benim konuya bakışım bu şekilde..
bir de şahsi bir tecrübem şu oldu: uzun bir süre tinder ve twitter’ı birbirine karıştırdığımı fark ettim.. sosyal medyaya olan ilgim bu kadar. yani kim ne yapıyorsa yargılamam, konuyu derinlemesine de bilmem. bütün tecrübelerim tek kişi üzerinden..
fake profiller var, vesaire denilmiş; bu çocuk bir sevgililik süreci yaşadı, bir sevgililik süreci yaşadı; akla hayale gelmez güzellikteki kadınlarla üç rakamlı ilişki sayısına belki 2-3 ayda erişmiştir, diyeceğim ve abartı olmayacak. o kadar ki, buna mesaj atan profilleri gördüğümde üzülüyordum, “ulan biz böyle güzel bir ilişkimiz olsun diye dua ediyoruz, piyasanın geldiği hale bak”, diyerek..
ben bununla resmen el sıkışmaya korkar oldum ve yüzüne de söyledim.
uzun bir aradan sonra geçen gün görüştük, “yine devam mı, o işler?”, dedim.. “abi, o bir geçiş dönemiydi, facebook’a kadar ne bulduysam sildim” dedi..
diyeceğim.. eğer herkes benim arkadaşım gibiyse;
1. profiller fake değildir ama muhatabın güzellik-yakışıklılık seviyesine göre erişilebilir olabilir.
2. buradaki insanlar için ekseriyetle geçiş dönemi herhangi bir insansınızdır, değer vermeyi bilemem ama değer göreceğinize inanmıyorum.
3. yine de ortalıkta serseri mayın gibi dolaşan tiplerin olduğuna inanıyorum. tinder’da olan tinder’da kalır ama kan hastalıkları hariç, onlar sizinle gelir.
benim konuya bakışım bu şekilde..
bir de şahsi bir tecrübem şu oldu: uzun bir süre tinder ve twitter’ı birbirine karıştırdığımı fark ettim.. sosyal medyaya olan ilgim bu kadar. yani kim ne yapıyorsa yargılamam, konuyu derinlemesine de bilmem. bütün tecrübelerim tek kişi üzerinden..
devamını gör...
eylül ayında silinecek olmak
silerlerse ekime kadar mühlet ver.
sonra geri gel.
sonra geri gel.
devamını gör...
netflix izleyen kadın vs yemekteyiz izleyen kadın
cıks, yemeğe çıkaran kadın*
kaldı mı öyle kadınlar?
kaldı mı öyle kadınlar?
devamını gör...
tinder
tiktok'la beraber hiç yüklemediğim program.
bir gün sosyal yeteneklerimi kaybedersem (70 yaşında falan sanırım) yüklerim belki.
ama tiktok'u bana hiçbir allahın kulu yükletemez ya.
o kadar da değil hocam rıza çalımbay görseli.
bir gün sosyal yeteneklerimi kaybedersem (70 yaşında falan sanırım) yüklerim belki.
ama tiktok'u bana hiçbir allahın kulu yükletemez ya.
o kadar da değil hocam rıza çalımbay görseli.
devamını gör...
ölümü kabullenmek
belli bir müddet sonra, mecburen.
devamını gör...
netflix izleyen kadın vs yemekteyiz izleyen kadın
kısmetse olur izleyen kadın.
devamını gör...
thomson atom modeli
(bkz: aptal) kardeşim dur kafa karıştırma şimdi*
devamını gör...
thomson atom modeli
victoria’s secret modellerina nazaran daha minyon modelleri var.
devamını gör...
sinema tarihinin en iyi dans sahnesi
en iyisini bilmem de çok sevilen bir tanesinden özellikle nefret ettiğimi belirtmek istedim. pulp fiction’daki malum sahne. gerçi film maalesef genel olarak o kadar iyi değil… üzgünüm normalde böyle klasiklerin çoğunu severim derdim yoktur ama tarantino’da bir şeyler itiyor beni
devamını gör...

