1.
son tanımları
2.
modern toplumda kadının yeri
kadının güçlü olmasını erkekleşmesiyle eşdeğer tutan hiçbir tanımlamayı kabul etmemekle beraber fıtrattan bihaber olan kimselerin eşitlik zokasını yutmakla kalmayıp topluma da yutturmaya çalışmalarına ayar oluyorum. medenileşme zannettiğiniz gibi bir şey değil ve esasen kapitalist sermayenin güzellemelerine balıklama atlamaktan başka bi halt yaptığınız da yok. eskilerin yanlış davranış kalıplarına antitez oluştururken diğer aykırı uca kaydığınızın farkına varamıyorsunuz ya ona yanıyorum. tepkiselliğiniz oldukça komik.
devamını gör...
3.
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
çok şey var anlatılacak, söyleyecek de yeri burası mı sorusu zihnimin kılcallarında rahatsızlık veriyor. yazmak rahatlatır diye yazıyorum başka bir gayem yok. uzun süredir hiçbir yerde hiçbir şeye yazmıyorum. düdüğü kapalı tencere gibiyim ve düdük mandalı açıldığında artan iç basıncımı düşürmek adına bütün birikmiiliğimi salmak isterken zannediyorum fazlaca ses çıkardığımdan insanlar çok da dinlemiyor. gerçi suçu kendimde bulmak kendime haksızlık olurdu. insanların dinleme kapasitelerinin düşüklüğünün bu kadar olması şaşırtıyor da üzüyor da. herkes anlatıyor, ara vermeden, karşıdakinin haline aldırış etmeden. kafa sallamaktan bi aralar moda olan ve araçlara koyulan oynar başlıklı oyıncaklar gibi hissediyorum. seni dinliyorum ve anlıyorum demek istiyorum çünkü muhatabımı önemsiyorum, o beni önemsemesedd. ahmaklık değil bu, kendime saygım var ve bu saygım muhatabıma saygıyı gerektiriyor. neyse. kimse kimseyi hakkıyla dinlemiyormuş gibi ve dinleyen birini bulunca nöronlarım keyiften dört köşe olan çocuk kahkahası atıyor. yargılamadan, yorum yapmadan, tavsiye verme zorunluluğu hissetmeden sadece ve sadece dinleyen o kimse müthiş hissettiriyor. çok şey istiyorum !
devamını gör...
4.
kemalizm
#3298464
kimseyi tekfir ettiğim yok, teknolojiyi inkar ettiğim de yok. anlaşılması adına olabildiğince açık yazdım ama belli ki niyet okumak daha kolay.
tartışma bir sonuca bağlanmayacak, birbirimizden istifade etmemiz de olanaksız görünüyor. burada size cevap verme uğraşımı bitiriyorum. son kez vesselam
kimseyi tekfir ettiğim yok, teknolojiyi inkar ettiğim de yok. anlaşılması adına olabildiğince açık yazdım ama belli ki niyet okumak daha kolay.
tartışma bir sonuca bağlanmayacak, birbirimizden istifade etmemiz de olanaksız görünüyor. burada size cevap verme uğraşımı bitiriyorum. son kez vesselam
devamını gör...
5.
kemalizm
#3297330
1.paragraf
islamcı oluşumların lokalleşmesi onların ulusçu saiklerle hareket ediyor olduğunu göstermez. burda şartlar ve imkanalr göz önünde bulundurulmalıdır. senelerdir yaşadığı coğrafyadaki problemlerle uğraşan adamlardan global anlamda atılım beklemek doğru değil. önce evin içi ama kendi değerlerine uygun çözümlerle, başkasında devşirilmiş özenilmiş fikirlerle değil. esinlenmek veya örnek almak başka, elekten geçirmeden aldım kabul ettim demek başka. ümmetten kastedilen tek bir devlet altında birleşmiş müslüman topluluğu değil, farklı devletler ve coğrafyalarda da olsa birbirlerini gözeten kardeşler olunmasıdır. hilafet bunu sağlama maksadı güder ama ihtilaflar da kaçınılmadır. burası dünya cennet değil ve biz insanız. mutlak iyi dediğimiz bir ortam burada yok olmayacak. hedef mümkün olduğunca hakikatte kalmaktır.
2.paragraf
jön türkler genç osmanlıların evlatlarıdır tabiri caizse. batılılaşma ikisinde de ön plandadır. ikisinin de kavramları kullanışları bulanıktır. buna sebep olan etken batılılaşırken batıcılığı islami bir hüviyette kullanamaya çalışan üyelerin bunu başaramaması ve kendileriyle çelişmesidir. bu oldukça normaldir çünkü yapmaya çalıştıkları şey zorlamadır. içlerinde homojen bir yapı yoktur. kimisi de seküler yaklaşım sergilemiştir.bu haliyle ikisi içinde de homojen bir yapı yoktur. genç osmanlılar belirttiğiniz gibi daha gelenekselci olmalarına karşın kafa karışıklığı anlamında jön türklerden farklı değillerdir. anladığım kadarıyla islami kimlikle batıyı arıştırma çabası sonuçsuz kalınca seküler tarafı savunanların aktivitesi yükselmiş ve daha akışkan şekilde yol almıştır.
3.paragraf
soruma cevap alamadım. türkün ne olduğuna iknayım ama türkün üstünlüğü, hikmetleri ve diğerlerine göre faziletleri noktasında ulusçu yaklaşımla aynı düzlemde değilim. ümmet denen kavramı ulusçu-devletçi yaklaşımla anlamaya çalıştığınız için anlaşamıyoruz.
4.paragraf
islamı sadece ahlak ve maneviyata sıkıştıran anlayışı kabul etmiyorum. islam'ı bölemezsiniz. bölerseniz o islam olmaz. biz islam olalım aynı zamanda seküler yaşam tarzıyla yaşayalım denirse bulanık bir fikir dünyasının varlığı ortaya çıkar. diyanet işlerinin kuruluş amacı islam'a sahip çıkmak değildir. islam sahip çıkılacak bir şey de değildir. diyanet işlerinin kuruluşu laikliğe de aykırıdır. diyanet işleri, islam'ı devletin gözetimine alarak onun mücadeleci tarafını ekarte etmek adına kurulmuştur. böylece güya toplumun dini yaşama hürriyeti korunmuş ve düzenlenmiştir. halbuki olan şey islam'ın devrimci tarafını yumuşatarak onu seküler devlet için zararsız hale getirmektir.
5.paragraf
üç tarz-ı siyaset üzerine kitap tahlili bir video buldum. onu izleyeceğim inşallah. kitabı da okumayı düşünüyorum.
6.paragraf
ironinin ne olduğunu biliyorum. kavramlara atfettiğimiz anlamlar farklı olduğundan sizin ironiniz bana ironik gelmiyor bunu anlatmaya çalışıyorum.
7.paragraf
türklük yada türkçülük yapısı itibariyl ırk temelli olduğundan başka neyle eşitleyebilirim. kendini türk hisseden türktür yaklaşımını mı kabul edelim. bu yaklaşım komik ve tutarlı da değil. türk kimliği almış suriyelileri de türk hisettikleri için türk kabul edebiliyor musunuz yoksa bu ayrıcalık yalnızca batılı olup türklük hissiyatında olanlar için mi geçerli? ya da tatlış kabul ettiğimiz afrikalılar için mi?
dini yalnızca ahlaki ve manevi alanda bırakmak tam bir hristiyan yaklaşımıdır. dinden kastımız islam ise bu din hayatın her noktasına sirayet eder. bu yaklaşımı kabul edip etmemek sizin tercihinizdir ama hakikat böyledir. biz islam'ı batının hristiyanlığa yaptığı gibi bölmüyoruz bir bütün olarak alıp kabul ediyoruz ve hayatımıza yansıtma gayretine giriyoruz. yoksa dinin hükümlerini keyfimize göre şekillendirme hatasına düşeriz ve ortada din diye bir şey kalmaz. tıpkı batı gibi. batı din diye inandığı şeyin kaynağını insana dayandırmak mecburiyetindedir çünkü insan allah'tan geleni tahrif etmiştir. din insanın inisiyatifinde olamaz, olursa o yapay din olur.
8.paragraf
teknoloji ve bilimi nötrdür. bunları kullananın değerlerine göre iyi veya kötü olurlar. teknoloji ve bilimi haddinden fazla yüceltirseniz bu ikisinin bulunduğu her alanı hoş görürsünüz. daha önceki yazıda da bahsettim. en basitinden çevre kirliliği dediğimiz şeyin sebebi teknoloji değil mi? çok para kazanmak, katma değerli elektronik cihazlar üretmek insanın özüne ne gibi bir katkı sağlıyor? bu teknoloji gelişmesin demek değil, teknolojiyi ve bilimi olması gereken yere oturmazsanız of adamlar ne bomba yapmış binayı kökünden kazıyor diye hayranlık duyarsınız. airpods tek başına pek çok şirketten daha fazla gelir elde etmiş bu sene. insanlığa ne faydası oldu? bluetooth teknolojisi varmış eeee açlıktan kemikleri sayılan çocuğa ne fayda sağladı? demagoji yapmıyorum. teknoloji devleri insanlık için mi varlar yoksa kendi maddi menfaatleri için insanlığı sömürme peşindeler mi? suudilerin veya başka toplumların batılılaşıyor olması veya çoğunluğun bu yöne sapması hakikati belirlemez.
9. paragraf
demokrasi, özgürlük ve eşitlik koca birer aldatmacadır. tage lindbom'un demokrasi miti isimli kitabını konuyla alakalı olması hasebiyle tavsiye ederim.
sizin hayata bakışınız seküler olduğundan laiklik, sosyalizm, hümanizm, hukuk devleti gibi kavramlar size hoş gelebilir. bunların için doldurma çabası güden güç insandır ve biz biliyoruz ki insan çıkarı doğrultusunda bu kavramların içeriğini değiştirir, değiştiriyor da. insan hakları denen şey batıya özel. afganistan üzerinden verdiğiniz örnek oldukça tepkisel ve doğruluğu meçhul. size doğruluğundan emin olacağımız örnekler vereyim;
mesela türkiye hiç genel ev yok ve orda zorla çalıştırılan insalar da yok değil mi?
onlyfansta kadınlar kendini pazarlamıyor değil mi? kendi iradesiyle olunca mal olmuyor mu? illa başkasın mı pazarlaması lazım. onun da örneğini yukarda verdik.
sarık sarıp şalvar giyenler, çarşaf giyenler örselenmiyor değil mi? kıyafet özgürlüğü zannediyorum sadece soyunurken var. laiklikten dem vururken, din ve vicdan özgürlüğünden yakınırken bu ne perhiz? batı gibi düşündüğünüzden özgürlüğün tekelinizde olduğunu düşünmeniz gayet doğal.
anlaşılan biz türkiyenin ideolojik yapısını tartışmadan önce algılarımızı hakikatle kalibre etmemiz gerekiyor ki meseleleri doğru kavrayabilelim. vesselam.
1.paragraf
islamcı oluşumların lokalleşmesi onların ulusçu saiklerle hareket ediyor olduğunu göstermez. burda şartlar ve imkanalr göz önünde bulundurulmalıdır. senelerdir yaşadığı coğrafyadaki problemlerle uğraşan adamlardan global anlamda atılım beklemek doğru değil. önce evin içi ama kendi değerlerine uygun çözümlerle, başkasında devşirilmiş özenilmiş fikirlerle değil. esinlenmek veya örnek almak başka, elekten geçirmeden aldım kabul ettim demek başka. ümmetten kastedilen tek bir devlet altında birleşmiş müslüman topluluğu değil, farklı devletler ve coğrafyalarda da olsa birbirlerini gözeten kardeşler olunmasıdır. hilafet bunu sağlama maksadı güder ama ihtilaflar da kaçınılmadır. burası dünya cennet değil ve biz insanız. mutlak iyi dediğimiz bir ortam burada yok olmayacak. hedef mümkün olduğunca hakikatte kalmaktır.
2.paragraf
jön türkler genç osmanlıların evlatlarıdır tabiri caizse. batılılaşma ikisinde de ön plandadır. ikisinin de kavramları kullanışları bulanıktır. buna sebep olan etken batılılaşırken batıcılığı islami bir hüviyette kullanamaya çalışan üyelerin bunu başaramaması ve kendileriyle çelişmesidir. bu oldukça normaldir çünkü yapmaya çalıştıkları şey zorlamadır. içlerinde homojen bir yapı yoktur. kimisi de seküler yaklaşım sergilemiştir.bu haliyle ikisi içinde de homojen bir yapı yoktur. genç osmanlılar belirttiğiniz gibi daha gelenekselci olmalarına karşın kafa karışıklığı anlamında jön türklerden farklı değillerdir. anladığım kadarıyla islami kimlikle batıyı arıştırma çabası sonuçsuz kalınca seküler tarafı savunanların aktivitesi yükselmiş ve daha akışkan şekilde yol almıştır.
3.paragraf
soruma cevap alamadım. türkün ne olduğuna iknayım ama türkün üstünlüğü, hikmetleri ve diğerlerine göre faziletleri noktasında ulusçu yaklaşımla aynı düzlemde değilim. ümmet denen kavramı ulusçu-devletçi yaklaşımla anlamaya çalıştığınız için anlaşamıyoruz.
4.paragraf
islamı sadece ahlak ve maneviyata sıkıştıran anlayışı kabul etmiyorum. islam'ı bölemezsiniz. bölerseniz o islam olmaz. biz islam olalım aynı zamanda seküler yaşam tarzıyla yaşayalım denirse bulanık bir fikir dünyasının varlığı ortaya çıkar. diyanet işlerinin kuruluş amacı islam'a sahip çıkmak değildir. islam sahip çıkılacak bir şey de değildir. diyanet işlerinin kuruluşu laikliğe de aykırıdır. diyanet işleri, islam'ı devletin gözetimine alarak onun mücadeleci tarafını ekarte etmek adına kurulmuştur. böylece güya toplumun dini yaşama hürriyeti korunmuş ve düzenlenmiştir. halbuki olan şey islam'ın devrimci tarafını yumuşatarak onu seküler devlet için zararsız hale getirmektir.
5.paragraf
üç tarz-ı siyaset üzerine kitap tahlili bir video buldum. onu izleyeceğim inşallah. kitabı da okumayı düşünüyorum.
6.paragraf
ironinin ne olduğunu biliyorum. kavramlara atfettiğimiz anlamlar farklı olduğundan sizin ironiniz bana ironik gelmiyor bunu anlatmaya çalışıyorum.
7.paragraf
türklük yada türkçülük yapısı itibariyl ırk temelli olduğundan başka neyle eşitleyebilirim. kendini türk hisseden türktür yaklaşımını mı kabul edelim. bu yaklaşım komik ve tutarlı da değil. türk kimliği almış suriyelileri de türk hisettikleri için türk kabul edebiliyor musunuz yoksa bu ayrıcalık yalnızca batılı olup türklük hissiyatında olanlar için mi geçerli? ya da tatlış kabul ettiğimiz afrikalılar için mi?
dini yalnızca ahlaki ve manevi alanda bırakmak tam bir hristiyan yaklaşımıdır. dinden kastımız islam ise bu din hayatın her noktasına sirayet eder. bu yaklaşımı kabul edip etmemek sizin tercihinizdir ama hakikat böyledir. biz islam'ı batının hristiyanlığa yaptığı gibi bölmüyoruz bir bütün olarak alıp kabul ediyoruz ve hayatımıza yansıtma gayretine giriyoruz. yoksa dinin hükümlerini keyfimize göre şekillendirme hatasına düşeriz ve ortada din diye bir şey kalmaz. tıpkı batı gibi. batı din diye inandığı şeyin kaynağını insana dayandırmak mecburiyetindedir çünkü insan allah'tan geleni tahrif etmiştir. din insanın inisiyatifinde olamaz, olursa o yapay din olur.
8.paragraf
teknoloji ve bilimi nötrdür. bunları kullananın değerlerine göre iyi veya kötü olurlar. teknoloji ve bilimi haddinden fazla yüceltirseniz bu ikisinin bulunduğu her alanı hoş görürsünüz. daha önceki yazıda da bahsettim. en basitinden çevre kirliliği dediğimiz şeyin sebebi teknoloji değil mi? çok para kazanmak, katma değerli elektronik cihazlar üretmek insanın özüne ne gibi bir katkı sağlıyor? bu teknoloji gelişmesin demek değil, teknolojiyi ve bilimi olması gereken yere oturmazsanız of adamlar ne bomba yapmış binayı kökünden kazıyor diye hayranlık duyarsınız. airpods tek başına pek çok şirketten daha fazla gelir elde etmiş bu sene. insanlığa ne faydası oldu? bluetooth teknolojisi varmış eeee açlıktan kemikleri sayılan çocuğa ne fayda sağladı? demagoji yapmıyorum. teknoloji devleri insanlık için mi varlar yoksa kendi maddi menfaatleri için insanlığı sömürme peşindeler mi? suudilerin veya başka toplumların batılılaşıyor olması veya çoğunluğun bu yöne sapması hakikati belirlemez.
9. paragraf
demokrasi, özgürlük ve eşitlik koca birer aldatmacadır. tage lindbom'un demokrasi miti isimli kitabını konuyla alakalı olması hasebiyle tavsiye ederim.
sizin hayata bakışınız seküler olduğundan laiklik, sosyalizm, hümanizm, hukuk devleti gibi kavramlar size hoş gelebilir. bunların için doldurma çabası güden güç insandır ve biz biliyoruz ki insan çıkarı doğrultusunda bu kavramların içeriğini değiştirir, değiştiriyor da. insan hakları denen şey batıya özel. afganistan üzerinden verdiğiniz örnek oldukça tepkisel ve doğruluğu meçhul. size doğruluğundan emin olacağımız örnekler vereyim;
mesela türkiye hiç genel ev yok ve orda zorla çalıştırılan insalar da yok değil mi?
onlyfansta kadınlar kendini pazarlamıyor değil mi? kendi iradesiyle olunca mal olmuyor mu? illa başkasın mı pazarlaması lazım. onun da örneğini yukarda verdik.
sarık sarıp şalvar giyenler, çarşaf giyenler örselenmiyor değil mi? kıyafet özgürlüğü zannediyorum sadece soyunurken var. laiklikten dem vururken, din ve vicdan özgürlüğünden yakınırken bu ne perhiz? batı gibi düşündüğünüzden özgürlüğün tekelinizde olduğunu düşünmeniz gayet doğal.
anlaşılan biz türkiyenin ideolojik yapısını tartışmadan önce algılarımızı hakikatle kalibre etmemiz gerekiyor ki meseleleri doğru kavrayabilelim. vesselam.
devamını gör...
6.
beylikdüzü nde genç kızın numarasını isteyen mülteci
tacize iyi gözle bakacak değiliyiz ama mülteci olması mı ana nokta? karşıdaki biskolata erkeği olsaydı tepki ne olurdu diye düşündürdü. şayet tepki kişiye, ırka göre değişecekse sanki mevzu başka bir şey he?
devamını gör...
7.
kemalizm
islamcılık tarih olmuş mudur bilmem ama islam’ın kendisi her ne kadar bu topraklarda boynu bükük olsa da kaynağı itibariyle tükenmez bir şekilde yeryüzünde bulunmaktadır. eleştirdiğim şey zaten ulusçuluk fikri. ulusçuluğa karşı olduğumdan türkçülüğe, arapçılığa, kürtçülüğe falan da karşıyım. kendi kavmini sevmek ayrı kavmini diğer kavimlerden üstün görmek apayrı şeylerdir. sanki yeryüzünde sadece türk varmış gibi kibirlenici yaklaşımlar doğru değil. genç tükler derken jön olanlardan bahsettiğinize göre bu gençlerin fikirlerinin menbağı neresi acep? jönlük zamanın fikir akımı ve belli ki bizimkiler de özenmiş. bana saf türklüğün ne olduğunu, saf türkün ne olduğunu tanımlarsanız memnun olurum çünkü böyle bir şeyin olabileceğine inanmıyorum. zannediyorum türkün faziletlerini o vakit anlayabiliriz.
ziya gökalp’in teslisine gelince. rasim özdenören , yumurtayı hangi ucundan kırmalı adlı denemesinde bu üçlüye teslis der ve eleştirir. islam, türkçülük ve garpçılık. bu üçünün bir arada bulunması imkansızdır bu sebeple ziya gökalp çelişkiye düşmüştür. kısaca; garpçılığın içinde laiklik vardır ve islam laik değildir. islam ümmetçidir. ırkı ne olursa olsun müslümanları tek millet olarak kabul eder. şayet türk müslümansa ve hem de türkçüyse, türkçülük de kendini diğerlerinden üstün görmekse bu türkçüler ümmet olmayı nasıl başaracak, ümmet içinde nasıl barınabileceklerdir? ziya gökalp’in teslisinin çözülmesi gereken problemleri vardır. üç tarz-ı siyaseti okumadığımdan hakkında yorum yapmam doğru olmaz ama elde türkçülük kaldı yaklaşımını doğru bulmuyorum. daha önce de belirttim; 1. dünya savaşı sonrası batıda hızlanan ulusçuluğun özentiliğinden başka bir şey değil türkçülük.
türkçü-kemalist camiayı islam düşmanı olarak nitelemekle türk düşmanı olmak arasında herhangibir ironi yok. ikisi başka şeyler ve türklüğün yerine başka bir şey ikame etmek gibi bir niyetimde yok çünkü türklüğün zihnimde kapladığı yerle diğer ırklarınki aynı. birini diğerinin yerine ikame etmenin manası ve getirisi yok. ziya gökalp’in kavramları esaslarına uygun kullanmayarak çelişkiye düştüğünü söylemiştik ve görünen o ki aynı kavram kargaşası burada kendini gösteriyor.
muasırlaşmaya kimse karşı değil. şahsen muasırlaşma kılıfında dejenere olmaya karşıyım. ilericilik denen kavram kime göre neye göre ileriyi tanımlıyor? ileri dediğimiz yön neresi, referans noktası neresi? şayet referans noktası batıysa, batının maddi ilerleşmişliği(!) ilericilik mi oluyor? siz batının standartlarına göre yaşamak isteyebilirsiniz ama bunu mutlaklaştırıp en iyisi bu diye dayatırsanız hoop hemşerim derim. evet batı maddi anlamda ciddi imkanlara sahip ama bu imkanları saf iyi niyetle insanlığın yararına mı kullanıyor yoksa kapitalizm, tüketim çılgınlığı, israf, çevre kirliliği, katliamlar, batının yalnızca kendi menfaatine odaklı yaklaşımları birer halisülasyon mu? insan hakları denen garabet kavram yalnızca ilericileri mi kuşatıyor yoksa tüm insanların haklarını muhafaza eden iyilik elçileri var da ben mi göremiyorum? elimde tuttuğum telefonu inkar edecek kadar kör değilim, sadece şunu soruyorum; ilerleme dediğimiz şey insanlığı mutlak iyiye götürecek mi, götürüyor mu?
bu hamur daha çok su götürür..
ziya gökalp’in teslisine gelince. rasim özdenören , yumurtayı hangi ucundan kırmalı adlı denemesinde bu üçlüye teslis der ve eleştirir. islam, türkçülük ve garpçılık. bu üçünün bir arada bulunması imkansızdır bu sebeple ziya gökalp çelişkiye düşmüştür. kısaca; garpçılığın içinde laiklik vardır ve islam laik değildir. islam ümmetçidir. ırkı ne olursa olsun müslümanları tek millet olarak kabul eder. şayet türk müslümansa ve hem de türkçüyse, türkçülük de kendini diğerlerinden üstün görmekse bu türkçüler ümmet olmayı nasıl başaracak, ümmet içinde nasıl barınabileceklerdir? ziya gökalp’in teslisinin çözülmesi gereken problemleri vardır. üç tarz-ı siyaseti okumadığımdan hakkında yorum yapmam doğru olmaz ama elde türkçülük kaldı yaklaşımını doğru bulmuyorum. daha önce de belirttim; 1. dünya savaşı sonrası batıda hızlanan ulusçuluğun özentiliğinden başka bir şey değil türkçülük.
türkçü-kemalist camiayı islam düşmanı olarak nitelemekle türk düşmanı olmak arasında herhangibir ironi yok. ikisi başka şeyler ve türklüğün yerine başka bir şey ikame etmek gibi bir niyetimde yok çünkü türklüğün zihnimde kapladığı yerle diğer ırklarınki aynı. birini diğerinin yerine ikame etmenin manası ve getirisi yok. ziya gökalp’in kavramları esaslarına uygun kullanmayarak çelişkiye düştüğünü söylemiştik ve görünen o ki aynı kavram kargaşası burada kendini gösteriyor.
muasırlaşmaya kimse karşı değil. şahsen muasırlaşma kılıfında dejenere olmaya karşıyım. ilericilik denen kavram kime göre neye göre ileriyi tanımlıyor? ileri dediğimiz yön neresi, referans noktası neresi? şayet referans noktası batıysa, batının maddi ilerleşmişliği(!) ilericilik mi oluyor? siz batının standartlarına göre yaşamak isteyebilirsiniz ama bunu mutlaklaştırıp en iyisi bu diye dayatırsanız hoop hemşerim derim. evet batı maddi anlamda ciddi imkanlara sahip ama bu imkanları saf iyi niyetle insanlığın yararına mı kullanıyor yoksa kapitalizm, tüketim çılgınlığı, israf, çevre kirliliği, katliamlar, batının yalnızca kendi menfaatine odaklı yaklaşımları birer halisülasyon mu? insan hakları denen garabet kavram yalnızca ilericileri mi kuşatıyor yoksa tüm insanların haklarını muhafaza eden iyilik elçileri var da ben mi göremiyorum? elimde tuttuğum telefonu inkar edecek kadar kör değilim, sadece şunu soruyorum; ilerleme dediğimiz şey insanlığı mutlak iyiye götürecek mi, götürüyor mu?
bu hamur daha çok su götürür..
devamını gör...
8.
kemalizm
türkiye’deki en büyük yapay din, tarikattır.
kemalizm oluşturulmaya başlandığı ilk yıllarda zamanının hakim ideolojilerinden nemelanmıştır. 1. dünya savaşı sonrası batıda ulusçuluk revaçtaydı. fransada milliyetçilik , italyada faşizm, almanyada ulusçu sosyalizm , rusyada bolşevikler.. mevcut ahval böyle olunca yeni kurulan bir ülkenin kurucu kadrosu tanzimattan beri hayranı oldukları batıdan sistem devşirmekten geri durmamıştır. kendilerine özgü ama batıdan da sırt çevirmeden hatta batıya kendilerini beğendirme kaygılarıyla kemalizmi icat ettiler. onlar özendikleri batı gibi olmalıydılar buna inandılar. bu sebeple yaşadıkları toplum benimsediği islam’ı reddettiler. islam’dan boşalan manevi eksikliği giderecek yeni bir şey icat edilmeliydi o da türkçülük oldu. türkçülük çeşitli mitlerle kutsallaştırılmaya çalışıldı, bunda da türk ocakları aktif rol oynadı. ama bunlar yeterli olmadı. kurucu kadro için m.kemal önce bir baba sonra bir peygamber daha sonra da bir ilaha dönüştü. en nihayetinde ilahlaştırılmış bir devlet lideri ortaya çıktı.
bugün kemalistler türbe ziyareti yapan insanlara laf çakarken kendileri türkiyenin en büyük türbesi olan anıtkabirde mozele denen taşın önünde ayin yapıyorlar. herkesin dini kendine. insanlar istiyorsa beşamel sosa tapsın ben tebliğimi yapar kenara çekilirim ama kendisi eleştirdiği şeyi farklı bir yolla yaptığı halde karşısındakine bu kadar çemkirmesi aklın nerelere uçtuğunu merak ettiriyor.
önce bi mantıklı düşünün sonrası kolay..
kemalizm oluşturulmaya başlandığı ilk yıllarda zamanının hakim ideolojilerinden nemelanmıştır. 1. dünya savaşı sonrası batıda ulusçuluk revaçtaydı. fransada milliyetçilik , italyada faşizm, almanyada ulusçu sosyalizm , rusyada bolşevikler.. mevcut ahval böyle olunca yeni kurulan bir ülkenin kurucu kadrosu tanzimattan beri hayranı oldukları batıdan sistem devşirmekten geri durmamıştır. kendilerine özgü ama batıdan da sırt çevirmeden hatta batıya kendilerini beğendirme kaygılarıyla kemalizmi icat ettiler. onlar özendikleri batı gibi olmalıydılar buna inandılar. bu sebeple yaşadıkları toplum benimsediği islam’ı reddettiler. islam’dan boşalan manevi eksikliği giderecek yeni bir şey icat edilmeliydi o da türkçülük oldu. türkçülük çeşitli mitlerle kutsallaştırılmaya çalışıldı, bunda da türk ocakları aktif rol oynadı. ama bunlar yeterli olmadı. kurucu kadro için m.kemal önce bir baba sonra bir peygamber daha sonra da bir ilaha dönüştü. en nihayetinde ilahlaştırılmış bir devlet lideri ortaya çıktı.
bugün kemalistler türbe ziyareti yapan insanlara laf çakarken kendileri türkiyenin en büyük türbesi olan anıtkabirde mozele denen taşın önünde ayin yapıyorlar. herkesin dini kendine. insanlar istiyorsa beşamel sosa tapsın ben tebliğimi yapar kenara çekilirim ama kendisi eleştirdiği şeyi farklı bir yolla yaptığı halde karşısındakine bu kadar çemkirmesi aklın nerelere uçtuğunu merak ettiriyor.
önce bi mantıklı düşünün sonrası kolay..
devamını gör...
11.
30'lu yaşlara yaklaşınca gelen yaşlanma hissi
ununu elemiş eleğini asmış kimselerin kendi zamanlarına atıfla senin hayatına yorum yapmalarından doğan geride kalmışlık hissiyatının damardan alınmasına binaen stresten kaynaklı omuzlara çöken ağrı, saça düşen ak, mideye giren kramp semptomlarıyla gelen geliştir.
devamını gör...
12.
atatürk olmasaydı türkiye'nin benzeyeceği ülke
#3283826
toplumdaki kültür erozyon sayesinde bayrağı değiştirmelerine veya bayrağa haç falan koymalarına gerek kalmadı. hilal altında yaşayan ama giyimi, hal-hareketleri, düşünce biçimi, ahlakı batılılaşmış insanlar kümesine dönüştük. mevcut bayraktaki hilal, hilalin çağrıştırdığı hayat nizamını egemen kılmak adına orda var ama gerçekler bambaşka.
m.kemal’in devlet adamlığı ciddi bir tartışma konusu. kendisi tartışılmaz (!) bir kimse olduğundan gerçeklere karşı yüzümüzü yorgan altında saklayabiliriz?!
toplumdaki kültür erozyon sayesinde bayrağı değiştirmelerine veya bayrağa haç falan koymalarına gerek kalmadı. hilal altında yaşayan ama giyimi, hal-hareketleri, düşünce biçimi, ahlakı batılılaşmış insanlar kümesine dönüştük. mevcut bayraktaki hilal, hilalin çağrıştırdığı hayat nizamını egemen kılmak adına orda var ama gerçekler bambaşka.
m.kemal’in devlet adamlığı ciddi bir tartışma konusu. kendisi tartışılmaz (!) bir kimse olduğundan gerçeklere karşı yüzümüzü yorgan altında saklayabiliriz?!
devamını gör...
13.
en sevdiğin kitaptan bir alıntı
andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. sabredenleri müjdele!
onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, “doğrusu biz allah’a aidiz ve kuşkusuz o’na döneceğiz” derler.
işte rablerinin lütufları ve rahmeti bunlar içindir ve işte doğru yola ulaşmış olanlar da bunlardır.
onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, “doğrusu biz allah’a aidiz ve kuşkusuz o’na döneceğiz” derler.
işte rablerinin lütufları ve rahmeti bunlar içindir ve işte doğru yola ulaşmış olanlar da bunlardır.
devamını gör...
14.
türkiye'de doğurganlık oranının düşmesi
problemin temelinde sorumluluk alamama ve keyiflerden vazgeçememe problemi olduğu kanaatindeyim. kendimde dahil..
bu kanaatin özünde de kapitalizm var. çılgınca ve hunharca her şeyi tüketmeye alışmış olan insanlık kendisinden bir parça dahi olsa yaratılmış canlıları üretmeye ve geliştirmeye yanaşmıyor. ekonomik, siyasi, dini vs bir sürü sebep sayılabilir ama en en en temelde algılarımızın iğdiş edilmesi yatıyor. korkuyoruz ama neden ?!
bu kanaatin özünde de kapitalizm var. çılgınca ve hunharca her şeyi tüketmeye alışmış olan insanlık kendisinden bir parça dahi olsa yaratılmış canlıları üretmeye ve geliştirmeye yanaşmıyor. ekonomik, siyasi, dini vs bir sürü sebep sayılabilir ama en en en temelde algılarımızın iğdiş edilmesi yatıyor. korkuyoruz ama neden ?!
devamını gör...
15.
bilim bir gün tanrının varlığını somut olarak ispatlarsa olabilecek şeyler
modernist bilim pozitivist olduğundan böyle bir şey gerçekleşmeyecektir ki gerçekleşmesi hakikatte de muhaldir. bilim denen şeyin yönetimini elinde tutan erk zaten din namına bütün argümanları reddetmektedir. modernist bilimin hadi tanrıyı bulalım gibi bir amacı da yok. şayet böyle bir amaç gütseydi kainatı doğru okuyarak tanrıya ulaşabilirdi. pozitivizm aklı putlaştırdığından ve akıl ötesini idrak edemediğinden idrak edemediği metafiziği inkar yoluna gitmiştir. tıpkı 2. boyutun 3. boyutu idrak edemeyeceği gibi akılcılık aklın ötesine erişemeyecek, erişemeyeceğine de murdar deme kolaycılığına düşecektir.
din ve bilimi çatıştırmanın manası yok. bilim denen şey bir metoddur ama günümüz anlayışı onu esas kabul ettiğinden bilim artık bir put olmuştur. bilimciler adeta dinmişcesine bilime tapmaktadırlar ama adına inanç denmediği için tapınmıyormuş gibi çek knk. dini körü körüne inanılan bazı şeylermiş gibi algılayan zihin yapısı, içinde bulunduğu hali idrakte de zorlanacaktır, zorlanmaktadır da.
velhasılı öyle veya böyle ister bilim tarafında in bakalım ister din tarafından bakalım tanrının varlığının kanıtı direkt zatının müşahade edilmesiyle elde edilemeyecektir. insan ancak o’nun yarattıkları üzerinden ve haber verdiği kadarıyla onu bilebilir.
allah’ı nasıl tanıyabiliriz, nasıl bilebiliriz ve allah nasıl bir varlıktır soruları bu konunun dışında olduğundan es geçiyorum. konu uzun ve derin. malesef sorulan sorular girilen tanımlar hakikatin arayışına yönelik değil. çoğu sistematik düşünceden yoksun ergence eğlence anlayışından başka bir şey değil..
din ve bilimi çatıştırmanın manası yok. bilim denen şey bir metoddur ama günümüz anlayışı onu esas kabul ettiğinden bilim artık bir put olmuştur. bilimciler adeta dinmişcesine bilime tapmaktadırlar ama adına inanç denmediği için tapınmıyormuş gibi çek knk. dini körü körüne inanılan bazı şeylermiş gibi algılayan zihin yapısı, içinde bulunduğu hali idrakte de zorlanacaktır, zorlanmaktadır da.
velhasılı öyle veya böyle ister bilim tarafında in bakalım ister din tarafından bakalım tanrının varlığının kanıtı direkt zatının müşahade edilmesiyle elde edilemeyecektir. insan ancak o’nun yarattıkları üzerinden ve haber verdiği kadarıyla onu bilebilir.
allah’ı nasıl tanıyabiliriz, nasıl bilebiliriz ve allah nasıl bir varlıktır soruları bu konunun dışında olduğundan es geçiyorum. konu uzun ve derin. malesef sorulan sorular girilen tanımlar hakikatin arayışına yönelik değil. çoğu sistematik düşünceden yoksun ergence eğlence anlayışından başka bir şey değil..
devamını gör...
17.
cumhuriyet öncesi türkiye
öncelikle cumhuriyetten önce türkiye diye bir devlet yoktu. daha başlıkta algısal çarpıtma başlıyor. osmanlı imparatorluğu diyemeyen ve türk tarihini osmanlıdan azade dikte eden aşağılık kompleksli zihniyet kendini gösteriyor. kusura bakın veya bakmayın; batıcılık aşağılık komplekli bir ideolojidir. hatasıyla doğrusuyla tarihine, geçmişine sahip çıkamayanın fikrine itimat etmek abes geliyor. “ben osmanlıdan değilim bakın batıcıyım.” yaklaşımımdan başka bir şey göremiyorum.
gözümüze sürekli osmanlının düşüş dönemi hali sokuluyor da batının kendisi ortaçağ dediği bataklıkta debelenirken bu topraklardaki ilmi gelişmeler göz ardı ediliyor çünkü islam temelli ilim var, hem dini hem teknik anlamda. batının din telakkisini -hristiyanlığı- esas alarak teknik bilimlere karşı ortaçağdaki duruşunu eleştiren yok ne hikmetse.
kadın insan değilmiş, osmanlıca dillerin karışımıymış bilmem ne?! batı cadı diye insan yakarken bu topraklarda akli melekesini yitirmiş insanlar tedavi ediliyordu. insanın anlayışını, kavrayışını genişletmiş bir dili gömmek ancak zamanın hakim dilinin tecavüzüne uğramakta olan kısır bir türkçeyle konuşmanın getirdiği kavrayış körelmesiyle mümkün zannediyorum.
insaf…
gözümüze sürekli osmanlının düşüş dönemi hali sokuluyor da batının kendisi ortaçağ dediği bataklıkta debelenirken bu topraklardaki ilmi gelişmeler göz ardı ediliyor çünkü islam temelli ilim var, hem dini hem teknik anlamda. batının din telakkisini -hristiyanlığı- esas alarak teknik bilimlere karşı ortaçağdaki duruşunu eleştiren yok ne hikmetse.
kadın insan değilmiş, osmanlıca dillerin karışımıymış bilmem ne?! batı cadı diye insan yakarken bu topraklarda akli melekesini yitirmiş insanlar tedavi ediliyordu. insanın anlayışını, kavrayışını genişletmiş bir dili gömmek ancak zamanın hakim dilinin tecavüzüne uğramakta olan kısır bir türkçeyle konuşmanın getirdiği kavrayış körelmesiyle mümkün zannediyorum.
insaf…
devamını gör...
18.
öğlen öğlen gelen havlu yeme isteği
su doldururken masaya dökülmüş suyu sildiğin sarı bezi emükleme tadını vermeyecektir.
devamını gör...
19.
dünya yuvarlaksa alt kısmında nasıl atmosfer var sorunsalı
dünyanı şeklinden bağımsız ; yönler izafidir, şarta göre değişir. yuvarlak dünya kabulüne göre konuşursak; alt dediğimiz yön yüzeyden çekirdek merkezinedir. tersi de üsttür. güney yarım küredeki adamla kuzey yarımküredeki adamın yön tarifleri haliyle terstir ve bu anormal değildir. izafi olan bir kavramı mutlak kabul ederek bir şeyler söylemek doğru değildir, yoksa istediğimiz kavramı istediğimiz şekle sokarak gerçekliğin içinden geçeriz.
dünya düz mü yuvarlak mı inan umrumda değil. bir çok açıdan kandırılıyoruz ve bu alenen oluyorken velev ki bu konuda kandırılmışız çok mu?
dünya düz mü yuvarlak mı inan umrumda değil. bir çok açıdan kandırılıyoruz ve bu alenen oluyorken velev ki bu konuda kandırılmışız çok mu?
devamını gör...
20.
anonim hesap
pek çokları için günlük yaşantısındaki kişiliğinden azade bir profile dönüşmek isteyen kişinin, günlük hayatında yapamayacağı şeyleri rahatça yapmak istemesi gayesiyle oluşturduğu hesaptır. bu noktada şahsen karaktersizliğe adım atıldığı kanaatindeyim. elbette insanın her ortamda aynı kendisi olması mümkün değil ama bahse konu olan kişiden kasıt içindeki canavarı kusma, sapıtma haline gelmiş olmasıdır. örneğin günlük yaşantısında söyleyemeyeceği şeyler ve kullanamayacağı üslubu anonim hesap altında gerçekleştiren kişi kendi içinde tutarlı değildir.
günümüzde bunun normalleşmesi hakikaten normal olduğu manasına gelmiyor.
günümüzde bunun normalleşmesi hakikaten normal olduğu manasına gelmiyor.
devamını gör...