zaman tüneli
behzat ç. replikleri
1 bardak tekila mı içilir la öküz.
devamını gör...
sosyal medyada karşımıza çıkan yalan hayatlar
köye yerleşip youtuber olan insanlar. neymiş köye yerleşmişler de 7/24 burada yaşıyorlarmış havası suyu çok temizmiş, herkese de tavsiye ederlermiş. köyde 1 aylık odun parası şehirde 1 yıllık doğalgaz faturana eşit. ben senede 7-8 gün kadar sivas'a gidiyorum, havası suyu temiz eyvallah ama bahçende gezerken karşına yılan mı çıkar çıyan mı orasını kestiremem. otluk yerlerde kene mi var acaba diye şüphe duyup güvenle oturamazsın. karşına köpek, domuz, ayı çıkmasına karşı değneksiz dolaşamazsın (hoş değnek olsa da ne fayda da işte) kafaya koyup ben orada yaşamak istiyorum diyene lafım yok ama 3-5 youtube videosu izleyip de gaza gelmeyin pişman olursunuz.
devamını gör...
günaydın sözlük
yine uyandık ya
devamını gör...
baba kız çarşıya gitmek ve kızın çok masraflı olması
bu mesela, gözlemlediğim bir şey..
bir arkadaşımın kızı var, yukarıda babasına çok masraf yapan arkadaşın yaşlarında..
iş yerine geliyor.. yok orada yemem, yok bunu yapmam, bitmeyen s.kko kurslar (bir gün ispanyolca'ya gider, bir gün pilatese), iş güç yok, kart zaten baba bank'tan.. parasında değilim de, bu nedir allah aşkına..
ben mesela yeni model genç kadınların işlerine gelince "ben özgür bir kadınım", yeri gelince "ben küçüküm" (ayyyy ne sevimlisin bebek gibi konuşunca) salaklıklarına zaten gıcığım da, merak ettiğim bir şey var: hangi erkek babasına bunun yüzde biri kadar naz yapabiliyor ve kızlara bu kadar alttan alınmasının nedeni ne? yani bu aşırı hayranlık, aşırı idarenin mantığı ne?
her insan ufak tefek parasını kazanır, kendi ayaklarının üzerinde durur, hatta kendi hayatını idame ettirecek kadar ev işi bilir ve bunun adı hayata karışmaktır. doğru düzgün hiç bir vasfı olmayan bir bireyi prenses ilan et, bir yumurta kıramamasıyla övün, ondan sonra aynı kız hayata karıştığında işte, evlilikte de aynı muıameleyi beklesin.. ama milletin işi gücü yok, sırtında seni taşıyacak, değil mi?
bir arkadaşımın kızı var, yukarıda babasına çok masraf yapan arkadaşın yaşlarında..
iş yerine geliyor.. yok orada yemem, yok bunu yapmam, bitmeyen s.kko kurslar (bir gün ispanyolca'ya gider, bir gün pilatese), iş güç yok, kart zaten baba bank'tan.. parasında değilim de, bu nedir allah aşkına..
ben mesela yeni model genç kadınların işlerine gelince "ben özgür bir kadınım", yeri gelince "ben küçüküm" (ayyyy ne sevimlisin bebek gibi konuşunca) salaklıklarına zaten gıcığım da, merak ettiğim bir şey var: hangi erkek babasına bunun yüzde biri kadar naz yapabiliyor ve kızlara bu kadar alttan alınmasının nedeni ne? yani bu aşırı hayranlık, aşırı idarenin mantığı ne?
her insan ufak tefek parasını kazanır, kendi ayaklarının üzerinde durur, hatta kendi hayatını idame ettirecek kadar ev işi bilir ve bunun adı hayata karışmaktır. doğru düzgün hiç bir vasfı olmayan bir bireyi prenses ilan et, bir yumurta kıramamasıyla övün, ondan sonra aynı kız hayata karıştığında işte, evlilikte de aynı muıameleyi beklesin.. ama milletin işi gücü yok, sırtında seni taşıyacak, değil mi?
devamını gör...
9 eylül 2026 sporting galatasaray maçı
osimhen olmasa galatasaray şampiyonlar liginde 0 çeker, ligede de olsun olsun 2. ya da 3. olur.
devamını gör...
emre aydın
böyle adamın içine işliyor şarkıları maalesef
devamını gör...
günaydın sözlük
güzel bir gün bizi beklesin dileklerimizle, günaydın herkese.
devamını gör...
biz demirel’lerden türkeş’lerden milliyetçilik dersi almayız
karaoğlan sağlam bir racon koymuş. helal olsun.
devamını gör...
the torture detachment
rome (jerôme reuter) parcasi. turkcesi “iskence mangasi” gibi bir anlama karsilik gelmekte. confessions d’un voleur d’âmes albumunden, demir leblebi kivaminda.
yine de hansa studio sessions’daki canli versiyonu bir baska guzel.
bu versiyonu dinlemek icin tikla
“…this storm has left us stranded
but there's method to this madness
torture me with their ugliness
and their ugly dreams
hidden from the eyes of men
what courage
what foolishness
what strength.
es gibt einen weg in die freiheit… es gibt einen weg in die freiheit…”
yine de hansa studio sessions’daki canli versiyonu bir baska guzel.
bu versiyonu dinlemek icin tikla
“…this storm has left us stranded
but there's method to this madness
torture me with their ugliness
and their ugly dreams
hidden from the eyes of men
what courage
what foolishness
what strength.
es gibt einen weg in die freiheit… es gibt einen weg in die freiheit…”
devamını gör...
hiç vaow denecek bir anısı olmayan insan
bana göre 2 tane vaow anım var.
1- tarkan'ın (evet superstar tarkan) annesi biz kozyatağı'nda otururken alt komşumuzdu. annem de tarkan hastasıdır. bize gelmişti bir kez, çayımızı kahvemizi içmişti. o kadar şan şöhret içerisinde normal bir insan evladı gibi oturup saatlerce muhabbet etmişti bizimle. salonda ağırlamıştık, salona da yeni koltuk takımı almıştı annemler o dönem, benim oturmam falan yasaktı. tarkan takvimini imzalarken koltuğu çizmişti ve annem "olsun hayatım senden önemli değil" demişti...
2- ilk konserim küçükçiftlik parktaki epica konserimdi. deliler gibi eğlenmiştik arkadaşımla. konser bittikten sonra babamı bekledik bizi alması için. beklerken de bir karavanın önüne oturduk. arkadan sesler çıktı, bir baktık klavyeci ve ritm gitaristi arkamıza oturdu ve sek rakı içmeye başladı. onlarla muhabbet ettik biraz. sonra simone gözüktü. bütün grup üyelerinden imza almıştık bilete, hala durur. simone'ı da öptüm. :]
tabi bunlara kimse inanmıyor ama benim için güzel ve "vaow" içeren anılar.
1- tarkan'ın (evet superstar tarkan) annesi biz kozyatağı'nda otururken alt komşumuzdu. annem de tarkan hastasıdır. bize gelmişti bir kez, çayımızı kahvemizi içmişti. o kadar şan şöhret içerisinde normal bir insan evladı gibi oturup saatlerce muhabbet etmişti bizimle. salonda ağırlamıştık, salona da yeni koltuk takımı almıştı annemler o dönem, benim oturmam falan yasaktı. tarkan takvimini imzalarken koltuğu çizmişti ve annem "olsun hayatım senden önemli değil" demişti...
2- ilk konserim küçükçiftlik parktaki epica konserimdi. deliler gibi eğlenmiştik arkadaşımla. konser bittikten sonra babamı bekledik bizi alması için. beklerken de bir karavanın önüne oturduk. arkadan sesler çıktı, bir baktık klavyeci ve ritm gitaristi arkamıza oturdu ve sek rakı içmeye başladı. onlarla muhabbet ettik biraz. sonra simone gözüktü. bütün grup üyelerinden imza almıştık bilete, hala durur. simone'ı da öptüm. :]
tabi bunlara kimse inanmıyor ama benim için güzel ve "vaow" içeren anılar.
devamını gör...
normal sözlük kapansa olacaklar
benim için bir şey değişmez, 3 gün önceki halime geri dönerim. :)
devamını gör...
hayvanların kıskanılan özellikleri
ahtapotların nasıl 3 kalbi olabiliyor ya? bizde neden yok? birinden kalp krizi geçirsek de öteki devreye girseydi ne olurdu?
devamını gör...
emre aydın
gereksiz bir herif.
devamını gör...
yapınca herkes sana bakıyormuş gibi hissettiren eylem
1- tek başına yapılan hemen hemen bütün aktiviteler.
2- kilolu biri olarak elimde bisküvi ya da gofret ile yürüdüğümde gelen bir his.
2- kilolu biri olarak elimde bisküvi ya da gofret ile yürüdüğümde gelen bir his.
devamını gör...
emre aydın
ceplerine cümleler sığdıramazsın.
- sudoku;
sığdırırım, şaşarsın.
kelime oyunum bitti, bu kadardı. beni görmedi ki sen beni ömür boyu unutamazsın‘lı, iddialı cümleler söyleyeyim. görememiş, yazık.
- sudoku;
sığdırırım, şaşarsın.
kelime oyunum bitti, bu kadardı. beni görmedi ki sen beni ömür boyu unutamazsın‘lı, iddialı cümleler söyleyeyim. görememiş, yazık.
devamını gör...
normal sözlük kapansa olacaklar
pek de bir şey değişmez hayatımda.
devamını gör...
normal sözlük kapansa olacaklar
not defterime yazarım. elimle.
devamını gör...
annem gibi
bunu sana bakarak söylemek isterdim.
sen haklıydın her zaman. annem gibi.
gidiyorum ama etmiyorum eyvallah. teşekkürler her şey adına. yaşadıkların nereden baksan haksızlık, ona bi’ lafım yok. ne haddime zaten? keşke sesine, normalde tiksindiğim yutkunuşlarına, zekaya hayranlığına alışmasaydım. telefonda olsak düzeltirdin, zekana diye. tamam, tdk. neys’e ne. bu kelimemin üstüne bastırmalarını da, hah bak fark ettim, o kelime senin. gibi algılıyorum. yine de gerizekalısın sen. onların sana verdiklerinden daha fazla ne verebilirim ki? diye kıyaslarmı insan kendini? çok saçmasın. malsın, evet. tarafından sevilmem yeterdi. gerizekalı. merakına yenilip okuyorsun şuan değil mi? kaybetmeden görmeliydin. ben senin zekana hayran değilim mesela. beni görmene tav oldum. bu kadar yüzeysel, aynen.
sen haklıydın her zaman. annem gibi.
gidiyorum ama etmiyorum eyvallah. teşekkürler her şey adına. yaşadıkların nereden baksan haksızlık, ona bi’ lafım yok. ne haddime zaten? keşke sesine, normalde tiksindiğim yutkunuşlarına, zekaya hayranlığına alışmasaydım. telefonda olsak düzeltirdin, zekana diye. tamam, tdk. neys’e ne. bu kelimemin üstüne bastırmalarını da, hah bak fark ettim, o kelime senin. gibi algılıyorum. yine de gerizekalısın sen. onların sana verdiklerinden daha fazla ne verebilirim ki? diye kıyaslarmı insan kendini? çok saçmasın. malsın, evet. tarafından sevilmem yeterdi. gerizekalı. merakına yenilip okuyorsun şuan değil mi? kaybetmeden görmeliydin. ben senin zekana hayran değilim mesela. beni görmene tav oldum. bu kadar yüzeysel, aynen.
devamını gör...
sosyal medyada karşımıza çıkan yalan hayatlar
bu başlığı açmanın artık gerekli olduğunu düşünüyorum. günümüzde öyle garip bir noktaya geldik ki kime güvenebileceğimizi artık bilemiyoruz.
sosyal medyanın yaygın kullanımı insanlarda 7/24 online olma ve tüm hayatı paylaşma ihtiyacı doğurdu. bana sorarsanız insanlar hayatı sanal yaşamaya entegre edildiler ve bu bir bağımlılık haline getirildi. - çünkü bunun üzerinden milyar dolarlar kazanan teknoloji şirketleri var. -
bunu kısaca açayım:
eğer teknolojinin bir parçası olarak kalmak ve sanal dünyaya sorunsuz erişebilmeye devam etmek istiyorsanız, düzenli teknolojik cihazlarınızı yenilemeniz gerekiyor. bu yüzden teknolojik cihazların düzenli satılabilmesi için, toplumda teknolojiye bir bağımlılık oluşturuldu. instagrama girmediği, düzgün fotoğraf çekemediği için telefon yenileyenler var bu ülkede.. bunları unutmayın.... yani sistem gayet kazanıyor.
sorun insanların çok sık veya gereksiz olduğu halde cihazlarını yenilemesi değil. sorun daha derin. su an insanların yaşamadıkları hayatları yaşıyormuş gibi gösterdikleri paralel bir evren yaratıldı. herkes özellikle instagram uygulaması içerisinde kendisini ve kendi hayat şartlarını olduğundan farklı gösteriyor. atılan hikayeler, oluşturulan profiller, paylaşılan resimlere bakıyorsunuz kişinin kendi gerçekliği ile alakası yok...
insanlar gitmedikleri ülkelere gitmiş gibi,
sahip olmadıkları hobilere sahipmiş gibi,
asla sahip olmadıkları arabalara biniyorlarmış gibi,
düzenli iyi mekanlarda yemek yiyiyormuş/ kahvaltı ediyormuş gibi, hatta çok romantik/ harika partnerlere ve evliliklere sahiplermiş gibi paylaşımlar yapıyorlar.
herkeste "ben zenginim/ durumum çok iyi / acayip iyi takılıyorum" imajı yaratma çabası var. halbuki çoğu kişi aslında evinde otururken gerçek olmayan bir vizyonunu oluşturuyor. milano'da tatilde sandığınız kişi, gayet evinde çay içebiliyor mesela.. bir bakıyorsunuz instagram hikayesine göre milano'da ama gerçekten baktığınızda o an evinin salonunda oturuyor....
bu iş, kişisel ilişkilerde daha da yarış/ nispet haline geldi. eşinin kendisine tonlarca buket gönderdiğini söyleyen kadınlar, o buketleri kendi kendilerine sipariş ediyorlar aslında.. (ama eşleri gönderdi oluyor... ) partnerlerinin yaptığını iddia ettikleri rezervasyonları kendileri oluşturuyorlar.... (ama partnerleri sürpriz yaptı oluyor..).
adını, soyadını, mesleğini , resimlerini hatta medeni durumunu bile farklı gösterenler var..
bu her türlü ilişkiyi ve iletişim kurarken sahip olduğumuz güven duygusunu çok etkiledi çünkü yalan vizyon yaratan kişiler, yalanlarının ortaya çıkmaması için kendilerini bu şekilde tanıtmaya devam ediyorlar. yani düzenli yalan söyledikleri için, bir süre sonra kendi gerçeklik algıları da kayıyor ve sahip olmadıkları bir hayatı görünürde sürdürmek adına harcadıkları zaman, kendi psikolojilerini dönüştürüyor.
bu kadar hasarın neden alındığını merak ediyor olabilirsiniz. cevap aslında kişiden kişiye çok değişiyor. travmatik süreçler bunlar. terapi gerekiyor.
yalanı atmak bir kenarda kalsın, onu sürdürmeye devam etmek ciddi bir patoloji aslında. işin kötü tarafı da yüz yüze 3-4 görüştüğünüzde, her şeyi yakalıyor olmanız. gerçekten çok dikkatli olmak gerekiyor.
sanal dünya, gerçeği çok tekinsizleştirdi.
sosyal medyanın yaygın kullanımı insanlarda 7/24 online olma ve tüm hayatı paylaşma ihtiyacı doğurdu. bana sorarsanız insanlar hayatı sanal yaşamaya entegre edildiler ve bu bir bağımlılık haline getirildi. - çünkü bunun üzerinden milyar dolarlar kazanan teknoloji şirketleri var. -
bunu kısaca açayım:
eğer teknolojinin bir parçası olarak kalmak ve sanal dünyaya sorunsuz erişebilmeye devam etmek istiyorsanız, düzenli teknolojik cihazlarınızı yenilemeniz gerekiyor. bu yüzden teknolojik cihazların düzenli satılabilmesi için, toplumda teknolojiye bir bağımlılık oluşturuldu. instagrama girmediği, düzgün fotoğraf çekemediği için telefon yenileyenler var bu ülkede.. bunları unutmayın.... yani sistem gayet kazanıyor.
sorun insanların çok sık veya gereksiz olduğu halde cihazlarını yenilemesi değil. sorun daha derin. su an insanların yaşamadıkları hayatları yaşıyormuş gibi gösterdikleri paralel bir evren yaratıldı. herkes özellikle instagram uygulaması içerisinde kendisini ve kendi hayat şartlarını olduğundan farklı gösteriyor. atılan hikayeler, oluşturulan profiller, paylaşılan resimlere bakıyorsunuz kişinin kendi gerçekliği ile alakası yok...
insanlar gitmedikleri ülkelere gitmiş gibi,
sahip olmadıkları hobilere sahipmiş gibi,
asla sahip olmadıkları arabalara biniyorlarmış gibi,
düzenli iyi mekanlarda yemek yiyiyormuş/ kahvaltı ediyormuş gibi, hatta çok romantik/ harika partnerlere ve evliliklere sahiplermiş gibi paylaşımlar yapıyorlar.
herkeste "ben zenginim/ durumum çok iyi / acayip iyi takılıyorum" imajı yaratma çabası var. halbuki çoğu kişi aslında evinde otururken gerçek olmayan bir vizyonunu oluşturuyor. milano'da tatilde sandığınız kişi, gayet evinde çay içebiliyor mesela.. bir bakıyorsunuz instagram hikayesine göre milano'da ama gerçekten baktığınızda o an evinin salonunda oturuyor....
bu iş, kişisel ilişkilerde daha da yarış/ nispet haline geldi. eşinin kendisine tonlarca buket gönderdiğini söyleyen kadınlar, o buketleri kendi kendilerine sipariş ediyorlar aslında.. (ama eşleri gönderdi oluyor... ) partnerlerinin yaptığını iddia ettikleri rezervasyonları kendileri oluşturuyorlar.... (ama partnerleri sürpriz yaptı oluyor..).
adını, soyadını, mesleğini , resimlerini hatta medeni durumunu bile farklı gösterenler var..
bu her türlü ilişkiyi ve iletişim kurarken sahip olduğumuz güven duygusunu çok etkiledi çünkü yalan vizyon yaratan kişiler, yalanlarının ortaya çıkmaması için kendilerini bu şekilde tanıtmaya devam ediyorlar. yani düzenli yalan söyledikleri için, bir süre sonra kendi gerçeklik algıları da kayıyor ve sahip olmadıkları bir hayatı görünürde sürdürmek adına harcadıkları zaman, kendi psikolojilerini dönüştürüyor.
bu kadar hasarın neden alındığını merak ediyor olabilirsiniz. cevap aslında kişiden kişiye çok değişiyor. travmatik süreçler bunlar. terapi gerekiyor.
yalanı atmak bir kenarda kalsın, onu sürdürmeye devam etmek ciddi bir patoloji aslında. işin kötü tarafı da yüz yüze 3-4 görüştüğünüzde, her şeyi yakalıyor olmanız. gerçekten çok dikkatli olmak gerekiyor.
sanal dünya, gerçeği çok tekinsizleştirdi.
devamını gör...
