1.
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
her gün ve en yeniden kendini seçmek..
ya da seçememek..
hepsi normal..
.........
bir şeyler olmak ya da yapmak zorunda değiliz.
bazen sadece dinlenir ya da karanlığımızla kucaklaşırız..
bazen kucaklaşamaz savaşırız..
bu da normal..
....
performansa dayalı, hep üreten ve kazanan (neye göre kime göre) olmak zorunda değiliz. bazen sadece bekleriz. dışarıda hiçbir şey olmuyorken içeride dağlar devriliyor, okyanuslar taşıyor, alevler tüm bir semti içine alıyordur kim bilir?
....
taşan okyanus alevleri söndürüyor, hiç fark edilmeden tane tane inşa edilmiş gemi seni alıyor dağların dağılan heybetinde hemhal olmuş bir ovaya rota oluşturuyor, sana çok daha uygun bir yaşam alanı kurulmuş ve bu zaman zaman dingin zaman zaman dalgalı ruh haliyle oraya taşınıyorsundur kim bilir?
.....
hikayenin tamamını bazen olduğun yerden göremezsin. sebepleri ve sonuçları ayırt edemez. hatta bazen bir sebebe haddinden fazla takıldığını hisseder, bu konuyla ilgili sen kendine yüklenirken dışarıda bir şeylerin geciktiğini sanarken içerideki dünyada bir şeylerin güzelleştiğini ve sana en uygun frekansa getirildiğini seçemezsin.. lakin bu da normal..
.......
hayır iyimser değilim.
sadece okyanusumla, alevlerimle, dağımın esrarengiz halleriyle çoktan tanıştım. gemim bana görünür oldu. davete icabet ettirildim. içimi dışıma çıkaran o yolculuğa katıldım. sisler gözümü kör gemideki diğerlerinin feryatları kulaklarımı sağır etti. gemiden atlatılıp dalgalarla defalarca boğuşturuldum. esrarengiz bir ışık hüzmesi tekrar ve tekrar bana elini uzatıp gemiye dahil olmamda bana yardım etti. kuduruktum yine durmadım. geminin kaptanlığına soyundum. çeşit çeşit varlıkların olduğu gemiyi bir buzul dağında paramparça ettim. bir çoğu yiyip gitti. dağıldım en yeniden kayboldum. ve evet bu da normaldi.
....
bir ses duyar gibi oldum sessizliğin içinden. yüzyıllardır boğuştuğumu sandığım okyanus duruldu. sisler tatlı bir esintiyle görünenin çok ötesine dağıldı. içimde ayaklarına bak sesi duyuldu. ayaklarım yere basıyordu. suyun tatlı telaşı beni kıyıya öteledi. dağılan sisin manzarasında evim belirdi.
......
tüm bu hikayedeki renklerin, gelenlerin ve gidenlerin, beni boğanların ve kurtaranların, seslerin ve sessizliğin, bekleyişlerin, belirsizliğin, savaştıklarımın ve seviştiklerimin ben olduğu bildirildi. hem ben hem değil. hem var hem yok. hem bir hem bütün. yaratımın farklı kıvılcımlarının aynı alevi oluşturduğu anlatıldı. farklı damlaların aynı okyanusu.. farklı zerrelerin aynı dağı.. o geminin o okyanusla hiç boğuşmadığı, o alevlerin söndürülmeye hiç ihtiyaç duyulmadığı, o dağların hiç yıkılmadığı.. bir yaprağın bile kıpırdamadığı.. tüm alemin rüyasını zaten evimin içinde gördüğüm sadece unuttuğum bildirildi..
sevgi ve farkındalıkla..
ya da seçememek..
hepsi normal..
.........
bir şeyler olmak ya da yapmak zorunda değiliz.
bazen sadece dinlenir ya da karanlığımızla kucaklaşırız..
bazen kucaklaşamaz savaşırız..
bu da normal..
....
performansa dayalı, hep üreten ve kazanan (neye göre kime göre) olmak zorunda değiliz. bazen sadece bekleriz. dışarıda hiçbir şey olmuyorken içeride dağlar devriliyor, okyanuslar taşıyor, alevler tüm bir semti içine alıyordur kim bilir?
....
taşan okyanus alevleri söndürüyor, hiç fark edilmeden tane tane inşa edilmiş gemi seni alıyor dağların dağılan heybetinde hemhal olmuş bir ovaya rota oluşturuyor, sana çok daha uygun bir yaşam alanı kurulmuş ve bu zaman zaman dingin zaman zaman dalgalı ruh haliyle oraya taşınıyorsundur kim bilir?
.....
hikayenin tamamını bazen olduğun yerden göremezsin. sebepleri ve sonuçları ayırt edemez. hatta bazen bir sebebe haddinden fazla takıldığını hisseder, bu konuyla ilgili sen kendine yüklenirken dışarıda bir şeylerin geciktiğini sanarken içerideki dünyada bir şeylerin güzelleştiğini ve sana en uygun frekansa getirildiğini seçemezsin.. lakin bu da normal..
.......
hayır iyimser değilim.
sadece okyanusumla, alevlerimle, dağımın esrarengiz halleriyle çoktan tanıştım. gemim bana görünür oldu. davete icabet ettirildim. içimi dışıma çıkaran o yolculuğa katıldım. sisler gözümü kör gemideki diğerlerinin feryatları kulaklarımı sağır etti. gemiden atlatılıp dalgalarla defalarca boğuşturuldum. esrarengiz bir ışık hüzmesi tekrar ve tekrar bana elini uzatıp gemiye dahil olmamda bana yardım etti. kuduruktum yine durmadım. geminin kaptanlığına soyundum. çeşit çeşit varlıkların olduğu gemiyi bir buzul dağında paramparça ettim. bir çoğu yiyip gitti. dağıldım en yeniden kayboldum. ve evet bu da normaldi.
....
bir ses duyar gibi oldum sessizliğin içinden. yüzyıllardır boğuştuğumu sandığım okyanus duruldu. sisler tatlı bir esintiyle görünenin çok ötesine dağıldı. içimde ayaklarına bak sesi duyuldu. ayaklarım yere basıyordu. suyun tatlı telaşı beni kıyıya öteledi. dağılan sisin manzarasında evim belirdi.
......
tüm bu hikayedeki renklerin, gelenlerin ve gidenlerin, beni boğanların ve kurtaranların, seslerin ve sessizliğin, bekleyişlerin, belirsizliğin, savaştıklarımın ve seviştiklerimin ben olduğu bildirildi. hem ben hem değil. hem var hem yok. hem bir hem bütün. yaratımın farklı kıvılcımlarının aynı alevi oluşturduğu anlatıldı. farklı damlaların aynı okyanusu.. farklı zerrelerin aynı dağı.. o geminin o okyanusla hiç boğuşmadığı, o alevlerin söndürülmeye hiç ihtiyaç duyulmadığı, o dağların hiç yıkılmadığı.. bir yaprağın bile kıpırdamadığı.. tüm alemin rüyasını zaten evimin içinde gördüğüm sadece unuttuğum bildirildi..
sevgi ve farkındalıkla..
devamını gör...


