ropte yazar profili

ropte kapak fotoğrafı
ropte profil fotoğrafı
rozet
karma: 4896 tanım: 563 başlık: 20 takipçi: 55

son tanımları


tatar çölü

bazı kitaplar insanın karşısına erken çıkar; hayatına yön vermek için. bazı kitaplarsa insanın karşısına genç çıkar; geçmişle yüzleşmek için. tatar çölü de benim karşıma oldukça geç çıktı diyebilirim. drogo'da kendimi gördüm. konfor alanımı terk etmemek için yapılan haksızlıklara sessiz kalıp alışkanlıklarımın değişmemesinden doğan o utangaç hoşnutluklarımdan bir kez daha utandım mesela.

evet, beklersiniz, umut edersiniz, bir ömür adarsınız ya da bir ömrü çeşitli amaçlar uğruna heba eder kendinizi kandırırsınız. iyisiyle kötüsüyle, eğrisiyle doğrusuyla benim hayatım ve kararlarımın arkasındayım diyebiliyorsanız amenna. ama günü sonunda, aslında ömrün sonunda aynı fikirde olabilecek misiniz burası muamma işte.

tatar çölü'nün kıyısındaki bastiani kalesi sakinleri olarak burada bulunmayı kendimiz istiyormuş gibi yapmaya ve burada yaşamaya türlü kutsiyetler ve hamasi ünvanlar atfederek kendimizi ve çevremizdekileri kandırsak da, işin aslı başka çaremiz olmadığı ve bir umuda tutunarak orada yaşamayı çekilebilir hale getirmek için bir amaç edinmeye çalışarak ilk fırsatta oradan kaçmanın bir yolunu aradığımız da muhakkak.

dino buzatti gerçekten tasvirleri ve anlatımıyla, simgesel ifadeleri ile okunması keyifli bir yazar. tatar çölü de bu yazarın ustalık eseri. okuyun. çok geç olmadan, tatarlar kuzeyden gelmeden önce okuyun.
devamını gör...

askerde günde iki kere duş alan erkek

askerliği kış döneminde yaptığım için günde iki kere duş alma ihtiyacım olmadığından ben değilim bu erkek. ama emniyet muhafız olarak hastane binasının üst katlarında 8'er ve 12'şer kişilik koğuşlarda kalıyorduk. koğuşumuzun tam karşısında banyo vardı hem de küvetli. yani istesem günde iki kere duş alabilirdim rahatlıkla. öyle çok da ütopik bir şey değil anlayacağınız.
devamını gör...

dış güçlerin hepsi ankarada

iç güçler.
devamını gör...

penisin kırılması

penisin işlevini yerine getirmemesi ya da boyutsal olarak beklentileri karşılayamaması durumunda karşılaştığı hakaret içeren söz ve davranışlara karşı gücenmesi durumu.
devamını gör...

kur'an'da namaz yok

önüne ardına bakmadan cımbızlayarak alınan birkaç ayetin hatalı ve keyfi yorumlanması sonucu yapılan hatalı çıkarım. maide 6-7 de ayet öğretilmesinden bahsedilmiş mesela. maide 6'nın ilk kısmı şöyledir:

"namaza (es-salat) kalktığınız zaman yüzlerinizi ve ellerinizi yıkayın..."

burada anlatılan şey açıkça abdesttir. eğer salat sadece "ayet öğrenmek" olsaydı, neden ayet öğrenmeden önce abdest alınsın?

---------------------------------

ayrıca kur'an'da rükû birçok yerde geçer. mesela:

quran 2:43 - "rükû edenlerle birlikte rükû edin."

yine: 22:77 "rükû edin, secde edin..."

burada iki ayrı fiil vardır. eğer rükû sadece "eğilmek" anlamında mecaz olsaydı, neden secdeden ayrı zikredilsin?

-------------------------------------

öte yandan arapçada "salât" kelimesi kur'an'da farklı bağlamlarda kullanılır. örneğin:

allah'ın peygambere salatı (rahmet etmesi)
meleklerin salatı (dua etmeleri)
müminlerin salatı (ibadet)

kelimenin kökü ص ل و (ṣ-l-w) olup her kullanım aynı anlamda değildir. mesela: ahzab 33:43 "size salat eden o'dur ve melekleridir..."

burada allah'ın "namaz kılması" mümkün değildir. dolayısıyla "salat" kelimesi tek bir sözlük anlamına indirgenemez. allah namaz kılmayacağına göre salat yani namaz kavramı allah açısında rahmet etmek, melekler açısından dua, insanlar açısından da namaz ibadeti olarak düşünülebilir.

ayrıca salatın namaz ibaderi olduğunu gösteren başka ayetler de var. örneğin:

maun 4-5: "salatlarından gaflet edenlerin vay haline."

ayet öğretmekten mi gaflet ediliyor sizce? buradaki bağlam ibadettir.

cuma 9: "salat için çağrı yapıldığında..."

bir çağrı (ezan) ile insanların toplanması söz konusudur. bu, düzenli toplu ibadeti işaret eder.

velhasıl kelam hadis inkarcılığı ve motamot çeviri, ayetleri önüne ardına bakmadan tek başına incelemek hatalı bir yaklaşımdır. kur'an birçok ibadetin esasını verir; uygulama ise peygamber tarafından öğretilmiştir.

nitekim:

haşr 59:7 - "peygamber size ne verdiyse onu alın."

ve

nahl 16:44 "sana zikri indirdik ki insanlara açıklayasın."

ayetleri, peygamberin açıklayıcı görevini ortaya koyar.
devamını gör...

hepinizi karım yapacam

a'nın üzerinde inceltme işareti olması muhtemel cümle.
devamını gör...

temmuz ayında hırka giyen insan

isilik olabilir.
devamını gör...

odtü'lü birine alınabilecek hediyeler

(bkz: kelepçe)

hem yabancılık çekmez, hem de yaşamınız renklenir shldhsads
devamını gör...

dini olmayan erkekle evlenmek

asla yapmayacağım şey. ne demek dinsiz gavur bir erkekle evlenmek....

dini olmayan bir erkekle evlenmem. gerçi dindar bir erkekle de evlenmem. binaenaleyh ben erkekle evlenmem. hollanda mı canım burası aaa...
devamını gör...

düşünce ve ifade özgürlüğü

her özgürlük gibi sınırsız değildir. mesela:

- ben, atıyorum, berk kişisinin oe olduğunu düşünüyorum ve berk'i görünce senin ben amk sen ne oe bi adamsın diye bu düşüncemi ifade ediyorum. ben düşüncemi ifade ettim ama bundan berk olumsuz etkilendi. onur ve itibarı zarar gördü. benim ifade özgürlüğümü koruyan yasal düzenleme berk'in de onur ve saygınlığını koruduğu için ben ifade özgürlüğümü kullanmış olmadım hakaret suçunu işlemiş oldum.

- ben, yine atıyorum, mesela atatürk'ü sevmediğini söyleyen hain ve kansızlardan biriymişim mesela. atatürk camileri ahır yaptı. iki ayyaş oturup islam devletini yıktılar kafir devlet kurdular gibi bir lağımla atatürk ve laik türkiye cumhuriyeti hakkındaki fikirlerimi ifade ettim. evet ifade özgürlüğümü kullandım ama atatürk'e hakaret suçunu işlemiş oldum.

- ben mesela tayyip erdoğan'ın annesine küfür ettim. hakkındaki olumsuz düşüncelerimi hakaret içeren ifadelerle ifade ettim. ama cumhurbaşkanına hakaret suçunu işlemiş oldum.

- ben mesela müslüman bir ülkede, insanların inancı ile alakalı konularda ileri geri konuştum. hadi bunu küçük çaplı bir kitle içinde ya da arkadaş arasında yaparsın neyse ama büyük kitlelerle ve tüm ülkenin erişebileceği şekilde sosyal medya ya da yayın organları kanalıyla bunu yaydım. e bu durumda da din değerleri aşağılama suçunu işlemiş oldum.

velhasıl kelam, özgürlükler anayasal güvence altındadır. lakin yasalarla da sınırları çizilmiş, aşırı doz özgürlük kullanımının bir başka kişi ya da kitlenin özgürlüğüne zarar vermemesi amaçlanmıştır. yani bu götü boklu sözlükte bile biri sizi bir konuda eleştirdiği zaman ne var canım ifade özgürlüğünü kullanıyor demeyip hemen kendinizi savunma ya da karşı atağa geçme ihtiyacı hissediyorsanız bir başkaları da aynı şeyi yaptığında ya da ifade ettiği kavramların suç olması sebebiyle hakkında yasal prosedür uygulandığında çıkıp ifade özgürlüğü naraları atmanız ironik oluyor.

burada tartışılması gereken şey düşünce özgürlüğü dediğiniz ama suç vasfı taşıyan ifadeler hakkında yasal yollara başvurulması değil, herkes için eşit ve adil bir süreç işletilmemesi olmalıdır.
devamını gör...

deniz göktaş

ben bu çocuğu uzun saçlı halinden beri görür beğenirdim. kendine has bir tarzı var. dinletiyor ve sempatik denebilir.

son gösterisini de genel itibariyle beğendim. ama özellikle dini kısımlar tamamen alakasız, zorlama ve pr amaçlı gibi geldi. ne yaparsam daha çok konuşulurum gibi ittire ittire iliştirilmiş esprimsiler serpiştirdi. ki gösterisinde sık sık kendisi de zaten bu şakaların bu sonuçlarını bildiğini ikrar edip durdu.

parar verdim gülmem lazımcı tayfanın gazı ile hareket etmemek gerektiğini görür umarım. ha elbette ki günümüz koşullarında herhangi bir siyasi eleştiriye tahammül olmadığını, hemen halkı kim ve düşmanlığa tahrik, cumhurbaşkanına hakaret ya da dini değerleri aşağılama gibi sebeplerle en ufak bir şeye bile soruşturma başlatılmasını kesinlikle doğru bulmuyorum. ama bir taraftan da bunun zıttının da sonsuz ve sınırsız bir eleştiri hakkı olmadığı da muhakkak. hepimiz eleştirilerimizi yapıyoruz ama dozunda ve ölçülü olmakta yarar var.
devamını gör...

sözlük yazarlarının kulak buşonları

doğarken ağladı insan
buşon olsun buşon...
devamını gör...

azil

hakan günday romanı. öncelikle kurgusunu çok beğendim diyebilirim. içindeki kasveti, karamsarlığı ve herkes kötüdür fikrini sevmedim. bu yönüyle kinyas ve kayra'ya benziyor diyebilirim. hatta kitabın bir yerinde yolları kinyas ve kayra ile kesişse ne olur acaba diye düşünmedim değil ama o iki it asil'i öldürürdü muhtemelen.

kitap gerçekten etkileyici bir mektupla başlıyor. zihinsel engelli olan asil'in ilginç hayat hikayesi içine düşeceği enteresan yolu beraber yürüyorsunuz. kinyas ve kayra'da zihinsel ölüm saçmalığı vardı. azil'de ise yokavar safsatası: yaratarak yok olmak. neden çünkü bu kitapların karakterleri o kadar zeki ki beyinlerini durdurmanın yolu birinde zihinsel ölüm, öbüründe yaratarak yok olma, yan, yokavar. ama halbuki bu şahısların sadece sosyal zekalarının düşük olduğu, bir arada yaşamanın getirdiği kurallardan ve nezaketten yoksun oldukları, kendilerini özel ve her şeye layık diğer insanlarınsa birer böcek oldukları çünkü hepsinin kötü olduğu, iyilik diye bir şey olmadığı vs. vs türlü safsatalarla yaratılan suni bir kasvet var. yer yer haklı ve yerinde eleştiriler var. ama yer yer de sırf bu kitaba hakim genel kasvet duygusunu verebilmek için içten pazarlıklı ve zorlama bir ittirme hakim.

ha bu arada ben sadece bu kötülük duygusuna kıl oluyorum. onun dışında yazarın kurgusu, olayların başlangıçtaki haliyle geçtiği süreçler ve nihayetindeki finali fana gayet başarılı. anlatımı zaten süper bence. hakan günday kitaplarında en sevdiğim şey kendine has betimlemeleri, benzetmeleri. cümle yapılarını, ifade ediş şeklini seviyorum. oldukça zekice bence.

azil'de yazılan kitapların konuları, çekilen belgesel, para kazanma yöntemleri, yahya ile karşılaşması vs hepsi ayrı birer kitap ve film konusu. tek bir kitapta bu kadar çeşitliliği ele alabilmesi ve bunları başarılı bir kurgu ile kitapta yedirebilmesi büyük başarı. yine kitaptaki toplumsal eleştiriler ve ele alınış biçimleri de güzel.

başlarken çok beğendim. ilerledikçe bazı yerlerinde vay be dedim. bazı yerlerinde öffffffffffffffffffffffffffff be dedim. bazen hak verdim. bazen oha bokunu çıkartmış dedim.bazen üzüldüm. bazen ve genelde sinirlendim. genel itibariyle memnuniyetle bezeli bir olmamışlık, bir yarımlık hissettim. daha yeni bitirdim, belki de sindirmeliyim.

asil yaşayan, adil ölmez.
devamını gör...

pilav yaparken aniden gelen kitap okuma isteği

işten kaçmak için yapılan bir eylem. işten kaçmak için yapılmıyorsa bariz ucuz bir şov.

valla askerlik ve ev işi olmasa ülkenin okur yazar oranı yarı yarıya düşmezse ben de bir şey bilmiyorum. askerliği tecil ettirmek için profesör olan, evde iş yapmamak için akademik kariyer yapan bir ton insan tanıyorum.

pilavları da lapa oluyor zaten.
devamını gör...

normal sözlük'teki aile ortamı

(bkz: palu ailesi)
devamını gör...

erkeğe en çok yakışan renk

pembe demeyen kendini sorgulasın....

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yalnızız

peyami safa'nın karakter tahlilleri, ruh çözümlemeleri ve betimlemeleri ile göz dolduran romanı. anlatımı akıcı, üslup çekici. yalnız arapça ve farsça kelimelerin arasına fransızca ve ingilizce kelimeler de girince yer yer okuması zorlaşıyor şeklinde bir eleştiri de sunulabilir. romanın genel havası batılılaşma hareketleri ve cumhuriyet sonrası geçiş dönemindeki toplumsal durum üzerinden ilerlediği için bu eleştiri de mazur görülebiliyor bir yerde.

ideal bir ütopya olan samim'in simeranya'sı pek çok yönden bugün dahi hayaliniz kurduğumuz nizamı, intizamı ve oluşturduğu toplumun bilinç düzeyi ile keşke gerçek olsa dedirten bir yer. romanda, içinde yaşanılan toplumun anlatılan yozlaşısından bir kaçış yeri bir sığınak olarak karşımıza çıkıyor.

şüphe- sadakat - ahlak üçleminde ele alınan olay örgüsü okurları kendine çekiyor ve pek çok hususu da düşünmemize yol açıyor. bahsi geçen çoğu hususun günümüzde dahi toplumsal sorun olmaya devam etmesi toplumun içinde düştüğü kısır döngüyü de güzel aktarıyor. kadın erkek eşitliği, toplumsal ahlak, batılılaşma ve batı özentiliği çelişkisi romanın baş karakterlerinden meral üzerinden ele alınmış hazin bir şekilde sonlanmış.

bilhassa romanın sonlarındaki o mistik, telepatik, telekinetik olaylar zincirini başarılı buldum. gerçekten zaman zaman ürperdim, zaman zaman o odada ben de varmışım gibi hissedip o ıslık sesini ben de duydum. saat biri altı geçen benim burnumdan da gitti yanık kokusu...

romandaki karakterlerden her biri yine özenle seçilmiş nevi şahsına münhasır tipler. her biri bir şeyi yemsil ediyor. kimi çok rahat, kimi çok evhamlı, kimi çok ciddi, kimi çok gevşek, kimi çok şüpheci, kimi çok gamsız, kimi çok ahlak satıyor kimi hafif meşrep.

biraz da samim itine değinmek istiyorum. evet roman genel olarak samim'in ağzından ve onun bakış açısıyla ilerliyor. simeranya da samim'in kurguladığı güzel bir ütopya ok. spoiler - be gavat hem kızın yaşında olan, hatta belki de kızın olabilecek biriyle düşüp kalkıp nasıl sağda solda ahlak satabiliyorsun? yıllar önce evli bir kadın olan meral'in annesi necile ile metres hayatı yaşayıp yıllar sonra kızı ile iş pişirip kimin ahlakını ne hakla sorguluyorsun. tamam meral gözü dışarda hatta kaşar yaftası vurulabilecek bir kız da sen çok mu iyi boksun be adam. valla kriz geçirdim okurken.

favorim tabi ki de besim. kanki olmak isterdim kendisiyle sjdkkld

sonuç olarak bence okunması gereken hatta okunması elzem olan bir kitap. velhasıl kelam, koketrisini tecessüsünün vuzuhu, itiyat tamayülüne istihale ederse istihzalara neden olabilir.
devamını gör...

cinsiyetsiz tuvaletler istiyoruz

evinizdekini kullanabilirsiniz şeklinde yerine getirilebilecek olan istek cümlesi. böyle bir isteğin bende iki karşılığı var: ya salak olmak ya da sapık olmak. artık kendinizi nerede görüyorsanız.
devamını gör...

acı yiyemeyen erkek

prenses ağzı uff olan erkektir. dünya ahret bacımdır...
devamını gör...

bin muhteşem güneş

insanın içini dağlayan, yer yer bu kadar da olmaz dedirten, zaman zaman ohh çektiren ama genel itibariyle gözlerini nemlendiren bir roman. her ne kadar roman desek de adına, dünyanın bir yerlerinde bu olayları gerçekten yaşayan insanların olduğunu bilmek insanın içini daha da eziyor.

sözde hürriyet adına, din adına, ideolojileri adına farklı farklı gruplara ümit bağlayıp günden güne daha da kısıtlı, daha da kötü günler yaşamaya mahkum edilen afgan halkının çaresizliğini iliklerine kadar hissediyor insan. bilhassa kadınların hak ve özgürlüklerini ellerinden alıp her geçen gününü aratır hale getirmek kaçıncı seviye vicdansızlıktır mesela. mücahitler galip gelirse rahatlayacağını uman halk umduğunu bulamayınca mücahitlerden kurtulmak için taliban'a sarılıyor ama denize düşüp de yılana sarılsak daha iyiydi noktasına geliyorlar. dinle alakası olmayan ama siyasi arzu ve heveslerini, şahsi menfaatlerini din kisvesi altında gidermek isteyen bir zümre insanın zulmü yıllarca insanlara büyük çileler çektirdi.

burası spoiler:

bir harami olarak meydana gelen meryem'in hikayesi ile başlayan roman, leyla ve tarık'ın hikayesi ile devam ederken bir anda her şey birbirine girip hayatları kesişiyor. bir yerden sonra hangisine üzüleceğini şaşırıyor insan. başta iyi bir insan gibi gelen raşit ayısının erkek çocuk sevdası, leyla'ya aşkı uğruna söylediği yalanla sevdiğinden ayırması ve sonunda hayatında ilk defa anlamlı bir şey yapmaya karar veren meryem'in cesareti ile kendini feda etmesi sonucunda tatmin etmese de buna da şükür dedirten mutlu sonu ile insanın ruhunda onulmaz yaralar açıyor kitap.

aynı bizdeki bazı andavallar gibi kız çocuklarını okutmayıp karısı kızı hasta olunca kadın doktor isteyen mağara ayılarının o coğrafyalarda daha yoğun ve vahşi hüküm sürdüğünü görmek de şaşırtmıyor. toplumsal analiz yapalım demeye çalışsak bile ortada analiz edilebilecek bir toplum yok desek yeridir. baskı, korku, sindirme, dini kullanma, gücü eline geçirince başlayan zulüm... hikaye hep aynı.

bu kitabı bütün kadınlara okutmak lazım. özellikle atatürk düşmanı olanlara. bugün kendilerine sunulan imkanları, verilen hakları, gördükleri değerin neye, kime borçlu olduklarını, ayakları üzerinde durmazlarsa başlarına neler gelebileceğini görsünler.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim