dionysos yazar profili

dionysos kapak fotoğrafı
dionysos profil fotoğrafı
rozet
karma: 21181 tanım: 1564 başlık: 43 apolet: 1 takipçi: 124
bazı şeyler karalıyorum.

son tanımları | başucu eserleri


seshayvani (yazar)

doğum günün kutlu olsun sevgili yazar, nice mutlu senelere.
devamını gör...

2 şişe şarap içip leş gibi uyumak

daha geçen gün yaptığım aktivite. ama leş gibi demeyelim, misler, prensesler gibi uyudum. alkolik prensesler gibi, kabul ama olsun. içtikten sonraki uykuyu çok seviyorum.
devamını gör...

anın fotoğrafı

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu fıstık bizim ofise geldi, çok tatlı ve bir lokmacık. o kadar heyecanlı ki, yerinde duramıyor ve koşturuyor. ısıracağım yakında.
ismi de talya, antalya'dan almış ismini. bizim antalya bağımlılığı*.
devamını gör...

yazarların bugünkü mutluluk sebebi

baya bir kadeh şarap içmiş olmam.
ne kadar olduğunu saymadım ama çoğunlukla kırmızı ve daha az miktarda beyaz olmak üzere sekiz ya da dokuz kadeh olabilir.
şarap içmeyi çok seviyorum, neden acaba*. bugün uzun zamandır ilk defa kafam güzel oldu, bu da hoşuma gitti, bu hallerimi özlemişim. gerçi belki sabah silerim bu tanımı ama olsun. şarap içmeyi ve çakır olmayı seviyorum, belki de bu sonunda kontrolü bırakabilmekle ilgilidir bir noktada, bilmiyorum.
devamını gör...

anın fotoğrafı

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
şimdi değil ama birkaç saat öncesinden.
devamını gör...

yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi

bugün aslında güzel bir gün geçirdim, bu aralar hayatım da gayet yolunda ve iyi gidiyor. o kadar dert ve tasadan sonra nihayet ve şükürler olsun ki diyeyim. ama bugün mutsuz olduğum birkaç şey var, liste halinde sıralıyorum:
1. yirmi beş yaşına gelmiş olmam nedeniyle, bu yıl cilt bakımı ve özellikle güneş kremi dosyasına baya bir zaman ve maddi kaynak akıttım. kendime iyi bir güneş kremi aldım, dışarısı da hafif güneşliydi bugün ama gerçekten "hafif". dışarı çıkmadan önce işte yok iki parmak kuralı, yok biraz bekleyin güneş kremi otursun yüzünüzde falan ne deniyorsa yaptım ve dışarıda birkaç saat geçirdim. eve bir geldim ki yüzüm kıpkırmızı, yanmışım güneşten. her şeye rağmen yine yanmışım, yine yanmışım. üstelik ben bronzlaşmıyorum da kızarıp bozarıyorum. güneş kremlerine güvenim azaldı, yüzümde hafif tatlı pembelik de olmadı, beyazdan kırmızıya geçtim daha nisan ayından, hayırlı olsun.
2.pms falan dinlemeyip baya spor yaptığım için her yerim ağrıyor, ya hep ya hiç modundayım her zamanki gibi. asla kendi halime göre davranamıyorum. bir de bugün o kadar kas ağrısı üstüne gidip yaklaşık 7 kilometre falan yürüdüm, tebrikler dionysos, her yerin daha da çok ağrıyor artık.
3.ablam, marmaris'te bir yerden iş teklifi aldı ve taşınıyor. son maddeye koymama bakmayın, kalbim çok kırık ve üzgünüm. detaya girmiyorum, fazla üzdü bu beni çünkü. ama onun devasa odasına taşınacağım, benim istanbul'da tek yaşarkenki evimden falan daha büyük yani öyle düşünün ama özleyeceğim onu. neyse, ferrari'nin içinde ağlamak falan diyelim*.

sonuç olarak, mutsuz olduğum şeyler bu kadardı. çok negatif bir tanım olmasın, bugün pembe taşlı bir hızma bulup taktığım için ve yanık dondurma yediğim için,kendisi dünya üzerinde en sevdiğim tatlıdır, çok mutluyum. bir de bugün tatildi ve bizimkilerle vakit geçirmeyi de çok seviyorum, güzel zaman geçirdim yani sızlanmalarıma bakmayın. pancar yüzüme rağmen, iyiyim ve mutluyum genel olarak.
devamını gör...

normal sözlük

kaç gündür aklımda da yazmayı sürekli unutuyorum bunu. alıntı yaparken çıkan yazı çok çirkin duruyor ya, sırf o yüzden yazasım gelmiyor. kocaman, aralıklı şekilde, tanımı bölerek "alıntı!!!!" gibi yazmasına ne gerek var ki, daha estetik ve minimal olabilir o kısım. bu şekilde çok abartılı duruyor, sanki bomba patlatıyoruz da uyarı veriyor gibi*.
t:bizim sözlük işte.
devamını gör...

yerebatan sarnıcı

istanbul'da en sevdiğim yer. çok farklı bir aurası var, sanki başka bir dünyanın kapısı aralanmış gibi hissettiriyor. lisede ilk kez gittiğimde de sonradan istanbul'da yaşarken gittiğim zamanlarda da hiç çıkasım gelmemişti. çok mitolojik, sanki orta dünyadan bir yerlerden çıkmış gibi.
ama en son restore edilmesinden sonra pek hoşuma gitmedi doğruyu söylemek gerekirse, o mitolojik atmosferi gitmiş, modern sanat müzesi gibi olmuş.
devamını gör...

iz bırakan şarkı sözleri

dikkatli yürü arkana bakın,
birden yutar bu dünya insanı.
kabul eder mi toprağım malı?
neye yarar bu fani uğraşın?
koşup duramam ben kafam ağır,
bu düzende kulaklarım sağır.

leyla
o kadar güzel bir şarkı ki, o kadar ben gibi hissettiriyor ki anlatamam. son zamanlarda keşfettim ve bu kadar geç keşfetmeme üzüldüm, şimdi tadını çıkarmaya çalışıyorum. özellikle akşam yürüyüşlerimde ya da evdeyken kulaklığımı takıp başa sararak dinliyorum. kendimi buluyor gibiyim bu şarkıda, bazen bazı şarkılar böyle hissettiriyor.
devamını gör...

öfkeliyim kızım uzatma uzak dur benden diyen erkek

(bkz: uzaklaştır abi)
"kızım uzatma, uzak dur benden" diyecek biri bana ve ben de tamam diyip geçeceğim. çok sevgili halk ozanımız* alizade'nin bir lafı var "sana bir çakarım, sesini kesersin" diye, daha bir şey demiyorum.
böyle insanlar bizden uzak, allaha yakın olsun. çok öfkeliyken, konuşmak istemiyorken de bu düzgün bir şekilde söylenir. düşüncesi bile beni çok sinirlendirdi, imdattt.
devamını gör...

bireysel silahlanma

okullarda “bireysel silahlanma” ve “kamu görevlilerinin serbestçe silahlanabilmesi” nedeniyle “silahlı okul baskınları” yaşanıyor. bunun çözümü yine “bireysel silahlanma” mı gerçekten? farkında mısınız nasıl bir çelişkinin içinde olduğunuzun?

artan şiddet olayları, toplumda suça yakınlığın yükselmesi, politik olarak daha sert ve sağ bir çizgiye kayış, ekonomik buhranlar ve tüm bunların sonucunda yaşanan korkunç olaylar.

amerika gibi silahlı okul baskınları yaşanıyor, çözümü de amerikan yargı sistemi ve silah serbestisi mi?

sorunun kendisi ile sorunu çözmeye çalışmak, ateş çıkan yere gidip benzin dökmek gibi. temel olarak her koşulda korunması gereken hak, yaşam hakkı ve vücut dokunulmazlığıdır. cebinizde insanların hayatına son verebilecek bir aleti taşımak değil.
devamını gör...

jin jiyan azadi

bu konuyla son okul saldırıları hakkında nasıl bir bağ kuruluyor anlayamadım. okul saldırıları hepimizi yaralayan, ortak bir mesele. bunu alıp alakasız bir slogan tartışmasına çekmek neyi çözmeye çalışıyor tam olarak?
sandığınızın aksine herhangi bir söylemi yanlış bulmayan ya da sizinle birebir aynı düşüncelere sahip olmayan insanlar, bir "x gruba" dahil olmak zorunda değil, hep beraber hareket etmek zorunda değil, komut bekliyor falan da değil.
ayrıca "bu konuya ses çıkardın, şu konuya niye ses çıkarmadın?" (bkz: whataboutism) anlamına gelir, bir araştırın isterseniz.
böyle gerçekten üzücü, toplumun her kesimini ve kamu vicdanını yaralayıcı olaylarda, tutup da bambaşka bir konuda sizden bağımsız düşünen insanlara saldırmak, o üzücü olay hakkında konuşmak ve çözüm üretmeye çabalamak yerine konuyu apayrı yerlere çekmeye çalışmak da bir tercih tabii, bana sorarsanız kötü niyetten başka bir şey değil kusura bakmayın. kutuplaştırıcı bakış açınızı bari böyle olaylarda yansıtmayın.
hukuki kavram karmaşasına hiç girmiyorum bile. kullanırken en azından ne anlama geldiğini bilmek fena olmaz.
devamını gör...

15 nisan 2026 kahramanmaraş okul saldırısı

korkunç bir olay. maalesef okul taramalar da başladı artık, bireysel silahlanmanın önüne geçilmesi gerekiyor bir an önce. silah temin etmek bu kadar kolay olmamalı, öğrenmek ve kullanmak bu kadar kolay olmamalı. bu yaşta bir çocuğun evinde silahın ne işi var, kullanmayı nereden biliyor, nereden temin edildi?
silahın bu kadar kolay erişilebilir olması, özellikle çocuklar ve ergenler açısından çok daha tehlikeli. çünkü bu yaş grubu zaten dürtü kontrolü, öfke yönetimi ve sonuçları öngörme konusunda çok daha sıkıntılı. burada asıl sorulması gereken şu, bir çocuğun eline silah geçmesini engelleyemeyen bir sistem, gerçekten güvenlik sağlayabilir mi? geçen yıllarda bir kahveye saldırı olmuştu, şimdi iki okula saldırı oldu bunlar sistematik olaylar, tekil değil maalesef.
devletin temel yükümlülüğü yaşam hakkını korumakken silaha erişimin bu kadar kolay olduğu bir düzlemde insanların yaşam hakkı nasıl korunacak? artık sokaklar güvenli olmayacaksa, korkuyla yaşayacaksak toplumsal güvenlikten bahsetmek nasıl mümkün olacak? çocuklar okullarında bile korkuyorsa tüm bu aile yılı politikalarının ne anlamı var?
devamını gör...

kılıçdaroğlu’na hapis cezası

biraz araştırdım bu haberi, tam olarak ne söylediğini ve bunun hakaret kapsamında değerlendirildiğini öğrenemedim.
yine de şunu belirtmek lazım, ifade özgürlüğü özellikle siyasiler bakımından çok daha geniş yorumlanır. yani, ortalama bir vatandaşa söylenince hakaret niteliğinde olabilecek sözler siyasilere karşı söylendiğinde hakaret suçunu oluşturmayabilir çünkü bu kişilerin normal kişilere kıyasla eleştiriye daha açık olup tahammül etmeleri beklenir. dolayısıyla eleştirilerin kapsamı ve ifade özgürlüğünün sınırları daha geniş yorumlanır.
ama bizim ülkemizde son zamanlarda böyle değil belli ki, birilerinin alınganlığına göre yargı şekilleniyor. ben alındım "halkı kin ve düşmanlığa sevk etme", çok bozuldum " hakaret", benim rakibim olarak seçimlerde aday olacak "anayasal suç" ve daha nicesi.
devamını gör...

j.k. rowling'i dışlayan woke tayfa

gayet haklılardır.
transların kadın olamayacağını, feminizme dahil olmayacağını söylüyor ve bununla da kalmıyor trans haklarına ket vurulurken oturup bunu kutluyor. daha ne olacaktı, tabii ki linçlenecek. trans hakları, insan haklarıdır. böyle salak saçma düşüncelerin yeri yok artık.
devamını gör...

yazarlar hakkında gereksiz bilgiler

her şeyden, herkesten ve her yerden çok çabuk sıkılıyorum. böyle yaşamak da mümkün değil, sürekli değişmek de. ama canım sıkılıyor hemen, aşamıyorum bunu.
devamını gör...

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

çok sinirliyim. bugün işim erken bitmişti yarım saat. o yüzden akşam yemeğini ofiste yiyeyim, böylece evde kendime daha fazla vaktim kalır, spor yaparım ve dizimi bitiririm, biraz kendime vakit ayırırım diye düşünmüştüm. ama hayat bana kocaman bir nah çekti, üzgünüm. bir saattir lahmacunumu bekliyorum, tam bir saattir. bir de üstelik sadece tek bir lahmacun söylemiştim ama bu bir saatte daha çok acıktım, artık o bana yetecek mi bilmiyorum.
hayat çok zor,
özellikle de lahmacun beklerken.
devamını gör...

bir insanla anlaşabileceğinin işaretini veren şey

kesinlikle aynı dünya görüşüne sahip olmak. yoksa mizah anlayışı, keyifli vakit geçirmek bunlar zaten çok belirleyici kriterler değil. mizah anlayışım yüzde yüz uysa bile, hayata aynı pencereden bakmıyorsak o kadar da keyifli vakit geçiremem, anlaşabileceğimi hissetmem çünkü anlaşıldığımı hissetmem en başta. içimde bir rahatsızlık hissederim. bu herkes için geçerli, kendimi bildim bileli arkadaşlarımı da tamamen buna göre seçerim ve asla pişman olmadım şimdiye kadar.
devamını gör...

ilk iş hayatı şokunuz neydi sorunsalı

"eee, her gün gelecek miyiz buraya böyle? "
buydu. yani ben oldum olalı okula gitmemek için binbir yol ve yöntem bulan, gitsem bile geri dönen bir öğrencilik geçirdiğim için bir yere her gün, istisnasız gitmek bana çok garip bir konsept olarak gelmişti. "nasıl ya, her gün işe mi geleceğim böyle" dedim. sonra ne oldu derseniz, hibrit çalışmaya başladım.* ama böyle rahata alışmışken bir anda haftanın 6 günü ofise gitmem gereken bir işe geçtim, sonra haftaiçi ofisten çalışmaya şükrettim. beterin beteri varmış, ben biraz şımarmışım yani.
devamını gör...

ezberlenen en saçma şey

karanlık, sisli bir izmit gecesi tripteyim yine elimde resmi
bilen var mıdır bunu bilmiyorum, tüm şarkı aklımda liseden beri. asla kurtulamıyorum, arada söylerken buluyorum kendimi hala ya. ergenliğimin hayaleti resmen.*
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim