zaman tüneli
kalkıp yüzümü yıkarım bir şişe viski açarım
tamam da, kahvaltı yapmadan mı?
devamını gör...
başlamak için geç kalınan şeyler
kar yağdığı zaman fikrin değişir :)
devamını gör...
morpheus
bir tür şeyh edebali.
devamını gör...
alışmak en büyük evrimdir
bunu 10.000 yıl boyunca 1 km kalınlığındaki buzun ortasında yaşayan atalarımıza da haber verebilseymişiz keşke..
evrime gelene kadar, esnekliğin dahi dönüşüm, uyarlanabilirlik, modülerite, mobilite ve kapsayıcılıktan oluştuğunu düşünürsek; evrim öyle basit bir kavram değildir, diye düşünüyorum.
evrime gelene kadar, esnekliğin dahi dönüşüm, uyarlanabilirlik, modülerite, mobilite ve kapsayıcılıktan oluştuğunu düşünürsek; evrim öyle basit bir kavram değildir, diye düşünüyorum.
devamını gör...
başlamak için geç kalınan şeyler
yaşamak
devamını gör...
başlamak için geç kalınan şeyler
müzik teorisi öğrenmek.
devamını gör...
mutlu bir ilişkinin sırrı
o ilişkiye başlamamaktır.
devamını gör...
morpheus
herif neo'ya bütün bir film boyu "sen o kişisin." diye diye neo'yu da inandırdı o kişi olduğuna.
devamını gör...
alışmak en büyük evrimdir
insan hiçbir şeye aşılmaz la sadece vazgeçer, unutur, kabullenir ama alışmaz.
devamını gör...
eylül geldi hoş geldi
gelme kardeşim gelme. ne güzel rahattık. 18'inde ders seçim ekranında sinir krizi geçirmek istemiyorum be birader. gelme. ne güzel sıcacık havamız vardı, onu da alacaksın elimden. sonra bir tarafımıza şubat-mart gibi ayaz sokacaksın. gelme, istemez.
devamını gör...
alışmak en büyük evrimdir
. . .
yok bir şey sadece şu üç nokta nasıl yapılıyo diye alıştırma yapıyordum. hiç denememiştim devam edin yazmaya
yok bir şey sadece şu üç nokta nasıl yapılıyo diye alıştırma yapıyordum. hiç denememiştim devam edin yazmaya
devamını gör...
ilahi adalet
çoğu zaman insanın kendi kazdığı kuyuya düşmesi, tesadüf ve zamanın acımasız matematiğidir. yani tamamen organik bok yeme operasyonu.
devamını gör...
file çorap
hirsizlar sever. hirslilar da.
devamını gör...
file çorap
bu hep çok yakışıyor gibi maalesef
devamını gör...
erkek südyeni
artık üretime gecmeli. daha ne bekliyoruz bilmiyorum. hayır tirnaga ojeyi bilyorsun ama o memeler hep bangil bangil sallaniyor. hayret bi şey.
devamını gör...
mutlu bir ilişkinin sırrı
biri bugün çok yorgunum hiçbir şey yapamayacağım modunda, öbürü tamam canım ben hallederim diyebiliyorsa ve bunu sonra ben her şeyi yapıyorum sen bi bok yapmıyorsun diye suratına çarpmıyorsa o ilişki epey yol almıştır. çoğu kişi o benim canım, ruh eşim diyor ama ilk tartışmasında sen artık eskisi gibi değilsin diye ortalığı yakıyor. halbuki kimse eskisi gibi kalmıyor ki. belki sır biraz da haklısın, ikimiz de değişiyoruz, bu işi beraber nasıl daha az boktan hale getiririz diyebilmekte. sikimsonik egoyu bi kenara bırakıp sürekli ben haklıyım yarışına girmeden. basit duruyor ama çoğumuz için dağları delmekten zor.
bi de mizahı kaybetmemek lazım. sinirin zirve yaptığı bi anda biz neyin kavgasını yapıyoruz ya salak mıyız diye birbirinize bakıp gülebilmek mesela. ha ben bunları ciddi ciddi yazarken kendi halime bakıyorum da içimden ulan yavuşak bu kadarını biliyordun da niye o kadar dağıttın diye bir ses geliyor. onu da susturmak lazım bazen. teoride her şey güzel, pratikte ikimiz de hep acemiyiz işte. *
bi de mizahı kaybetmemek lazım. sinirin zirve yaptığı bi anda biz neyin kavgasını yapıyoruz ya salak mıyız diye birbirinize bakıp gülebilmek mesela. ha ben bunları ciddi ciddi yazarken kendi halime bakıyorum da içimden ulan yavuşak bu kadarını biliyordun da niye o kadar dağıttın diye bir ses geliyor. onu da susturmak lazım bazen. teoride her şey güzel, pratikte ikimiz de hep acemiyiz işte. *
devamını gör...
alışmak en büyük evrimdir
duyguların evrimi, düşüncelerin evrimi ve daha nicesi…
insan alışmaya mahkumdur. yoksa yaşayamaz. kayıplara alışmak, ölümlere. acılara alışmak mesela. ya da kırgınlıklara alışmak.
düşünsenize göğsünüze saplanan bir acının aynı şekilde kaldığını. nefes bile alamazdık.
hafifliyor her yük, her acı, her duygu ve her düşünce. yeter ki kendinizi bırakmayın.
insan alışmaya mahkumdur. yoksa yaşayamaz. kayıplara alışmak, ölümlere. acılara alışmak mesela. ya da kırgınlıklara alışmak.
düşünsenize göğsünüze saplanan bir acının aynı şekilde kaldığını. nefes bile alamazdık.
hafifliyor her yük, her acı, her duygu ve her düşünce. yeter ki kendinizi bırakmayın.
devamını gör...


