1.
son tanımları
2.
yalnızız
peyami safa'nın karakter tahlilleri, ruh çözümlemeleri ve betimlemeleri ile göz dolduran romanı. anlatımı akıcı, üslup çekici. yalnız arapça ve farsça kelimelerin arasına fransızca ve ingilizce kelimeler de girince yer yer okuması zorlaşıyor şeklinde bir eleştiri de sunulabilir. romanın genel havası batılılaşma hareketleri ve cumhuriyet sonrası geçiş dönemindeki toplumsal durum üzerinden ilerlediği için bu eleştiri de mazur görülebiliyor bir yerde.
ideal bir ütopya olan samim'in simeranya'sı pek çok yönden bugün dahi hayaliniz kurduğumuz nizamı, intizamı ve oluşturduğu toplumun bilinç düzeyi ile keşke gerçek olsa dedirten bir yer. romanda, içinde yaşanılan toplumun anlatılan yozlaşısından bir kaçış yeri bir sığınak olarak karşımıza çıkıyor.
şüphe- sadakat - ahlak üçleminde ele alınan olay örgüsü okurları kendine çekiyor ve pek çok hususu da düşünmemize yol açıyor. bahsi geçen çoğu hususun günümüzde dahi toplumsal sorun olmaya devam etmesi toplumun içinde düştüğü kısır döngüyü de güzel aktarıyor. kadın erkek eşitliği, toplumsal ahlak, batılılaşma ve batı özentiliği çelişkisi romanın baş karakterlerinden meral üzerinden ele alınmış hazin bir şekilde sonlanmış.
bilhassa romanın sonlarındaki o mistik, telepatik, telekinetik olaylar zincirini başarılı buldum. gerçekten zaman zaman ürperdim, zaman zaman o odada ben de varmışım gibi hissedip o ıslık sesini ben de duydum. saat biri altı geçen benim burnumdan da gitti yanık kokusu...
romandaki karakterlerden her biri yine özenle seçilmiş nevi şahsına münhasır tipler. her biri bir şeyi yemsil ediyor. kimi çok rahat, kimi çok evhamlı, kimi çok ciddi, kimi çok gevşek, kimi çok şüpheci, kimi çok gamsız, kimi çok ahlak satıyor kimi hafif meşrep.
biraz da samim itine değinmek istiyorum. evet roman genel olarak samim'in ağzından ve onun bakış açısıyla ilerliyor. simeranya da samim'in kurguladığı güzel bir ütopya ok. spoiler - be gavat hem kızın yaşında olan, hatta belki de kızın olabilecek biriyle düşüp kalkıp nasıl sağda solda ahlak satabiliyorsun? yıllar önce evli bir kadın olan meral'in annesi necile ile metres hayatı yaşayıp yıllar sonra kızı ile iş pişirip kimin ahlakını ne hakla sorguluyorsun. tamam meral gözü dışarda hatta kaşar yaftası vurulabilecek bir kız da sen çok mu iyi boksun be adam. valla kriz geçirdim okurken.
favorim tabi ki de besim. kanki olmak isterdim kendisiyle sjdkkld
sonuç olarak bence okunması gereken hatta okunması elzem olan bir kitap. velhasıl kelam, koketrisini tecessüsünün vuzuhu, itiyat tamayülüne istihale ederse istihzalara neden olabilir.
ideal bir ütopya olan samim'in simeranya'sı pek çok yönden bugün dahi hayaliniz kurduğumuz nizamı, intizamı ve oluşturduğu toplumun bilinç düzeyi ile keşke gerçek olsa dedirten bir yer. romanda, içinde yaşanılan toplumun anlatılan yozlaşısından bir kaçış yeri bir sığınak olarak karşımıza çıkıyor.
şüphe- sadakat - ahlak üçleminde ele alınan olay örgüsü okurları kendine çekiyor ve pek çok hususu da düşünmemize yol açıyor. bahsi geçen çoğu hususun günümüzde dahi toplumsal sorun olmaya devam etmesi toplumun içinde düştüğü kısır döngüyü de güzel aktarıyor. kadın erkek eşitliği, toplumsal ahlak, batılılaşma ve batı özentiliği çelişkisi romanın baş karakterlerinden meral üzerinden ele alınmış hazin bir şekilde sonlanmış.
bilhassa romanın sonlarındaki o mistik, telepatik, telekinetik olaylar zincirini başarılı buldum. gerçekten zaman zaman ürperdim, zaman zaman o odada ben de varmışım gibi hissedip o ıslık sesini ben de duydum. saat biri altı geçen benim burnumdan da gitti yanık kokusu...
romandaki karakterlerden her biri yine özenle seçilmiş nevi şahsına münhasır tipler. her biri bir şeyi yemsil ediyor. kimi çok rahat, kimi çok evhamlı, kimi çok ciddi, kimi çok gevşek, kimi çok şüpheci, kimi çok gamsız, kimi çok ahlak satıyor kimi hafif meşrep.
biraz da samim itine değinmek istiyorum. evet roman genel olarak samim'in ağzından ve onun bakış açısıyla ilerliyor. simeranya da samim'in kurguladığı güzel bir ütopya ok. spoiler - be gavat hem kızın yaşında olan, hatta belki de kızın olabilecek biriyle düşüp kalkıp nasıl sağda solda ahlak satabiliyorsun? yıllar önce evli bir kadın olan meral'in annesi necile ile metres hayatı yaşayıp yıllar sonra kızı ile iş pişirip kimin ahlakını ne hakla sorguluyorsun. tamam meral gözü dışarda hatta kaşar yaftası vurulabilecek bir kız da sen çok mu iyi boksun be adam. valla kriz geçirdim okurken.
favorim tabi ki de besim. kanki olmak isterdim kendisiyle sjdkkld
sonuç olarak bence okunması gereken hatta okunması elzem olan bir kitap. velhasıl kelam, koketrisini tecessüsünün vuzuhu, itiyat tamayülüne istihale ederse istihzalara neden olabilir.
devamını gör...
3.
cinsiyetsiz tuvaletler istiyoruz
evinizdekini kullanabilirsiniz şeklinde yerine getirilebilecek olan istek cümlesi. böyle bir isteğin bende iki karşılığı var: ya salak olmak ya da sapık olmak. artık kendinizi nerede görüyorsanız.
devamını gör...
5.
bin muhteşem güneş
insanın içini dağlayan, yer yer bu kadar da olmaz dedirten, zaman zaman ohh çektiren ama genel itibariyle gözlerini nemlendiren bir roman. her ne kadar roman desek de adına, dünyanın bir yerlerinde bu olayları gerçekten yaşayan insanların olduğunu bilmek insanın içini daha da eziyor.
sözde hürriyet adına, din adına, ideolojileri adına farklı farklı gruplara ümit bağlayıp günden güne daha da kısıtlı, daha da kötü günler yaşamaya mahkum edilen afgan halkının çaresizliğini iliklerine kadar hissediyor insan. bilhassa kadınların hak ve özgürlüklerini ellerinden alıp her geçen gününü aratır hale getirmek kaçıncı seviye vicdansızlıktır mesela. mücahitler galip gelirse rahatlayacağını uman halk umduğunu bulamayınca mücahitlerden kurtulmak için taliban'a sarılıyor ama denize düşüp de yılana sarılsak daha iyiydi noktasına geliyorlar. dinle alakası olmayan ama siyasi arzu ve heveslerini, şahsi menfaatlerini din kisvesi altında gidermek isteyen bir zümre insanın zulmü yıllarca insanlara büyük çileler çektirdi.
burası spoiler:
bir harami olarak meydana gelen meryem'in hikayesi ile başlayan roman, leyla ve tarık'ın hikayesi ile devam ederken bir anda her şey birbirine girip hayatları kesişiyor. bir yerden sonra hangisine üzüleceğini şaşırıyor insan. başta iyi bir insan gibi gelen raşit ayısının erkek çocuk sevdası, leyla'ya aşkı uğruna söylediği yalanla sevdiğinden ayırması ve sonunda hayatında ilk defa anlamlı bir şey yapmaya karar veren meryem'in cesareti ile kendini feda etmesi sonucunda tatmin etmese de buna da şükür dedirten mutlu sonu ile insanın ruhunda onulmaz yaralar açıyor kitap.
aynı bizdeki bazı andavallar gibi kız çocuklarını okutmayıp karısı kızı hasta olunca kadın doktor isteyen mağara ayılarının o coğrafyalarda daha yoğun ve vahşi hüküm sürdüğünü görmek de şaşırtmıyor. toplumsal analiz yapalım demeye çalışsak bile ortada analiz edilebilecek bir toplum yok desek yeridir. baskı, korku, sindirme, dini kullanma, gücü eline geçirince başlayan zulüm... hikaye hep aynı.
bu kitabı bütün kadınlara okutmak lazım. özellikle atatürk düşmanı olanlara. bugün kendilerine sunulan imkanları, verilen hakları, gördükleri değerin neye, kime borçlu olduklarını, ayakları üzerinde durmazlarsa başlarına neler gelebileceğini görsünler.
sözde hürriyet adına, din adına, ideolojileri adına farklı farklı gruplara ümit bağlayıp günden güne daha da kısıtlı, daha da kötü günler yaşamaya mahkum edilen afgan halkının çaresizliğini iliklerine kadar hissediyor insan. bilhassa kadınların hak ve özgürlüklerini ellerinden alıp her geçen gününü aratır hale getirmek kaçıncı seviye vicdansızlıktır mesela. mücahitler galip gelirse rahatlayacağını uman halk umduğunu bulamayınca mücahitlerden kurtulmak için taliban'a sarılıyor ama denize düşüp de yılana sarılsak daha iyiydi noktasına geliyorlar. dinle alakası olmayan ama siyasi arzu ve heveslerini, şahsi menfaatlerini din kisvesi altında gidermek isteyen bir zümre insanın zulmü yıllarca insanlara büyük çileler çektirdi.
burası spoiler:
bir harami olarak meydana gelen meryem'in hikayesi ile başlayan roman, leyla ve tarık'ın hikayesi ile devam ederken bir anda her şey birbirine girip hayatları kesişiyor. bir yerden sonra hangisine üzüleceğini şaşırıyor insan. başta iyi bir insan gibi gelen raşit ayısının erkek çocuk sevdası, leyla'ya aşkı uğruna söylediği yalanla sevdiğinden ayırması ve sonunda hayatında ilk defa anlamlı bir şey yapmaya karar veren meryem'in cesareti ile kendini feda etmesi sonucunda tatmin etmese de buna da şükür dedirten mutlu sonu ile insanın ruhunda onulmaz yaralar açıyor kitap.
aynı bizdeki bazı andavallar gibi kız çocuklarını okutmayıp karısı kızı hasta olunca kadın doktor isteyen mağara ayılarının o coğrafyalarda daha yoğun ve vahşi hüküm sürdüğünü görmek de şaşırtmıyor. toplumsal analiz yapalım demeye çalışsak bile ortada analiz edilebilecek bir toplum yok desek yeridir. baskı, korku, sindirme, dini kullanma, gücü eline geçirince başlayan zulüm... hikaye hep aynı.
bu kitabı bütün kadınlara okutmak lazım. özellikle atatürk düşmanı olanlara. bugün kendilerine sunulan imkanları, verilen hakları, gördükleri değerin neye, kime borçlu olduklarını, ayakları üzerinde durmazlarsa başlarına neler gelebileceğini görsünler.
devamını gör...
6.
bachata yapabilen kadın yazarlar
azdavaylı safiye'nin türkülerinde azdavay güzelleri ile birlikte keklik gibi sekişmiyorsa bir işe yaramayan yazarlardır.
devamını gör...
7.
2025 lgbtqia+ onur ayı
kim kiminle nerede ne halt ediyor beni ilgilendirmez. herkesin kendi hayatı, kendi hesabı. lakin ucube gibi giyinip eline megafon alıp "g.tümüz başımız ayrı oynuyoooorrrr" diye slogan atarak yapılan bir yürüyüşte ne derece onurdan bahsedilebilir? heteroseksüellerin de ayıplanacağı bir eylemi sergileyip sonra buna alınan tepkileri benim cinsel kimliğimden ötürü yapıyorlar şeklinde mağdurize etmek (o nasıl kelime lan jkhakjs) saçma. tıpkı femen'in kadın bedeni metalaştırılamaz deyip her yerde memelerini açmaları gibi. olayı bağlamından koparmasanız mı acaba? murtaza ve rıfkı evinde yiyişsin bana ne? ama ben yolda yürürken murtaza beni çevirip biz rfkıyla yiyişiyoz bana saygı duy lan derse bende kayış atar. sonra vay efendim homofobik. valla bu çeşitleri gayet fobik evet. yapılan eylemin adına onur deyince içine onur koyulmuş olmuyor.
onun dışında kendi halinde takılanlara diyeceğim yok.
onun dışında kendi halinde takılanlara diyeceğim yok.
devamını gör...
8.
sözlük yazarlarının yaşları
1 haziran 2028 tarihinde güneşin doğuşuna 15.000'inci kez tanıklık edeceğim.
devamını gör...
9.
2026 dünya kupası ispanya türkiye finali
pek mümkün görünmeyen final. zira muhtemelen ispanya ile turnuva ağacının aynı tarafında olacağımız için çok büyük ihtimalle ispanya- türkiye maçı çeyrek final aşamasında olacak. gruptaki sıralamalara göre netleşir hatta ispanyadan kaçmak için son maç taktik mağlubiyet ya da puan kaybı gerekebilir.
devamını gör...
10.
allah yoktur
bilimsel temeli olmayan iddia. evrenin ve içindekileri yaratan bir yaratıcının varlığına ulaşabilmek için önce o evrenin bir haritasını çıkartmak, önce o evreni bir tanımak gerekiyor. sen dünyada beden formunda 5 duyu organı ile sınırlandırılmış bir madde formusun. haliyle senin algı kapasitenin üzerinde bir şeyi idrak edebilmen bu koşulda mümkün görünmüyor. zira insanoğlu halihazırda elindeki ölçüm teknolojisi ve imkanları ile evreni ölçüp, evrenin dışına çıkıp, evreni her yönüyle tespit edecek düzeyde değil. kaldı ki daha içinde yaşadığımız galaksiyi tam anlamıyla çözemedik. tirlyonlarca galaksi, sistem, bulutsu vs. gibi göksel pek çok faktör varken işin boyutunu varın siz düşünün. bir de bunları yarattığına inanılan yüce bir varlığa maddi olarak ulaşabilmenin güçlüğünü göz önüne alın. allah'ın varlığı ya da yokluğu bir inanç işidir. ispatlanabilir olsaydı bu bir bilgi olurdu ve dünya hayatına gelmenin bir esprisi kalmazdı. o yüzden inanç bireysel bir olgudur. ama çıkıp da allah yoktur demek büyük bir cehalet ve kibir içerir.
devamını gör...
11.
sevgilisi olan bir kadına bile bile yazan erkek
+ bile bile.
- utanmıyor musun sevgilisi olan kadına bile bile yazmaya!!!
+ yoo
- utanmıyor musun sevgilisi olan kadına bile bile yazmaya!!!
+ yoo
devamını gör...
12.
uzaylılar
dünya kupasında bir maç sırasında ilk temasın sağlanacağı iddia edilen varlıklar. ünlü kahin baba vanga'nın kehanetlerinde de varmış. bu sıra pek çok medyum, spiritüel, kahveci ve berber de aynı iddiada. bekleyelim görelim.
açılış maçında gelecekler diyen var. 24 ya da 26 haziranda diyen var, türkiye abd maçında diyen var. 750 kişiyi kaçıracaklarmış falan.
lan barış alperi kaçırırsanız bozuşuruz bak. ya da verin 50 milyon euro bonservisi sizin olsun...
açılış maçında gelecekler diyen var. 24 ya da 26 haziranda diyen var, türkiye abd maçında diyen var. 750 kişiyi kaçıracaklarmış falan.
lan barış alperi kaçırırsanız bozuşuruz bak. ya da verin 50 milyon euro bonservisi sizin olsun...
devamını gör...
14.
galatasaray
kazandığı 26 şampiyonluğun 20 tanesini gördüğüm takımım. her iki yılda bir şampiyonluk ortalamam var. hatta 20. şampiyonluk doğum günümde geldi. şahsi 4. yıldızımı taktım.
fener dördüncü yıldızı takmadan ben 5. yıldızı takarım ajsdlkdj
fener dördüncü yıldızı takmadan ben 5. yıldızı takarım ajsdlkdj
devamını gör...
15.
ilk buluşmada beşbin balon ve bin güvercin uçurmak
düğünde kıçınıza karanfil takıp mancınıkla mars'a fırlatılmanızı gerektiren eylem. baştan çıtayı everestin örekesine çıkartırsan o kızı bir daha mutlu edemezsin. kimseyi mutlu edemezsin. desinler diye yapıla samimiyetsiz şovu yiyecek kadar salak bir kız varsa pragmatik ve materyalisttir. paran biterse aşkı da biter. kızlar evine gider.
aha oğlum arıyom ulaşılamıyo...
aha oğlum arıyom ulaşılamıyo...
devamını gör...
16.
ikizler burcu
çevremde sevmediğim birkaç kişi var. hepsinin ortak özelliği ikizler burcu olması. ha sevdiğim ikizlerler de var tabi. ama büyük çoğunluğunun değişken ruh hali, bir öyle bir böyle olması, anı anına uymaması stabil ve durağan bir boğa olan bendenizi çıldırtıyor efenim. kimseyi burcundan dolayı yargılamam. hatta aklıma bile gelmez. ama olur da bir şekilde ikizler olduğunu öğrenince ister istemez bir adım geri çekiliyorum.
"ayol köpek sen bize bir adım atsan ne, bir adım geri çekilsen ne" dediğinizi duyar gibiyim. haklısınız. ama bu kadar değişkenlik bana fazla.
ayrıca zeki bir burç. kafası çalışmayan bir ikizlere denk gelmedim. işte o kafalar şeytanlığa çalışmasa dahi iyi adkhslkd
"ayol köpek sen bize bir adım atsan ne, bir adım geri çekilsen ne" dediğinizi duyar gibiyim. haklısınız. ama bu kadar değişkenlik bana fazla.
ayrıca zeki bir burç. kafası çalışmayan bir ikizlere denk gelmedim. işte o kafalar şeytanlığa çalışmasa dahi iyi adkhslkd
devamını gör...
17.
türkiye'de yargının yozlaşması
ülkede hakim ve savcı olmanın yolu referanstan geçiyor. bir referans bulman gerekiyor. yani halk deyimiyle torpil. bir hakim adayı sınavı kazandıktan sonra mülakatta kendisine yardımcı olabilecek sağlam bir torpil arayışına geçiyor. milletvekili, bakan, müsteşar vs. kim nerde ne tanıdığı varsa bulmaya, ayarlamaya çalışıyor. sosyal medyadaki muhalif paylaşımlarını, alkollü ya da açık saçık fotoğrafı varsa onları kaldırıyorlar. haliyle bu zatı muhteremler zaten en başından göreve gelirken birilerine muhtaç ve bağımlı bırakıldığı için haliyle verdikleri kararlar da makamlarını kaybetmeme kaygısı ile veriliyor. aksi yönde karar veren de zaten hemen kendini sürgünde buluyor. ya da fetöcü yaftası yiyip görevden ihraç oluyor. e şimdi siz böyle bir ortamda nasıl yozlaşmamış bir yargı bekleyebilirsiniz ki?
yasama - yürütme - yargı... bunlar birbirinden bağımsız olmalı birbirlerini denetlemeli. dengeleyici olmalı. ama başkanlık sisteminde bunun bir hükmü kalmıyor. yasayı yapan, yürüten, yargılayan aynı olunca denetlenebilirlik ve hesap verilebilirlik ortadan kalkıyor. zaten yapılmak istenen de buydu. yaptılar. atatürk'ün ne denli büyük ve ileri görüşlü bir lider olduğunu varın bir kez daha siz düşünün.
yasama - yürütme - yargı... bunlar birbirinden bağımsız olmalı birbirlerini denetlemeli. dengeleyici olmalı. ama başkanlık sisteminde bunun bir hükmü kalmıyor. yasayı yapan, yürüten, yargılayan aynı olunca denetlenebilirlik ve hesap verilebilirlik ortadan kalkıyor. zaten yapılmak istenen de buydu. yaptılar. atatürk'ün ne denli büyük ve ileri görüşlü bir lider olduğunu varın bir kez daha siz düşünün.
devamını gör...
18.
yaya geçidinden herkesin hızlıca geçmesi
yol veren sürücülere teşekkür mahiyetindedir. muşlettin amca ömrünü bu uğurda harcasa da, ömrünün son demlerinde menisküs ağrılarından ötürü yaya geçini hep yavaş geçmek zorunda kalması da kaderin acı bir oyunu olsa gerek.
devamını gör...
19.
2025 2026 tsl sakın haaa sezonu
yine başarısızlıklarını maskelemek için fb'liler tarafından uydurulmuş sezon. aynen dünkü derbide;
- talisca'ya, sakın haaa penaltıyı gole çevirme denmiştir.
- todesco'ya, sakın ha iyi bir kadro ve iyi bir dizilişle sahaya çıkma denmiştir.
- ederson'a, sakın ha kırmızı görmeden oyundan çıkma denmiştir.
- mert günok'a sakın haaa topu tutma, gs'li topçuların önüne at denmiştir.
bu daha da uzatılabilir.
şimdi ben fenerlilere sakın haa sezonunun bir gereği olarak şunu söylemek istiyorum: sakın haa uyanmayın, sakın haa hatayı kendinizde aramayın, sakın haa takımızın top oynamadığını kabullenmeyin, sakın haa kante'ye 30-40 milyon verip doğru düzgün forvet transferi yapmayan yönetiminize karşı çıkmayın, sakın haaa gitme sana muhtacız diye yalamaktan vazgeçmeyin...
sakın haa... bak sakın diyorum! zira siz dördüncü yıldızı takmadan biz 6 yıldızı takmış olacağız siz bu kafayla gittiğiniz müddetçe. dün çıktık takır takır top oynadık eze eze kazandık. sezonun büyük çoğunluğunda da bu böyleydi. hakem desteğiyle, siyasi bağlantılarla ittire ittire aman lig erkenden kopmasın, aman yayın gelirleri düşmesin diye yarışa zorla ortak ettirildiniz. bunları görmüyor, görmek istemiyorsunuz. biri size gösterince de hayali düşmanlar yaratıp sakın haa sezonu diye bir şey uyduruyorsunuz. ne diyim, iyiler her zaman kazanır, ilahi adalet her zaman tecelli eder.
aranızda yönetim istifa diyenler falan görüyorum. sakın haaa... bak sakın diyorum!..
- talisca'ya, sakın haaa penaltıyı gole çevirme denmiştir.
- todesco'ya, sakın ha iyi bir kadro ve iyi bir dizilişle sahaya çıkma denmiştir.
- ederson'a, sakın ha kırmızı görmeden oyundan çıkma denmiştir.
- mert günok'a sakın haaa topu tutma, gs'li topçuların önüne at denmiştir.
bu daha da uzatılabilir.
şimdi ben fenerlilere sakın haa sezonunun bir gereği olarak şunu söylemek istiyorum: sakın haa uyanmayın, sakın haa hatayı kendinizde aramayın, sakın haa takımızın top oynamadığını kabullenmeyin, sakın haa kante'ye 30-40 milyon verip doğru düzgün forvet transferi yapmayan yönetiminize karşı çıkmayın, sakın haaa gitme sana muhtacız diye yalamaktan vazgeçmeyin...
sakın haa... bak sakın diyorum! zira siz dördüncü yıldızı takmadan biz 6 yıldızı takmış olacağız siz bu kafayla gittiğiniz müddetçe. dün çıktık takır takır top oynadık eze eze kazandık. sezonun büyük çoğunluğunda da bu böyleydi. hakem desteğiyle, siyasi bağlantılarla ittire ittire aman lig erkenden kopmasın, aman yayın gelirleri düşmesin diye yarışa zorla ortak ettirildiniz. bunları görmüyor, görmek istemiyorsunuz. biri size gösterince de hayali düşmanlar yaratıp sakın haa sezonu diye bir şey uyduruyorsunuz. ne diyim, iyiler her zaman kazanır, ilahi adalet her zaman tecelli eder.
aranızda yönetim istifa diyenler falan görüyorum. sakın haaa... bak sakın diyorum!..
devamını gör...
20.
türkiye'de fanatizm ve futbol
bir makale konusu. gs yenilince ben de sorguluyorum bunları. futbol ne ya barbar sporu falan diyorum hep. 22 herifin kaslı bacaklarını dolgun kalçalarını seyretmek erkek adama yakışır mı falan diye bir muhasebe dönüyor. ama sonraki ilk galibiyette geçiyor tabi asgdksjh
devamını gör...
