jazzitup yazar profili

jazzitup kapak fotoğrafı
jazzitup profil fotoğrafı
rozet
kafa izninde
karma: 733 tanım: 80 başlık: 5 takipçi: 13

son tanımları


z kuşağı ön yargıları

daha bugün iş başvurusu için gittiğim pub'ın servis şefinden bu konuda epey bir serzeniş işittim. seni rahatsız eden ne bu kuşakta dedim(çalışanlar hep o aralıkta olmuş şimdiye dek). "çok kaprisliler" dedi. valla ben demiyorum, o diyor.*
devamını gör...

yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi

kredi kartı borcum için son uyarı olarak bankadan aranmam. güleyim mi aglayim mi bilemedim. ben naparsam yapayım o borç orda duruyor şimdi. ıyisi mi guleyim(deneyeyim).*
devamını gör...

yumurtalı dondurma

yumurta turşusundan daha beter olamaz diye düşündüğüm şey. ingiliz mutfağini merlin dizisinde bu anlam veremediğim turşuyu gördükten sonra merak edip araştırmıştim. oldu, iyi günler diyip çıktım.
devamını gör...

terk edilmiş yerler

hayatımda fiziken çok az böyle yer görmüş olmama rağmen çok sevdiğim iki film ile benim merakımı cezbetmiş yer(ler)dir. detroit bahsettiğim yer. özellikle jim jarmusch'un only lovers left alive filminde iki ana sahne mekani vardır, tanca(fas) ve detroit.

filmde detroit'in secilme sebebi "modern uygarlığın" çöküşünü ve insan doğasının kendinden uzaklaşıp yozlaşmasini vurgulamak içindir. depresif, intihara meyilli ama duyguları oldukça hassas sanatçı bir vampir olan adam(ilk insan adem'i simgeler), insan türüne "zombi" adını vermiştir ve yıkıntı evinde, müziğini kendine saklayarak-o beş para etmez zombilere kaptirmayarak- kendi halinde takilmaktadir. ta ki eşi eve(havva) yanına tasinana ve onun gözünü şehrin besleyen anılarına, terk edilmiş, otoparka dönüşmüş harika katedrallere, sevdigi yazarların çocukluk evine ve evinin bahçesinde mevsimsiz açan mantarlara çevirene dek. odagini hayata döndürür yani. terkedilmis, bir zamanlar henry ford'un dünyayı kasıp kavuran arabalarının üretildiği bu şehre "medeniyet çöküşü çürümüşlük yatağı" olarak değil, "insanlığın ve doğanın yasanmisliginin hala canlı olan, hissedilen, dokusu, ruhu olan hislerine" dalarak bakmamizi salık verir.

terkedilmis yerin büyüsünü iliklerimize kadar hissederiz izlerken. eve'in perspektifi hayat ana'dan gelir: hiçbir şey yoksa renkler, dokular ve ıssızlık büyüludür. hiçbir yer gerçekten terkedilmiş değildir, hayat hala oralarda nefes almaktadır. terkedilmiş yer bu filmde terkedilmiş-kendini terketmiş insanın mekanini sembolize ederken havva anamız gelip tüm dengeleri degistirmistir kısaca.

bir de şu var;
terkedilmiş yerlerde bizi huzursuz eden unsurun yasanmisliktan kalan izler olduğunu düşünüyorum. bu duyguyu en çok istanbul'da terkedilmis bir genelevin fotoğraflarını içeren haberi okurken yaşamıştım. öyle ki, gerçek, tam bir hayat yasanmissa, ardinda hiçbir kalıntı bırakmaz. cop, acı veren görüntüler, ürküten yıkıntı evler...
devamını gör...

bir kadının kocasına ismiyle hitap etmesinin edepsizlik olması

hindistan'da babür şah döneminde mi yaşıyoruz ve bir hindu muyuz acaba diye beni düşüncelere gark eden başlıktır. öyleyse, evlenmeyi ikinci kez düşünmeyebilirim, seçim şansım varsa elbette.*
devamını gör...

böyle buyurdu zerdüşt

tamamını okumadığım ancak içindeki benim de bayildigim deve, aslan ve çocuk metaforunun insan bilincinin gelişim aşamalarını harika biçimde temsil ettiği, nietzche kitabı.
devamını gör...

bağdaş kuramadığı için meditasyon yapamayan budist

bağdaşa kadar biraz bedenini esnetip çalışırsa eninde sonunda kurar dediğim, üzülmesin istediğim budist. meditasyonun bin beş yüz yolu var, o vakte kadar idare etsin*.

bağdaş ya da ileri seviyede tam lotus vücuttaki enerji akışının dışarı kaçmadan dolanması, omurilik sivisinin da beyne sağa sola sapmadan akması için gelinen duruştur. sağa sola sapiyorsa bıraksın sapsin, o enerji eninde sonunda yolunu bulur, söz.*
devamını gör...

kozmik kitap

itzhak bentov tarafından yazılmış, kozmosun ve tüm varoluşun yapısı, işleyişi, bilinçlilik düzeyleri, insanın buradaki konumu ve yolculuğu hakkında; esprili, eğlenceli bir dille yazılmış, açıklamaları oldukça sade&anlaşılır, bir yolculuğa çıkıp etrafı keşfediyormuşsunuz hissi uyandıran, yani deneyim yaşatan bir kitap.

şu şekilde çok keyifli illüstrasyonları var(aydınlanmış ruhları, yani buda'ları bir alana oturtup onlara mavi yakalılar demesi ayri eglendirmistir beni):
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


en çok "rehber eşliğinde nirvana turu" bölümünü sevdim.
devamını gör...

zihinde yer etmiş anonslar

"lütfen dikkat. x şehrinden gelmekte olup, y şehrine hareket eden m firmasının değerli yolcuları, aracinizin hareket saati gelmiştir."

ben artık otobüs değil, uçak anonsu duymak istiyorum. türkçe değil, ingilizce...*
devamını gör...

meja ile kozmoloji radyo yayını

dinlesem güzel olabilirdi ama bu ara bilgi boğulmasi yaşadığımdan, oldukça heyecanlandirici bir yayına benziyor diyerek keyifli akışlar diliyorum. dün akşam daha, kozmoloji ile ilgili bir kitap okuyordum. karadeliklerin "dipsiz kuyu" olmadığı, içinden geçen cismin "ak delikte" bir çıkışı olduğu anlatılıyordu. bana kalırsa bu teoriden ziyade işleyiş mantığına göre bakacak olursak bir gerçek. dinlemiş olsaydım bu konuya da girsene, diyebilirdim.
devamını gör...

mide bulandıran hitap şekilleri

yerli yersiz önüne gelenin kullandığı "aşkım" lafı.
bir otelde birlikte çalıştığım housekeeper adıyaman'lı bir ablamız sürekli böyle sesleniyordu hepimize. ciğerinden mi geliyordu da diline pelesenk olmustu, tabi orası muamma.
devamını gör...

tek kelime ile yaşadığın yeri anlat

gri*. tanıdık geldi mi?
devamını gör...

libidosu yüksek kadın

libidosu yüksek kadındır. başka ne olması lazım?
devamını gör...

kabilemizi bulmak

ruhumuzla eş, bizi besleyen, bizim beslediğimiz, köstek değil destek olan, çözüm öneren değil ortak olan, alan-veren değil paylaşan, söyleyen değil anlatan, duyan değil dinleyen, yargılayan değil nazikçe işaret eden, yalancı nezaket gösteren değil tatlı sert netlikte olan;
arkadaşlarım, dostlarım, ailem, yoldaşlarım, meslektaşlarım, şuyum, buyum değil de
"insanlarım" dediğiniz insanlarla bulusmaktir, varliklarinin yaşamınızda daimi hale gelmesidir. kabilemizi bulmak kendimizi bulmanın evrensel olcegidir, bu kabile ister 3 kişiden oluşsun, ister 13.
devamını gör...

youtube kanalı önerileri

-eizengänger
-kurzgesagt- in a nutshell
-jessica valant pilates
-fitness blender
-tedx talks
-true meaning
-qigong with kseny
-evrim ağacı
-bebar bilim

böylece bu ara hayatımın gündemine neleri oturtmuş olduğumu da ilan ettim *
devamını gör...

sözlük yazarlarının takıntıları

bir filmi muhakkak orijinal diliyle ve altyazıli, ve mümkün mertebe en geniş ekranda, en yüksek çözünürlükte izlemek. bana bu konuda takıntılı olduğum söylenir ama ben deneyimden ne anladığım, onun kalitesine, keyif duzeyine ne kadar önem verdiğim gibi yerlerden okunmasını isterim bunun. hevesim kaçıyor, valla izleyemiyorum.
devamını gör...

yazarların kendilerini tanımlama şekli

hayatım boyunca başaramadığım şeydir. kendimi ne diye tek bir tanıma sigdirayim ki? her rengi, her kültürü, her dili, her tadı seven biriyim desem yine yetemez, içsel zenginlik üç-beş sözcükle anlatılamaz. fakat babannemin çok şahane bir argosu durumu daha net tarif eder, tanımlar ve beni de oldukça eglendirir:

"her b*ktan yüz dirhem yer"

izahın olamadigi yerde mizah her zaman nokta atışı yapar.*
devamını gör...

yazarların problemlerini çözme şekli

#2463932 bunu bilinçli olarak yapmadan tam da bu tanımdaki gibi sürdürdüğümü farkedip bunun eyleme yönelik somut bir çözüm bulma tutumu, sürekli değişime ve "yanıldım, o zaman yeni bir şey denerim" acikligi, esnekliği olduğunu gördüğüm çözüm şekli.

bundan önce, yıllar boyu zihnimin içinden zihnimle cikmaya çalışmak gafletine dusuyordum. yani bir sorunu, tikanmisligi, akmayan bir süreci, kör noktalarimi düşünerek bulmaya ve onu uygulamaya yönelik bir tavrım vardı, elbette ki yüzde 90 ise yaramıyordu. çünkü düşünmek zihni ve düşünce alemini açıp genisletebilir, dusunme kası gelişebilir fakat gerçekte hayatı bize yaşatan, deneyimleten düşünce değil eylemdir, oluş bicimimizdir. düşünce adı üzerinde düşüncedir. dusunme pratiği yaparsan o gelişir, eylem gelmez. parlak bir fikir bulsan bile o fikir yalnızca düşünce aleminde parlayan bir fikir olarak kalır, çünkü düşünmenin kendisi de ayrı bir eylem.

dusunme eylemi, düşünerek sorun çözmeye çalışma,eylemi temelimiz olursa, düşünce kalıbı adını verdiğimiz bir "inanc" olusur: sorunlar yalnızca düşünerek çözülür. ve buna inanan zihin-beden yalnızca bunu sürdürür. neticede düşünme eyleminin kendisi bir problem olur ve kendi kendini yutar. eyleme geçmekten bizi alıkoyan "overthinking" dediğimiz şey hayatımızın merkezine oturur ve bu da melankoliyi, depresyonu, ve belki ileri düzeyde obsesyonlari, ruhsal rahatsızlıkları beraberinde getirir. düşünce tehlikeli bir uctur, eğer ordan başlarsak sahi içinde kaybolup girdaba kapılma olasiligimiz çok yüksek.

bu yüzden ise bedenle, eylemle, düşünme süreci içermeyen gerekçesiz herhangi bir şeyle başlamak anahtardır. bazen düşünme kısmı problemin çözümüne giriş niteliğinde bir anahtar olabilir. bir şeyi açıklığa kavusturabilir, kapı olabilir. ama sadece o kadar. kapıyı söküp tüm koridora kapı dosersek geçecek yolumuz kalmayabilir, iflahimiz kesilebilir, niçin tasidigimizi bilmeden her karisa o kapıları kan ter içinde doserken tukenebilir, neden tukendigimizi unutacak bir hale gelebiliriz.
devamını gör...

kafa dağıtmak için yürümek

bu başlığı okuduğum gün merakımı cezbetmiş, test etmek için başlattığım ve günlük rutinim olmuş, iyi ki dediğim alışkanlık.


benim gibi bir müddet hayatına yön vermek, durup dinlemek, dinlenmek, demlenmek, uyaranları(insan, mesguliyetler, neyi nicin yaptigimi bilmedigim sayisiz aktivite, kalabalık, her türlü gürültü) azaltmak, sadeleşmek ve yalnızca gerekenleri hayatına dahil etmek için geri çekilmiş, günlerini evde geçiren biri için, yön vermeye nereden başlayacağım ciddi bir sorunsaldı. ise tabi ki bedenle başlamak gerektiğini biliyordum, bedenimle bağ kurduğumda, yavasladigimda, cevremin bu yavaşlık ekseninde farkına vardığımda sahi daha önce gorunur olmayan çok şeyin berraklastigini, neyi niçin istediğimin, yaptığımın netleştiğini goruyordum. bunun için gün ve gece olmak üzere kendime iki setlik maks. 1 saat olmak uzere egzersiz setleri ayarladım.

fakat bir şey eksikti, kendimi bir türlü sokağa nasil atacagimi, o çok sevdiğim rüzgarda, güneşte, hava her nasılsa onun tadını çıkararak yürümek gibi basit bir seyi nasil becerecegimi bilmiyordum. kendimi buna "ikna edemiyordum". haliyle de surekli ayni kapali ortamda bulunan bedenim bir yerden sonra kisir donguye giriyor, eski dusunme ve fiziksel aliskanliklarina geri donuyordu. tam bu sancı ile kıvranırken burada bu başlığı gördüm ve tabiri caizse kafamda bir ampul yandı. evet ya, dedim. gerekçe, gorev, rutin olması gerekmiyor. kafa dağıtmak için yürümek, harika bir olay. çünkü 10 dakika bile dışarı çıkıp gezdirsen bu bedeni, o an içeride sıkışmış enerji açık hava ile temas edip sirkule oluyor, serbest kalıyor, eskiyi atıyor, yeniyi alıyor, ferahliyor, temizleniyor, rahatlıyor. bunu bir haftadan fazladır sürdürüyorum. ve her defasında başka bir şey keşfediyorum. bir gün ilgimi gündelik hayatın sıradan sesleri, görüntüleri, rutinleri cekiyor(dukkan çeşitleri, açılması, sait faik'in durum öyküsü görüntüleri gibi kesitler), bir gün çeşitli ağaç yaprakları, diğer gun bulutlar, bir gun çocuklar, öbür gün başka bisey. bu tazelik sadece hareket eden bedenin geniş, açık ve devingen alanda bulduğu huzur değil, aynı zamanda duyusal bombardimanin da sadelesmesi demek oluyor, belirli bir ilgi noktasinda odak.



o gün sahiden melankolik ya da ofkeliysem, ya da cok mutluysam, adımlarım ve duruşum, yuruyusum de ona göre şekilleniyor. kulağımda dokunakli bir müzik, başım önümde aglaya ağlaya, iç çeke çeke yürüdüğüm de oluyor, gümbür gümbür, enerjik bir ritmle kararlı, güçlü adımlarla yürüdüğüm de, dans eder gibi kivrila kivrila, neşeyle yürüdüğüm de. her bakimdan sifa, her bakimdan lezzetli, dinlendirici ve tazeleyici. her kaç dakika ise o yürüyüşten sonra eve döndüğumde bilincim asla eskisi gibi olmuyor.
devamını gör...

intikam almak bizi rahatlatır mı sorunsalı

intikam aldığımızda rahatlayanın ne olduğuna bakmak gerekir diyerek açıklığa kavuşabilecek sorunsal. ıntikam dürtüsü neyi besler, neyden beslenir, hangi duygudan enerji alır, gibi kaynaklandığı yere, sebepsel sorular sorarak anlayabiliriz belki.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim