allahsız yazar profili

allahsız kapak fotoğrafı
allahsız profil fotoğrafı
rozet
karma: 4979 tanım: 803 başlık: 32 takipçi: 58
life is better in flip-flop.

son tanımları


paolo nutini

caustic love favori albüm.
ama şarkılarını favoriden beğeniye sıralarsak ;
let me down easy tüm zamanların en iyi nutini şarkısı.
stranded words - iskoç aksanını hiç bozmadan söylediği için.
the other way
better man
iron sky
diana
lose it diye öyle gider.

güzel müzisyen allah için.
devamını gör...

güne bir şarkı bırak

no land - istanbul
devamını gör...

sonbahar

bir sezen aksu şarkısı - buradan
bir burak kut şarkısı - buradan
bir jabbar şarkısı - buradan
bir eda baba (cem adrian ) şarkısı - buradan
devamını gör...

hasta olduğunu sosyal medyada paylaşmak

aman tamam tamam kabul ettik siz en güçlü , en ileri model insanlarsınız evet. siz en yenilmez , hiç canı yanmaz , hiç hata yapmaz , hiç yan basmalarsınız , siz "size hiç bi bok olmaz"lardansınız. anladık.
ama bazı insanların canı yanar. bazı insanlar korkarlar. korktuklarını , canlarının yandığını söyleyemezler , birinin yanlarında olmasını istediklerini söyleyemezler o yüzden başka yolları denerler.

benim babam 2021 yılından 2022 yılına dek sebebini bulamadıkları bir nedenle her üç ayda bir 5 - 6 ünite kan almasını gerektirecek kadar kansızlık yaşadı. 2022 de bunun bir çeşit kan kanseri olduğunu anlaşıldı. babam yıllarca bu şekilde hastanelerde bir günlük serüvenlerde kan transfüzyonu almaya devam etti ve her defasında bana yatakta kendisinin kolunda kan giderken fotoğrafını çektirip sosyal medyada paylaştırdı .

vampir günlükleri volume 1 den vampire saga volume 10' a kadar gitti bu neredeyse. (adını babam koydu)

babamın ilk yatıştan son yatışına kadar her hastaneye gidişimizde , o yatağa ilk yattığı an ile fotoğrafına arkadaşlarının yazdığı geçmiş olsun mesajlarını okuduğu ana kadar yaşadığı duygu değişikliğinin sebebini ben ancak 1. senenin sonunda fark ettim. babam her kan transfüzyonu öncesi aslında çok korkuyordu , sadece bunu söyleyemiyordu. kendini yalnız hissetmemek içinde fotoğrafını sosyal medyada paylaşıp destek ve ilgi beklentisini giderdi , korkuları yok oldu.

hayatı boyunca hiç nezle bile olmamış bir adamın yılda 3 - 4 kez 5 ünite kan alacak hale gelmesi elbette korku yaratır , elbette ilgi ister . çok normal bu. biz insanız , her canlı gibi kırılgan , savunmasız taraflarımız var . hastalanan birinin hastalığının basit tıbbi müdahale ile giderilebilir olmasının bir önemi yok. ama duygularının önemi var.
devamını gör...

son kez sarılabilseydim hissi

ta..ak geçmeyin lan ! *
sevgilim kendini asmadan evvel ona sarılmadım ben , tam tersi caddede gördüm ve yanından geçip gittim. ona çok kızgın ama daha çok kırgındım , o zaman için haklı sebeplerim vardı çünkü. ertesi gün zeytin ağacından indirdiler cesedini. oysa son kez sarılabilseydim...kimbilir...
devamını gör...

şiddet gördüğü sevgilisiyle tekrar barışan insan

şiddet gördüğü halde barışmıyordur , şiddet göstermek / görmek bildiği tek iletişim yoludur belki. belki babası da anasına tamda böyle davranıyordur ama anne kalıyordur , gitmiyordur. çünkü bazı evlerde bağırılır , çağırılır , kavga edilir ya da dayak yenir . şiddet o evin tek iletişim modelidir.
belki insan bu ilişki modeliyle büyütüldüğünde bunu kabullenip , bunu uyguluyordur ya da bu şekilde iletişim kuranın kendisini gerçekten sevdiğine inanıyordur ; başka model bilmediğinden . şiddetin iletişim modeli olduğu evlerde büyüyen insanın kodladığı "sevgi " bu şekilde gösteriliyordur belki . karşılaştırma yapacağı bir başka ilişki , iletişim modelini tecrübe edene dek bunu normali kabul ediyordur o yüzden belki. ama bazıları ... ahh işte o bazıları başka ilişki biçimlerini gördükten sonra da en iyi bildiğine geri döner . çünkü yeni olanı hiç tecrübe etmemiştir , güvende hissettirmez . öğrenilmiş çaresizliğiyle, dışına itildiği konfor alanına geri dönmeyi tercih eder ama bu aptal olduğundan değil , konfor alanı dışında bir yer bilmediğinden. dış dünyayla teması salt bu şiddet uygulayan sevgi modeli ile sınırlı olduğundandır . yani belki.
devamını gör...

tom hardy

locke filmi kariyerinin zirvesiydi.
ama mobland dizisi kariyerini bitirecek dizi olmuş bence.
ne o öyle yaaa , şiddetten göz gözü görmeyen mafya dizilerinden sıtkımız sıyrıldı artık. yaptığı iş sayısı azalan ve yaşlanan her oyuncuyu illa mafya temalı film ya da dizi kurtaracak sanki.
devamını gör...

nepo baby

yaa bi de bu nepoları seçen ve yersiz yersiz karşımıza çıkan short videolar var youtube'ta, gülünçler , bitanesinde sezen aksu'nun oğlu mithat can için nepobaby tespiti yapmışlardı , ahah! biraz geç kalmadınız mı ayol çocuk 44 oldu.
devamını gör...

robot

agt de dans eden yarışmacı robotlar

bu ne arkadaş ya...
devamını gör...

abd borsasın da ilk defa kâra geçmem

ciddiyet ve bilimsel veri açısından 2. entryi daha bir anlamlı bulduğum başlık
devamını gör...

manifest

ben şans eseri bir reaction videosu ile ilk kez 2026 mayısta dinledim manifesti ve çok beğendim.

o şarkı ( snap)dan sonra gidip bütün şarkılarını dinledim ve kızları çok beğendim. baştan sona çok iyi planlanmış bir projenin başarısı bu kız müzik grubu . üstelik kendilerini çok geliştirmişler 1 yıl içerisinde hem ses olarak hem dans olarak , çok takdir ettim.

şarkılar alt yapı açısından da hatasız , deephouse , dance/pop ritmleri , hip-hop hatta r&b tarzı beatler , bu beatlerle ızların vokallerinin uyumu , pre-choruslar da müziğin yavaşlaması ve ya durması, şarkı aralarında ya da sonunda dance break ya da rap serpiştirmeleri vs . herşey çok ince düşünülmüş . şarkıların videoları ayrı bir şey . her biri sanki bir sinema prodüksiyonu gibi en ince detayına kadar inanılmaz emek verilmiş. ben bi tane sıkıcı şarkıları olduğunu düşünmüyorum , sonunda istedikleri olmalı ve dünyaca tanınan bir grup olmalılar çünkü hak ediyorlar.

şiiiitt çürük dişli ergen ! sana diyorum , sen sözlükte böyle köşeden "imi minifistin şirkiliri çik kiti , hiç sisliridi yik" diye homurdanırken , ülke değil sadece artık başka ülkelerdeki vokal koçları ve müzisyenler manifestten bahsediyor .

bi de manifest "biz metalikanın tahtına oturucaz" ya da " pink floydu jethrotull 'u unutturucaz " ya da "thelonious monk'ta kimmiş bundan sonra jaz müzik bizden sorulur "diye ortaya çıkmamış zaten , biz dans edicez şarkı söylüycez demişler . sana ne oluyor anlamadım?
devamını gör...

person of interest

bir aile içi şiddet mağduru olarak benim en sevdiğim person of interest bölümü many happy returns oldu. yani sezon 1 -bölüm 21.
bu bölümü bir bilimkurgu-ajan-polisiye hikayesi olmaktan çıkarıp adeta derin bir toplumsal eleştiriye dönüştüren en önemli unsur , kadına yönelik şiddet konusunu işleyiş tarzı. zira ana tema hem bireysel hem de mevcut düzen üzerinden çok çarpıcı iki örnekle işlenmiş; karen ve jessica.
- karen : makinenin son verdiği numara zengin, çevresi geniş ve sözde "saygın" görünen kocası tarafından sistematik şiddete maruz kalan kadın. kocası us marshal mensubu olan karen'in hikayesinde çok acı bir gerçeğin altı çiziliyor: şiddet uygulayan kişi sistemin, hukukun veya gücün bizzat kendisi olduğunda, kurbanın sığınacak kimsesi kalmıyor.
- jessica : flashback ‘lerde jessica'nın john için önemi ve hikayesi biraz daha netleşiyor. john’un 11 eylül olaylarından sonra geri dönmesi ile başlayan süreçte izlediğimiz havalimanı karşılaşması bu bölümün kilit sahnelerinden biri haline geliyor. johnun ayrılırken söylediği “günün sonunda yalnızsın ve kimse seni kurtarmaya gelmeyecek” cümlesi jessicanın kaderini adeta mühürlüyor ve "kaza" süsü verilmiş bir cinayete kurban gidiyor , hatta leş koca bozuntusunun otopsi raporunu bile manüple ettiğini carter sayesinde görüyoruz.

john reese, jessica'yı kurtaramamanın acısı hala tazeyken, karen'ın da aynı kaderi paylaşmasına istemediği için finch’in tüm engellemelerine rağmen bu vakaya dahil oluyor ve karen'i kurtarıyor . öldürmeyi planladığı lanet kocayı ise carter’ın onu yolda durdurup doğru olanı yapmasını istemesinden sonra öldürmeyip ömür boyu çıkamayacağı ve kimsenin onun gücünü veya makamını umursamayacağı bir meksika hapishanesine kapatıyor.

reese’in bu kararında carterla aralarında oluşan derin bağın payı büyük bence çünkü dizi başladığında reese ruhu ölü, hayattan hiçbir beklentisi olmayan alkolik bir eski suikastçıy. evet harold ona bir amaç veriyor ama carter john'un "insanlığını ve adalete olan inancını" asıl geri kazandıran kişi . john , henüz carter'in yakalamaya çalıştığı “man in the suit” olduğu zamanlarda bile ona dedektif carter diyerek çok özel bir saygı gösteriyor ve carter’in idealizmini , adalet anlayışını ve anneliğini gördükçe ona hayranlık duymaya başlıyor , kısacası carter , reese’i o hiç sahip olmadığı normal ve temiz bir dünya ‘ya bağlayan neden oluyor.

ayrıca bu bölümde reese'in neden yolunu kaybetmiş alkolik bir evsiz olduğunu daha iyi anladık . sokaklarda yaşamasının nedeni jessicanın ölümünden sorumlu olduğunu düşündüğü için kendine verdiği acımasız bir ceza. karen'ı kurtarması ve psikopat kocayı öldürmeyip cezalandırması john’un içinde kaybolduğu karanlık vicdan azabıyla ilk kez gerçek anlamda hesaplaşmasını sağlıyor.

finch’in bu bölümdeki yeri ise benim için finch’i favori karakter yapan özelliği. makinenin verdiği numaralardan birinin jessica olduğunu yine bu bölümde öğrendik. finch jessicanın numarasının çıktığı gün reese’in elinden bilmeden aldığı jessica ile kurabileceği o sıcak "yuvayı" sonsuza dek kaybetmesine neden olmuştu ama bölüm sonunda reese’e verdiği “ev” ile john reese'i karanlık bir "gölge"olmaktan çıkıp, new york'un koruyucusu adam olarak meşrulaştırıyor.

veee bölüm sonu şarkısı revenge… bence bu bölümü efsane yapan unsurların en önemlilerinden biri bu şarkı . şarkı sözlerinin reese'in hayatının bir özeti gibi olmasının yanında şarkı ve bölüm biterken john, yeni dairesinin penceresinden şehrin en sık gittiği ve yaşlı bir uzak doğulu ile satranç oynadığı parka bakarken, artık şehrin karanlığına ait biri değil tam tersi , o karanlığa karşı savaşan bir adam olarak karşımızda duruyordu.
ben bu bölümden gerçekten çok etkilendim. bir daha başka bir dizinin beni bu kadar etkileyeceğini de sanmıyorum açıkçası. her bölümü ayrı ayrı tespit konusu muhteşem bir dizi person of interest.
devamını gör...

jin jiyan azadi

arapça zan , zendegi ,azadi , irandaki halk ayaklanması sırasında yazılan ve ayaklanmanın sloganı olan baraye isimli şarkının son cümlesi.

herhangi bir dilde kadın , yaşam ve özgürlükle ilgili bir sorununuz yoktur herhalde.
devamını gör...

çydd'nin kılıçdaroğlu'nun bağışını reddetmesi

yani geçen yıl boykot sırasında d&r ve kahve dünyasına koca bir hükümet arka çıkmış kitapçının ayağına bakan göndermişt, kahveci dükkanı önünde namaza durulmuştu, stk'lardan özgür özel'e destek gelmesi çok konuşulması gereken bir şey olmamalı
devamını gör...

vast

ing . uçsuz bucaksız.
bir cümle içinde kullanacak olursak , norah jones'in what am ı to you şarkısında geçen aşağıdaki dize , sanırım harika bir örnek olacaktır.

to me you are the sea , vast as you can be.
devamını gör...

özgür özel'in izmir mitinginin engellenmesi

buradan
an itibariyle izmir'de cumhuriyet meydanında yapılması düşünülen miting alanına gitmeye çalışan ve yaşlıların çoğunluğunu oluşturduğu kitleye gaz ve tazyikli su ile müdahale edildi.
özgür özel'in meydana ulaşmak için yolda olduğu belirtiliyor .valilik izin vermemiş , miting için herhangi bir platform kurulmamış, özgür özelin otobüs üstünde konuşma yapması planlanıyormuş.
devamını gör...

geceye bir şarkı bırak

radiohead exit music - yine çok anlamlı bir bölüm sonu şarkısı

person of interest - 3. sezon / 23. bölüm deus ex machina
devamını gör...

otobüse bebek arabasıyla binen tip

bırakın kadınların yakasını artık dedirten başlık.
valla baydınız yemin ederim , saçma sapan her yaşadığınız olaya ergen gibi başlık açmakta nedir ya , bi kere için bile olsa omurilikle hareket etmeyin , beyninizi kullanın.
devamını gör...

vincent van gogh

loving vincent gibi unutulmaz bir filmle tribute ettiğimiz ressam.
film gerçekten çok kalp kırıcı ama bir o kadar da etkileyici idi.

ben ressamın kendisinden değil hayatını anlatan filmden , hatta benim için merkezde duran film müziği starry starry night şarkısından bahsedicem. sözleri don mclean 'e ait bu şarkıyı julio iglesias 'tan josh groban 'a kadar bir kaç şarkıcı seslendirmiş , ama beni en çok filmde kullanılan ve lienne la havas tarafından seslendirilen versiyonu etkiledi. birde şarkı sözlerinin gerçekçiliği . vincent van gogh bir insan olarak samimi bir acı çekmiş, bu acı bence hepimizin hayatının bir döneminde kendisiyle ilişkilendirebileceği bir acı. bir başka insanı anlamamızı sağlayan bir acı .

gizli bakınıza aldığı bölüm ise şarkının beni her dinlediğimde ağlatan en yakıcı bölümü , çünkü bu sözler vincent'in gerçeği.
bence bu sözler bize onun hakkında yorum yazarken , ruhsal hastalıkları vardı diyerek vincent'i bir kez daha öldürmeden önce durup düşünmeyi , onun bu dünya düzenine neden uyum sağlayamadığını anladığımız , ancak bize ait olan acıları , anları hatırlatmalı.

starry, starry night
paint your palette blue and grey
look out on a summer's day
with eyes that know the darkness in my soul
shadows on the hills
sketch the trees and the daffodils
catch the breeze and the winter chills
ın colors on the snowy linen land
now ı understand
what you tried to say to me
and how you suffered for your sanity
and how you tried to set them free
they would not listen, they did not know how
perhaps they'll listen now
starry, starry night
flaming flowers that brightly blaze
swirling clouds in violet haze
reflect in vincent's eyes of china blue
colors changing hue
morning fields of amber grain
weathered faces lined in pain
are soothed beneath the artist's loving hand
now ı understand
what you tried to say to me
and how you suffered for your sanity
and how you tried to set them free
they would not listen, they did not know how
perhaps they'll listen now
for they could not love you
but still your love was true
and when no hope was left in sight
on that starry, starry night
you took your life, as lovers often do
but ı could've told you, vincent
this world was never meant for one as beautiful as you

starry, starry night
portraits hung in empty halls
frameless heads on nameless walls
with eyes that watch the world and can't forget
like the strangers that you've met
the ragged men in ragged clothes
the silver thorn, a bloody rose
lie crushed and broken on the virgin snow
now ı think ı know
what you tried to say to me
and how you suffered for your sanity
and how you tried to set them free
they would not listen, they're not listening still
perhaps they never will
devamını gör...

düştüğü gibi kalkmasını bilenler derneği

devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim