dionysos yazar profili

dionysos kapak fotoğrafı
dionysos profil fotoğrafı
rozet
karma: 21669 tanım: 1596 başlık: 44 apolet: 1 takipçi: 125
bazı şeyler karalıyorum.

son tanımları | başucu eserleri


normal sözlük yazarlarının hissettikleri

bu aralar aşırı sinirliyim, yani hemen sinirleniyorum, içimde sürekli bir sinir harbi var. kendi kendime acaba neden diye düşünüp duruyorum, hayatım baya yolunda gidiyor, gerçekten sakin ve huzurluyum. keyfim uzun zamandır çok yerinde, hastalığı da atlattım. ama içimde geçmek bilmeyen bir sinir var, o kadar derinlere bastırmışım ki çözmem biraz zaman aldı.
ben bu ülkede olan olaylara aşırı sinirliyim ya. şaşırdık mı, tabii ki hayır. ama günlük hayatı bu kadar etkilemesi de bu raddede ümitsizliğe düşmekten kaynaklı artık. her saçma sapan olayı mantık çerçevesinde, hukuka uygun şekilde anlatmaya çalışırken saçma sapan fikirlerle ve insanlarla muhattap olmak, baskın olan düşüncelerin her zaman en sığ ve zekasızca olanlar olması ve üstelik bunun o kadar yaygınlaşması ki marjinalize durumuna gelmek.
bilmiyorum valla, her şeyi mantık çerçevesinde anlatmaya çalışmaktan yoruldum. iki gün sonra devam ederim buna zaten işim bu. ama kendini ağaca falan zincirleyip eylem yapanları anlamaya başladım artık, bu ülke bu hale getiriyor insanı. yakında buna geçeceğim bu gidişle.
devamını gör...

hakaret davası

çok gereksiz bir şey. biri diğerine sövdü diye savcı, hakim ve avukat olarak bizler toplanıp adama neden sövdüğünü, bunun hakaret kapsamına girip girmediğini, emsal kararları, karşılıklı yapılıp yapılmadığını ve bir haksız fiil karşısında yapılıp yapılmadığını tartışıp duruyoruz. tümüyle boş ve gereksiz bir mevzu, boşu boşuna kaynak ve zaman tüketiminden başka bir şey değil.
nefret söylemi kapsamına girmediği sürece, ifade özgürlüğünün kapsamı hakaret sınırlarına kadar genişletilmelidir. bu süreçlerin hiçbirine gerek yok.
devamını gör...

türk erkeklerindeki rus ve ukraynalı kız merakı

bu da mı redflag diyeceksiniz, evet bu da redflag kardeşim.
"sarışın, renkli gözlü kadınları beğeniyorum" demek ayrı, herhangi bir milletin kadınlarını bu derecede fetişize etmek apayrı. antalyalı olduğum için çevremde çok fazla rus asıllı arkadaşım var, kendilerini de çok severim. ama rus kültürüyle büyüyenlerde "erkek her şeyi maddi olarak karşılamalı" mentalitesi kültürel kodlardan ve yetiştirilme tarzlarından dolayı çok yaygın. ama nasılsa bu tarz şeylerden hatta "ilk buluşmada hesabı erkek ödemeli" gibi basit bir mentaliteden bile etiyle kemiğiyle nefret eden ve elini cebine atmak istemeyen bazı kişiler rus kadınlarıyla beraber olmak konusunda çok meraklılardır. bu arada şunu da belirteyim, hiçbir şekilde "erkek şunu ödemeli, bunu ödemeli" diye bir düşüncem yok, her konuda eşitlikten yanayım bu konu da dahil ama onu bir geçin bence. tutarsızlıklarınıza bir bakın. bir de bence türk kızı şöyledir böyledir diyen kişilerle zaten beraber olunmamalı, tamam beğenmiyorsan birlikte olma, peşinden koşma yani. bazen kore'deki 4b hareketinin buraya da gelmesi gerektiğini düşünüyorum.
devamını gör...

aşk acısından daha büyük acılar

şu sıralar boğazımın acısı. öyle böyle değil yutkunurken gözlerim doluyor hem de tam iki hafta oldu. doktorun söylediğine göre ben beta virüsü olmuşum*. maalesef şaka değil, ortaçağda falan olsaydım hastalık hastası der yakarlardı beni öyle bir bağışıklığım var. nereden kaptım onu da hiç bilmiyorum, bünyemde normalde betalığa yer olmaz*. yan etkisi herhalde kötü şaka yapmak.
bu arada cidden baya zor günler geçirdim, her yerim iğne izleriyle doldu. neyse, kendinize dikkat edin yiyeceklerden falan bulaşıyormuş genelde.
devamını gör...

off campus

tam böyle çerezlik, tatlı, kafa yormayan kıvamda olan ve çok hoşuma giden bir dizi. izlerken gerek sahneleri gerek hikayesi beni 12 yaşımda geceleri wattpad okuyup disney channel izlediğim zamanlara götürdü. bu diziyi izlerken de özellikle ana karakter çiftin sahnelerinde içimdeki o kızı hissettim ve aşırı keyiflendim. özellikle ülkedeki şu günlerde (bkz: escapism) için birebir diyebilirim.
biraz paralel evren gibi tabii ki. herkes böyle çok karakterli, düzgün ve problematiklikten uzak. hatta fboy olanlar bile inanılmaz saygılı falan. bir de bu sene hokey oyuncularına yüksek bir ilgi var sanırım, (bkz: heated rivalry) de benzerdi. ama benim açımdan bu iki dizi kapışır. heated rivalry ne kadar sevdiğimi söylemiştim ama bunu çok daha fazla içselleştirebildiğim ve resmen wattpad zamanlarıma döndüğüm için daha çok bile hoşuma gitti diyebilirim.
bir de şunu söylemezsem olmaz, dizidekiler baya iyi. aşırı yakışıklılar. özellikle de garrett yani başrol çocuk, dehşet biri. kendisine bayıldım, afiyet bal şeker olsun hannah yani ne diyeyim*.
devamını gör...

ilk başta sevilmeyip zamanla alışılan şeyler

(bkz: türkiye'de siyaset)
son olaylardan sonra özellikle. şimdilik daha başka bir şey demiyorum.
devamını gör...

çok sevip çok özlediği halde aramayan insan

saygı duyduğum bir insandır.
tam aksine yani özleyip iletişime geçene de saygı duyarım ama bir şeyleri bahane ederek, öylesine gibi görünen, kendiyle yüzleşemeyen insanlara saygı duyamıyorum işte. bence sadece böyle ilişkisel mevzularda değil, gerçekten her konuda bir şey yapılacaksa tam yapılmalı, kaçak dövüşleri ya da bir şeylerin arkasına saklanmayı sevmiyorum, "bu kadar mı korkuyorsun?" diye düşündürüyor bana ve bu yüzden de saygı duyamıyorum. mesela, gerçekten hayatımda geri dönüp de keşke hiç karşılaşmasaydım dediğim çok çok az kişi var ve yıllar geçmiştir üzerinden ama onların bile en azından kendi hissettiklerini söyleyebilme cesaretleri olmasına saygı duyuyorum.
devamını gör...

caillou

küçükken gıcık olduğum çizgi film karakteri. hala daha aklımda neden sinir olduğum aradan 20 sene geçmesine rağmen. bu caillou annesiyle, babasıyla, büyükbabasıyla falan ortak bir şeyler yapmayı çok seviyordu. annesiyle kek yapıyordu, babasıyla tamir işlerini, büyükbabasıyla ise bahçe işlerini yapıyordu ve ben de küçükken böyle ailemle ortak aktiviteler yapmayı çok severdim. ama şöyle bir fark var caillou ailesiyle birlikte yaptığı şeylere "ben yaptım bunu" diyordu, "bakın ben kek yaptım", "bakın ben domates ektim". ben de nam-ı diğer 5 yaşındaki küçük dio buna aşırı sinirleniyordum çünkü beraber yaptılar, caillou yapmadı onu. bak yine sinirlendim.
çocukluğumda böyle çok sinirlendiğim 2 şey var; biri caillou'nun tek başına yapmış gibi işlerin üstüne konması ve herkesin bunu normal karşılaması, diğeri de anasınıfı öğretmenimiz kırmızıya pembe dediği için "kırmızı" rengin var olduğuna sınıftaki kimseyi inandıramamam.
devamını gör...

yazarların güne puanı

1 veriyorum bugüne.
karnım çok kötü ağrıyor, o yetmezmiş gibi boğazım da ağrımaya başladı. ablamdan bana bulaştı bu meret. zaten bu dünya üzerinde benim 500 metreye kadar yakınımdaki bir insanın hasta olup da benim ondan kapmama ihtimalim sıfır. o yüzden de zaten tahmin ediyordum aslında ama "olmaz artık yaz geldi" diye kendimi kandırıyor, bir de birkaç aydır çok spor yapıyorum diye bağışıklığımın arttığı yalanına kanıyordum. ama fos çıktık yine.
boğaz ağrısı diyince akan sular durur, vücudum tüm işini bırakıp hasta olmaya koşar. işte bugün de o günlerden biri. genelde de serumsuz atlatamıyorum ama bakalım bari o kadar da ağırlaşmasın, şuan yine iyi sayılırım.
1 puanı nereden verdin dionysos derseniz, bugün anne köftesi yedim de ondan +1 puan veriyorum.
devamını gör...

rakı paylaşımı yapan vatandaşa alkol soruşturması

saçmalık.
hukuken bir görsel, davranış ya da videonun "reklam" olabilmesi için öncelikle bir ticari amaç güdülmelidir. arkadaşlarla alkol masasında paylaşılan bir fotoğraf, ticari bir amaç olmadığından reklam tanımına girmez, bu kadar geniş yorumlamak da belirlilik ve ölçülülük ilkelerini ihlal eder.
göz korkutmaktan başka bir şey değil, 3 milyon liraya kadar idari ceza isteniyormuş da bilmem ne. amca, allah aşkına bir an önce kendine bir avukat tut. milyonluk idari para cezalarını geçtim, en ufak bir miktarda dahi idari para cezası uygulansa anayasa mahkemesine kadar taşınmalı. direkt olarak temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması anlamına gelir çünkü basit bir rakıdan ibaret değil.
devamını gör...

yazlık kışlık kıyafet değişimi

yemin ederim nefretlik bir iş bu ya. nevresim değiştirmek bile bundan daha az kötüdür, o kadar diyeyim.
buraya yaz geldi ama benim o kadar çok yazlık ve yine o kadar çok kışlık kıyafetim, daha da doğrusu elbiselerim var ki asla bu devir daim bitmiyor. geçen bir hafta sonu uğraştım, yatağın altındaki tüm yazlıkları boşalttım, tam demiştim ki rahat ettim ama yok, 2 valiz de dolabımın üstünde yazlık kıyafetler varmış. onları unutmuşum. bu hafta sonu da onları değiştirmem lazım.
bir de nedense asla ama asla uzun elbise ve etek giyememe sorunuma çare bulamadım, geçen sene "uzun" olduğu için işte ve adliyede rahatça giyerim diye aldığım tüm elbise ve etekleri de kestirmişim. geçen bunu fark edince ayrıca delirdim, işin kötüsü uzun şeyleri de boyum çok kaldırmıyor, kendimi bodur hissediyorum*. evet, ben de kendim yüzünden kendime sabır diliyorum.
delirmeme ramak kaldı bu konuda.
devamını gör...

erkek adam saç boyar mı sorusu

boyayabilir.
ama şahsen şu civciv sarısına boyama trendini beğenemediğimi itiraf etmeliyim.
bir de bence erkek adam küpe takar ya. ne o öyle küpesiz geziyorsunuz ortalıkta asla anlayamıyorum, şu kulaklarınızı deldirin artık herhangi bir adam olmayı bırakın*.
ben erkek olsaydım kesinlikle tek kulağımda küpe ve halka hızma ile gezerdim. o kadar eminim ki buna.
devamını gör...

pelinay igit

çok güzel bir kadın, vloglarını çook uzun zamandır izliyorum. bu kadar popüler olmadan önce izlemeye başladım, 4 senesi falan vardır. hayatı yaşama şekli ve bakış açısını seviyordum, karakterini de gördüğüm kadarıyla biraz kendime benzetiyordum.
ama şu en son ilişkisinden sonra çok soğudum, hatta o çocuğu görmemek için takipten çıktım kızı. yani, sen hem o kadar güzel hem de hayatta kendi standartları olan bir kızsın, gökalaf mı cidden? çok, çok kötü. bu hayatta benden kötü erkek seçimi yaptığına emin olduğum az kişiden biri*. şaka bu arada, artık seçimlerim o kadar kötü değil. evet, çünkü seçim yapmıyorum.
neyse, sanırım ayrılmışlar. iyi olmuş, artık takibe alabilirim tekrardan.
devamını gör...

an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
pilates yapıyordum yine evde, iki erkek çocuğu tarafından izlendiğimi fark ettim.
üstelik çok şaşkın görünüyorlar.
evet, şeytan ayrıntıda gizli, perdenin arkasına saklanmış.
devamını gör...

hadise'yi seksi bulan erkek

bence insanların celebrity crush'larını öğrenerek onlar hakkında da fikir sahibi olabiliriz. mesela sydney sweeney , dua lipa ve hadise üçlüsünden en azından birini aşırı beğenen bir erkek, benim gözümde kırmızı bayrakları sallayarak dolaşan bir erkektir.
ilk defa da bu kadar net konuşuyorum, alınmaca gücenmece yok.
devamını gör...

10 yıl önceki kendimize söylemek istediklerimiz

hayır, hayatında ilk defa biriyle ilk buluşmaya çıktın diye o senin hayatının aşkı falan değil, ondan hoşlanmamıştın bile hatırlasana. sırf biraz heyecan olsun hayatında diye kafanda büyüttün sonrasında dionysos, biliyorsun.
senin o aşırı neşeli ve enerjik hallerini özlüyorum arada.
o kız var ya, hani arada kafanda soru işaretleri oluşturan, yakın arkadaşın olduğunu düşündüğün, ona güvenme işte hislerini dinle. bir de insanların her söylediği doğru değil, laf arasında belli ediyorlar, yakalıyorsun da biliyorum ama safsın kızım işte baya. daha akıllanmana bir 8-9 sene var maalesef.
bir de kıyaslayıp durma kendini milletle, azıcık silkelen de kendine güven biraz, sandığından çok daha güzel ve güçlüsün.
ama kötü haber, edebiyat okuyup yazar olmuyorsun. türkiye için biraz fazla optimist bir hayaldi o.
15 yaşının tadını çıkar, seviyorum seni.
devamını gör...

bosch anneler günü reklamı

o kadar saçma bir olay ki.
yine, yeni bir gün ve "birileri" o "çok kutsal" aile yapısına saldırıyor. o kadar kutsal, o kadar güçlü bir aile yapısı ki bu, en ufak bir reklamda dahi yıkılma riskiyle karşı karşıya.
aile içindeki şiddeti engellemeyen, kadınları ve çocukları korumayan, çocuklara bir gelecek sunamayan bir ülkede aile yapısını tehdit eden şeyin reklamlar olmadığına çok eminim. ayrıca, bir aile iki kişi ve bir köpekten de kediden de oluşabilir. ama çok korkuyorlar doğurmayacağız diye, gariptir ki bu doğum oranlarındaki düşüşün sebebi de tam olarak kendileri.
git gide çocuksuzluk çok daha fazla artacak, buna eminim. çünkü şahsen, kendimi bildim bileli çocuk sahibi olma fikri bana çok güzel gelmiştir, anne olma fikrine hep çok yakın hissediyordum ve iki tane kızım olsun falan diye hayallerim hep vardı.
ama ne zaman hayatın ve özellikle de içinde bulunduğumuz ülkenin gerçekleriyle yüzleştim, kendi açımdan çocuk sahibi olmanın bulunduğumuz bu şartlar altında en azından benim hayatımda çok bencilce olduğunu anladım. çocuk yapanlara bir şey demiyorum tabii ki kendi kararları ama kendi kendinizin hem maddi hem manevi bütünlüğünü hem de bu ülkede sokakta yürürken bile bedensel güvenliğini sağlayamıyorsanız gerçekten o çocuğu nasıl koruyacaksınız tüm bu kötülüklerden bilmiyorum.
bu yüzden gerek kendim gerekse çevremden pay biçerek, ne kadar korksanız da o çok korktuğunuz "çocuksuzluk" ve "geleneksel aile kavramının yıkılması" gitgide artacak ve bunun sebebi de bizzat sizin yönetim anlayışınız. bunun farkına varmayacağınıza ve farkına varmadıkça da bu durumun daha da çok artacağına eminim.
yani, sebebi olduğunuz sonuçlar gerçekleşince ağlamayın.
yasaklayarak da hiçbir şeyin önüne geçemezsiniz.
devamını gör...

bir şeyi hemen olsun istemek

evet ben de böyleyim.
hemen olsun istiyorum istediğim her şey, hemen olmazsa sıkılıyorum ve vazgeçiyorum.
ama hemen olursa da hevesim kaçıyor, "şimdi ne anlamı kaldı ki? " diye düşünüp yine sıkılıyorum.
yani, çok zor bu hayat böyle galiba.*
devamını gör...

neden sorusuna verilecek cevaplar

canım öyle istediği için.
cidden, belli bir noktadan sonra "neden?" diye sorulması çok mantıksız geliyor. her şey bir nedene bağlı değil ya da bir nedene hizmet etmek zorunda da değil. bazı şeyler sadece öyle olduğu içindir, öyle istediğimiz için ya da öyle hissettiğimiz için. kim getirdi bu "her şeyin bir nedeninin olması gerektiği" fikrini bilmiyorum.
gece yarısı olmuş saat ama ben buna sinirlendim şimdi de. geçenlerde, bayadır çok istediğim bir şeyi yaparken bir yakınım bana "neden? " diye sordu, ben de "çünkü bunu yapmak istiyorum" dedim. ama yetmedi, "onun yerine şunu yapsana." cevabını aldım. "onu yapmak istemiyorum, şuan yaptığım şeyi yapmaya devam etmek istiyorum. yaşlandığımda istediğim şeyleri yapmış biri olmak istiyorum, başkalarının istediklerini değil." bunu diyemedim işte.
şaka şaka, kandırdım sizi***. neyse tabii ki de dedim bunu. bana gelip de böyle saçma sapan sorular sorup keyfimin içine etmeye çalışacak herkese cevabını veririm, tam olarak da böyle söyledim ve konu da burada kapandı. yani, kendi hayatına baksın herkes, ben uzun zamandır ilk defa bu kadar mutluyum çünkü ilk defa kulaklarım bu kadar tıkalı herkese.
devamını gör...

kitap okurken dikkatin dağılması

bununla ilgili focus timer uygulaması var, onu önerebilirim. benim yeniden kitap okumaya dönüşümde çok etkili oldu. ideal olarak 25 dakika zamanlayıcı kuruyorsunuz, isterseniz yağmur sesi ya da klasik müzik eşliğinde okuyorsunuz kitabınızı. "zaten 25 dakika çok değil" diye düşündüğünüz için de dikkatiniz fazla dağılmıyor açıkçası. farklı zamanlamalar da var, alışkanlığa geri dönene kadar bana baya faydası dokunmuştu, o yüzden öneririm.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim