zaman tüneli
yoldaş benjaminde bizi görüyormu
yoldaş için eylül ayına dair heyecan ve korkularımızı aylardır dile getirdik.
bu başlığı açtım belki bir geri dönüş alırız. bizzat kendisi yazmıyor ama en azından çocuklar cevap yazıyor.
yarın eylül'e giriyoruz ve bir çok hazırlık ve moderasyon ekibinin olmadığını düşünüyoruz. sözlükte akış iyi durumda ama bir çok özelliği kullanım dışı. bize küçükte olsa bir geri dönüş yaparsanız, sözlük ahalisi olarak size minnettar olacağız.
bu başlığı açtım belki bir geri dönüş alırız. bizzat kendisi yazmıyor ama en azından çocuklar cevap yazıyor.
yarın eylül'e giriyoruz ve bir çok hazırlık ve moderasyon ekibinin olmadığını düşünüyoruz. sözlükte akış iyi durumda ama bir çok özelliği kullanım dışı. bize küçükte olsa bir geri dönüş yaparsanız, sözlük ahalisi olarak size minnettar olacağız.
devamını gör...
şehinşah
farsça şahların şahı, kralların kralı anlamına gelen ve güncel haline orta farsça döneminde ulaşan unvan. ingilizce king of kings, latince rex regum (krallar kralı) veya dominus dominantium (efendiler efendisi)*, yunanca basileos basileon* ile özdeştir. köken olarak biraz karmaşıktır. med, avesta vesanskrit dillerinde "güç, kuvvet" anlamındaki kşatra* eski farsça'da "kral" anlamındaki kşayatriya'ya dönüşmüş* ve sonra şâh'a evrilmiş, -an çoğul ekini alıp şâhân yani şahlar olduktan sonra ise iki kelime birşelerek şâhânşâh haline gelmiş, bizde de şehinşah olmuştur.
devamını gör...
rakip sözlükleri eylül korkusunun sarmış olması
son saatler asıl korku bizim sözlüğü sardı, yarın kapılar kapanırdı o kadar yazdığımız bilgi, sinema, entrylerimiz heba olursa ne olacak. :))
devamını gör...
yazarların osuruk rekorları
aralıksız 7 saniye ile başlayalım.
devamını gör...
cevizin en çok yakıştığı yiyecekler
sanırım gürcülerin dünyaya kazandırdığı tek doğru düzgün şey...
en.wikipedia.org/wiki/Nigvz...
en.wikipedia.org/wiki/Nigvz...
devamını gör...
sözlük yazarlarının fotoğrafları
yapma şu hareketleri ya..
devamını gör...
sözlükten son kez çıkış yapmak
sinir baba bunu yapmalı sanki
daha çok beklersin poine.
devamını gör...
sözlükten son kez çıkış yapmak
kaçıncı son kez. burası bağımlılık yapıyor haberiniz olsun.
devamını gör...
eylül ayı yaklaşırken yaşananlar
eylül hızlı geldi farkketmediler yarın ne olacak çok merak ediyorum.
aramızdan seçin birilerini özellikle sürekli burda olanlar arasından :))
yoksa sözlük bitti bitiyor.
devir olacaksada haber verin ki
kimle muhatap olacağımızı bilelim
aramızdan seçin birilerini özellikle sürekli burda olanlar arasından :))
yoksa sözlük bitti bitiyor.
devir olacaksada haber verin ki
kimle muhatap olacağımızı bilelim
devamını gör...
cevizin en çok yakıştığı yiyecekler
ceviz en çok cevizli kadayıfa yakışıyor.
devamını gör...
sarı nickli yazarlar
sarı nick dont stop dövmesi ile aynı işe yarıyor. layklattığını belli etmek isteyen yazarlar sarı nick kullanıyodur diyebiliriz hehe...
devamını gör...
kendi yazdığım hikayeler
(yeni sezon - 11.bölüm)
(bölüm adı: abu çi çi kadar mutluluk yeter)
inancı opera eserlerini müziğiyle, bestesiyle, tüm ögeleriyle hatmederek gelişip başkalaşacağı yönündeydi. bölümdaşları dokuzuncu senfoni hakkında saatler süren münazaralar düzenlerken kendisi bu müzik türlerinde pek bir bilgisizdi. etrafındaki binlerce light erkek, kepekli erkek, yarım erkek selâmilere bakarak taş fırın erkekliğiyle gurur duyuyordu. konservatuara sürüklene sürüklene getirilmiş gibi bir hâli vardı.
"lan sanki buradan mezun olup zeki müren mi olacağım? koy gitsin." diye veryansın ediyordu. zeki müren olamazdı olmasına. zeki müren lan demezdi bir kere.
konservatuarı zor zekât bitirip bolu'nun köhne bir ilçesinde devlet memurluğuna atanmak, mesai saatinin bitimiyle eş zamanlı olarak evinin üç metre yakınındaki kahvehanede ruhça yaşıtlarıyla çay içip geçmişteki yaşanmışlıkları yâd etmek gibi manyakça fikirleri vardı. kalite umrunda değildi. yaşayabilmesine tek nefes yetse o nefesle yetinir, diğer nefeslere burnunu ve gönlünü ebediyen kapatırdı. allah muhafaza, dünyaya gözlerini yumsa arkasından şöyle doya doya keyifle anlatılacak anılar pek azdı.
"haydar rıza karademir'i nasıl bilirdiniz?" şeklinde usûlen bir soru sorulsa cenaze eşrafına, iyi ya da kötüden ziyade hiç bilmediklerine dair iç kabullenme yaşarlardı. kimi sessizliğinin arkasına saklı olası anlamlı haykırışlarından dem vururdu; kimi de takıntılarını pide salonuna getirmişçesine her akşam saat 19.30'da en köşedeki masaya oturup 2 porsiyon kıymalı pide, 1 açık ayran sipariş edip siparişlerin hazırlanışı esnasında kırık camlı telefonundan sinan özen'in çıldıracağım adlı parçasını açıp olabildiğince kederli sesiyle eşlik edişini anlatırdı. yaşına kıyasla hayli çökkün ruhu üzerinde taşıdığı ve gittikçe ağırlaşan bir yük gibiydi. bu yükü sanki ay'dan dünya'ya, dünya'dan jüpiter'e doğru bezginlik içinde sürüklüyordu. hani jüpiter'de yer çekimi kuvveti daha fazla ya o bakımdan. (kütle × yer çekimi kuvveti = ağırlık) formülünü devreye sokup devre arası taktik verdim. ne var lan bizim de fizik bilgimiz bu kadar işte.
neyse efendim. zaman az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. olay ankara'da geçse zaman yokuş giderdi, olayın geçtiği mekân pek bir düzlük demek ki. haydar rıza karademir'in ve aynı konservatuardaki arkadaşlarının mezuniyet vakti gelmişti. haydar bey zeki ama çalışmıyor yalanını esaslıca gerçeğe dökse de önünde sonunda okulu bitirebilmiş, ailesine gurur vermişti. bölümden arkadaşlar mezuniyet anısına toplanmış, şarkılar söylüyordu. cazlar, türk sanat müzikleri, senfoniler havada uçuşuyor ve ortamda sıkıcı bir kalite hâkimiyet kuruyordu. sırası geçen de sessizce kıvanç duyup zaferine, beyaz plastik sandalyesine oturup sıradaki kişinin söylediği şarkıyı dinliyor ve bir yandan tilki sinsiliğiyle antep fıstıklarını bir bir mideye indiriyordu.
nihayetinde sıra bizim meşhur haydar rıza karademir'e gelmişti. "ne çığıracak acep?" diye herkes dikkat kesildi kendisine.
sakin ve bıkkın sesini canlılaştırarak mustafa topaloğlu'nun abu çi çi adlı saçma sapan, garip fakat eğlenceli şarkısını seslendirmeye başladı. ortam hareketlenmiş, insanlar önce afallayıp sonra kalkıp dans etmeye başlamıştı. yaklaşık 5 dakika içinde okul karnaval alanına dönmüştü. kitlesel bir moral yükselişine ve hayat renklenişine yorgun yüzlü genç adam haydar rıza karademir öncülük etmişti. şarkının bitiminde son sözünü de söyleyip beyaz plastik sandalyesine oturacak ve tilki sinsiliğiyle kaju atacaktı ağzına. o kaju seviyordu. önce sözünü söylemeliydi tabii. söyledi de.
"abu çi çi kadar mutluluk yeter"
(bölüm adı: abu çi çi kadar mutluluk yeter)
inancı opera eserlerini müziğiyle, bestesiyle, tüm ögeleriyle hatmederek gelişip başkalaşacağı yönündeydi. bölümdaşları dokuzuncu senfoni hakkında saatler süren münazaralar düzenlerken kendisi bu müzik türlerinde pek bir bilgisizdi. etrafındaki binlerce light erkek, kepekli erkek, yarım erkek selâmilere bakarak taş fırın erkekliğiyle gurur duyuyordu. konservatuara sürüklene sürüklene getirilmiş gibi bir hâli vardı.
"lan sanki buradan mezun olup zeki müren mi olacağım? koy gitsin." diye veryansın ediyordu. zeki müren olamazdı olmasına. zeki müren lan demezdi bir kere.
konservatuarı zor zekât bitirip bolu'nun köhne bir ilçesinde devlet memurluğuna atanmak, mesai saatinin bitimiyle eş zamanlı olarak evinin üç metre yakınındaki kahvehanede ruhça yaşıtlarıyla çay içip geçmişteki yaşanmışlıkları yâd etmek gibi manyakça fikirleri vardı. kalite umrunda değildi. yaşayabilmesine tek nefes yetse o nefesle yetinir, diğer nefeslere burnunu ve gönlünü ebediyen kapatırdı. allah muhafaza, dünyaya gözlerini yumsa arkasından şöyle doya doya keyifle anlatılacak anılar pek azdı.
"haydar rıza karademir'i nasıl bilirdiniz?" şeklinde usûlen bir soru sorulsa cenaze eşrafına, iyi ya da kötüden ziyade hiç bilmediklerine dair iç kabullenme yaşarlardı. kimi sessizliğinin arkasına saklı olası anlamlı haykırışlarından dem vururdu; kimi de takıntılarını pide salonuna getirmişçesine her akşam saat 19.30'da en köşedeki masaya oturup 2 porsiyon kıymalı pide, 1 açık ayran sipariş edip siparişlerin hazırlanışı esnasında kırık camlı telefonundan sinan özen'in çıldıracağım adlı parçasını açıp olabildiğince kederli sesiyle eşlik edişini anlatırdı. yaşına kıyasla hayli çökkün ruhu üzerinde taşıdığı ve gittikçe ağırlaşan bir yük gibiydi. bu yükü sanki ay'dan dünya'ya, dünya'dan jüpiter'e doğru bezginlik içinde sürüklüyordu. hani jüpiter'de yer çekimi kuvveti daha fazla ya o bakımdan. (kütle × yer çekimi kuvveti = ağırlık) formülünü devreye sokup devre arası taktik verdim. ne var lan bizim de fizik bilgimiz bu kadar işte.
neyse efendim. zaman az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. olay ankara'da geçse zaman yokuş giderdi, olayın geçtiği mekân pek bir düzlük demek ki. haydar rıza karademir'in ve aynı konservatuardaki arkadaşlarının mezuniyet vakti gelmişti. haydar bey zeki ama çalışmıyor yalanını esaslıca gerçeğe dökse de önünde sonunda okulu bitirebilmiş, ailesine gurur vermişti. bölümden arkadaşlar mezuniyet anısına toplanmış, şarkılar söylüyordu. cazlar, türk sanat müzikleri, senfoniler havada uçuşuyor ve ortamda sıkıcı bir kalite hâkimiyet kuruyordu. sırası geçen de sessizce kıvanç duyup zaferine, beyaz plastik sandalyesine oturup sıradaki kişinin söylediği şarkıyı dinliyor ve bir yandan tilki sinsiliğiyle antep fıstıklarını bir bir mideye indiriyordu.
nihayetinde sıra bizim meşhur haydar rıza karademir'e gelmişti. "ne çığıracak acep?" diye herkes dikkat kesildi kendisine.
sakin ve bıkkın sesini canlılaştırarak mustafa topaloğlu'nun abu çi çi adlı saçma sapan, garip fakat eğlenceli şarkısını seslendirmeye başladı. ortam hareketlenmiş, insanlar önce afallayıp sonra kalkıp dans etmeye başlamıştı. yaklaşık 5 dakika içinde okul karnaval alanına dönmüştü. kitlesel bir moral yükselişine ve hayat renklenişine yorgun yüzlü genç adam haydar rıza karademir öncülük etmişti. şarkının bitiminde son sözünü de söyleyip beyaz plastik sandalyesine oturacak ve tilki sinsiliğiyle kaju atacaktı ağzına. o kaju seviyordu. önce sözünü söylemeliydi tabii. söyledi de.
"abu çi çi kadar mutluluk yeter"
devamını gör...
eylül ayı yaklaşırken yaşananlar
iko ve yoldaş online oldu.
-lan eylül de geldi çattı herkes beklentide ne yapsak iko?
+ne bileyim valla, sitenin ve logonun rengini değiştirebilirim istersen.
-lan eylül de geldi çattı herkes beklentide ne yapsak iko?
+ne bileyim valla, sitenin ve logonun rengini değiştirebilirim istersen.
devamını gör...
yazarların bugün güldüğü şeyler
bir çalışma arkadaşım yaptığı bir çalışmayı incelesin diye üretime vermişti, üretimdekiler 2 haftadır uğraşılan şeyi kaybetmişler. bu sabah aradı sordu abi naptınız baktınız mı diye, biz onu kaybettik diyolar*. güzel troll yarıldım buna puhaha..
devamını gör...
gıdıklanmayan sevgili
çekilmez ya. iki gıdıklayamadıktan sonra ne işe yarar
devamını gör...
sarı nickli yazarlar
hiç yazdıklarını görmedim. sanırım dmden fingirdiyorlar
devamını gör...
yeşil nick alan yazarın asıl amacı
gör beni sev beni demek istiyor gibi geliyor.
pick meeee, pick meeee
pick meeee, pick meeee
devamını gör...



