1.
yüzyıllık yalnızlık
kırmızı pazartesi'den sonra okuduğum ikinci gabriel garcia marquez romanı. eh adama o kadar nobel vermişler, okumamak olmaz değil mi?
macondo adlı kasabayı kuran jose arcadio ile ursula ailesinin yüz yıllık süre içerisinde meydana gelen 7 kuşak boyunca yaşadığı hayatı her yönüyle, yer yer masalsı, yer yer gerçeksi, yer yer toplumsal yer yer bireysel ele alınan öyküsü. her yeni kuşağın dedelerinin hatalarını yaptığı ve kısır döngüye giren böyle bir ailenin helak olmaması mümkün değil zaten. zina fuhuş bunlarda, ensest bunlarda, alkol bunlarda, kumar bunlarda, yemedikleri halt yok. eline dünya kadar para geçiyor, havanlar 3'er 5'er doğuruyor, akıyorken doldur bi yatırım yap, kara gün olur de köşeye para koy demi? ama yok, illa partilerle festivallerle iti köpeği doyurcan. halasına, teyzesine, kız kardeşine kerkinmeyen zaten yok. böyle zındık bir ailede bir tane bile eşcinsel çıkmamasına çok şaşırdım. o da muhtemelen yazarın yaşadığı dönemde eşcinselliğin bu kadar ulu orta ve yaygın olmamasından kaynaklı. sen ver bakayım netfliks'e jose arcadio, albay aureliano beundia ve melquiedes'e nasıl 3'lü yaptırıyorlar asjhdsjl
şaka bir yana kitapta büyük bir dramın yanı sıra pek çok toplumsal ve ahlaki sorun ele alınmış, siyasi yapıya selam çakılmış. yer yer duygulandıran üzen olaylar olduğu gibi yer yer güldüren yerler de vardı. akraba evliliğinden korkup çocuklarının domuz kuyruğuyla doğacağından endişe eden ursula'nın ilk oğlu jose arcadio'nun devasa aletini görünce korktuğunun başına geldiğini sanıp karalar bağlaması yardı asjhsdjl neyse ki işinin ehli olan pilar ternera olayın aslını anlattı da rahat bir nefes aldı. bu ablamız da maşallah bu arada her mahallede bi tane bundan olsa var ya ülkede nüfus sorunu kalmaz agdskh
bir de ursula yine yaşlanıp kör olup yatağa düşünde yaptığı iç hesaplaşma esnasında içinden küfür etmeye başlayıp sonra bir anda bok diye bağırması ve o anda odada olan torununun ursula'nın içinden sövdüğü bilmediğinden yerlerde bok aramasıydı. metroda kendi kendime güldüm baya. deli sanıp ağacağa bağlayacaklar diye korktum jahjsdlk kitaptaki favornin soyu i karakterim ursula'dır bu arada. o olmaz bu ahraz aile 3. kuşakta çoktan kurumuştu hgdhksj
bu arada rabbim cümlemizi amaranta gibilerin nefretinden korusun. ne öfkeymiş arkadaş. seven(7) filminin kitap versiyonu gibi. 7 ölümcül günah ve 7 kuşaklık lanet. açgözlülük(çoğunda var) , kibir(özellikle fernanda. kraliçe olucam diye kasım kasım kasılıp burnundan kıl aldırmıyordu.) öfke (dedik zaten amaranta diye.) kıskançlık( bu da yine kardeşler arasında var da amaranta- rebecca rekabeti daha belirgin), tembellik(bu daha çok aurelianolarda var. ben gözlemci ve sezgiciyim aga deyip yatıyorlar) oburluk (jose arcadio segundo'ydu galiba festivallerde fil lakaplı kadınla yeme yarışına girip çatlıyordu az daha. yiye yiye 150 kiloya yaklaştı camış.) şehvet (bunun için isim vermeye gerek var mı, beundia hanesinde kimseye arkanızı dönmeye gelmez hepsi düz duvara tırmanıyor maşallah.)
amaranta ursula, son kuşağın adını rodrigo koyalım deyince hah ailenin makus talihi düzeliyor sanıp sevindim ama kitaptaki tek akıllı beundia olan 6. kuşak aureliano gitti çocuğun adını yine aureliano koydu. ve ailenin atasının ağaca bağlanıp sonuncusunu karıncaların yemesi kehaneti gerçekleşti. kitap boyunca sürekli anlatılan melquides'in el yazmaları olayı da güzel bağlandı. yüzyıllık yalnızlık da sona erdi. zaten ermeseydi 47. kuşak jose arcadio bundiea devasa aletiyle hepimizi sıradan geçirecekti jkshdld
kitapta o kadar konu o kadar olay, o kadar karakter var ki anlat anlat bitmez. yazarın anlatım dili ve çeviri de güzel olunca keyifli bir okuma çıkıyor. evet biraz karışık ama çözülüyor ya. 3. kuşaktan sonra anlıyorsun zaten kimin ne olduğunu. hazır yeni bitirmişken unutmadan yazayım ileride okurum diye buraya da not alayım. 3 güne unutuyorum zaten. burada karşıma çıkınca iyi oluyor. hee evet böyle böyleydi diyorum.
neticeten güzel bir kitap. okunması gereken bir eser. yazarın anlatım tarzını görmeli bence. ama çok kitap okuyan biri değilseniz bununla başlamayın direkt. başka kitaplar okuyup kitap okuma alışkanlığı edinip mental olarak hazır olun öyle okuyun.
macondo adlı kasabayı kuran jose arcadio ile ursula ailesinin yüz yıllık süre içerisinde meydana gelen 7 kuşak boyunca yaşadığı hayatı her yönüyle, yer yer masalsı, yer yer gerçeksi, yer yer toplumsal yer yer bireysel ele alınan öyküsü. her yeni kuşağın dedelerinin hatalarını yaptığı ve kısır döngüye giren böyle bir ailenin helak olmaması mümkün değil zaten. zina fuhuş bunlarda, ensest bunlarda, alkol bunlarda, kumar bunlarda, yemedikleri halt yok. eline dünya kadar para geçiyor, havanlar 3'er 5'er doğuruyor, akıyorken doldur bi yatırım yap, kara gün olur de köşeye para koy demi? ama yok, illa partilerle festivallerle iti köpeği doyurcan. halasına, teyzesine, kız kardeşine kerkinmeyen zaten yok. böyle zındık bir ailede bir tane bile eşcinsel çıkmamasına çok şaşırdım. o da muhtemelen yazarın yaşadığı dönemde eşcinselliğin bu kadar ulu orta ve yaygın olmamasından kaynaklı. sen ver bakayım netfliks'e jose arcadio, albay aureliano beundia ve melquiedes'e nasıl 3'lü yaptırıyorlar asjhdsjl
şaka bir yana kitapta büyük bir dramın yanı sıra pek çok toplumsal ve ahlaki sorun ele alınmış, siyasi yapıya selam çakılmış. yer yer duygulandıran üzen olaylar olduğu gibi yer yer güldüren yerler de vardı. akraba evliliğinden korkup çocuklarının domuz kuyruğuyla doğacağından endişe eden ursula'nın ilk oğlu jose arcadio'nun devasa aletini görünce korktuğunun başına geldiğini sanıp karalar bağlaması yardı asjhsdjl neyse ki işinin ehli olan pilar ternera olayın aslını anlattı da rahat bir nefes aldı. bu ablamız da maşallah bu arada her mahallede bi tane bundan olsa var ya ülkede nüfus sorunu kalmaz agdskh
bir de ursula yine yaşlanıp kör olup yatağa düşünde yaptığı iç hesaplaşma esnasında içinden küfür etmeye başlayıp sonra bir anda bok diye bağırması ve o anda odada olan torununun ursula'nın içinden sövdüğü bilmediğinden yerlerde bok aramasıydı. metroda kendi kendime güldüm baya. deli sanıp ağacağa bağlayacaklar diye korktum jahjsdlk kitaptaki favornin soyu i karakterim ursula'dır bu arada. o olmaz bu ahraz aile 3. kuşakta çoktan kurumuştu hgdhksj
bu arada rabbim cümlemizi amaranta gibilerin nefretinden korusun. ne öfkeymiş arkadaş. seven(7) filminin kitap versiyonu gibi. 7 ölümcül günah ve 7 kuşaklık lanet. açgözlülük(çoğunda var) , kibir(özellikle fernanda. kraliçe olucam diye kasım kasım kasılıp burnundan kıl aldırmıyordu.) öfke (dedik zaten amaranta diye.) kıskançlık( bu da yine kardeşler arasında var da amaranta- rebecca rekabeti daha belirgin), tembellik(bu daha çok aurelianolarda var. ben gözlemci ve sezgiciyim aga deyip yatıyorlar) oburluk (jose arcadio segundo'ydu galiba festivallerde fil lakaplı kadınla yeme yarışına girip çatlıyordu az daha. yiye yiye 150 kiloya yaklaştı camış.) şehvet (bunun için isim vermeye gerek var mı, beundia hanesinde kimseye arkanızı dönmeye gelmez hepsi düz duvara tırmanıyor maşallah.)
amaranta ursula, son kuşağın adını rodrigo koyalım deyince hah ailenin makus talihi düzeliyor sanıp sevindim ama kitaptaki tek akıllı beundia olan 6. kuşak aureliano gitti çocuğun adını yine aureliano koydu. ve ailenin atasının ağaca bağlanıp sonuncusunu karıncaların yemesi kehaneti gerçekleşti. kitap boyunca sürekli anlatılan melquides'in el yazmaları olayı da güzel bağlandı. yüzyıllık yalnızlık da sona erdi. zaten ermeseydi 47. kuşak jose arcadio bundiea devasa aletiyle hepimizi sıradan geçirecekti jkshdld
kitapta o kadar konu o kadar olay, o kadar karakter var ki anlat anlat bitmez. yazarın anlatım dili ve çeviri de güzel olunca keyifli bir okuma çıkıyor. evet biraz karışık ama çözülüyor ya. 3. kuşaktan sonra anlıyorsun zaten kimin ne olduğunu. hazır yeni bitirmişken unutmadan yazayım ileride okurum diye buraya da not alayım. 3 güne unutuyorum zaten. burada karşıma çıkınca iyi oluyor. hee evet böyle böyleydi diyorum.
neticeten güzel bir kitap. okunması gereken bir eser. yazarın anlatım tarzını görmeli bence. ama çok kitap okuyan biri değilseniz bununla başlamayın direkt. başka kitaplar okuyup kitap okuma alışkanlığı edinip mental olarak hazır olun öyle okuyun.
devamını gör...
