zaman tüneli
hiç vaow denecek bir anısı olmayan insan
her insanın hayatında mutlaka 1 an vardır. bu biraz algı meselesi. böyle anları yaşamak değil asıl mesele. asıl mesele yaşadığın anda fark edebilmek.
devamını gör...
iş yerinde birden akla gelen ne yapıyorum ben burada sorusu
türkiye'de şu an bulunduğu konumu hak etmeyen, pozisyonuna öyle veya böyle getirilmiş çok fazla insan var. deneyimizin, birikiminizin veya başardıklarınızın çoğu zaman bir önemi olmuyor. eğer gerekli torpili sağlayacak bir kaynağınız yoksa, sizden daha niteliksiz biri üst pozisyonlarınıza yerleştirilebiliyor veyahut yaptığınız işlerde imza yetkisine sahip olabiliyor.
tabi bunun daha da acınası versiyonu var. bunu da "çalışma şartlarındaki orantısızlık ve maaş dengesizliği" olarak tanımlıyorum. yeterli torpili olan birinin çalışma şartları ve iş yükü fazlasıyla hafif tutulabiliyor. gerçekten iş hayatında aldıkları maaşı neden aldıklarını sorguladığım insanlarla karşılaştım. hiçbir iş yapmamalarına rağmen veya azami iş yükü karşılığında, gayet dolgun maaş alabilenler var bu ülkede. daha da korkunç olanı deli gibi çalışan insanla - hiçbir iş yapmadıkları halde- benzer maaşları alanları da var. şimdi bu insan hakkı yemek değil midir?
bu tarz durumlarda " ben burada ne yapıyorum? aldığımız bütün eğitim tamamen çöpmüş. yüksek tahsil hiçbir şeyi çözmüyor. yıllarımızı boşuna heba etmişiz" diye düşünmeden edemiyorum. sırf iyi hayat ideali sebebiyle yıllarca dirsek çürüttük. sürekli sınavlara girdik, yarış atı gibi sınandık. ailelerimizden yediğimiz "iyi okul kazan baskısını" hesaba bile katmıyorum.
sonuç?
birinin babası diğerinin amcasını tanıyor diye bir anda ceo olanı da var, yüksek maaşlarla iyi pozisyonlara getirilenler de... sinir olduğu insanların işten çıkartılmasını/ terfilerinin red edilmesini sağlayanlarda.. eğer siyasi ayağı güçlü bir aileden geliniyorsa, ülkede açılmayacak kapı yok. her kurum- kuruluş içerisinde istenilen sektörden, istenilen pozisyondan, istenilen maaşla iş bulunabiliniyor.. müthiş bir dokunulmazlık var.
işte bunlar ve daha tonlarcası bu başlığa yazmanıza sebep oluyor. çok hakkı yendi insanların. çok insan düzenli ve sürekli çapı arttırılan mobbing'e ve iş yerinde üstlerinin tacizine maruz kalıyor.
ansızın - binbir yalanla işten tazminatsız çıkartılanlar da cabası..
nereden tutarsanız, elinizde kalıyor.
tabi bunun daha da acınası versiyonu var. bunu da "çalışma şartlarındaki orantısızlık ve maaş dengesizliği" olarak tanımlıyorum. yeterli torpili olan birinin çalışma şartları ve iş yükü fazlasıyla hafif tutulabiliyor. gerçekten iş hayatında aldıkları maaşı neden aldıklarını sorguladığım insanlarla karşılaştım. hiçbir iş yapmamalarına rağmen veya azami iş yükü karşılığında, gayet dolgun maaş alabilenler var bu ülkede. daha da korkunç olanı deli gibi çalışan insanla - hiçbir iş yapmadıkları halde- benzer maaşları alanları da var. şimdi bu insan hakkı yemek değil midir?
bu tarz durumlarda " ben burada ne yapıyorum? aldığımız bütün eğitim tamamen çöpmüş. yüksek tahsil hiçbir şeyi çözmüyor. yıllarımızı boşuna heba etmişiz" diye düşünmeden edemiyorum. sırf iyi hayat ideali sebebiyle yıllarca dirsek çürüttük. sürekli sınavlara girdik, yarış atı gibi sınandık. ailelerimizden yediğimiz "iyi okul kazan baskısını" hesaba bile katmıyorum.
sonuç?
birinin babası diğerinin amcasını tanıyor diye bir anda ceo olanı da var, yüksek maaşlarla iyi pozisyonlara getirilenler de... sinir olduğu insanların işten çıkartılmasını/ terfilerinin red edilmesini sağlayanlarda.. eğer siyasi ayağı güçlü bir aileden geliniyorsa, ülkede açılmayacak kapı yok. her kurum- kuruluş içerisinde istenilen sektörden, istenilen pozisyondan, istenilen maaşla iş bulunabiliniyor.. müthiş bir dokunulmazlık var.
işte bunlar ve daha tonlarcası bu başlığa yazmanıza sebep oluyor. çok hakkı yendi insanların. çok insan düzenli ve sürekli çapı arttırılan mobbing'e ve iş yerinde üstlerinin tacizine maruz kalıyor.
ansızın - binbir yalanla işten tazminatsız çıkartılanlar da cabası..
nereden tutarsanız, elinizde kalıyor.
devamını gör...
hayvanların kıskanılan özellikleri
ayıları net. yeri geliyor ağacın tepesinde geziyor yeri geliyor yan gelip yatıyor. sabah akşam balık gömüyorlar full artı full protein. kışın götü devirip 6 ay selamı sabahı kesiyor dış dünya ile. ayrıca höt demeye gelmez yan bakanı ikiye böler. muazzam bir hayvan feci kıskanıyorum malesef
devamını gör...
hayvanların kıskanılan özellikleri
çok küçük olanlar her yeri kendilerine ev yapabilir, bir dal, bir taş bir kovuk.
küçük bir ot birikintisi onlar için kocaman bir orman, beğendikleri yerde yaşarlar.
sonracıma kendilerinden başka bir şeye ihtiyaçları yok hayatta kalmak için.
çok imreniyom ya.
küçük bir ot birikintisi onlar için kocaman bir orman, beğendikleri yerde yaşarlar.
sonracıma kendilerinden başka bir şeye ihtiyaçları yok hayatta kalmak için.
çok imreniyom ya.
devamını gör...
sezen aksuyu sorgulamak
ben hem sorgular, hem hak verirdim perspektifini dinlersem. öyle bir şansım olsaydı eğer ve otursaydık karşılıklı;
yara bere içinde geçerken o yollardan, sezencim
sana katılıyorum derdim. beni böyle sev diye bir dizi vardı ve orada bir karakterin kapısı çaldı. kız şok oldu duyduklarına, kapısını kapattı. kendiyle kaldığında nerede benim sezen plaklarım? dedi. o anı hiç unutmam çünkü benimde bazı anlarımda içimden geçirdiğim bir cümledir. plaklarım olmasa da.
neys’ …
kendini kayırıyor her insan önce, bu yüzden aşka kıyar.
gerekirse üç kere oku, bırak dank etsin.
ben mesela kendimi hiç umursamayarak, hep karşımdakine odaklandım da n’oldu. bana rahat batıyor diyip bencilliğinden, hiç başlanmamış bir hikayenin ızdırabını çektik geçenlerde. o kendini kayırmasaydı şayet, bana yazık edecekti. bi’ yerde mecburi bencilliğe uğradım anlayacağın.
kızamıyor da insan. onun tarafından o haklı, kendi tarafımdan deneyip görmeden, önyargılı davranmamalıydık. ben de biliyorum, o bana acı verirdi. bariz belliydi küfürlerinden. nitekim sevgisini de hissettim. sürekli yokladı hissediyor musun diye, konuşmazken, şu dönem hissettim evet. sen de dönme. bana kıyabilecek kadar terbiyesizdin… şeytan şaplağı seni.
konudan saptım. af edersiniz.
ben olsam yıldız’ı affedebilir miydim? bilmiyorum. tüm feminen tuşlarıma aynı anda basılıyor gibim bir duygu yaşıyorum bunları yazarken. o kıyamayıştan dolayı affedebilirdim. ertesi gün enayi gibi hissederdim. yine de en iyi arkadaşımla barışmışım ya, siri de çekebilirdim, kararsızım. yerinde olmak istemezdim. bende çok yanlış adamlara, çok fazla anlam yükledim. bunlardan biri de kalbimiz on’la olan şahıs, biliyorsundur zaten. ne bileyim ya? her şeyin yüzeysel olduğu şu dünyada derin hissettirdi. aramızdaki gerçekti. gibi. emin değilim, çoğu zaman eşşek saatine denk geldim. sezen’e döneyim.
için çok acımış. benimde acıdı. sürekli sana sığındım helal et.
yara bere içinde geçerken o yollardan, sezencim
sana katılıyorum derdim. beni böyle sev diye bir dizi vardı ve orada bir karakterin kapısı çaldı. kız şok oldu duyduklarına, kapısını kapattı. kendiyle kaldığında nerede benim sezen plaklarım? dedi. o anı hiç unutmam çünkü benimde bazı anlarımda içimden geçirdiğim bir cümledir. plaklarım olmasa da.
neys’ …
kendini kayırıyor her insan önce, bu yüzden aşka kıyar.
gerekirse üç kere oku, bırak dank etsin.
ben mesela kendimi hiç umursamayarak, hep karşımdakine odaklandım da n’oldu. bana rahat batıyor diyip bencilliğinden, hiç başlanmamış bir hikayenin ızdırabını çektik geçenlerde. o kendini kayırmasaydı şayet, bana yazık edecekti. bi’ yerde mecburi bencilliğe uğradım anlayacağın.
kızamıyor da insan. onun tarafından o haklı, kendi tarafımdan deneyip görmeden, önyargılı davranmamalıydık. ben de biliyorum, o bana acı verirdi. bariz belliydi küfürlerinden. nitekim sevgisini de hissettim. sürekli yokladı hissediyor musun diye, konuşmazken, şu dönem hissettim evet. sen de dönme. bana kıyabilecek kadar terbiyesizdin… şeytan şaplağı seni.
konudan saptım. af edersiniz.
ben olsam yıldız’ı affedebilir miydim? bilmiyorum. tüm feminen tuşlarıma aynı anda basılıyor gibim bir duygu yaşıyorum bunları yazarken. o kıyamayıştan dolayı affedebilirdim. ertesi gün enayi gibi hissederdim. yine de en iyi arkadaşımla barışmışım ya, siri de çekebilirdim, kararsızım. yerinde olmak istemezdim. bende çok yanlış adamlara, çok fazla anlam yükledim. bunlardan biri de kalbimiz on’la olan şahıs, biliyorsundur zaten. ne bileyim ya? her şeyin yüzeysel olduğu şu dünyada derin hissettirdi. aramızdaki gerçekti. gibi. emin değilim, çoğu zaman eşşek saatine denk geldim. sezen’e döneyim.
için çok acımış. benimde acıdı. sürekli sana sığındım helal et.
devamını gör...
ben senin yılgın bi hoşgörüyle beni benimsemene mi kaldım
kamyon arkası yazısı olur bundan.
devamını gör...
kaostan beslenmek
kaotik bir gerçeklikle çevrelenmişken bilincinde olduğu bu yıkımı inkar etmemek ve daha farklısı beklenemezdi senden ey yüce, gelişmiş, ulu ve koskocaman insanlık demektir.
bir yerde.
kaostan besleniyorum, kafam rahat.
bir yerde.
kaostan besleniyorum, kafam rahat.
devamını gör...
horlamak
bir kbb sorunudur. acilen kulak, burun ve boğaz branşından randevu alınmasını gerektirir. genellikle burnundan nefes alma problemi olan ve kilo sıkıntısı olan insanlar horlarlar. kişiden kişiye bunun sıklığı ve ses seviyesi değişir. bulunduğu ortamı inleten insanlarda vardır, yanında uyurken sizi rahatsız edecek seviyede ses çıkartanlarda. bu sonucu değiştirmez. horlamak bir tıbbi sorundur. altında yatan problem düzeltiğinde, düzelir.
kişiye özel bir durum olduğu için, tedavisi de kişiye özel planlanır. daha önceden de söylediğim gibi, asıl önemli nokta horlamayı sağlayan tıbbi sorunu bulmak ve düzeltmektir.
tıbbi çözümü vardır . sadece emek gerektirir.
kişiye özel bir durum olduğu için, tedavisi de kişiye özel planlanır. daha önceden de söylediğim gibi, asıl önemli nokta horlamayı sağlayan tıbbi sorunu bulmak ve düzeltmektir.
tıbbi çözümü vardır . sadece emek gerektirir.
devamını gör...
9 eylül 2026 sporting galatasaray maçı
20. dakikada kırmızı kart verilse veya sane o golü yazsa maç başka olabilirdi. penaltı uydurma gibi geldi.
bence barış ın oynayacağı tek yer sağ bek. çünkü kaç senedir teknik ve bitiriclik yönünden bir gelişme olmadı. bari fizik gücüyle sağı kotarsın. ileri hızlı çıkışıyla takımı ileri itsin. rakiple boğuşup sindirsin. yeni transferler için bir şey diyemem. çünkü çok erken. en az 5-6 maç lazım.
zamanın da sara için çok iyi oyuncu demiştim. hatta takımı onun etrafında kurmalı, uzun bir süre izlemek istiyorum demiştim. yanılmışım. artık bu düşüncemi güncelledim. hatamı kabul ediyorum. takımı bozan oyunculardan biri. yenilen gollerden önce bunun laubali hareketlerini iyi izleyin. rakip takımları cendereden çıkaran bunun laubali hareketleri. bugünde görevini çok iyi yaptı. ama tersten. direkt rotasyon oyuncusu.
sane futbolun şizofreni gibi malesef. iyi bir rotasyon oyuncusu olur. ama onu yapacak dirayet ve güç gs da değil! bu ülkede hiçbir kulüpte yok. beyzadenin modu açmasını bekliyoruz. 90 lı yıllarda ki karıncalı ve yayınları gidip gelen tv gibi azizim. yayın tam geldi derken hop gidiyor. geldi derken karıncalı.
bunlara rağmen gs ın gelişen oyunu sürüyor. bu ritim ve form bulma olayları hep aynı. transferler hep son dakika. hazırlık kampları bir arada olma yok. bu ülkede tam futbol takımı olana kadar en az 10 maç geçmesi gerekiyor. bu durumla uluslararası başarı çok zor. umarım gs formunu ve oyuncu performanlarını yükseltir. sporting pek bi halt değil. daha tehlikeli rakipler var. elek olmak var.
şimdi fb-roma maçına bağlanıyoruz.
bence barış ın oynayacağı tek yer sağ bek. çünkü kaç senedir teknik ve bitiriclik yönünden bir gelişme olmadı. bari fizik gücüyle sağı kotarsın. ileri hızlı çıkışıyla takımı ileri itsin. rakiple boğuşup sindirsin. yeni transferler için bir şey diyemem. çünkü çok erken. en az 5-6 maç lazım.
zamanın da sara için çok iyi oyuncu demiştim. hatta takımı onun etrafında kurmalı, uzun bir süre izlemek istiyorum demiştim. yanılmışım. artık bu düşüncemi güncelledim. hatamı kabul ediyorum. takımı bozan oyunculardan biri. yenilen gollerden önce bunun laubali hareketlerini iyi izleyin. rakip takımları cendereden çıkaran bunun laubali hareketleri. bugünde görevini çok iyi yaptı. ama tersten. direkt rotasyon oyuncusu.
sane futbolun şizofreni gibi malesef. iyi bir rotasyon oyuncusu olur. ama onu yapacak dirayet ve güç gs da değil! bu ülkede hiçbir kulüpte yok. beyzadenin modu açmasını bekliyoruz. 90 lı yıllarda ki karıncalı ve yayınları gidip gelen tv gibi azizim. yayın tam geldi derken hop gidiyor. geldi derken karıncalı.
bunlara rağmen gs ın gelişen oyunu sürüyor. bu ritim ve form bulma olayları hep aynı. transferler hep son dakika. hazırlık kampları bir arada olma yok. bu ülkede tam futbol takımı olana kadar en az 10 maç geçmesi gerekiyor. bu durumla uluslararası başarı çok zor. umarım gs formunu ve oyuncu performanlarını yükseltir. sporting pek bi halt değil. daha tehlikeli rakipler var. elek olmak var.
şimdi fb-roma maçına bağlanıyoruz.
devamını gör...
écoute moi camarade
ordan bana iki oralet, biri iptal yoldaş(!) demek.
sen içince cıvıtıyorsun!
sen içince cıvıtıyorsun!
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
ruhum kaşar, yetinmez. neyse o, yalan mı söyleyelim? hep daha fazlasını bekledim hayattan ve bu döngü canımı sıksa da böyle devam edecek. kendimi tanıdım az, çok. güzel bir şeyler oluyorsa en max şeklinde olsun ya da kalsın.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
(bkz: paradise city)
devamını gör...
normal sözlük (yazar)
bana hatırlatma falan yapıyor. bir tane daha normal sözlük var onun gibi destansı entryler yazmıyor. seviyorum bu huyunu. kısa, öz. bende senin gibi olabilseydim keşke ama işte kafa labirent n’aparsın?
yoldaş bakkalda söz verilen 1 aylık gizli gezinme sürem 15 gün gibi hissettirdi fark etmedim sanma. onca karma ödüyorum sana karşimm, kudurtma beni. yerim senin çakallığını. neys’ gidip bidaha alayım da kimse halı başlıklarında gezindiğimi görmesin. deli sanarlar, üzülürüm.
yoldaş bakkalda söz verilen 1 aylık gizli gezinme sürem 15 gün gibi hissettirdi fark etmedim sanma. onca karma ödüyorum sana karşimm, kudurtma beni. yerim senin çakallığını. neys’ gidip bidaha alayım da kimse halı başlıklarında gezindiğimi görmesin. deli sanarlar, üzülürüm.
devamını gör...
instagramda story izleyenler
1 tane resmim vardır. orayı özelimi paylaşmak için değil, vakit geçirmek amacıyla reels izleyerek kullanıyorum. ve o reelsleri samimi olduğum 3 arkadaşıma gönderiyorum. o kadar.
devamını gör...
halı
sabah bakmaya gittimde, çok zor bir seçim ya. benim kararsız bünyeme hele, extra zor. mobilyalarımın çoğunluğu beyaz o halde ne almalıyım. gri almam, sıkılırım. kahverengi beni boğar. kırmızı olsa gözlerimi yorar. mavi çocukluğumda yediğim dayaklardan sonra baktığım halı rengi. eeeeeeh! mor halı da yok zaten. online aratsam, 3 hafta sonra gelse dandik çıkar. cizıs, denemedim ama önyargıya bak! delirirsin. neys’ çok zor bir seçim ve sabah yarım saat halılara dokundum, izledim, kafamda canlandırdım, seçemedim. ben sudokuyken yoruluyorum ya keşke gamsız pezevenklerden olsaymışım şu hayatta.
devamını gör...
horlamak
bu artık çok farklı bir seviye ulusa sesleniş gibi böyle alarm gibi çok farklı bir hal. delirecem.
devamını gör...
feta
allahımmmmm ne biçim canım çekti anlatamam. yanında fasulye turşusuyla düşündüm de, üüüüf. imdat ya, imdat yeminle.
devamını gör...
iş yerinde birden akla gelen ne yapıyorum ben burada sorusu
numarasını vermek isteyen sözlük kızları dm.
26+ yaş grubu ltf.
26+ yaş grubu ltf.
devamını gör...
