dünün ve bugünün günah keçisi: "bilgisayar oyunları ve diziler"
kimse kendi ebeveynliğini, çocuğuna sınır çizemeyişini sorgulamıyor; ihale hemen en kolay hedefe, oyunlara kaldı. bizim çocukluğumuz karate yapan atari oyunlarıyla, televizyonda aynalı tahir, kurtlar vadisi, keleşli ağalar ve üvey baba gibi şiddetin her türünü barındıran yapımlarla geçti. yeşilçam'ın tokat atan kötü adamları, jackie chan'in uçan tekmeleri, rambo'nun mermileri eksik olmazdı ekranımızdan.
peki sonuç?
biz oyun oynarken mahallemizden öğretmenimiz geçince ayağa kalkıp saygı duruşuna geçerdik. neden? çünkü başımızda ipimizi çeken, nerede durmamız gerektiğini öğreten anne ve babalarımız vardı. üniversiteye gittiğimizde bile evimize, yurdumuza çıkarma yapan, bizi kontrol eden aile yapısından geliyoruz. hiçbirimizin de psikolojisi o disiplinden ötürü bozulmadı; oysa psikoloji o zaman da icat edilmişti.
günümüz tablosu içler acısı:
3 yaşındaki çocuk dahi, istediğini yaptırmak için annesini babasını dövüyor, hırpalıyor.
ebeveyn, çocuğun emrine amade şekilde her istediğini yapıyor.
çocuk, ailesi tarafından kutsanmış genlere sahip muamelesi gördüğü için her şeyi yapabileceğine inanıyor.
anne-baba bu şiddete maruz kalıyorsa, öğretmeni de arkadaşı da komşusu da kalmak zorunda hissediyor. çünkü o, dünyanın merkezi olan "onun bitanecik çocukusu."
şimdi kalkıp tüm bu yetiştirme hatalarını görmezden gelip suçu oyunlara atmak kolaya kaçmaktır. çocuk evde sınır görmüyorsa, sorumluluk almıyorsa ve "hayır" kelimesini duymuyorsa; suçlu ne gta'dır ne de call of duty.
tü size diziler, tü size bilgisayar oyunları; ama aslan payı o kutsal ebeveynliklerinize.
(bkz:
psikolojik problemli çocuğu poligona götürmek)
(bkz:
o daha çocuk her şeyi yapmaya hakkı var)
(bkz:
15 nisan 2026 maraş okul katliamı)
devamını gör...