#2463932 bunu bilinçli olarak yapmadan tam da bu tanımdaki gibi sürdürdüğümü farkedip bunun eyleme yönelik somut bir çözüm bulma tutumu, sürekli değişime ve "yanıldım, o zaman yeni bir şey denerim" acikligi, esnekliği olduğunu gördüğüm çözüm şekli.
bundan önce, yıllar boyu zihnimin içinden zihnimle cikmaya çalışmak gafletine dusuyordum. yani bir sorunu, tikanmisligi, akmayan bir süreci, kör noktalarimi düşünerek bulmaya ve onu uygulamaya yönelik bir tavrım vardı, elbette ki yüzde 90 ise yaramıyordu. çünkü düşünmek zihni ve düşünce alemini açıp genisletebilir, dusunme kası gelişebilir fakat gerçekte hayatı bize yaşatan, deneyimleten düşünce değil eylemdir, oluş bicimimizdir. düşünce adı üzerinde düşüncedir. dusunme pratiği yaparsan o gelişir, eylem gelmez. parlak bir fikir bulsan bile o fikir yalnızca düşünce aleminde parlayan bir fikir olarak kalır, çünkü düşünmenin kendisi de ayrı bir eylem.
dusunme eylemi, düşünerek sorun çözmeye çalışma,eylemi temelimiz olursa, düşünce kalıbı adını verdiğimiz bir "inanc" olusur: sorunlar yalnızca düşünerek çözülür. ve buna inanan zihin-beden yalnızca bunu sürdürür. neticede düşünme eyleminin kendisi bir problem olur ve kendi kendini yutar. eyleme geçmekten bizi alıkoyan "overthinking" dediğimiz şey hayatımızın merkezine oturur ve bu da melankoliyi, depresyonu, ve belki ileri düzeyde obsesyonlari, ruhsal rahatsızlıkları beraberinde getirir. düşünce tehlikeli bir uctur, eğer ordan başlarsak sahi içinde kaybolup girdaba kapılma olasiligimiz çok yüksek.
bu yüzden ise bedenle, eylemle, düşünme süreci içermeyen gerekçesiz herhangi bir şeyle başlamak anahtardır. bazen düşünme kısmı problemin çözümüne giriş niteliğinde bir anahtar olabilir. bir şeyi açıklığa kavusturabilir, kapı olabilir. ama sadece o kadar. kapıyı söküp tüm koridora kapı dosersek geçecek yolumuz kalmayabilir, iflahimiz kesilebilir, niçin tasidigimizi bilmeden her karisa o kapıları kan ter içinde doserken tukenebilir, neden tukendigimizi unutacak bir hale gelebiliriz.
devamını gör...